T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/554 Esas
KARAR NO : 2025/826
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/08/2024
KARAR TARİHİ : 25/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalılar aleyhine --------- sayılı dosyası sayılı dosyasından faturaya dayalı alacağa dayanarak takibin başlatıldığını, borçlu şirket ve şahsın hiçbir gerekçe göstermeksizin haksız ve mesnetsiz olarak işbu icra dosyasına itiraz ettiğini, itirazdan sonra zorunlu arabuluculuk kurumuna başvuru yapılmış ancak karşı taraf anlaşmaya yanaşmadığını, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki mevcut olduğu, taraflar arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığını, davalı/borçlu şahsın ise, davalı/borçlu şirketi temsile yetkili olduğunu, ayrıca müvekkili şirket ile imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nde de ticari kefaleti bulunduğunu, ancak ticari kefaleti bulunmasına rağmen takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalıların imzaladığı sözleşmedeki sözüne uymayıp faturayı ödememesinin basiretli tacir ilkesiyle bağdaşan bir davranış olmadığını, Takibe konu faturanın cezai şart faturası olduğu, davalının müvekkili şirket nezdindeki birden fazla faturasını ödememesi hasebiyle açık sözleşme hükmüne istinaden müvekkili şirket tarafından sözleşme feshedilerek davalı şirkete cezai şart faturalarının tanzim edilerek gönderildiğini, davalı şirketin müvekkil şirket tarafından düzenlenmiş işbu cezai şart faturasını 11/07/2024 tarihli fatura ile iade ettiğini, müvekkil şirketin -------- Noterliği'nin 12/07/2024 tarih ve -------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade faturasının kabul edilmediğini, cezai şarta ilişkin faturanın ivedilikle ödenmesini aksi takdirde yasal yollara başvurulacağını ihtar ettiğini, tarafların tacir olduğu, müvekkil şirketin mevzuat ve sözleşme gereği işbu sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart talep etme hakkının olduğunu, davalı şirketin ve şahsın yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, borçluların, % 20'den aşağı olmamak üzere, icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargılamaya konu uyuşmazlıkta özetle davacı yanın müvekkil ile aralarındaki sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, müvekkili şirkete 260.000 TL bedelli cezai şart faturası kestiğini, davacı tarafından kesilen cezai şart faturasının müvekkili tarafından iade edildiğini, davalı bunun üzerine müvekkil şirkete iade faturasını kabul etmediğine dair ihtarnamenin keşide ettiğini, davacı ----------, ---------- E. Sayılı dosyası üzerinden müvekkil aleyhine icra takibi başlattığını, bu takibe itiraz edildiğini, Davacının her ne kadar sözleşmenin kendileri tarafından haklı nedenle feshedildiğini, müvekkilinin faturaları zamanında ödemediğini iddia etmişse de bu iddiasını ispatlamak amacıyla herhangi bir bilgi ya da belge sunmadığını, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilmesi için müvekkilinin ödeme borcunu zamanında ödememiş olması, davacının da bunu ispatlamasının gerektiğini, sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğine dair herhangi bir ispat faaliyeti gerçekleştirmediğini, müvekkilin sözleşmeden doğan yükümlülükleri ihlal ettiğinin kabulünün mümkün olmadığını, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan sözleşme incelendiğinde müvekkillerin yalnızca sözleşmenin 14. sayfası ile EK-1,2,3,4'te imzasının bulunduğu, davacı tarafça sunulan diğer sayfalarda hiç bir surette imzasının bulunmadığı kolaylıkla tespit edilebildiğini, ayrıca müvekkilin imzasının bulunduğu 14. sayfanın önceki sayfaların devamı olup olmadığı, bir bütünlük arz edip etmediği de anlaşılamadığını, bununla birlikte