T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/667 Esas
KARAR NO : 2025/772
DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyenin Kapatılması)
DAVA TARİHİ : 13/09/2024
KARAR TARİHİ : 17/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Tasfiyenin Kapatılması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile ... ve ... isimli kişiler davalı ... -------- Şirketi unvanlı firmanın ortağı olduğunu, davalı şirket yetkililerinin uzun süredir kar payı dağıtmaması ve gerçek bir alışı ifade etmeyen faturalar ile şirketin pasif hanesini artırdıkları tespitinin yapılması üzerine şirketten ayrılmak ve alacaklarının kendisine ödenmesi için talepte bulunduğunu, buna karşılık davalı şirket ve firma yetkilileri müvekkilimizin bütün ısrarlarına rağmen olumlu dönüş yapmadığını, nihayetinde dava hazırlığı içerisinde iken dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, davacı ile davalı firma arasında ve diğer ortaklar arasında -------- Arabuluculuk Bürosu'nun ------- Nolu dosyası ile Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Anlaşması imzalandığını, anlaşma belgesi ile tarafların ticari olan ya da olmayan uyuşmazlık konularında genel bir mutabakat sağlandığını, buna karşılık davalı şirket yetkilileri arabuluculuk anlaşma belgesinde kararlaştırılmış olan hiç bir şartı yerine getirmediğini, davalının, şirketin tasfiyesi sürecini iyiniyetli bir şekilde başlatmadığı gibi müvekkilinin şehir dışında bulunmasını fırsat bilinerek müvekkilinin ---------- plakalı araç üzerindeki fiili hakimiyetine/zilyetliğine hırsızlık suretiyle son verme girişiminde bulunduğunu, --------- Polis Merkezi Amirliğinin ----------- Olay nolu ifade tutanakları ekte bilgilerinize sunulduğunu, bu hareketlerinden sonuç alamayan davalı şirket yetkilileri arabuluculuk anlaşma belgesi ile müvekkilinin tescil ve teslim edilmesi gereken aracı alabilmek için bu sefer muvazaalı olarak bir icra takibi başlattığını, --------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyasında ---------- plakalı aracın yakalanarak yeddiemin otoparkına çekilmiş, muhafaza işleminden yine çok kısa bir zaman sonra yine haricen tahsil ile dosyanın tahsil edilerek kapatılmış ve araç 29/05/2024 tarihinde ...'a teslim edildiğini ve yine arabuluculuk anlaşma belgesinde müvekkiline aidiyeti kararlaştırılan, --------- plakalı --------- marka aracın başka ve 3. Kişilere satıp devredildiğini, müvekkiline verilmesi gereken ---------- plakalı aracında arabuluculuk anlaşması kapsamında müvekkiline teslimi için-------- Esas sayılı dosyası ile dava açılmış olsa da bu dava derdest olup henüz sonuç alınamadığını, bunun dışında 1/3 'ü müvekkiline ait olduğu arabuluculuk anlaşma belgesi ile tespit edilen --------- ili -------İlçesi --------- Mahallesi --------- Ada --------- Parselde bulunan ---------- numaralı bağımsız bölümün 1/3'ünün ...'a devri için --------- Esas Sayılı dosyası ile dava açılmış olsa da bu dava da derdest olup henüz sonuç alınmadığını, yine taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmasına rağmen bu dava konusunu ilgilendirmeyen ---------- Mersis ve -------- vergi numaralı -------- Şirketi ile ilgili davalı şirket yetkili ve ortaklarınca müdür olarak müvekkilimize de dava açıldığını,--------- Esas Sayılı dosyasında karar verildiğini, diğer taraftan, şirket yetkileri, davalı şirketin tüm malvarlığının çok cüzi miktarlarda ve açıkça güveni suistimal ederek ellerinden çıkardığını, şirket kredi kartlarını, şirket adına çekilen kredileri, şirket banka hesaplarını ve genel olarak şirket mal varlığını kendi kişisel ihtiyaçları için kullandığını, davalı şirketin diğer yetkili ve ortakları bu suistimal sonucunda açıkça zenginleştiğini, tüm bunların haricinde davacı ile davalı şirket yetkilerinin karşı karşı getiren en önemli neden, şirket yetkilisinin gerçek bir alım satıma karşılık gelmeyen fatura girişleri ile hem müvekkilinin kâr payı elde etmesine engel olmuş hem de vergisel anlamda kamunun zarara uğramasına neden olmuş olması olduğunu, durumların müvekkilince çözüm bulunması umuduyla başvurulan arabuluculuk sürecinde imza edilen anlaşma belgesine de uymamaları karşısında iş bu davanın açılması zarureti hasıl olduğunu beyan ederek tedbir taleplerinin kabulüne, davalı şirket yetkili ve ortakları tarafından yaratılan her türlü