T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/155 Esas
KARAR NO: 2025/876
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/02/2025
KARAR TARİHİ: 09/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkil şirketin inşaat alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, Davalının da müvekkili şirket ile uzun yıllar boyunca yakın ilişki içerisinde olduğunu, bu süreçte müvekkil şirket yetkilileri ile davalının pek çok projenin içerisinde tacir olarak beraber de bulunduklarını, birlikte iş yaptıklarını, davalı tarafın -------- Mah. --------- Cad. No: -------- ---------, -------- Mah. -------- Cad. No: -------- --------, --------- Mah. --------- Sk. No:-------, -------, -------, ------- --------, --------- Mah. ------- Cad. No: -------- --------, --------- Cad. -------- Mah. -------- -------- (İşbu taşınmaz davacı tarafından hala kendi ikameti için kullanılmaktadır.) adreslerinde belirtilen taşınmazların müvekkil şirket tarafından inşa edilmesi hususunda müvekkil şirket ile anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşmanın taraflar arasındaki çok uzun yıllara dayanan yakın ilişkiden doğan güven duygusu sebebiyle şifahi olarak yapıldığını, yazılı hale getirilmediğini, bu taşınmazların davalı ile müvekkili şirketin aralarındaki şifahi hizmet sözleşmesi uyarınca müvekkil şirket tarafından inşa ettirildiğini, müvekkili şirketin söz konusu taşınmazlarının sözleşme uyarınca taşeron şirket aracılığı ile inşa ettirildiğini ve inşa sürecinin hiçbir eksik kalmayacak şekilde tamamlandığını, bu süreçler boyunca ise davalının, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine istinaden ödemesi gereken hiçbir ödemeyi yapmadığını, bu olaylar akabinde Müvekkili şirket yetkilileri ile davalının arasının da bozulduğu ve davalıdan hizmet akdi uyarınca ödemesi gereken meblağ hiçbir şekilde tahsil edilemediğini, müvekkil şirketin belirttikleri taşınmazların inşasını tamamladığını, hatta --------- Cad. --------- Mah.------- -------- adresindeki taşınmazda davalının bizzat kendisinin ikamet ettiğini, davalının bizzat kendisinin ikamet ettiği taşınmazın da Müvekkili şirket tarafından inşa ettirildiği, müvekkili şirketin taraflar arasındaki anlaşma uyarınca ifa yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğunu, davalı tarafından müvekkili şirkete hiçbir ödemede bulunulmadığını, taraflar arasındaki anlaşma uyarınca ödenmeyen meğlağın belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere davalıdan alınarak Müvekkile ödenmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle; ticari hizmet anlaşmasından doğan belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek kanuni faizden az olmamak kaydıyla faiziyle beraber davalıdan tahsiline ve müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafan son derece kötü niyetli olduğunu, Davacı şirkete karşı müvekkil tarafından, --------- İlçesi ------- Mahallesinde bulunan taşınmaz hisseleri için ---------- E. sayılı dosyadan, --------- İli --------- İlçesi -------- Mahallesinde bulunan taşınmazlar için ----------- Esas Sayılı dosyadan tapu iptal ve tescil davaları açıldığını, davalı müvekkilinin, davacı şirkete karşı ---------- Esas sayılı dosyadan müvekkilinin inşaatın ---------, ceza, vergi gibi borçlara karşılık teminat olarak 26.01.2023 tarihinde ---------- Tapu Müdürlüğünde verdiği 50.000 USD miktarlı senet illetten mücerret özelliğini kaybettiği ve geçersiz olduğuna yönelik menfi tespit davası açtığını, Davacı şirketin,--------- E. sayılı dosyada görülen tapu iptal ve tescil davasının kabul edilmesi akabinde avukat değişikliğine gittiğini, davacı tarafın yeni vekili tarafından bahsettikleri mahkemelerden verilen ihtiyati tedbirler nedeniyle ---------- Esas sayılı dosyadan haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat davası açtığını, davacı şirketin, müvekkili davalı tarafından açılan davalardan haksız çıkacağını bildiği için müvekkile karşı olmayan alacaklar için kötü niyetle davalar açtığını, dava dilekçesinde talep edilen alacağın ticari hizmet sözleşmesi olarak ifade edildiğini, davacının bahsettiği hizmet sözleşmesinin İş Kanununda ve TBK da düzenlenmiş olduğu, genellikle işçi ve işveren arasında olan, evde çalışanlarla ilgili düzenlemeler olduğu, Dava konusu olan taleplerin bir kısım adres bilgisi verilen taşınmazlar olduğundan alacağın eser sözleşmesinden mi kaynaklı olduğu yoksa müvekkilin açtığı davalarda olduğu gibi davalı müvekkil ile yapılan bir ortak inşaat sözleşmesinden mi kaynaklı olduğunun