T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/765 Esas
KARAR NO: 2025/325
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/10/2024
KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı taraf olan ----------- Şirketi tarafından hem sahibi ve yetkilisi olduğu ---------- Şti. hem de kendisi adına başlatılan icra takiplerinin mevcut olduğunu,---------- İcra Dairesi----------, ----------- İcra Dairesi ----------, --------- İcra Dairesi ----------, ---------- İcra Dairesi ---------- şahsi hesabından, şirket yetkilisi ----------, -----------Şti., ---------- Ş. Ve ---------- tarafından yapılan ödemeler toplamının 2.032.000 TL olduğunu, davalı vekili ----------- IBAN'ına gönderildiğini, ödeme dekontlarına ulaşabildiği ve tespit edebildiği ödemeler olduğunu, alacaklı firmanın ayrıca söz konusu icra davalarıyla ilgili bir çok kişi ve şirkete ödeme emri haciz tebligatı yolladığını, bu işlemlerden dolayı yapılan ödemeler ile ilgili bilgi sahibi olmadıklarını, UYAP üzerinden kontrol ettiklerinde, sadece 323.000 TL’lik kısmının icra dosyalarına işlendiğini tespit ettiklerini, şirketi adına yaptığı ödemelerin tamamının icra dosyalarına işlenmediğini ve borcun ödenmediği şeklinde haksız bir durum yaratıldığını, ----------Şti. tarafından da 250.000 TL tutarında bir ödeme yapıldığını, bu ödemenin hiçbir şekilde borçtan mahsup edilmediğini, bu ödemenin, 3. şahıs olan ----------Şti.'nin davadan düşürülmesi karşılığında rüşvet olarak alındığının açıkça ortada olduğu, kendilerine yöneltilen icra takibinin haksız ve usulsüz olduğunu, şahsi hesapları dışında, ilgili icra dosyalarında çek cirantası olarak kendisinin imzasının olduğunu, bazı dosyalarda kendisi adına ciro yapıldığını ve bu çekler üzerinden borçlandırıldığını, bu durumun şahsi sorumluluğunu artırdığını ve borç yükümlülüğünü doğrudan kendisine yansıtılmasına sebep olduğunu, icra dosyalarına ilişkin haciz tutanaklarında, şahsi mal varlıklarına ve şirket mal varlıklarına yönelik haciz girişiminde bulunulduğunu, bu nedenle, yalnızca şahsının değil, sahibi olduğu şirketin de bu icra takiplerinden doğrudan etkilendiğini, borcun şahsi varlıklarına ve şirketin varlıklarına yansıtılmasının haksız olduğunu, bu sebeplerle; Şahsi ve şirketi adına yöneltilen haksız icra takiplerinin durdurulmasına ve şahsi olarak borçlu olmadığımın, şirketi ------------ Şti.'nin borçlu olmadığının tespit edilmesine, mahkeme masraflarının davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından, bu dava ile aynı konu, aynı taraf ve aynı talepli ---------- esas sayılı dosyası ile ikame edilmiş olan davanın derdest olduğu, bu davanın derdest olduğu, bu davanın derdestlik dava şartı yokluğundan usulden reddini talep ettiklerini, şahsi davacı ---------- davaya konu 4 dosyanın sadece 2 sinde borçlu olduğunu, davacının borçlu olduğu dosyalarla ilgili olarak şahsı ile ilgili 07.12.2023 ve 09.01.2024 tarihlerinde protokol yapıldığını ve takipten sonraki bu protokollerle açıkça şirket ve şahsi olarak dosya borçlarını kabul ettiğini, bu açık kabuller dolayısı ile şahsi ve davacı şirket açısından da borçluluk durumları sebebiyle menfi tespit talebinin reddinin gerektiğini, davaya konu tüm dosyalar açısından sundukları protokollerle sabit olduğu üzere ----------- İcra Dairesi'nin ----------- E. ve ---------- İcra Dairesi'nin ----------- E. Sayılı dosyalarında olduğu gibi yine davaya konu diğer 2 dosya olan--------- İcra Dairesi'nin -----------E. ve ----------- İcra Dairesi'nin ------------E. Dosyaları ile ilgili de davacı borçlularla 14.12.2023 ve 07.12.2023 tarihlerinde protokol yapıldığını ve takipten sonra dosya borçlarını kabul etikleri hususunda anlaşma imzalandığını, tüm icra dosyaları açısından da bu açık kabuller dolayısı ile şahsi ve davacı şirket açısından da borçluluk durumları sebebiyle menfi tespit