T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/40 Esas
KARAR NO : 2025/891
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/01/2024
KARAR TARİHİ : 15/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı davasında, dava dışı ilam borçlusu şirketler ve davalılar arasında 1 nolu Davalı ------- tarafından SBB ana unvanı altında deniz taşımacılığı alanında çeşitli tarihlerde ------- ve -------- kurulup işletilmekte olan şirketlerin, grup şirketler olarak tanıtılarak tüm faaliyetlerin bir bütünlük içerisinde gerçekleştirildiğini, şirketler arasında kuvvetli organik bir bağ bulunduğu, bu şirketlerin aslında yönetsel özdeşlik ve iktisadi bütünlük teşkil ettiğini, şirketlerin tüm faaliyetlerinin; tek el ve merkezden, tek bir kişi tarafından, aynı çalışanlar eliyle yürütüldüğünü, şirketler arasında iştirak ilişkilerinin olduğunu ve ticari defterlerinde çok fazla virman işlemlerinin mevcut bulunduğunu, defter kaydında birbirlerinin ana-alt hizmet sağlayıcıları olarak konumlandırıldığını, konişmentoyu düzenleyen firmanın navlun alacaklarını dahi ------- şirketin fatura keserek tahsil ettiğini, 1 nolu davalı --------- şirket içini boşaltarak bir kısım taşınmaz varlıklarını uhdesine geçirerek davalı -------- şirketinde, önce unvan değişikliği yaptığını daha sonrasında bu şirketin tasfiye sürecine alındığını organik bağın tespiti ile ilama bağlı alacağın konu edildiği icra dosya borçlusu şirket ve davalılar arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını, davacının alacaklısı olduğu icra takiplerinin başlatıldığını fakat İcra dosyaları borçlusu---------şirketinin, alacaklılarının zararına borçlarını ödemekten kurtulmak amacıyla, çeşitli hileli işlemler tesis ettiği ve ticaret adresini sonradan e-ofis adresine taşıyarak mal kaçırma maksadında olduğunu, -------- şirketi ile 2 nolu Davalı -------- Şti. ve ------- arasındaki güçlü bir organik bağ ve hatta yönetimsel ve iktisadi bütünlük olduğunu, gerek fiili durum gerekse yargılama sürecinde ortaya çıkan bir takım somut verilerle birlikte; 1 nolu davalı -------- ticari işlerini yapma şekli ve şirketlerini işletim sistemi, 2 Nolu Davalı ------ şirketinde yapılan hacizdeki somut belge ve tespitler neticesinde tam olarak aydınlandığını, bu nedenle -------İcra Müdürlüğü'nün -------- E. ve-------- İcra Müdürlüğü'nün -------- E. Sayılı ilamlı icra dosyalarındaki borçlardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına beyan ederek davacılar yönünden ileride telafisi imkansız zararların ortaya çıkmaması amacıyla davalı ------- şirketi adına kayıtlı ------- İli, ------- İlçesi, -------- Mah. ------ Ada, ------Parsel,------- Pafta, ------ Plaza ------- Sok. No:------- ------ Kat, --------- numaralı bağımsız bölüm ve davalı -------- adına kayıtlı -------- İli, -------- İlçesi, -------- Mah., ------- Ada, -------- Parsel, ------- Pafta, No:------ D: ------- numaralı bağımsız bölüm üzerine, Ayrıca yine her iki taşınmaz iğinden tek başına bu taşınmazların müvekkil şirketin alacağını güvence altına almayacağı gözetilerek davalıların malvarlığı sorgulaması yapılması ve sorgulama sonucu çıkan davalılar adına kayıtlı menkul-gayrimenkullerin ve banka hesaplarının üzerine öncelikle teminatsız, olmadığı takdirde uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, İİK m.283 hükmünün kıyasen uygulanmasına --------- Şti. ait tasfiye evraklarının müzekkere ile -------- Ticaret Odasından İstenmesine ve tasfiye sürecinin dava sonuçlanana kadar durdurulmasına, bu durumun da --------- Ticaret Odasına bildirilmesine, davalılar ile --------- arasındaki organik bağın tespiti ile tüzel kişilik perdelerinin kaldırılması, müvekkili şirketin alacaklısı olduğu --------İcra Müdür lüğü'nün -------- E. ve --------- İcra Müdürlüğü'nün --------- E. sayılı dosyalarının borcundan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile icra dosya borçlarının tüm ferileriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ------- Şti. ve -------- Şti.'nin, taşıma şekilleri-alanları ve müşterileri birbirinden çok farklı olduğunu, farklı taşıma şekilleri ile farklı müşterilere hizmet verdiklerini, bu itibarla --------- müşterilerini --------.