T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/127 Esas
KARAR NO : 2025/654
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/02/2022
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----------Ş. ile -----------Ş. arasında 30.11.2013 başlangıç ve 30.11.2014 bitiş tarihli emniyeti suistimal sigorta poliçesi akdedilmiş olduğu; Şirket tarafından poliçede belirlenen prim miktarı tamamen ödenmiş olduğu; --------, --------- devredildiği; sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketi'nin, davacı Şirket nezdinde çalışan personellerin görevlerini ifa ederken kasıt veya kötü niyetli hareketleri ile davacı Şirket'in para ve sair kıymetli evrakını veya para ile ölçülebilen mallarını çalmak, zimmetine geçirmek veya poliçe kapsamında sayılan diğer eylemleri gerçekleştirmek suretiyle davacı Şirket'i zarar uğratmaları halinde bu zararı tazmin etmekle mesul olacağının kararlaştırıldığı; davacı Şirket'in müşterilerinden ----------- Çağrı Merkezi Operasyon bölümünde müşteri temsilci olarak görev yapan ---------, ---------,--------, ------- ve --------- isimli 5 (beş) çalışanı kendi adlarına ve farklı isimlerle ----------- üyeliği açarak sahte miller işlemek suretiyle biletler düzenlediği; personellerin işbu usulsüz eylemlerinin -------- tarafından tespit edilerek davacı Şirket'e bildirildiği; ----------, davacı Şirket'ten 22.04.2014 tarihli, ---------- nolu fatura ile personellerin haksız eylemleri neticesinde meydana gelen 235.105,00 TL tutarlı zarar bedelini talep ettiği ve işbu zararın davacı Şirket tarafından ödendiği; personeller tarafından gerçekleştirilen bu usulsüz ve suça konu eylemler akabinde savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu; davacı şirketin işbu eylemlerden kaynaklanan 235.105,00 TL zararının meydana geldiği; davacı Şirket tarafından uğranılan işbu zararın sigorta poliçesi kapsamında tazmini amacıyla davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı ancak zararın tazmin edilmediği; poliçede yer alan rizikoların gerçekleşmesi ile muaccel hale gelen ve davacı Şirket tarafından uğranılan zararın davalı sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiği dava ve talep edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu alacak için zaman aşımı süresi dolduğu; -------- No’lu Emniyeti Suistimal Sigorta Poliçesi ile sigortalının beyanına bağlı olarak, poliçede belirtilen yazılı hususi ve poliçeye ekli matbu ek madde ve klozlar ile limitler dahilinde sigortalandığı; öncelikle poliçede poliçe süresince verilen toplam teminatın 250.000,00 TL olduğu, limitin kişi başı 100.000,00 TL ile sınırlı olduğu ve poliçede her hasarda %10 muafiyet uygulanacağına ilişkin de hüküm bulunduğu; poliçenin tanzim tarihi itibariyle riziko adresinde çalışan 706 kişiyi kapsamakta olduğunu ve öncelikle Davacının eylemlerinden dolayı zarar doğduğunu iddia ettiği 5 çalışanın poliçe kapsamında olup olmadığının tespitinin gerektiği; poliçe düzenlenme tarihi itibari ile çalışan işçi sayısının ---------- kayıtlarına göre ispat edilmesi gerektiği; -------- kayıtlarına göre belirlenen riziko adeslerinde daha fazla işçi çalışması halinde eksik prim ödeme söz konusu olacağı ve bu durum sözleşme hukukuna ( ihbar mükellefiyetine ) aykırılık teşkil edeceği; sigortalının suç oluşturduğu iddia edilen eylemlerin tarihlerinin net ve çekişmesiz olacak şekilde ortaya konması gerektiği; detayları ekspertiz raporunda da mevcut olduğu üzere sigorta şirketinin meydana gelen hadiseden kaynaklı olarak herhangi bir sorumluluğu olmadığı ve hasarın teminat kapsam dışı olarak değerlendirilmesi gerektiği; müşterilerin -------- firmasından biletlerini ücretini ödeyerek aldıkları dikkate alındığında, alınan biletin yanında ek olarak verilen uçuş millerini talep etmedikleri, talep edilmeyen milleri üzerine suç atılı şahısların kendi zimmetlerine geçirdiklerinin anlaşıldığı; üzerine suç atılı şahısların vermiş oldukları zararın --------- firmasına olmayıp, -------- müşterilerine olduğu; uçuş millerinin 3 yıl geçerli olduğu dikkate alındığında ve tarafımıza ----------- müşterilerince geri talep edilen uçuş mili olmadığı ve hadisenin 2014 yılında meydana gelmiş olduğu da dikkate alındığında, talep edilmemiş millerin geçerliliğini kaybetmiş olduğunun anlaşıldığı; Dava dilekçesi ekinde sunulan ----------- firmasınca sigortalı firma adına 22.04.2014 tarihinde düzenlenen zarar e-fatura tutarının 235.105,00 TL olduğu görülmekte ise de sigortalı firmanın ------------ adına 30.04.2014 tarihinde düzenlemiş olduğu fazla düzenlenen faturaya istinaden kesilen fatura 122.279,00 TL'lik de faturanın mevcut olduğu; bu durumda kabul anlamına gelmemek üzere; firma zararının doğduğu kabul edilse dahi zararın (235.105,00 TL - 122.279,00 TL) 112.826,00 TL olduğu savunulmuştur.