zararın, davacı müvekkili ve şirket yönünden ayrı ayrı hesap edilerek tespitine, Şirketin Tasfiyesine, kabule göre Tasfiye Payı ile müvekkilinin uğramış olduğu tüm maddi zararların karşılığı olarak şimdilik 10.000,00TL maddi tazminat toplamının temerrüt tarihinden, bu mümkün olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile ( HMK 107. Maddesi Uyarınca Belirsiz Alacak ) terditli taleplerine uygun olarak davalı şirketten tahsiline; bu mümkün olmadığı takdirde müvekkilinin Ortaklıktan Çıkmasına, kabule göre Çıkma Payı, Ayrılma Akçesi ve müvekkilimizin uğramış olduğu sair tüm maddi zararların karşılığı olarak şimdilik 10.000,00TL maddi tazminat toplamının temerrüt tarihinden, bu mümkün olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile ( HMK 107. Maddesi Uyarınca Belirsiz Alacak ) terditli taleplerimize uygun olarak davalı şirketten tahsiline; yargılama masrafları ile vekalet ücretlerinin davalı üzerine bırakılmasına dair karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ve davalıların iki şirkette ortaklıkları bulunmakta olduğunu, davacının dayandığı mahkemenize delil olarak sunulan 01/12/2023 tarihli Ticari Dava Şartı Arabuluculukta Anlaşma Belgesi'nin anlaşma maddelerinin bu iki şirket için irdelenmesi gerekmekte olduğunu, taraflar --------- Şti. nin ticari geleceğinin olmadığını kabul ederek şirketin tasfiyesine karar verildiğini, şirket ortaklarının 09/01/2024 tarihinde toplanarak bu yolda karar aldığını, ancak karar no: 01/2024 tarihli toplantı kararını davacı ortağın imzalamadığını, şirketin tasfiye kararının imzalanmaması nedeni ile resmiyete koyulamamış, dolayısı ile--------- Şti mülkiyetindeki--------- ---------- marka oto evvelce kendisine verilmiş, sonrası otoya haciz koyduran ve muhafazaya alan kişiye borç ödenerek oto geri alınmış bir daha davacıya verilmediğini, davacının Arabuluculukta Anlaşma Belgesi'nde şirketten çıkma payı olarak bu otonun kendisine verilmesi maddesine dayanarak ---------- dosya ile bu otonun kendi adına tescil ya da bedelini talep etmiş otoya da 3. Şahıslara devrinin önlenmesi şeklinde tedbir kararı verildiğini, bütün bunlara sebep davacının ---------- Şirketindeki hissesinden %4.5 hisseyi Arabuluculukta Anlaşma Belgesine göre davalı ...' ya devretmemiş olması olduğunu, hisse devrini yapmayan davacının otonun kendisine tesliminde haklı bir talebinin olamayacağını, keza ---------- plakalı --------- için de aynı durum söz konusu olduğunu, şirket envanterinde kayıtlı -------- ve --------- bu otolar 3-4 ay önce satılarak bedelleri şirketin borçlarına ödenmek üzere kayıtlara geçtiğini, yine ----------- mülkiyetindeki --------- plakalı ------- şirketteki son mahsuplaşma bitince satılarak ve 1/3 hisse bedeli davacı ödeneceğini, davacının müdürlüğünü yaptığı şirketin ekli faturalarda belirtilen restorana ait malları şirketten otoya taşıttırarak kendi depolarına götürmüş, tabiri caiz ise emniyeti suistimal etmiş zimmetine geçirdiğini, davacının, arabulucu anlaşmasına dayanan davası dava dışı olan --------- Şİrketi' ndeki faaliyetleri ile birlikte olduğundan ayrı düşünülmemesi gerekmekte olduğunu, çünkü bu şirkete dair taahhütlerini yerine getirmemesi diğer şirketteki faaliyetler ile mütalaa edilebilmekte olduğunu, davacının müdürlüğünü yaptığı dönemde ---------- Şirketi'nin içini boşaltmış 3.5 yıl süren müdürlüğü döneminde hiç kar payı dağıtmamış, kendi menfaatine nakit gelirleri kullanarak yok etmiş, şirkete ait kredi kartlarından kendi menfaatine harcamalar yapmış, müdürlüğü devretmek zorunda kaldığında da kasa defterini de alıp kaçtığını, davacı ---------- şirketinde yetkili müdür olarak iş yaptığı şirkette olduğu gibi ----------Şti. inden de ticari malları gasp etmiş kendi şirketine götürdüğünü, --------- Şti. ve davalı konumundaki iki ortağın muhasebesel olarak veremeyecekleri hiçbir hesap yoktur, sadece davacının verdiği gasp ve el koymaları ile bağdaşabilen eylemleri dolayısı ile verdiği zararlar kalemleri olduğunu, bunlar hakkında karşı dava açılması için hazırlık yapılmakta olduğunu, davacı şirketin tasfiyesini bizzat davacının kendisi engellemiş olup, ortaklar kurulunda alınan kararı imzalamadığını, huzurdaki davada ise davacı mahkeme kararı ile şirketin tasfiyesini ve tasfiye payını isteyebilecek kadar bağnaz bir talepte bulunmakta olduğunu, ayrıca