T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2016/717
KARAR NO : 2025/696
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 07/06/2016
KARAR TARİHİ : 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ----, davalı ------ şirketine sigortalı, davalı-----Şirketinin poliçe sahibi ve araç sahibi olduğu, davalı ---- sevk ve idaresindeki----- plakalı araçta 25.09.2015 tarihinde seyir halinde iken, istikametine göre yolun sol tarafında bulunan orta refüje girdiğini, aracı kullanan----- uyuması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, kendi şeridine girmek için tekrar ani şekilde direksiyonu kırdığını ve aracın yola çıkarak sağ tarafına yan yattığını, yolda sağ tarafı üzerinde sürüklenerek yolun sağına çıkan aracın tarlaya uçması sonucu ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesine sebebiyet veren ----- kaza öncesinde ve kaza esnasında dikkatsiz, tedbirsiz ve tam kusurlu olduğu olduğu, Müvekkili ----- ve araçta bulunan diğer kişilerin kusursuz olduğu, meydana gelen kaza kapsamında alınan bilirkişi rapolarında ve kaza tespit raporunda da belirlendiği gibi bu kazanın meydana gelmesinde sürücü---- asli ve % 100 tek kusurlu olduğunun belirlendiğini, ----- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ----- sayılı dosyasında tanzim edilen 28.09.2015 tarihli bilirkişi raporunda minibüs sürücüsü ----- asli ve tam kusurlu olduğunu belirtildiği, kazanın 25.09.2015 tarihinde gerçekleşmiş olduğu, kaza tarihinden sonra müvekkilinin aylarca bir dizi operasyon geçirdiğini, aylardır yatağa bağlı olarak yaşamına devam eden müvekkilinde yoğun kas nekrozu, kemik ve yoğun doku kaybı mevcut olduğu, kaza tarihinden bu yana 10 adet ameliyat geçirdiğini, tedavisinin ömür boyu devam etmesi ihtimali bulunduğunu, geçirdiği ameliyatlara rağmen eski sağlığına kavuşamadığını ve bu durumun müvekkilde telafisi mümkün olmayan travmalara sebebiyet verdiğini, ilk müdahalenin kaza sonrasında kaldırıldığı ----- Devlet Hastanesinde yapılmış olduğu, müvekillinin tedavisine daha sonra ----- Eğitim ve Araştırma Hastanesinde devam edildiğini, tedavisinin ---- Tıp Fakültesi halen devam etmekte olduğunu, tedavisi için kendi sağlık harcamalarının da ayrıca devam ettiğini, ilgili hastanelerden müvekkilin dosyaları celp edildiğinde durumun vehameti de görüleceğini, kazanın yaşandığı tarihlerde---- isimli saygın bir dış ticaret firmasının dış ticaret uzmanı olarak “yıldır sigortalı olarak çalışmakta olduğunu, yaşanan elim kazanın ardından ciddi boyutlara ulaşan tedavi masrafları oluştuğu, ciddi bir kazanç kaybına uğradığını, çalışma gücünü kaybettiği ve ekonomik geleceğinin büyük ölçüde riske girdiğini, ömür boyu yatağa bağlı bir hayat sürme ihtimali olan müvekkilin uğramış olduğu /uğrayacağı tüm bu maddi kayıpların da davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmesini talep ettiklerini, davalılardan ----- işleten olarak, diğer davalı ----- Şirketi Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında rizikoyu üstlenen olarak bu davaya konu kazadan, müştereken ve müteselsilen maddi tazminattan sorumlu olduklarını, müvekkilinin, davalının hukuka aykırı eyleminden ötürü, olay tarihinden bu güne dek hastanelerde, büyük elem ve acılar çektiğini, operasyonlar geçirdiğini, tüm bu operasyonların bir insanın hayatını devam ettirebilmesini olanaksız kılan, gerek psikolojik gerekse tıbbi açıdan kişinin mahvına yol açan türden olduğunu, müvekkilinin henüz üniversite öğrenimini yeni tamamlamış, 1 yıldır sigortalı olarak çalışmakta olan ve birlikte yaşamakta olduğu annesinin de bakım ve sorumluluğunu üstlenmiş genç bir kız olduğu, müvekkili ----- genç