T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/878 Esas
KARAR NO: 2025/448
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/11/2024
KARAR TARİHİ: 13/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Ensar Sönmez (sönmez oto kaporta) ile davalı şirket arasında 15.02.2018 tarihinde anlaşmalı servis sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeyle tarafların yüklenecekleri edimler belirlendiğini, yapılan sözleşme gereğince müvekkilin oto servisinde açılan ve hasar dosyalarının onarımını yapmış ve faturalarını tanzim ettiğini, ancak fatura bedelleri müvekkile ödenmediğini, ------- olduğunu, davalı şirket, müvekkil ile yapmış olduğu anlaşmalı servis sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, müvekkil sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş ancak hasar onarım bedelleri kendisine ödenmediğini, müvekkil zarara uğradığını, yaşanan uyuşmazlık sebebi ile ------ Arabuluculuk Dosya Numarası tevzi olunmuş ve arabuluculuk süreci "anlaşamama" şeklinde sonuçlandığını, müvekkilce fatura bedellerinin ödenmesine ilişkin olarak davalı tarafla görüşmeleri sonuçsuz kalmış, davalının fatura bedelini ödememesi sebebiyle müvekkilin uğradığı zararın tazmini için işbu davayı açtıklarını beyan etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı, 05.02.2018 tarihli anlaşmalı servis sözleşmesine istinaden tazminat isteminde bulunduğunu, usule ve esasa ilişkin itirazları sunduklarını, müvekkil sigorta şirketi aleyhine ikame edilen işbu davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Eldeki dava, araç tamiri kaynaklı ödenmeyen fatura bedellerinin tahsiline yönelik alacak davasıdır.----Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği, müzekkere yazı cevabının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. --------
---- müzekkere cevabına göre davacının basit usule tabi olduğundan defter tutma yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısıyla tacir olmadığı, ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı. somut uyuşmazlığın tüm taraflarının tacir olmadığı, her ne kadar davalı sigorta şirketi ise de davanın konusunun sigorta hukukuna değil taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklandığı, bu sebeple uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından mutlak ticari dava niteliğinde de kabul edilemeyeceği,Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varıldığından, HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verimiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-HMK.'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna,
2-Kararın istinaf yoluna başvurmaksızın kesinleşmesi halinde HMK.'nın 21. maddesi gereğince yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın------- Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmesine,
3-Yargılama giderleri, vekalet ücreti ve karar ilam harcının yargı yeri belirlendikten sonra görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde --------- Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.13/05/2025