T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/886 Esas
KARAR NO: 2025/694
DAVA: İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156))
DAVA TARİHİ: 26/11/2024
KARAR TARİHİ: 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı arasında yapılan ticari alım-satım işlemleri neticesinde takip tarihi itibariyle 142.171,69 TL bakiye borç için -------- Esas sayılı dosyasından Örnek 11 'İflas Yolu İle Adi Takipte Ödeme Emri' gönderilmek suretiyle 14.06.2024 tarihinde icra takibi başlatıldığını, söz konusu ödeme emri borçlu şirkete 30.06.2024 tarihinde e-tebligat ile tebliğ edilmiş sayılmış ve iş bu dava açılana kadar hiçbir ödeme ne icra dosyasına ne de müvekkil şirket hesaplarına yapılmadığını, davalı borçlu şirket, halen müvekkil şirket alacağını ödememekle birlikte, müvekkil tarafından verilen iyiniyetli süreler içerisinde bir ödeme planı dahi sunamadığını, gelinen zaman zarfında da şirket yetkilileri ile iletişim de kesildiğini, müvekkil şirketin alacağı kesinleşmiş icra takipleri ile sabit olup, davalı şirket ödemeden aciz durumda olduğunu, bu husus şirket hakkında kesinleşmiş bir çok takip dosyalarının varlığı ile de sabit olduğunu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 159. maddesinde açık bir şekilde muhafaza tedbirleri düzenlendiğini, buna göre İ.İ.K 159/1 ‘İflas talebi halinde mahkeme, ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse, alacaklının talebi üzerine, mahkeme mutlaka bu tedbirlere karar vermeye mecburdur. Bu emirler iflas dairesince yerine getirilir.’ demekte olduğunu, ayrıca kanun koyucu devamında İ.İ.K 159/2 maddesini ‘Mahkeme, defter tutmadan gayrı bir muhafaza tedbiri isteyen alacaklıdan, ileride haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri zararları karşılamak üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı bir teminat alınmasını isteyebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacak bir ilama bağlı ise teminat aranmaz.’ şeklinde düzenlediğini, müvekkil şirket, borçlunun şirket faaliyetinin hammaddelerini üreten ve bunları borçlu gibi bir çok şirkete hazırlayarak ürün haline getirilmesini sağlamış, imal etmiş, teslim ettiğini, davalı söz konusu hammaddeler yardımıyla gelir elde etmekteyken müvekkil şirketin alacağını alamaması ve davalı şirketin ödemeden aciz durumu, mallarını kaçırma ihtimali nedeniyle alacağının tahsilinin tehlikeye girmesi göz önüne alındığında davalı şirketin işletmesinde yer alan taşınır malları üzerinde (3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi başta olmak üzere) lehimize muhafaza tedbirlerine teminat aranmaksızın hükmedilmesini talep ettiklerini, tüm bu hususlar ışığında 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 155. Maddesinde İflas Yolu ile Adi Takipte ‘Borçlu iflas yoluyla takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur.’ ve devamı 156. Maddede ‘Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir.’ denmekle İcra İflas Kanunun amir hükümleri gereğince borcunu ödemeyen davalı-borçlu şirketin iflasına karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle, davalı takip borçlusuna gönderilen emri usulsüz olduğunu, zira; İİK iflâs yolları m. 155 vd. hükümlerinde düzenlenmiş olup alacaklının iflâsa tâbi borçlusu aleyhine söz konusu hükümlere göre iflâs yollarından herhangi biri [genel iflâs yolu (İİK m. 155-166) açması mümkün olduğunu, genel iflâs yoluyla takibin başlayabilmesi için alacaklının takip talebi ile birlikte İİK m. 154 hükmündeki yetkili icra dairesine başvurması ve İİK m. 58/2-5 hükmü uyarınca iflâs yoluyla takibi seçtiğini bildirmesi gerektiğini, takip talebini alan icra dairesi, İİK m. 155 hükmündeki şerhi ihtiva eder şekilde iflâs ödeme emri düzenleyerek borçluya tebliğe edilmesi gerekirken gönderilen ödeme emri bu hususları ihtiva etmediğini, borca itirazlarının mevcut olup; borca itiraz talebimizin ön sorun olarak öncelikli olarak incelenip; karara bağlanması bilahare davacının iflas talebinin