yaşında yaşadığı bu tarifsiz acıları bir nebze olsun dindirebilmek adına manevi tazminat ödenmesini talep ettiğini, davacılardan---- kazada yaralanan davacı -----annesi olduğunu, kızı ile birlikte ikamet ettiğini, Mağdure, Müvekkil ----- tek kızı oludğu, eşi de bulunmadığından hayatta yaşayan tek varlığı olan genç yaştaki kızını kaybetme korkusu ile karşı karşıya kaldığını, kazanın onu manevi yönden derinden sarstığını, davacıların bu anlamda maddi ve manevi olarak birbirlerine bağımlı olduğu, davacı anne ----- gerek kaza nedeniyle yaşadığı gerekse de tedavi sürecinde kızının yaşadığı tedavi süreci nedeniyle yaşadığı elem ve acı etkisini bir nebze olsun hafifletebilmesi içinde kendisine manevi tazminat ödenmesini talep ettiklerini, davalı ------ bir kişinin yaşamını yitirdiği, birden fazla kişinin de ciddi şekide yaralandığı bu kaza nedeniyle ------ Ağır Ceza Mahkemesi'nin ------. sayılı dosyasıyla yargılandığı, asli kusurlu bulunarak cezalandırıldığını, meydana gelen kazadan ötürü, fazlaya ilişkin tüm talep, alacak ve haklarımız saklı kalmak koşuluyla; davanın kabulüne, Davalı ----- Şirketi adına kayıtlı ----- plakalı aracın kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, davalı sigorta şirketi adına kayıtlı araç ve gayrimenkullerin. UYAP üzerinden tespiti ile davalı sigorta şirketinin araç-menkul- gayrimenkul malvarlığına dava değeri nispetinde ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkilin tedavi-hastane giderleri. kazanç kaybı- çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklanan maddi tazminatın şimdilik 100.000 TL'sinin 25.09.2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkil davacı ----- ömrünün bundan sonraki kısmını davaya konu trafik kazasının acı izleri ile geçirecek olmasından dolayı yaşamakta olduğu elem ve ızdırabını bir nebze karşılığı olmak üzere 500.000 TL olmak üzere ; müvekkil ----- mağdurun annesi olup, hayattaki tek varlığı olan kızını kaybetme korkusunu derinden yaşamış olması ve kaza sonrasında kızı için halen devam eden tedavi sürecinde de tarifi imkansız ızdırabının devam edeceği de düşünülerek bir nebze olsun yaşamakta olduğu acının karşılığı olarak 200.000 TL olmak üzere; toplamda 700.000 TL manevi tazminatın 25.09.2015 kaza tarihinden itbaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davalı taraflardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ------vekili cevap dilekçesinde özetle ; Dava öncesi başvuru yapılmadığından dava şartı eksikliği nedeniyle esasa girilmeksizin davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ------ plakalı aracın müvekkili şirket tarafından Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, öncelikle manevi tazminat taleplerinin ZKTM poliçe teminatı dışında olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin bu dava konusu talepler yönünden herhangi bir şekilde sorumluluğunun doğmasının mümkün olmadığını, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereği poliçe teminatının ancak araçta yolcu olarak taşınan biletli yolcuları kapsadığını, davacının araçta biletli yolcu olarak taşınıldığının ispatlanması gerektiğini, yolcu bileti olmayan kişilerin taleplerinin teminat dışında olduğunu, davacının delilleri arasında yolcu bileti sayılmadığını, bu durum karşısında poliçe teminatının ön koşulu gerçekleşmediğinden, ayrıca bu husus açıkça genel şartlarda teminat kapsam dışı olarak nitelendiğinden haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, Müvekkili Şirketin Sorumluluğunun Trafik Poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğu, yapılacak yargılamada araçların kusur durumlarının tespit edilmesi gerektiğini, Zorunlu