T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/877 Esas
KARAR NO: 2024/862
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 23/11/2024
KARAR TARİHİ: 25/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04/04/2019 tarihinde ---------, ---------- Mahallesi ----------- Sokak adresinde sürücü ... sevk ve idaresindeki -------- plaka sayılı aracı ile seyir halinde iken elektrik kablosuna aracının üst kısımları ile takılması sonucu müvekkil şirket şebekesinde hasar meydana geldiğini, hasarın onarımına ilişkin işlemler müvekkil şirket tarafından yapılmış olup hasar bedelinin tahsili amacıyla ---------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmış fakat borçlu tarafından icra takibine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, 10.131,20-TL tutarındaki hasar bedelinin tahsili maksadıyla Müvekkil Şirket, davalı aleyhine işbu huzurdaki davanın konusu -------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- Esas sayısına kayden ilamsız icra takibi başlattığını, ne var ki davalı, işbu icra takibine yönelik 06.03.2021 tarihinde itiraz etmiş olup itiraz dilekçesi taraflarına tebliğ edilmediğin, işbu haksız ve kötü niyetli itirazın bertaraf edilmesi maksadıyla huzurdaki itirazın iptali davası ikame edildiğini, borçlu itirazında haksız olup kötü niyetli olduğunu, icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz etiğini, bu nedenle borçlunun itirazının iptali, takibin devamı, borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına çarptırılması, borçlu kötü niyetli olarak borcunu sürüncemede bırakmasından dolayı alacağın %20 aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına çarptırılmasını talep ettiklerini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibari ile haksız fiilden kaynaklı oluşan zararın tazmini amacıyla davacı tarafından davalıya başlatılan icra takibine davalının itirazının iptali davasıdır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. Davaya konu somut olayda, uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, her ne kadar davalının sürücüsü olduğu ---------- plakalı araç ticari nitelikte ise de davaya konu aracın ticari kullanım amacına tahsisli olması davanın niteliğini ticari dava niteliğine sokmak için yeterli olmayıp, tarafın da tacir olması gerektiği, mahkememizce UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada davalının potansiyel mükellef olduğu, yani tacir olmadığı, bu haliyle işbu davanın nisbi ticari dava da olmadığı, işbu davada görevli mahkeme genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmıştır.Yukarıda açıklanan sebeplerle mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nin 114-115 maddesi uyarınca davanın usulden reddine ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna,
2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli ---------- Anadolu Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmesi için Tevzii Bürosuna gönderilmesine,
3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, tarafların yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/11/2024