T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/601 Esas
KARAR NO: 2025/669
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/02/2025
KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan tazminat (haksız fiilden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekilince verilen dava dilekçesinde özetle; idarenin --------- Şube Müdürlüğü mesuliyet sahası içerisinde bulunan idareye ait alt yapı varlıklarına davalı tarafından ----------- yapılan kentsel dönüşüm ---------, ----------, ---------- Mahalleleri alanında ada bazlı çalışmalar yapıldığından bazı imar yollarının kapanması sonucu atıl duruma düşen --------- içme suyu şebeke hattı borularının ve donatılarının ilgililerine bildirilmesine rağmen idareye teslim edilmeyerek zarar verildiğini, idare tarafından ilgili yerlerde yapılan çalışmalarda sökülüp teslim edilmeyen --------- hatları ve donatı parçalarının topla tutarı 325.011,73 TL'ye ulaştığını, kayıp malzemelerin bedelinin talebe rağmen ödenmediğini, idarenin yetkili ve teknik elemanlarınca düzenlenen hasar bedeli hesap çizelgesi ile bedelin 391.664,61 TL'ye ulaştığını, buna rağmen ödeme yapılmadığı, bu nedenlerle -------- içmesuyu şebeke boru hatları ve donatı bedeli olan 716.676,34 TL daire alacağının 17/10/2024 zararın hesaplandığı tarihten itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilince verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; --------- içme suyu şebeke hattı borularına zarar verildiğini, bahse konu malzemelerin talep edildiği halde iade edilmediği iddialarıyla haksız fiil neticesinde zarar gördüğünden bahisle tazminat davasını ikame etmiş olduğundan öncelikle davanın görev yönünden reddine, hizmet kusuru idarenin kusur olması hasebiyle idare hukuk çerçevesine giren bir konu olup özel hukuk esaslarına tabi olmadığını, idare hukukuna mahsul müstakil bir özelliğe sahip olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla idarenin kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre meydana getirdiği yol vs.tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğunu, bu nedenlerle davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddi ile zamanaşımı ve süre yönünden de itirazlarının bulunduğunu, yapım iş ve işlemleri ---------- tarafından şirket tüzükleri kapsamında yürütüldüğünden Bakanlığa ve Başkanlıkça yapıma ilişkin ayrıca bir işlem tesis edilmediğinden pasif husumet yokluğu nedenliyle de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; hizmet kusurundan doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davanın safahatı incelendiğinde, mahkememizin--------- E sayılı dosyasında yapılan ön inceleme duruşmasında, davalının, yargı yolu dava şartı noksanlığı itirazı sebebiyle davalı bakanlık aleyhine açılan davanın asıl dosyadan tefrikine karar verilerek, yeni esas numarası alınan dosya bu kapsamda incelenmiştir. Dava dilekçesinde ileri sürülen iddianın, davacının saha ekipleri tarafından düzenlenen ve dava dilekçesinde belirtilen 17/10/2024 tarihli --------- ve 17/10/2024 tarihli ---------- nolu hasar bedeli hesap çizelgesine konu hasarın oluştuğu adreste davalıların kentsel dönüşüm alanında yaptıkları çalışma neticesinde bazı imar yollarının kapanması sonucu atıl duruma düşen içme suyu borularına ve donatılarına zarar verildiği ve malzemenin iade edilmediğine ilişkin olduğu, dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde haksız fiilden doğan borç ilişkisi hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu açıdan davalı bakanlık aleyhine yöneltilen davanın hizmet kusuru iddiasına dayandığı anlaşılmaktadır.İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) “İptal ve Tam Yargı Davaları” başlıklı 12. maddesinde “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler." hükmünü haizdir. Bir kamu kurumu tarafından verilen kararlar üzerine bir kimsenin uğradığı zararların tazmini istemi ile açılan davaların, işlemin ve oluşan zararın; idari karar ve eylem sonucu oluşması sebebiyle 2557 sayılı İYUK m.2 hükmünce tam yargı davasına konu olacağı açık olup bu davalara bakmaya idari yargı yeri görevli olduğu yerleşik içtihatlar ile de sabittir.
HMK m.114/1.b hükmünde yargı yolu bir dava şartı olarak gösterilmiş olup, HMK m.115/I hükmü kapsamında mahkeme, dava şartı noksanlığını yargılamanın her aşamasında re'sen araştırmakla görevli olup, HMK m.115/II hükmü gereğince dava şartı noksanlığının bulunması halinde davanın usulden reddine karar verir.
Bu kapsamda, davalının hizmet kusuru sebebiyle davacının zarara uğradığı iddiasına dayalı açıln davada, davalı bakanlığın bir kamu tüzel kişisi olduğu, bakanlık tüzel kişisinin eylem ve işlemleri kamusal nitelikte olduğundan, bir başka ifade ile davalı idarenin davanın konusunu oluşturan olayda hizmet kusurunun bulunup bulunmadığını araştırma görevinin idari yargının görev alanında bulunduğu, HMK 114/1-b maddesinde yargı yolu dava şartları arasında düzenlendiği, davanın, tüm davalılar ile birlikte davalı bakanlık da hasım gösterilmek suretiyle açıldığı, diğer tarafların anonim şirket olduğu bu sebeple davalı bakanlık yönünden tefrik kararı verilerek yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın, HMK m.114/1-b ve HMK m.115/II hükümleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle usulden reddine,
2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
İlişkin; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 10/07/2025