Taşımacılık Mali Mesuliyet Sigortası, meblağ sigortası olmadığından, poliçede üst limit olarak belirlenen tutarın her olayda otomatik olarak ödenmesinin mümkün olmadığını, Mütevekkil şirketin, ancak sigortaladığı araç işletenin sorumluluğu nispetinde zarardan sorumlu tutulabildiğini, öncelikle kazada araçların kusur durumunun tespitinin gerektiği, sigortalı araca atfedilen kusurunu kabul etmediklerini, her halükarda davacının müterafik kusurunun dikkate alınmasını talep ettiklerini, sigortalı araca atfedilen kusuru kabul etmemekle beraber, bir an için iddia edildiği üzere sigortalı aracın kusurlu olduğu kabul edilse dahi, davacının iddia olunan zararın meydana gelmesinde ve artmasında müterafik kusurunun dikkate alınmasını, hesaplanacak tazminattan uygun oranda indirim yapılmasını talep ettiklerini, dava konusu olayla ilgili olarak ceza soruşturma dosyasındaki tüm delillerin, ifade tutanaklarının, tanık beyanlarının ve nihayet bilirkişi raporunun temininin gerektiği, hukuk mahkemesi ceza mahkemesi bilirkişi raporu ile bağlı olmayacağından, kusura ilişkin incelemenin resen yapılmasını talep ettiklerini, davacı yanın maluliyet iddialarının değerlendirilebilmesi için Adli Tıp Kurumu ----İhtisas Dairesine sevk edilerek yalnızca kaza ile illiyet bağı bulunan maluliyet durumu hakkında rapor alınmasını talep ettiklerini, bu nedenle maluliyet hesabında yalnız fiziki ve sürekli nitelik taşıyan arazların dikkate alınması, buna göre kaza ile illiyet bağı bulunan maluliyet oranının belirlenmesi gerektiği, davacının gelir durumunun, SGK kayıtları, vergi levhası gibi somut delillerle kanıtlanması gerektiği, davacıların kaza tarihinde çalışıp çalışmadığının tespiti için SGK kayıtlarının celbini talep ettiklerini, iddia edilen gelirin kabulünün mümkün olmadığını, dolayısıyla davacının Sosyal Güvenlik kuruluşlarından herhangi bir ödeme alıp almadığının tespitini talep ettiklerini, davacının kaza tarihinde çalıştığının tespit edilmemesi halinde hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılmasını talep ettiklerini, Davacının sosyal ve ekonomik durumlarının ve hangi Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi olduğunun, davacıların Sosyal Güvenlik Kurumundan geçici iş göremezlik ödeneği, tedavi gideri ya da peşin sermaye değeri dolayısıyla herhangi bir ödeme alıp almadığının tespitini talep ettiklerini, bu sebeplerle, manevi tazminat talebinin ZKTM poliçesi teminatında bulunmaması sebebiyle reddine karar verilmesini ve müvekkil şirket lehine karşı vekalete hükmedilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerden ötürü gelir iddiasının reddine, kaza tarihinden ticari faiz talebinin reddine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirketin, taşıma sözleşmesinin tarafı olmadığını, şirket arabasını sahip olduğu kiralama yetkisi uyarınca ---- ve ----- adlı kişilere araç kiralayan sıfatını haiz şirket olduğunu, taraflar arasında ‘Araç Kiralama Sözleşmesi’ bulunduğunu, kazanın gerçekleştiği ------ Turu’nu düzenleyen müvekkili şirket olmadığını, bu sebeple müvekkilinin, ne turun, ne taşıma sözleşmesinin tarafı olmadığını, aracın kiralanması konusunda anlaşmış olduğu --- ve ----, 24.09.2015 tarihinde aracı teslim almaya gelen----- ile sözleşmeyi imzaladığını ve aracı söz konusu şahısların temin ettiği şoföre teslim ettiklerini, husumetin dava şartlarından ve kamu düzeninden olduğunu, pasif husumet itirazında bulunarak davanın reddini talep ettiklerini, davacıların zararına sebebiyet veren trafik kazasının meydana geldiği turun düzenleyicisinin, internet ortamından/----- ulaştığı kişilere tur satan,------olduğunu, kazanın mağdurlarının, bu