T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/748 Esas
KARAR NO : 2025/695
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 13/10/2023
KARAR TARİHİ : 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının ortağı olarak gözüktüğü ---------ŞTİ. , 2002 yılında ---------, --------- ortaklığı sonucu kurulmuş olup, ---------- Sicil numarası ile ---------- Ticaret Sicil Müdürlüğünde şirket kayıtlı göründüğü, davacını işbu şirketin 95 payını devir aldığına dair karar ise --------- 30.05.2003 tarih,------- sayı ve --------Sayfasında yayınlandığı veğ davacının ilgili şirkete Müdür olarak atandığına dair karar da ---------, -------- sayı ve--------- Sayfasında yayınlandığı, ancak söz konusu şirket ile davacının herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, davacının 2003 yılında kimliğini kaybettiği ve kayıp kimliği ile işbu şirketin kurulduğu, akabinde davacıya ait olmayan borçlar için bildirimler yapılmış ve müvekkilin malvarlığına haciz konulduğu, bu olumsuz gelişme sonucu davacı başına gelenleri anlayabilmiş ve Savcılığa kuruluş sırasında ortak olarak görünen kişileri --------- soruşturma numarası ile şikayet ettiği, 8 yıllık zamanaşımının geçtiği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, -------- sayı ve --------- Sayfasında yayımlanan ilan ile davacının ----------Noterliği'nin 14.05.2003 tarih ve---------- yevmiye numaralı işlem ile işbu şirket payını devraldığı görüldüğü davacı 09.10.2023 tarihinde söz konusu Noterlikten hisse devir senedinin örneğini aldığı, Devir senedine baktığında isminin altında yer alan imzanın kendisine ait olmadığını hemen fark ettiği, davacı imzası ile hiçbir benzerliği bulunmayan imza, şirket hisse devir işlemlerinin sahte olduğu görüldüğü, söz konusu şirketin kurulduğundan bu yana herhangi bir gerçek faaliyeti bulunmadığı, zira davacının işbu şirketin varlığından bile haberi bulunmadığı, şirketin mükellefi bulunduğu ----------- vergi dairesi de 2005 yılında faaliyeti olmayan işbu şirketin resen vergi mükellefiyetliğini terkin ettiği, bu nedenle Şirketin vergi kaydı bulunmadığı, sadece şirketin ---------- Ticaret Sicilinde kaydının bulunduğu, bu nedenle de şirketin T.T.K.’nun 363/3 md. Göre haklı nedeni feshini talep etme zorunluluğu doğduğu beyan edilerek, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, haklı davalarını kabulüne, -------- Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3. maddesi uyarınca haklı nedenle tasfiyesiz olarak feshine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı taraf davaya cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; davalı şirketin fesih istemine ilişkindir. Dava basit yargılama usulüne tabi olup, yöntemine uygun olarak oluşturulan tensip zabtı uyarınca yargılamaya başlanmış, ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktaları kapsamında tahkikata geçilerek deliler toplanmak suretiyle tahkikat bitirilmiş ve yargılama sonuçlandırılmıştır.Taraflarca delil olarak gösterilen ---------- Ticaret Sicil kayıtları, ----------- kayıtları ve vergi kayıtları celp edilmiş olup sunulan diğer deliller ile birlikte incelenmiştir.
