T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/119 Esas
KARAR NO : 2025/901
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
DAVA TARİHİ : 03/03/2020
KARAR TARİHİ : 21/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -------- Şti." tarafından "---------" lehine keşide edilmiş "---------" seri numaralı, 33.000-TL bedelli, 26.09.2018 ileri düzenleme tarihli davalı bankaya ait çekin güvenilirliğinin tespiti için "---------" sistemi üzerinden "karekodlu çek raporu" alındığını, çekin gerçekliği ve firmanın güvenilirliği hususlarında güven oluştuğunu ve çekin ödeme aracı olarak kabul edilerek "--------" isimli mağazasındaki ürünlerin -------- adlı şahsa teslim edildiğini, Çekin sahteliği hususunun davacı tarafından, davalı bankaya ait -------- şubesine 20.09.2018 tarihinde yaptığı başvuru sonucunda polis ekiplerince karakola götürülmesi sonucunda öğrenildiği, -------- sisteminin çekin gerçekliğine ve keşide edenin ifa kabiliyetine ilişkin çek hamiline güvence sağlamak ve çekin tedavülünü artırmak amacıyla getirilmiş yeni bir sistem olduğu,-------- uygulamasının davalı banka ve diğer tüm bankalarca yapılan pek çok reklam ile çek güvenliği sisteminin sağlanması bakımından getirilmiş bir sistem olduğu yönünde genel algı yaratmış olup müvekkilin ilgili sisteme ve sorgulamaya güvenerek bahsi geçen çeki teslim aldığı, Toplumsal güveni yüksek bir kurum olan ------- ve --------- sistemlerinin "Karekodlu Çek Raporu" sunma sistemini oluşturarak müşterilerin kullanımına açtığını, karekodun okutulması sonucu verinin birebir tutmasının herkesçe kabul edilebilir bir yanılgıya neden olacağından Bankanın ve -------Ş.’nin ilgili verinin güvenliğini sağlama yükümlülüğü bulunduğu, 19.08.2018 tarihinde saat 19:08de "---------" referans numarası ile findeks sisteminden alınan "Karekodlu Çek Raporu"ndaki veriler ile çek üzerindeki verilerin tümünün 2 birebir eşleştiği, dava tarafından ilgili rapor ile çek üzerindeki bilgilerin eşleşmesi kıyaslamasının yapılması üzerine ------- ve -------- sistemlerinin yaptığı ikiz ve sahte çeki önleme yönündeki pek çok reklam dolayısıyla oluşan güven üzerine çekin sahte olabileceği ihtimali üzerinde dahi durulmadığı, söz konusu algının yaratılmasında en büyük pay sahibinin de yine sistemin kurulumunu ve işletmesini yapan ---------Ş ve davalı banka olduğu, Davacının ilgili sistemin güvenlik açığı nedeniyle zarara uğradığı, müvekkilin çeki devralma kararının temel etkeni olan söz konusu sistemsel açık bankanın ve şirketin hem kusur sorumluluğu hem de güven sorumluluğu kapsamında sorumlu olmalarına neden olacağı, Davalı bankadan 25.09.2018 tarihli ihtarname ile davacının zararı olan 33.000-TL’nin ödenmesinin talep edildiği, davalı bankanın 18.10.2018 tarihli cevabi yazısıyla talebi reddettiğini, beyan ederek fazlaya ve sair hususlara ilişki talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, davalıların kusur sorumluluğu, güven sorumluluğu ve yanıltıcı reklamlar nedeniyle müvekkilin zararına neden olmaları sebebiyle müvekkilin zararı olan çek bedeli için şimdilik 100,00-TL, çek tazminatı için şimdilik 100,00-TL, %3 komisyon bedeli için şimdilik 10,00-TL olmak üzere toplam 210,00-TL'nin davalı banka için ihtarname tarihinden, diğer davalı --------Ş için ise arabuluculuğa başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, karar verilmesi talep ve dava edilmiştir
Davalı -------Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı Şirketin, piyasada çeke duyulan güvenin artırılması ve karşılıksız çekin ve çekte sahteciliğin önlenmesi amacıyla kurulan, kuralları ve kapsamı kanun ve tebliğ ile belirlenmiş olan bu sistemin yalnızca işleticisi olduğu, İşleticisi olarak rolü ve görevinin, bilgi paylaşımına aracılık edilmesinden ibaret olduğu, Davacı’nın sorumluluk yönündeki iddialarının her şeyden önce sistem işleticisinin sorumluluğunun sınırlarını belirleyen ve açıkça bilgilerin doğruluğu veya güncelliğine ilişkin sorumsuzluğunu ortaya koyan yasal düzenlemelere aykırı olduğu, -------- sadece işletimi ve bakımından sorumlu olan davalı Şirket’in söz konusu davada husumeti bulunmadığı, Sisteme okutulan barkoda bağlı olarak daha evvel bankaların ve çek lehdarlarının davalı Şirket’e ilettiği verileri çeki sorgulayan çek alacaklısına sunduğundan eğer bu çek birebir kopyalanmışsa kopyalanan çekteki barkodu okutan kişi orijinal çekteki barkod okutulduğunda hangi verileri görebilecek idiyse kopyalanmış çekteki barkod okutulduğunda da yine aynı verilere erişebildiği, Çek Raporlarının her sayfasında, Karekodlu Çek Raporu’nun ikiz çek/kopya çek gibi çoğaltılmış çeklere ilişkin bir kontrol tespit veya taahhüt içermediğinin çek alacaklısına açıkça belirtildiği, çekin sahte olup olmadığı hususundaki kontrol ve değerlendirme ve bunun sonuçlarından kaynaklanan sorumluluğun davacıya ait olduğunu,beyan ederek davanın birlikte öncelikle husumet yönünden reddine, davanın esasına girilmesi halinde ise esas yönünden reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