şahıslarla iletişime geçip, bu şahıslardan tur satın aldıklarını, Müvekkili şirketin ise bu kişilere araç kiraladığını, aracın kiralanması dışında herhangi bir ilgi ve alakası bulunmadığını, taşıma sözleşmesinin tarafı ve turun düzenleyicisi olan ------, müvekkili şirketten araç kiralamak suretiyle tur düzenlediğini, bu işten ekonomik çıkar elde ettiklerini ve aracı işlettiklerini, araç üzerindeki fiili hakimiyetin, araç içindeki harcamaların, araç üzerinden ekonomik kazanç ve işleten sıfatı tur düzenleyicileri olan-----ait olduğunu, müvekkili şirket aracının iş bitimi ödeme şeklinde kiralandığını, kaza meydana geldiğinden ve turu düzenleyenler sırra kadem bastığından kiralama bedelini dahi alamadığını, turun düzenlendiği aracın pert olduğu ve trafikten men edildiğini, müvekkilinin zararı ve oluşan itibar kaybının çok büyük olduğunu, tur başlarken yolcu listesi ile birlikte imzalanan sözleşmeye karşılık olarak, araç kiralama bedeline ait faturanın kendilerine tebliğ edildiğini, bu faturaya ilişkin ödemenin kazanın da meydana gelmesiyle uzun süreçte taraflara ulaşılamadığı, ödeme sağlanamadığı için ----İcra Dairesi’nin ------ Esas numaralı dosyasıyla şahıslara karşı icra takibi başlatıldığını, bu sebeple söz konusu davaya konu olan turu düzenleyen ve taşıma sözleşmesinin tarafı olan ---- ve---davayı ihbar ettiklerini, taşıma sözleşmesinin tarafı ve turun düzenleyicilerinin kazaya sebebiyet verdikleri turun ilanlarının halen internet üzerinden bulunabildiğini, 14.03.2016 tarihinde internet üzerinden yapılan araştırma ile turun bilgileri, fiyatı ve içeriği, tur ilgilisinin de bilgilerinin görüldüğünü, turu düzenleyen ve müvekkili şirkete ait aracı kiralayan ----, belirli bir ikametgahı olmayan sadece telefon bilgisi olan ------ numaralı telefon hattından ulaşılan haricen ----- Üniversitesi’nde öğrenci olduğunu öğrendikleri bir şahıs olduğunu, kaza sonrası da halihazırda internet üzerinden tur sattıklarını, internet ortamından tur sattıklarına kanıt olacak güncel internet sitesi görsellerini de sunduklarını, müvekkili şirketin kazanın meydana gelmesinden itibaren mağdurların yanında olduğunu, zararlarını azaltmak, ihtiyaçlarını karşılamak için canla başla çalıştığını, davacıların ve diğer kazazedelerin eşyaları bile bizzat müvekkili şirket yetkilisi -----tarafından kaza yerinden alınarak, ilgililere veya akrabalarına teslim edildiğini, sigorta şirketinden ödemelerin yapılması için aracın sahip olduğu 3 sigorta şirketinin bilgisinin de paylaşılarak tüm kazazedelere gerekli bilgilendirmenin yapıldığını, müvekkilinin davacıların zararının en aza indirilmesi yönünde her aşamada elinden geleni yaptığını, bu sebeple yapılacak her türlü değerlendirmede bu hususun dikkate alınması gerektiğini, turu internet üzerinden Bayram dönemi olduğu halde 2 gece 3 gün için 4 ve 5 yıldızlı otellerde düzenlendiği iddiası ile 299-TL’ye satan, davayı ihbar ettikleri -----alan davacıların da, bu sebeple kusuru bulunduğunu, bir tur firması olmayan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan kaydı ve tur düzenleme yetkisi olmayan şahıslar tarafından düzenlenen tura katılmış olmaları sebebi ile kusurlu oldukları, davacıların müvekkili şirkete hiçbir surette ödeme yapmadığının da araştırılması gerektiğini, davacı ----- ödeme belgesini mahkemeye dürüstlük kuralı gereği sunmak zorunda olduğunu, emniyet kemerini takmamış olan davacı ------ bakımından da müterafik kusur söz konusu olacağını, ve tenkis yapılması gerektiği, araçta tüm koltuklarda emniyet kemeri bulunduğu ve araç içinde ‘emniyet kemerinizi takınız’ yönünde bulunan uyarılara rağmen davacının emniyet kemerini