Mahkememizce alınan 08/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişiler; Davalının zamanaşımı savunmasının takdirinin mahkemede olduğu, yapılan teknik değerlendirmeye nazaran, gerçekleşen rizikonun poliçe teminatı kapsamında kaldığı; davalının tazmin tutarının 101.543,40 TL olduğu; faiz başlangıcında davalının temerrüt tarihinin 23.06.2014 olduğu yönündeki görüş ve kanaatlerini rapor olarak mahkememize sunmuşlardır.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasında düzenlenen emniyeti suistimal poliçe kapsamında davacının davalıdan tazminat talebi davasıdır.Dava dilekçesi davalı tarafa 03.01.2022 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı vekilinin talebi üzerine 2 hafta ek süre verilmiştir. Cevap dilekçesi sunulmasının son günü 29.03.2022 tarihi iken davalı tarafından 22.03.2022 tarihinde cevap dilekçesi sunulmuş ve zaman aşımı defii ileri sürülmüştür. Yani süresinde sunulan cevap dilekçesi ile usulüne uygun olarak zaman aşımı defii ileri sürüldüğü noktasında mahkememizce tereddüt bulunmamaktadır.TCK.m.155'e göre; Güveni kötüye kullanma"Madde 155- (1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya budevir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur."Ceza Kanuna göre bu fiilin cezayı gerektiren bir fiil olması yeterli olduğuna bu fiilin TCK.m.155/2 anlamında Güveni Kötüye Kullanma (Emniyeti Suistimal) suçunun nitelikli halini teşkil ettiği ve cezayı gerektiren bir fiil olduğunun açıkça ortada olduğunu, YHGK kararında da belirtildiği üzere ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektirmesinin yeterli görülmekte olduğunu, bunun dışında, fiili gerçekleştiren hakkında soruşturma yapılması ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi yada ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Somut olayda ----------- sayılı kararında sanıklar tarafından zararın meydana getirildiği sabit olmadığı gerekçesiyle CMK'nin 223/2-e gereğince beraat kararı verilmiştir. Davacı mezkur ceza dosyasında katılan olarak yer almaktadır. Her ne kadar işbu davada fiilin cezayı gerektirdiği sabit ise de davalı sigorta şirketi olup davacı tarafından poliçeye dayanılarak alacak davası ikame edilmiştir. Bu sebeple davacının talebinin, davalı açısından ceza zaman aşımına tabi olmadığı anlaşılmıştır. TTK'nin 1420 ve 1482 maddeleri gereğince zaman aşımının 2 ve 10 yıllık süreye tabi olduğu ve alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren zaman aşımının başladığı, TTK'nin 1427/2 Maddesi uyarınca başvurudan itibaren 45 gün sonra alacağın muaccel olduğu hüküm altına alınmıştır. Somut olayda davacı tarafından davalıya 02.05.2014 tarihinde başvurulduğu, başvurunun 08.05.2022 tarihinde davalı tarafından işleme alındığı, 45 gün sonrası olan 23.06.2014 tarihinde alacağın muaccel olduğu ve zaman aşımı süresinin işbu tarihten itibaren işlemeye başladığı, 02.05.2014 tarihli başvuru ile davacı tarafından zarar ve zarar verenin davalıya bildirildiği, davanın ise 17.02.2022 tarihinde açıldığı, davacının 2 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde davasını açmadığı anlaşıldığından zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilerek aşağıda şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın zaman aşımı nedeniyle reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 3.399,61-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 37.616,80-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde---------- Arabuluculuk Bürosu'nun ----------- sayılı dosyasında takdir edilen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/07/2025