Davalı -------Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının sahte çek tanzim ederek tedavüle sokan şahıs/şahıslar yerine somut olayla hiçbir ilgisi olmayan ve kusuru bulunmayan davalı bankaya karşı huzurdaki davayı ikame ettiği, çekin güvenilirliğini teyit edenin davalı banka olmadığı, bu nedenlerle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği, 3 Çeke konu alacağın dava dışı -------- tahsil edilemediği ispat edilmeden davalı bankaya karşı mevsimsiz açılan davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiği, Davalı banka ile davacı arasında sözleşme olmadığı gibi alacak ve borç ilişkisi de bulunmadığı, davanın haksız fiil hukuki sebebinden sadır olduğundan davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığı, çekin sahte olarak düzenlenmesinde ve davacının çeke güvenerek tahsil amacıyla almasında davalı Bankanın kusuru ve/veya hukuka aykırı fiili bulunmadığı, Davacının meydana geldiğini iddia ettiği zararını ispat edemediği, bu zarara üçüncü kişinin veya davacının ağır kusuru sebebiyet verdiğinden illiyet bağının kesildiği, zararın meydana gelmesinde davalı bankanın kusurlu olduğu iddialarına ilişkin ispat külfetini davacının yerine getirmediği, müvekkile karşı huzurdaki davayı ikame etmesinin “Hakkın kötüye kullanılması” ve “Dürüstlük” kuralına açık şekilde aykırılık teşkil ettiği, beyan edilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir
Mahkememizce alınan 07/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi; Taraflar arasındaki ihtilafın sahte çek sebebiyle, Karekodlu Çek Mevzuatından ve Aldatıcı Reklamlar açısından davalıların sorumlu olup olmayacağı noktalarında toplandığı, Karekodlu Çek Mevzuatı açısından, davalı sistem işleticisi --------Ş.’ nin sadece karekodun okunması ve raporlanmasıyla sorumlu olduğu, çekteki karekodun uniqliği, benzersizliği ve taklit edilemezliği açısından herhangi bir sorumluluğunun olmadığı, Davalı bankanın ise, ancak dava konusu çekin üzerindeki hologramın bankaya ait olması durumunda, kendisine ait taklit edilebilirliği engelleyen hologramın başkalarının eline geçmesi ve sahte çeklerde kullanılmasına engel olunamaması sebebiyle kusur sorumluluğu bakımından sorumlu olabileceği, holograma ilişkin incelemenin uzmanlık alanımız dışında olduğundan bu hususun mahkemenin takdirinde olduğu, Bunun haricinde karekod barkod standartlarını, davalı banka belirleyemediğinden, bunların çoğaltılmasından dolayı sorumlu olmayacağı, dava konusu olayın sebebinin, tebliğde bankanın sorumluluğunun doğduğu kabul edilen sisteme yanlış veri aktarımından da kaynaklanmadığından, davalı bankanın sahte çek sebebiyle, karekod mevzuatından dolayı sorumlu olmayacağı, Aldatıcı Reklam açısından, davalı bankanın ------- reklamını yaptığına dair dosya içerisinde bir belge bulunmadığından, aldatıcı reklam açısından herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, Davalı ---------Ş.’ nin dosyaya sunulan internet çıktısında belirtildiği gibi, verilen hizmet alt yapısıyla, ikiz ve sahte çeklerin tarihe karışmasının mümkün olmadığı, bu tür verilen hizmetle ilgili, abartılı ifadelerin aldatıcı bir seviyeye ulaştığı hallerde, o reklamın aldatıcı reklam olarak kabul edildiği, Davacının sadece davalı kredi kayıt bürosunun abartılı reklam sebebiyle sebep olduğu 33.000 TL’ lik çek bedeli zararını davalıdan talep edebileceği, Ticaret Kanunu’nun 783 14 Borçlar Kanunu 115. Madde 3. Fıkra: Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya san’at, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. 11 maddesinin 3. Bendinde düzenlenen çek tazminatı ile 810. Maddesinde düzenlenen çek komisyon bedelini ise, davalıdan talep edilemeyeceği, Davalı --------Ş., işini yaparken hafif kusurundan dahi sorumlu olduğundan, sitesinde yayınlamış olduğu abartılı reklam sebebiyle kusurlu olduğu, Meydana gelen zarar ile abartılı reklam arasında illiyet bağı olmakla beraber, sahteliğin belirginliğine göre, tacir olan davacının da davalı ile birlikte müterafik kusurlu olabileceği veya ağır kusurlu hale gelip, davalı ile zarar arasındaki illiyet bağının kesilebileceği, sahteliğe ilişkin incelemeler uzmanlık alanımız dışında olduğundan bu hususun mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini rapor olarak mahkememize sunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE:Eldeki dava, davaya konu çekin, karekodlu olmasına rağmen sahte olması sebebiyle tazminat talebine ilişkindir. Davanın konusunun özü itibariyle çeke ilişkin olduğu ve davacının ticari işletme devri için mezkur çeki aldığı dikkate alındığında ticaret mahkemelerinin görev alanına girdiğinden mahkememizce yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı vekili tarafından 25.08.