Celp edilen ----------- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 25/10/2023 tarihli yazı cevabı incelendiğinde davacı ----------- şirket yetkilisi olduğu, şirketin son tescil kaydının 24/06/2005 tarihinde yapıldığı görülmüştür.Celp edilen ---------- Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 07/11/2023 tarihli yazı cevabı incelendiğinde, mükellef kurumun 17/11/2002 --------- Vergi Dairesine mükellefiyet tesis ettirmiş olduğu, 21/08/2003 tarihinde nakil olarak ---------- Vergi Dairesine gelerek faaliyete başladığını, 31/05/2005 tarihinde mükellef adına düzenlenmiş olan vergi raporuna istinaden mükellefiyeti terkin edilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık; davalı şirket faaliyetlerinin devam edip etmediği, şirketin fesih şartlarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce alınan 05/11/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda bilirkişiler; "Huzurdaki uyuşmazlığın davalı şirketin haklı nedenle fesih şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı, davacının ileri sürdüğü haklı sebepler bakımından, davacının 2003 yılında kimliğini kaybettiği ve davalı şirkete sahte bir şekilde ortak ve müdür olduğuna yönelik haklı sebep iddiasının huzurdaki yargılamanın konusu olmadığı, diğer sebeplerin incelenmesi gerektiği, diğer sebeplerin incelenmesi neticesinde vergi dairesinden gelen yazı cevabında davalının resen terkin edilmesi, vergi borcunun olması, işyeri kaydının bulunmaması, uzun yıllardır genel kurul yapılmaması karşısında gayrifaal olduğu, şirketin devamında hukuken ve fiilen ortakların korunmaya değer bir menfaatinin olmadığı ve şirketin feshi ve tasfiyesi için haklı sebeplerin oluştuğu yönündeki görüş ve kanaatlerini rapor olarak mahkememize sunmuşlardır. Somut dosya kapsamında davacı tarafın 2003 yılında kimliğinin kaybolması nedeniyle sahte bir şekilde şirket ortağı olduğunu, borçlarının olduğunu ve şirketin gayri faal durumda olmasından dolayı TTK'nun 636/3. maddesi kapsamında davalı şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 636/3. maddesinde haklı sebeplerle ortağın şirketin feshini talep edebileceği, mahkemece bu istem yerine, davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceği düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle; bir kişiyi ortak olmaya yönelten şartlar ortadan kalktığında, yani o kişinin ortaklıktan ayrılmasını gerektiren ve haklı sebep olarak nitelendirilebilecek sebepler doğduğunda, ilgili her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkemenin, fesih talebi yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılınasına karar verebilir. 6102 sayılı TTK.nun 641/I maddesinde; “ Ortak şirketten ayrıldığı takdirde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına haizdir.” düzenlemesi yer almaktadır. O halde, dava sebebinin dayandığı TTK'nın 636/3. maddesinde haklı sebep kavramı yasada açıkça tanımlanmamış ise de her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak ileri sürülen nedenlerin haklı sebep teşkil edip etmeyeceği hususunun irdelenmesi gerekmektedir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi sebepler haklı sebepler olarak sayılmıştır. Yargıtayın konuya ilişkin içtihatları da aynı doğrultudadır . Tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin gayri faal olduğu, vergi dairesi tarafından resen terk işlemi yapıldığı, ortakların birbirlerini tanımadıkları, ---------- Müdürlüğünün 01/11/2023 tarihli müzekkere cevabında ise davalı şirketin iş yerinin tescilli işyeri kaydına rastlanılamadığının bildirildiği, davacı tarafça davalı şirketin vergi borçlarının olduğunu bu borçlardan dolayı da kendisinin malvarlığına haciz konulduğunu belirttiği, dosyada mübrez Gelir İdaresi Başkanlığı ---------- Vergi Dairesi Başkanlığı ----------Vergi Dairesi Müdürlüğünün 07/11/2023 tarihli yazısında davalı şirketin toplam 574.332,69 TL borcu bulunduğunun bildirildiği, davalı şirketin en son 2005 yılında ortaklar kurulu kararı aldığı göründüğü, davalı şirketin mali verilerinin incelenemediğinin bilirkişi raporunda da belirtildiği bu noktada artık şirketin devamında hukuken ve fiilen ortakların korunmaya değer menfaati de kalmadığı dolayısıyla davalı şirketin fesih koşullarının oluştuğu gözetildiğinde davacının şirketin feshi talebinin haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE,
- --------- Ticaret Sicili Müdürlüğünün ----------sicil sırasında kayıtlı -----------Şti.'nin FESİH ve TASFİYESİNE,
2-Tasfiye memuru olarak davacı ------------ atanmasına, ücret takdirine yer olmadığına,
3-Alınması gereken 615,40-TL karar harcına karşılık peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55-TL harcın davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL peşin harç, 269,85-TL başvuru harcı, 13.765,75-TL yargılama gideri olmak üzere toplam 14.305,45-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı lehine AAÜT uyarınca taktir edilen 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
7-Karar kesinleştiğinde ticaret siciline tescil ve ilanına, ilan masraflarının davacı tarafça karşılamasına,
Dair, davacı asil vekili ve davalı şirket temsilcisi temsil kayyumunun yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/07/2025