değerlendirilmesi gerektiğini, şöyle ki; Borçlu iflâs ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi günlük süre içerisinde borcu olmadığı veya kendisinin iflâsa tabi kişilerden bulunmadığına yönelik itirazda bulunmuş ise iflâs takibi durur. Bu durumda alacaklı, yetkili asliye ticaret mahkemesinde (İİK m. 154/3) açacağı iflâs davasında, borçlunun itirazının kaldırılması ile iflâsına karar verilmesini talep eder (İİK m. 156/3)Görüldüğü üzere, iflâs takibine itiraz edilmesi hâlinde açılacak davada “itirazın kaldırılması” ve “iflâsa karar verilmesi” olmak üzere iki talep söz konusu olduğunu, İİK’nun 43/2 maddesi gereğince alacaklı bir defaya mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirebilir denilmesine rağmen davalı takip alacaklısı ilk gönderilen usulsüz ödeme emrinden sonra 2. kez takip yolunu değiştirdiğini, dava hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, iflas isteme hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren 1 yıl içinde talep edilmesi gerekirken yanlış düzenlenen ve ilk gönderilen ödeme emrinin üzerinde 1 yıl geçmiş dolayısıyla iflas talebi 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde yapılmadığını, takip yetkisiz icra dairesinde açıldığını, İflas yoluyle takipte yetkili daire İİK madde 154 borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesi olup; takip yetkisiz icra dairesinde açıldığını, borca itirazlarının isabetsiz olduğuna karar verilmesi halinde İKK madde 158 uyarınca iflas takibinin kesinleştiğini ilan edilerek diğer alacaklarının iflas davasına müdahale ve itirazlarının alınması bilahare İKKmadde 158/II uyarınca tarafımıza borcun ödenmesi ve depo edilmesi için süre verilmesi gerektiğini, özetle, takip yetkisiz icra dairesinde, dava ise hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gibi, takip yolu İİK’nun 43/2 maddesine aykırı ve usulsüz 2 kez değiştirildiğini, yine takip talebi İİK m. 155 hükmündeki şerhi ihtiva etmediğini, borca itirazları mevcut olup; borca itiraz talepleri ön sorun olarak öncelikli olarak incelenip; karara bağlanması bilahare davacının iflas talebinin değerlendirilmesi ve en nihayetinde haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava; iflas yoluyla adi takipte borcunu ödemediği iddia edilen davalının iflası istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın iflas şartlarının mevcut olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce celp edilen -------- İcra Müdürlüğü'nün yazı cevabı incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine fatura alacağı nedeniyle başlatılan iflas yoluyla adi takip olduğu, ödeme emrinin davalı borçluya 30/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği, itiraz edilmediği için takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili 16/07/2025 tarihli dilekçesinde; depo emri tutarı olan 250.119,75-TL davalı tarafından ödenmiş olup; iş bu sebeple mahkememizde açmış oldukları davadan feragat ettiklerini bu nedenle davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili 16/07/2025 tarihli dilekçesinde; İİK'nun 158.maddesi uyarınca dosya borcu ve ferilerini ödemek üzere gönderilen depo emri doğrultusunda depo emri tutarı olan 250.119,75-TL davacı tarafa ödenmiş olup davacının davadan feragat talebine muvafakat ettiklerini, davacının talebi doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerini beyan etmiştir. Davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin olduğu görülmüştür.HMK'nun 307-309 ve devamı maddeleri gereğince feragat davayı kesin hüküm gibi sonuçlandıran, karşı taraf ve mahkemenin muvafakatına bağlı olmayan taraf işlemi olmakla, davacı yanın feragati nedeniyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın feragat nedeniyle reddine,
2-Alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafın vekalet ücreti talebi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansı ve iflas avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/07/2025