açık olmadığı, davacı şirketin dava dilekçesi incelendiğinde hangi taşınmazlar için dava açtığı belirli olmadığı, dilekçede sadece adres bilgisi verdiği yerlerdeki taşınmazlar dediği, basiretli bir tacir olan davacının hiçbir sözleşmeye atıf yapmadan, taşınmazların ne zaman hangi anlaşmaya istinaden yapıldığını, nasıl bir anlaşma sağlandığını belirtmeden dava açmasının davacının 6100 sayılı HMK ilgili maddeleri uyarınca davasını somutlaştırmaması nedeniyle davacı şirketin dilekçesinin iade edilmesi yada davanın somutlaştırmasını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı şirketin bir alacağı doğmuş olsa bile davacı şirketin dava dilekçesinde talep ettiği alacakların eser sözleşmesinden kaynaklı olduğunun anlaşıldığı, söz konusu alacaklar için zaman aşımı süresi 5 yıl olduğundan alacağın zaman aşımına uğradığını, dava dilekçesi içeriğinde "--------- Mah. -------- Sk. No: ---------, ---------,--------, ------- ---------," adresindeki taşınmazlardan bahsedildiği, bu ifade ile dahi son derece kötü niyetli olduğu, bahsedilen adresteki taşınmazların, ---------- İli --------- İlçesi --------- Mahallesinde bulunan taşınmazlar olduğu, davalı müvekkili, davacı ile yaptığı ortak inşaat yapım sözleşmesinden dolayı bu taşınmazlar için ----------Esas sayılı dosyadan davacı şirkete karşı tapu iptal ve tescil davası açtığını, söz konusu inşaatın hemen hemen tüm ödemelerini müvekkilinin yaptığını, müvekkili tarafından yapılan tüm ödemelerin iki klasör halinde ---------- Esas sayılı dosyasına sunulduğunu, Davacı şirketin, ödemeleri kendisinin yaptığına dair iddialarının bu dosyadaki cevap dilekçesinde yer almadığını, davacı şirketin bu taşınmazlar yönünden yeniden aynı iddiaları iş bu dosyada da gündeme getirmesinin kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, --------- Mah.--------- Cad. No: --------- -------, --------- Mah. --------- Cad. No: ------- ---------," adresindeki taşınmazlardan dolayı hiçbir alacağının söz konusu olmadığını, söz konusu inşaatların 2012 yılında yapıldığını, müvekkiline ait 7 bağımsız bölüm satın alma yolunda tapudan devredildiğini, davacı şirketin herhangi bir ortaklık sözleşmesinden kastı var ise ve yazılı bir sözleşme sunması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili davacıdan alacaklı olduğunu, basiretli bir tacir olan davacı şirketin 13 yıl sonra, sözde alacak nedeniyle dava açmasının sebebinin kendisine karşı müvekkili tarafından açılan --------- Esas sayılı dosyadan ve --------- Esas sayılı dosyadan açılan davalardan dolayı olduğunu, "-------- Mah. -------- Cad. No:--------- ---------- ve ---------- Cad. --------- Mah. --------- ----------" adresindeki taşınmazlardan davacı şirketin müvekkilden hiçbir alacağının söz konusu olmadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın zaman aşımından reddine, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, Davanın usulden ve esastan reddine yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Davacı ile Davalı arasında --------- Mah. --------- Cad. No:------- -------- -------- Mah. --------- Cad. No:------- --------- Mah.-------- Sk. No:--------, --------, --------, -------- --------- ------- Mah. --------- Cad. No: -------- --------- --------- Cad. --------- Mah. --------- ---------- adreslerinde bulunan taşınmazların imalatı için yaptıkları anlaşma kapsamında inşaatlar tamamlanmasına rağmen şimdilik 1.000 TL imalat bedellerinin (belirsiz alacak ) davalıdan tahsiline ilişkindir. --------- Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve --------- sayılı ---------- yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
----------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda davalının 01/01/2023 tarihi itibariyle vergi dairelerinde kira gelirinden GMSİ mükellefiyetinin başladığı ve halen faaliyetine devam ettiği, VUK. 172. maddesi defter tutacak mükellefler arasında sayılmadığından defter tutma zorunluluğu bulunmadığı, tacir ve esnaf olmadığının tespit edildiğinin bildirildiği, davalının tacir sıfatının bulunmadığı, uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen mutlak ticari dava niteliğindeki davalardan olmadığı görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varıldığından mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna,
2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli ---------- Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmesi için Tevzii Bürosuna gönderilmesine,
3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/10/2025