davacının talebinin dayanağı olan m. 9.2 on ve on birinci sayfalarda yer aldığını, müvekkillerin bu sayfalarda da imzası bulunmadığını, dolayısıyla davacı tarafından sunulan sözleşmeye itirazlarının mevcut olduğunu, müvekkilinin imzası bulunmayan sözleşme hükümlerinin müvekkil için bağlayıcılığının bulunmadığını, davacının taraflar arasında akdedilen sözleşmenin dosya kapsamında sunulan sözleşme olduğunu ispatlamakla mükellef olduğunu, ancak sunulan sözleşmede müvekkilin yalnızca son sayfada imzasının bulunmadığını, ayrıca davacı tarafın tacir olduğunu ve ticari hayatının her aşamasında basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, basiretli bir tacir gibi davranmayan, müvekkili ile imzalanan sözleşmenin dosya kapsamındaki sözleşme olduğunu ispatlayamayan davacının taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, zira müvekkil tarafından imzalanmayan sözleşme hükümlerinin, dolayısıyla davacı tarafından talep edilen cezai şartın müvekkil için bağlayıcılığı bulunmadığını, davacı tarafından talep edilen cezai şart fahiş olduğunu ve indirilmesinin gerektiğini, zira davacı tarafından talep edilen cezai şartın müvekkilden tahsil edilmesi müvekkilin mahvına sebep olacağını, ticari hayatını bitme noktasına getireceğini, yüksek mahkemede istikrarlı olarak verdiği kararlarında cezaf şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkündür dediğini, davacının sunduğu faturalar incelendiğinde takibe dayanak fatura tutarlarının 132.650,17 TL ve 128.413,04 TL olduğu, toplamının 261.063,21 TL'ye tekabül ettiği, takibin 260.000,00 TL üzerinden başlatıldığının, müvekkil şirketin sözleşmenin kurulması esnasında 20.000,00 TL teminat verdiğini, davacı yanın sözleşmenin feshinin akabinde bu teminatı iade etmediğini, dolayısıyla kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın kabulüne karar verilse dahi önce 260.000 TL üzerinden cezai şart indirimi yapılması, akabinde müvekkili tarafından yatırılan teminatın bu rakamdan düşülmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan sözleşmede müvekkillerin imzasının yalnızca -------- Sayfada bulunduğunu, bu sayfanın en alt kısmı incelendiğinde kefalet sözleşmesinin de burada yer aldığının görüldüğünü, buna göre müvekkili --------- davacıya karşı sorumluluğunun azami 146.000 TL ile sınırlı olduğunu, davacı yan her iki müvekkil için de borcun tamamı üzerinden takip başlattığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacının davasının haklı olduğu düşünülse dahi müvekkil --------- 146.000 TL'yi aşan kısımdan sorumlu olmayacağı, bu tutarı aşan kısım için yapılan takibin haksız olduğunun izahtan vareste olduğunu, dolayısıyla mahkemece davanın kabulüne karar verilse dahi müvekkillerden ---------- azami kefalet sınırının dikkate alınmasının gerektiğini, davacı yanın başlatmış olduğu icra takibi ile yıllık % 60 oranında faiz talep ettiğini, davacı tarafından talep edilen faiz miktarının hiç bir hukuki dayanağı bulunmadığını, taraflar arasında böyle bir anlaşmanın olmadığını, davacı tarafından talep edilen faiz miktarının fahiş olduğu izahtan vareste olduğunu, davacı yanca talep edilen faiz miktarına itirazlarının olduğunu, dolayısıyla mahkemece davanın kabulüne karar verilse dahi davacı tarafından talep edilen faiz oranının reddedilmesinin gerektiğini, bu nedenlerle davacının davasının reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Davacı ile davalı arasında imzalanan elektrik kullanımına ilişkin sözleşme kapsamında davalının fatura bedellerini ödememesi üzerine sözleşme kapsamında tahakkuk ettirilen cezai şart bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
--------Ş'ye ve -------- Noterliği'ne yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü.