takmadığından da zararın ağırlaştığını, ortaya çıkan zararda mağdur davacının da kusuru bulunduğu için hükmedilmesi muhtemel tazminatlar bakımından tenkis yapılması gerekeceğini, tedavisine yönelik tüm kayıtlar incelenirse, davacı ------ yaşamış olduğu çoklu ameliyatların yanlış tedavi ve hastaneden kapılan iltihap, tedavide kullanılan çividen kaynaklı iltihap olduğunun görüleceği, tüm tedavilerin, önceki tedavilerden kaynaklı oluşan hasarların durumu ağırlaştırması sonucu oluştuğunu, maddi manevi taleplere yönelik, zararı oluşturan olay ile dosyaya sunulan zarar arasındaki illiyet bağı, araya giren 3 hastane ve sayısız doktor tarafından kesilmiş bulunduğunu, bu sebeple ağırlaşan şemadan veya davacının geçirdiği 10 ameliyattan müvekkilinin hiçbirinin sorumlu olmadığını, zararın ne kadarının kazadan ve ne kadarının yanlış tedavi, hastane kusuru olduğunun da ayrıştırılması gerektiğini, davacı yanın kaza anında aracın hız limitlerinin %30’unu aşmış olduğu yönünde iddiada bulunmuş olsa da, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, şoför ------ hız sınırlarına uygun seyir ile aracı götürdüğünü, buna ilişkin yasal GPRS kayıtları, müvekkilin araçlarının kayıtlı olduğu ------ Şirketi tarafından yapıldığını, bu yöndeki kayıtların ilgili şirketten istenmesi ile görüleceğini, davacı yanın dava dilekçesinde dayandığı, diğer davalı şoförün asli ve %100 tek kusurlu olduğu yönündeki iddiasının da sabit olmadığı, bu hususun yargılamayı gerektirdiğini, ---- Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen -----Esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklemesi, o dosyanın bekletici mesele yapması gerektiği, ------ bakımından istenilen 100.000-TL’lik maddi tazminatın miktarının fahiş nitelikte olduğu, kabulünün mümkün olmadığını, ortaya çıkan zarar ile, zararlandırıcı eylem arasındaki uygun illiyet bağının yanlış tedaviler ile kesildiğini, Davacının zararının 3. Gerçek veya kurum Kişisi tarafından meydana getirilerek ağırlaştırıldığını, davacının 3 Hastanede, sayısız doktor tarafından tedavi edildiği, durumu ağırlaştıkça bir başka hastaneye gittiklerini, elbette 10 ameliyat geçirmiş olmasının çok üzücü olduğu ancak oluşmuş zararın 1-2 ameliyat ile giderilememesinin ------ Eğitim ve araştırma Hastanesinde, eğitim içerikli intörn doktorlara tedavinin yaptırılmış olması veya zararı arttırmalarının bir sonucu olması olduğunu, her halükarda yanlış tedavilerden ve hatalı ameliyatlardan kaynaklanan zararın müvekkili şirkete yüklenemeyeceğini, davacı -----, 25.09.2015 saat 12.20’de Jandarma’ya verdiği ifadede, Mesleği ve aylık geliri sorulduğunda Öğrenci olduğunu beyan ettiğini, dava açılana kadar niteliği değişmiş ve ------ isimli bir firmanın çok kıymetli ve değerli bir çalışanı olduğu beyan edildiğini, buradaki amacın ‘kaybın çok yüksek olmasını sağlayacağı ve Annesine de baktığı’ sebebi ile zararın arttırılmaya çalışıldığının açık olduğunu, bu sebeple davacının öğrenci olup olmadığının araştırılması veya kaza tarihinde fiilen çalışmakta olup olmadığı, gerçekten bir gelirinin bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, davacının almakta olduğu bir aylık veya maaş hesabının bulunup bulunmadığı, var ise dökümünün celbini talep ettiklerini, davacıların talep ettiği manevi tazminat bedellerinin fahiş ve hakkaniyete aykırı olduğu, manevi tazminatın hiçbir zaman zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, bu sebeple hesabın doğru yapılması gerektiği, davacı ----- için 500.000-TL manevi tazminatın çok fahiş nitelikte olduğu, diğer davacı bakımından da 200.000-TL manevi zararın çok fahiş nitelikte olduğu, müvekkili şirketin