böyle bir ortağın şirkette kalması akla zarar bir iştir. İstediği zaman ortaklıktan istifa eder gider ama şirketin tasfiyesi için verdiği zarar kalemlerini şirkete ödemek zorunda olduğunu beyan ederek davacının şirkete verdiği maddi zararlar nedeni ile her türlü alacak taleplerinin reddine, yargılama sırasında yapılacak incelemeler ve edinilecek raporlarla tespiti sonucunda davacının şirkete verdiği zararlar dolayısı ile davasının haksızlığı anlaşılacağından tüm dava masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; şirketin feshi, ortaklıktan çıkma, ayrılma akçesi ve şirkete verilen zararın tespitine ilişkin olarak açılan belirsiz alacak davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı şirketin tasfiyesi hususunda ihtilaf bulunmadığı, arabuluculuk anlaşma belgesi gereğince davacı tarafın maddi zarar, tasfiye ve ortaklıktan çıkma taleplerinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı tarafından talep edilen ihtiyati haciz ve tedbir talebine ilişkin mahkememizce 02/10/2024 tarihli ara karar ile "Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacı tarafça ibraz edilen delillerin dava konusu hususlara ilişkin yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı bunun yanında davanın ortaklıktan çıkma fesih istemleri ile birlikte açılan ve ayrıca ayrılma akçesi ile birlikte davacının uğradığı zararın tazminine ilişkin olarak açılmış belirsiz alacak davası olduğu, bu aşamada alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı, İİK'nun 257. maddesi hükmünde yazılı koşulların bu aşamada bulunmadığı dolayısıyla ihtiyati haciz isteminin yerinde olmadığı, bunun yanında HMK'nun 389. maddesi hükmü gereğince yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebileceği tedbir istemine konu talebin uyuşmazlık konusu olmadığı taleplerin yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla şartları oluşmayan ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verildiği görülmüştür-------- Esas ve ---------- Esas sayılı dosyaları, ----------- Şirketi, ... ve ... isimli kişi ve şirketlerin aktif veya pasif ortağı ve/veya yöneticisi oldukları tüm şahıs, tüzel kişi firma ve kooperatiflere ait sicil kayıtları, ---------- Şirketi'nin vergi borcu olup olmadığı varsa borç ve tahakkuk fişlerinin ve ayrıca BA ve BS formlarının ile davalı ... -------- Şirketi tarafından kesilen ve şirkete kesilen tüm e-arşiv ve e-faturaları, ---------- Şirketi'nin işçi listelerinin, ödeme bilgilerinin, işyeri ve işletme adreslerinin, ---------- ve Bağkur borçları ile tahakkuk ve ödeme bilgileri celp edilmiş, davalılar ---------- Şirketi adına kayıtlı tüm araç, taşınmaz bilgilerinin içerir kayıtları ile ---------- Şirketi'ne ait hesapların bulunduğu banka kayıtlarının dosya içerisine alınmış, taraflarca sunulan diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek tahkikat sonuçlandırılmıştır.TTK'nun 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) maddesinde, Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunun düzenlendiği, 07/06/2012 tarih 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18. maddesinde ise; "Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi halinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz." hükmüne yer verildiği görülmüştür.
Somut dosya kapsamında taraflar arasında varlığı ve niteliği ihtilaf konusu olmayan 01/12/2023 anlaşma belgesinin ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde, davalı ... -------- Şti'nin tasfiyesi ve davacı gerçek kişinin iş bu şirket ortaklığından çıkma hususunda anlaştıkları, yine davacı tarafın davalıların şirketin zararına işler yaptığı iddiası yönünden de anlaşma belgesinde 5. maddede şirket yöneticilerinin sorumluluğu yönünden bütün mali ve hukuki durum da gözönüne alınarak taraflarca değerlendirme yapıldığının anlaşma belge içeriğinde yer aldığı, ibralaşıldığı, tarafların anlaştıkları hususlarda mahkememize dava açılamayacağı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 187,80-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Tarafların dava şartı olması nedeniyle başvurdukları ---------- Arabuluculuk Bürosu ------------- Dosya numaralı görüşmeler neticesinde belirlenen 3.200,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, tarafların yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/09/2025