Dosyamız arasına alınan -------- İcra Dairesinin ---------Esas sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde takibin 09/07/2024 tarihinde başlatıldığı davalının süresinde 16/07/2024 tarihinde takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.Davacının; borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğinden itibaren İİK.nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık süre içerisinde mahkememize davayı açtığı anlaşıldığından, açılan davanın süresinde olduğu görülmüştür. Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.7155 sayılı Kanun’un 20. Maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır. Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edim olup, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlali ile doğabilecek olan fer’i bir edimdir. Hukukumuzda cezai şartın türleri seçimlik cezai şart, ifaya eklenen cezai şart ve ifa yerine cezai şart olarak düzenlenmiştir. Seçimlik cezai şartı düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 179/1. maddesine göre, “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir”. Bu hükme göre, taraflar, sözleşmede borçlunun ya borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmesi ya da ceza koşulunun ödenmesini kararlaştırmış olabilirler. Bu durumda, borçlu borca uygun hareketle yükümlüdür. İfaya eklenen cezai şartın düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 179/2 maddesine göre, “Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir”.Bu hükme göre, borçlunun borca aykırı davranışı halinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. İfaya eklenen cezai şartta, seçimlik ceza koşulundan farklı olarak, alacaklı ya aynen ifayı ya da cezayı talep etmek zorunda bırakılmamıştır. Alacaklı burada her ikisini de talep yetkisine sahiptir. Borçlunun borca aykırı davranışı halinde alacaklının ifaya ek olarak talep ettiği alacak bir ceza koşulu alacağı ise, zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borca aykırılık nedeniyle bir zarara uğramasa bile ifaya ek olarak ceza koşulu talep edebilir. İfaya eklenen ceza koşulu zarar koşulunu gerektirmez. İfa yerine cezai şartın düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 179/3 maddesine göre “Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır”.Tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede ;Davacı ile davalı arasında imzalanan elektrik kullanımına ilişkin sözleşme kapsamında, davalının fatura bedellerini ödememesi üzerine sözleşme kapsamında tahakkuk ettirilen cezai şart bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu ,taraflar arasında 05.04.2023 tarihli abonelik sözleşmesi düzenlendiği,sözleşmenin 2.maddesinde davalının faturaları ödemekte gecikmesi halinde satıcı davacının sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkına sahip olduğu,alıcının her bir aboneliği için son bir yılın en yüksek bedelli 2 adet fatura tutarında cezai şart talep edebileceğinin düzenlendiği,davalı adına 12.09.2023 tarihli 132.650,17 TL ve 12.02.2024 tarihli 128.413,04 TL bedelli 2 adet faturanın geç ödenmesi sebebiyle kesintilerin yapıldığı,davacının sözleşmeyi fesih hakkının doğduğu,cezai şart talebinde bulunabileceği, TBK'nın 182. maddesi gereğince, taraflar cezanın miktarını serbestçe belirleyebileceği, Hakimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirebileceği, TTK'nın 22. maddesinde ise tacirin aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesinin mahkemeden istemeyeceği düzenlenmiş ise de ilmi ve kazai içtihatlarla tacirin ekonomik olarak mahvına sebep olabilecek ceza koşulunun indirilebileceği kanaatiyle takdiren 100.000 TL cezai şart bedeline hükmedilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacının DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile Davalı borçlunun ---------- Esas sayılı dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 100.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden takip tarihi itibariyle avans faiz işletilmesine ;
Alacak yargılamayla belirlendiğinden icra inkar tazminatının reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 6.831,00-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 4.125,55-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.705,45-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 4.125,55-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 4.553,15TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
6-Davacı tarafından yapılan; 5.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 819,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 5.819,50-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 2.408,95-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
7- Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
8-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde --------- Arabulucu Başvuru Nolu dosyada taktir olunan 3.800,00-TL ücretin kısmen kabul kısmen red oranı dikkate alınarak 1.573,00 TL'lik kısmın davalıdan, 2.227,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde --------- Bölge Adliye Mahkemesinde kesin yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/09/2025