T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/339 Esas
KARAR NO: 2025/376
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 16/10/2024
KARAR TARİHİ: 25/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket nezdinde zmms poliçesiyle sigortalı ----------- plakalı aracın 15.08.2022 tarihinde tek taraflı kaza yapması sonucu dava dışı ---------- yaralandığını, meydana gelen kaza neticesinde dava dışı ----------- maluliyet meydana geldiğini, müvekkil şirket tarafından 300.000,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı aracı kullanan sürücünün %100 oranda kusurlu olduğunu, bu nedenle sigortacının, sigortalıya rücu etme hakkı mevcut olduğunu, müvekkil şirket tarafından mağdura ödenen 300.000,00 TL tazminat ve bu tutarlara ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizin rücuen tahsil edilmesi talebiyle -------- İcra Dairesi'nin ---------- E. Sayılı dosyasıyla davalıya karşı icra takibi başlatıldığını, ancak davalının icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmesi nedeniyle takip durduğunu, davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamı ile, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20’ sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından dava dışı ----------- verilen araç kira sözleşmesi kapsamında teslim edildiğini, dava dışı ----------- kira sözleşmesi kapsamında yer alan kiraya verilen şeyin üstündeki kullanım hakkını başkasına devrettiğinden müvekkiline yöneltilen talepten sorumlu olmadığını, davacı tarafından ikame edilen haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Eldeki dava, davacı ZMMS sigortacısı tarafından ehliyetsizlik sebebiyle rücu talebine ilişkindir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiştir. 6502 sayılı Kanunun 73/1. maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri"nin görevli olduğu belirtilmiş; 83/2. maddesinde ise "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez" hükmüne yer verilmiştir.6502 sayılı Kanunun 3/1-(k) maddesinde tüketici, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden" gerçek veya tüzel kişi; tüketici işlemi ise "Mal veya hizmet piyasalarında ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına hareket eden kişilerle tüketiciler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tarif edilmiştir. Bu nedenlerle, mal veya hizmet alımına dair bir ilişkinin Tüketici Kanunu kapsamında kabul edilebilmesi için, satıcı/sağlayıcı kişinin "Ticari veya mesleki amaçla hareket eden" bir kişi, mal veya hizmet alan kişinin ise ticari veya mesleki amaçla hareket "etmeyen" bir kişi olması ve taraflar arasında sözleşme veya hukuki işlem bulunması gerekmektedir. Somut olayımıza gelince; uyuşmazlığın taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı, UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulama sonucunda davalı sigortalıya ait kazaya karışan ve sigorta sözleşmesine konu olan aracın hususi otomobil olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davalı tarafından aracın kiraya verildiği ve ticari amaçla hareket edildiği savunulmuş ise de davalı tarafından herhangi bir kira sözleşmesi veya ödeme alındığına ilişkin dekont sunulmadığı, yine UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada davalının araç kiralama işi yaptığına ilişkin GİB kaydının bulunmadığı, davalı tarafından aracın kiraya verildiğine yönelik savunma yapıldığı davalının ticari amaçla hareket ettiğini ispatlamayacağı anlaşılmakla uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılmış ve görev hususunun dava şartı olması sebebiyle resen dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak görevsizlik kararına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- HMK.'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğuna,
2-Kararın kesinleşmesi halinde HMK.'nın 21. maddesi gereğince yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmesine,
3-Yargılama giderleri, vekalet ücreti ve karar ilam harcının yargı yeri belirlendikten sonra görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/04/2025