talebinin reddi gerektiğini, Dava konusu 4 dosya bulunduğunu ve borçluların toplamda 981.000 TL gibi borç bakiyeleri bulunduğunu, borçluların yaptıkları ödeme belgelerini icra dosyalarına sunarak haricen tahsilat beyanında bulunabileceklerini, yasal olarak engel bir durum bulunmadığını, İcra takibinin durdurulmasını için geçerli bir neden bulunmadığını, tüm haricen tahsilatların dava açılmadan 1 gün önce 25.11.2024 tarihinde davaya konu tüm icra dosyalarına sunulduğunu, bu sebeplerle davaya konu 2 dosya alacak bakiyelerinin hala devam ettiğini, alacaklı oldukları dosyalardan diğer iki dosyadaki fazla miktarlara haciz konulduğunu, dava açılmadan önce tüm tahsilatların icra dosyalarına beyan edilmiş olduğundan ve bu dosyaların tahsil harcını protokoller gereği borçlu olarak davacılar yatırmak zorunda olduğundan bu tahsil harçlarını yatırarak infaz edebileceklerinden dolayı ve davaya konu devam eden dosyalardan da bu iki dosyanın borcu henüz bitmemiş olduğundan esasen bu haricen tahsilat bildirimleri sebebi ile davacıların dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, dava ile ödedim diyerek dekont sunduğu miktarların tamamının dava açmadan önce tüm icra dosyalarına beyan edildiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakkımız saklı kalmak kaydıyla, öncelikle davanın derdestlik dava şartı sebebi ile usulden reddine, 4 icra dosyasının takip çıkış miktarları toplamı 2.469.773,96 TL üzerinden harcın tamamlanması için davacılara ihtarlı kesin süre verilmesine, hukuki yarar yokluğundan davanın reddine , haksız ve mesnetsiz ikame edilen davanın esas açısından reddine, davacılar aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Davacı ----------- 08/04/2025 tarihli dilekçesinde özetle ; 6325 sayılı Kanun gereği dava şartı olan arabuluculuk süreci yerine getirilmediğinden, dava şartı eksikliği nedeniyle dosyanın usulden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tarafına yükletilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 10/04/2025 tarihli celsede alınan beyanında: Davacı tarafın arabulucuya başvurmadığını, derdestlik itirazlarının bulunduğunu, davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 138. maddesinde; "Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir." hükmü yer almakla; 19.12.2018 günlü ---------- yayımlanarak, yürürlüğüne giren 7155 Sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK. 'nın (5) maddesine eklenen 5/A maddesi gereğince ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlenmiş olması ve 7155 Sayılı Kanunun (23) maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A (2) maddesi ile;
"Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmakszın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir'' hükmü getirilmiştir.
05 Nisan 2023 tarih ve --------- sayılı ---------- yayımlanan 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31, 34, 36, 37, 38 ve 41. maddeleri 01 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı olarak kabul edilmiştir.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 115. maddesi gereğince; Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davası olduğu, Ticaret Mahkemelerinde görülmekte olan tazminat davalarının Zorunlu Arabuluculuğa tabi olduğu, davanın ticari dava olması sebebiyle arabuluculuğa başvurulması dava şartı olup ancak başvuru yapılmadan davanın açıldığı, söz konusu dava şartının özel nitelikte olduğu ve tamamlanabilir dava şartı olmadığı bu sebeple süre verilmesine de yer ve gerek olmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/a maddesi uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Suç üstü ödeneğinden karşılanarak taraflara çıkarılan 235,00 TL tebligat giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde-----------Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/04/2025