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talep, 33.100,10 TL'ye artırılmıştır.Somut olayda davacı, dava dışı -------- iş yerini devretmesi karşılığında davaya konu çeki teslim aldığını, karekodlu olan çeki sistem üzerinden kontrol ettiğinde sahte olduğunda dair uyarı vermediğini, ancak 20.09.2018 tarihinde bankaya gittiğinde çekin sahte olduğunu anladığını, bu sebeple zararı olduğunu, bankanın çekin muhatabı olarak, diğer davalı --------- ise karekod ile sahte çekin artık olmayacağına dair reklam yapmak suretiyle sorumlu olduğunu iddia etmiş ve zararının tazmini amacıyla işbu dava ikame edilmiştir.Mahkememizce dosya iki ayrı bilirkişiye tevdii edilmiş, 06.04.2021 ve 16.09.2025 tarihli raporlar dosya arasına alınmıştır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı bankanın hem garantör hem de basiretli tacir olarak davaya konu çekin karekodlu bir şekilde sahte olarak üretilmesinin önüne geçmesi gerektiği, diğer davalı -------- ise her ne kadar rapor tarihi itibariyle internet sitesinde reklamı bulunmuyor ise de dava dilekçesi ekinde bulunan ekran görüntülerinden anlaşıldığı üzere sahte çek ve ikiz çek uygulamalarının tarihe karışacağına dair reklam yaptığı, davacının işbu reklama güvenerek davaya konu çeki teslim almasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, Çek Kanunu'nun 3/10 maddesi uyarınca lehdarın bildirilme zorunluluğunun olduğu, davacının kendisine davaya konu çeki veren kişinin dava dışı --------- olup olmadığı hususunda araştırma yapması gerektiği hususları dikkate alındığında davacının %30 müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır.
Çek tazminatı ve komisyon bedeli yönünden yapılan değerlendirmede; mezkur taleplerin TTK'nin 783/3 ve 810. Maddesinde belirlenen hallerde muhataplara karşı ileri sürülebileceğinin düzenlendiği, bu sebeple davacının, davalılardan tahsilini talep edemeyeceği anlaşılmıştır.Çek bedeli yönünden yapılan değerlendirmede; davacı çek bedeli olan 33.000,00 TL'nin müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra 23.100,00 TL'den TBK'nin 61. maddesi uyarınca davalıların müteselsilen sorumlu oldukları, davanın 100,00 TL üzerinden açıldığı, 25.08.2022 tarihinde davacı tarafından ıslah edildiği, her iki davalının da ıslaha karşı zaman aşımı defiinde bulunduğu, davalıların sorumluluklarının TBK'nin 49/1 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu kapsamında olduğu, haksız fiilden kaynaklı zaman aşımının 2 yıl olduğu, davacının çekin sahte olduğunu davalı bankaya gittiğini beyan ettiği 20.09.2018 tarihinde öğrendiği, zaman aşımının bu süreden itibaren başlaması gerektiği, işbu süre geçtikten sonra ıslah ile artırılan miktar yönünden 2 yıllık zaman aşımının dolduğu anlaşıldığından 100,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı tarafından davalı bankaya gönderilen ihtarnamenin 27.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede verilen iki iş günlük süre dikkate alındığında davalı bankanın 02.10.2018 tarihinde temerrüte düştüğü, diğer davalı --------- arabuluculuk son tutanak tarihi olan 18.02.2022 tarihinde temerrüte düştüğü anlaşıldığından mezkur tarihlerden itibaren avans faizi işletilerek davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabulü ile 100,00 TL'nin davalı ---------Ş yönünden 02.10.2018 tarihinden itibaren, davalı --------- yönünden arabuluculuk son tutanak tarihi olan 18.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1,00-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından (yapılan yatırılan harçtan/harçlardan iadesine karar verilen kısım düşüldükten sonra kalan); 615,40 TL Harcın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 1.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 218,45-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.218,45-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3,68-TL lik kısmının davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 100,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden mahkememizce maddi tazminat kapsamında karar verildiğinden A.A.Ü.T m. 13/3 hükmüne göre 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde takdir olunan 1.320,00-TL ücretin kısmen kabul kısmen red oranı dikkate alınarak 3,99-TL'lik kısmının davalılardan, 1.316,01-TL lik kısmının da davacıdan alınarak hazineye irad kaydına
8-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde --------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.21/10/2025