Şti'ne kaydırılması gibi bir durumun olmadığını olmadığını, davacı iddiası aksine,------- tüm personeli -------- geçmediğini bilakis çok daha fazlasının -------- aga geçtiğini, -------- Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava konusu yapılan konşimentoların -------- firmasının konşimentosu olduğunu fakat konşimentoların sahte ve geçersiz konşimentolar olduğunu, Davacının iddiasının aksine bir perdeleme bulunmadığını, -------- Asliye Ticaret Mahkemesi'nce tesis edilen hükmün sahte olarak oluşturulmuş konşimentoya dayalı olduğunu bu nedenle davacının davasının haksız olduğunu beyan ederek işbu davada (Deniz İhtisas Mahkemesi sıfatıyla) -------- Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olmakla bidayette 'görevsizlik' kararı tesisine, İşbu davanın ---------Ş.'ye ihbarına, İşbu davanın --------- mernis adresine ihbarına usul ve esas itibariyle haksız davanın reddine, yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının dava dışı -------- şirketlerinden olan denizcilik hukukundan doğan bir takım alacaklarla ilgili olarak -------- İcra Müdürlüğünün-------- ve ------- İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı dosyalarının borcundan davalıların dava dışı --------- şirketi ile aralarındaki hukuki ve organik bağ sebebiyle tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla tahsili talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.Taraflara ait sicil kayıtları, ------- kayıtları,-------- Esas ve ---------, -------- Esas,------- Esas, ------- İcra Müdürülüğü -------- Esas, -------- İcra Müdürülüğü -------- Esas, -------- Esas, --------- D.İş, --------- Esas sayılı dosyaları celp edilmiş, bilirkişi raporu alınmış, taraflarca sunulan diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek tahkikat sonuçlandırılmıştır.Davacı tarafın ihtiyati haciz talebine ilişkin mahkememizin 25/01/2024 tarihli ara kararı ile; Yargılamanın başında kusur durumunun tespitinin mümkün olmadığı, mevcut delillerle yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı, talep içeriğinin yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla davacının ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmiştir.Celp edilen-------İcra Dairesi'nin --------- Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ---------Ş., Borçlusunun -------- Şti. olduğu, 2.414.554,98 TL alacak için 04/07/2023 tarihinde icra takibi başlatıldığı görülmüştür.
Celp edilen -------İcra Dairesi'nin -------- Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının --------Ş., Borçlusunun -------- Şti. olduğu, 417.296,64 TL alacak için 02/08/2023 tarihinde icra takibi başlatıldığı görülmüştür
Mahkememizin 27/11/2024 tarihli duruşma ara kararına istinaden dosya bilirkişi heyetine tevdi edildiği görülmüştür.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 18/05/2025 tarihli raporda; "Davalı firmada davalı -------- 21/06/2017 tarihinden itibaren tek ortağının olduğu, Davalı --------- dava dışı asıl borçlu olan firmada da 03/09/2019 tarihine kadar ortak olduğu, yapılan mali incelemede, davalı ortağın hissesini devrettikten sonra 2019 yılının 11. Ayında 3, Kişiden bazı satın almalarda, davalı firma ile dava dışı asıl borçlu firmanın defterlere ihracatçı ya da ithalatçı olarak kaydedildiği, yine yapılan mali incelemede 2019 Yılının 5. ayından 2019 Yılının sonuna kadar, davalı ticari defterinde satıcılar hesabının altında dava dışı firmanın takip edildiği, bu dönemde dava dışı asıl borçlu firmanın davalı firmaya yüksek miktarda para gönderdiğinin tespit edildiği, dosya içerisinde davacının dava dışı firmadan alacaklı olduğu dosyaların aciz vesikasına bağlandığına dair bir evrak bulunmadığı, fakat uygulamada yargılamanın her aşamasında aciz vesikası alınabileceğinin kabul edildiği, mevcut durumda, Mahkemece dava dışı asıl borçlunun, davacı alacaklıların malvarlığına ulaşmasına engel olmak için, malvarlığını davalı firmaya aktardığının kabul edilmesi halinde, tüzel kişilik perdesinin, icra dosyalarındaki talep edilen alacaklarla sınırlı olarak yatay şekilde aralanabileceği" kanaatinin bildirildiği görülmüş, söz konusu rapor HMK'nun 282. maddesi hükmü kapsamında denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır.Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır .
Dürüstlük kuralına aykırı olarak şirket kurumunun alacaklıların zararına olacak şekilde kötüye kullanıldığı durumlarda "tüzel kişiliğin" göz ardı edilmesi hususu, mahkeme kararları ve Yargıtay uygulamaları ile ortaya çıkmış olup bu konuda özel bir kanun hükmü bulunmamaktadır. O nedenle de bu kuruma "tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi" denilmektedir. Yine bir şirketin borcundan başka bir şirketin ya da şirket pay sahiplerinin sorumlu tutulduğu durumlar için kullanılan diğer bir kavram ise "organik bağ" kavramıdır. İki şirket arasındaki "organik bağ"dan yola çıkılarak borçlu şirketin tüzel kişiliği göz ardı edilmekte ve ikinci şirket ya da bu şirketin pay sahibi veya yöneticisi olan gerçek kişiler borçtan sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla "organik bağ" bir anlamda, "tüzel kişilik perdesinin aralanması"nın şartlarını ifade etmektedir. Organik bağın temelini TMK m. 2 hükmü oluşturmaktadır. Bu bağ ile bir şirketin borçlarından diğer bir şirket sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla, organik bağ ile birbirinden ayrı birer tüzel kişilik olan şirketlerin birlikte sorumlu tutulması mümkün hale gelmektedir. Organik bağın mevcudiyetinin kabulü için evvela borçlu şirketin, diğer tüzel kişiliği, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanma niyetinin varlığı aranmaktadır.
Organik bağın varlığı için iki ayrı tüzel kişilik arasında bir şekilde oluşmuş bir ilişkinin mevcudiyeti aranmaktadır. Bu ilişki bazen iktisadî/ekonomik, bazen ticarî bir bağımlılık veya birliktelik , bazen de birlikte hareket olgusu şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu durumlar borçlu şirket ile davalı şirket arasında devir ilişkisinin olması, iki şirketin aynı merkezden idare edilmesi, iki şirketin faaliyet alanlarının ve müşteri çevrelerinin aynı olması, ortaklar arasındaki akrabalık ilişkisi, iki şirketin çalışanlarının önemli ölçüde aynı olması, şirketler arasındaki iktisadi bütünlük, tüzel kişi ile ortakların alanlarının, organizasyon ve malvarlıklann birbirine karışması şeklinde olabilmektedir.
Somut dosya kapsamında davalı şirketin ticari defter kayıtlarında alınan bazı taşıma hizmetlerine ilişkin kayıtlarda dava dışı ------ şirketinin yer aldığı,------- şirketinin davalı şirkete müteaddit defa para gönderdiği, davalı şirket ile dava dışı -------- şirketinin aynı sektörde ve aynı bir çok şirketle iş yaptığı, muhasebecilerinin ve çalışanlarının aynı kişiler olduğu, yine davalı şirkette davalı -------- 21/06/2017 tarihinden itibaren tek ortak olduğu, dava dışı şirkette de 03/09/2019 tarihine kadar ortak olduğunun tespit edilmesi karşısında davalı şirket ile dava dışı --------- şirketinin aralarında sıkı organik bağ bulunduğu değerlendirilerek davaya konu icra takiplerindeki davacı alacaklarından davalı şirketin de sorumlu olduğu anlaşılmış davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Diğer davalı --------- yönünden ise davaya konu şirketlerde ortak olunması dışında ispata yönelik delil bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,
-Davalı -------- Şirketi ile dava dışı --------- şirketi ve --------- Şti arasında organik bağ ve iktisadi - ticari özdeşlik nedeniyle, davalı arasında tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına,
-Davalı --------- Şirketi'nin -------- İcra Müdürlüğünün -------- E. Ve -------- İcra Müdürlüğünün ---------- E Sayılı ilamlı icra dosyalarındaki alacaklardan davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun tespiti ile icra dosya borçlarının tüm ferileriyle birlikte iş bu davalıdan tahsiline,
-Davalı --------- yönünden açılan davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 193.443,78-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 48.360,95-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 145.082,83-TL harcın davalı ---------- Şirketi'den alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 48.360,95-TL Peşin/nisbi Harcı, 20.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 506,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 69.295,05TL'nin davalı ---------- Şirketi'den alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 370.548,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalı -------- Şirketi'den alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı ---------- kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 370.548,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/10/2025