esas sermayesinin 50.000-TL olduğu, tazminatlar bakımından malvarlığını aşan tazminatların müvekkili bakımından kabulünün mümkün olmadığını, hesabın davacılar bakımından zenginleşme aracı olmaması gerektiği gibi, müvekkil şirketin de mahfına sebebiyet vermemesi gerektiğini, davacı tarafça tazminatlar bakımından talep edilen ticari faizin hukuka ve hakkaniyete aykırı olması sebebi ile reddinin gerektiği, kabul etmemekle birlikte yapılacak hesabın en çok yasal faiz üzerinden yapılması gerektiği, yapılacak hesaplamanın da maddi zararın ortaya çıkması, ödeme ve harcamanın doğumundan sonra hesaplanması gerekeceğinden de, kaza tarihinden itibaren işlemesi hususuna da itirazları bulunduğu, manevi tazminat içinse dava tarihinin esas alınması gerektiği, hiçbir şekilde davayı kabul etmemekle birlikte, bir an müvekkil şirketin sorumlu olduğu düşünüldüğünde dahi, aracın, yolcuların, koltuğun ayrı ayrı sigorta edilmiş olduğu ve sigorta teminatlarının çok yüksek olduğu görülecektir. Bu sebeple müvekkil şirketin sahip olduğu sigorta poliçeleri ve bu poliçelerin kapsamları bakımından maddi ve manevi tazminat sorumluluğu ortadan kalktığını, sigortaların tüm tazminatlar bakımından sorumlu oludğu ve bu sorumluğun müvekkili şirketin sorumluluğunu ortadan kaldırdığını, müvekkil şirket ile -----Kooperatifi arasında imzalanan Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi uyarınca, müvekkili şirketin maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun ortadan kalkdığını, Müvekkil şirket ile ----- Sigorta Şirketi arasında imzalanan Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Poliçesi uyarınca, ve------ arasında imzalanan Trafik Sigorta Poliçesi Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası uyarınca, müvekkili şirketin maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun ortadan kalktığını, bu sebeplerle açılmış olan haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle müvekkilinin dava bakımından pasif husumeti bulunmadığından, pasif husumetten reddine, Pasif husumet itirazı kabul olmadığından, zarara ilişkin müvekkilin sorumluluğu bulunmadığından esastan reddine, davanın Turu düzenleyen ve mağdurların turu satın aldıkları, mağdurlardan para almış olan (şirketimizden araç kiralayan) ---- ve ----- ihbarına, müvekkili tarafından araç 3 sigorta tarafından sigortalanmış olduğundan davacıların tüm tazminat talepleri bakımından davanın yöneltildiği sigorta dışındaki ---- Sigorta Kooperatifi’ne ve ----- ihbarına, davacı tarafça maddi ve manevi tazminatlar bakımından istenilen ticari faize itirazları bulunduğundan, faizin işletileceği tarih olarak da maddi zararın doğumundan itibaren ve manevi tazminat için de dava tarihinden itibaren yasal faizi ile hesaplanmasına, aracın kaza gününü içerir GPRS kayıtlarının getirtilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen yaralanmaya dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.Uyuşmazlık; davalı sigorta yönünden KTK'nun 97. maddesine göre dava şartı oluşup oluşmadığı, poliçe teminat kapsamıi davalıların hasım sıfatı, davacının maluliyet oranıi varsa talep edebilecekleri maddi ve manevi tazminat tutarı noktalarında toplanmaktadır.Dava yazılı yargılama usulüne tabi olup tensiben kurulan ara kararlar ve belirlenen ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık noktaları kapsamında deliller toplanmış, bilirkişi raporları alınmış, tahkikat bitirilerek yargılama sonuçlandırılmıştır.
Taraflarca delil olarak bildirilen ------ Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası, Emniyet Müdürlüğü kayıtları hasar dosyası ve poliçe evrakları, SGK kayıtları celp edilmiştir.
Celp edilen ----- Ağır Ceza Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyasında "Sanık ------ üzerine atılı taksirle ölümle ve yaralanmaya neden olma suçu sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 85/2 maddesi gereğince suç konusunun insan vücudu ve hayatı olması nedeniyle önem ve değeri, suçun işleniş şekli, taksire dayalı kusurun ağırlığı birlikte değerlendirilerek takdiren teşdiden 4 Yıl 6 Ay Hapis Cezası İle Cezalandırılmasına, Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak sanığa verilen cezanın 5328 sayılı yasanın 2. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK’nun 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın eyleminin taksirli suç kapsamında olması nedeniyle TCK 53 maddesinin uygulanmasına yasal olarak yer olmadığına, Sanığa verilen 3 ay 9 gün hapis cezasının sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özellikler göz önünde bulundurularak TCK’nun 50/1-a maddesi uyarınca takdiren 1365 gün adli para cezasına çevrilmesine, Sanığa verilen toplam 1365 gün adli para cezasının sanığın ekonomik ve sosyal durumu göz önünde bulundurularak 5237 Sayılı TCK’nun 52/2. maddesi uyarınca beher günü takdiren 20 TL’den hesaplanarak 27.300 TL. adli para cezasına çevrilmesine, sanığın neticeten 27.300 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına, 5237 SY TCK.nun 63.maddesi uyarınca sanığın gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezasından mahsubuna, Sanığın katılan sanığın zararlarını karşılamadığı anlaşıldığından hakkında TCK'nun 231. maddesinde yazılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması tedbirinin uygulanmasına yer olmadığına, Sanık hakkında adli para cezası tayin edilmekle yasal engel nedeniyle TCK 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, Sanığın ekonomik ve şahsî hâlleri göz önünde bulundurarak, sanığa verilen adli para cezasının TCK’nun 52/4 maddesi uyarınca takdiren birer aylık sürelerde 24 eşit taksit halinde ödenmesine, Taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına, Sanığın sürücü belgesinin suç konusunun önem ve değeri, kusur durumunun ağırlığı gözetilmek suretiyle 5237 Sayılı TCK'nın 53/6 maddesi gereğince takdiren 2 Yıl Süre İle Geri Alınmasına, bu geri almanın hükmün kesinleşmesi ile birlikte yürürlüğe girmesine ve sürenin cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlamasına," kararının verildiği, kararın Yargıtay -----CD'nin ------ Sayılı ilamı ile kesinleştiği görülmüştür.
Davalı sigorta şirketi tarafından sunulan sigorta poliçesinin incelenmesinde; Dava dosyasında mevcut ------- numaralı Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi bilgilerine göre, mülkiyeti ----- adına kayıtlı ve davalı ---- sevk ve idaresindeki ------ plakalı OTOBÜS araç davaya konu 25.09.2015 trafik kaza tarihini kapsayan 10.09.2015 / 10.09.2016 tarihleri arası davalı ------ Sigorta Şirketi'ne ZKTMSS poliçesi ile sigortalı olduğu, zeyilnameye bakılmaksızın davaya konu 10.09.2015 trafik kaza tarihini kapsayan 01.01.2019 — 31.12.2019 tarihleri arası SAKATLIK teminat limit miktarı 290.000,00 TL. tedavi gideri teminat limit miktarı 290.000,00 TL. olduğu tespit edilmiştir.
Dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek aldırılan 29/05/2019 tarihli raporda özetle ; Davacının 25.09.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının; 11.10.2008 tarih ve ---- sayılı ----- Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak; Gr1 XII (20a...24)A %28, Gr1 XII (27Ca...7)A %11, Balthazard formülüne göre %35.92, E cetveline göre %29.2 (yüzdeyirmidokuznoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 36 (otuz altı) aya kadar uzayabileceği mütalaa edilmiştir.
Dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek aldırılan 29/11/2019 tarihli raporda özetle ; Davacının 25.09.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, 30.03.2013 tarih, ----- sayılı ----- Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, Kas İskelet Sistemi, Alt Ekstremite, Tablo 3.3’e göre alt ekstremite %25, Tablo 3.33b’ye göre .%75, Balthazard hesaplama tablosuna göre %81, Tablo 3.2’ye göre; kişinin tüm vücut engellilik oranının %41 (yüzde kırkbir) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 36 (otuz altı) aya kadar uzayabileceği, Kişinin engelliliğinin 25.09.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı olduğu oy birliği ile mütalaa edilmiştir.
Dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kuruluna gönderilerek aldırılan 25/03/2021 tarihli raporda özetle; Davacı hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde; Mevcut tıbbi belgelere göre davacının 25.09.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının; 11.10.2008 tarih ve ---- sayılı ------ Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak; Gr1 XII (39Baaa...57)A %65, Gr1 XII (32a...1)A %5, Balthazard formülüne göre %66.75 E cetveline göre %61.0 (yüzdealtmışbirnoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, B- 30.03.2013 tarih, ----- sayılı ------ Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, Kas İskelet Sistemi, Alt Ekstremite, kötü sonuçlu diz protezi, Tablo 3.33b’ye göre %75, kısalık Tablo 3.3’e göre %25, aktif drenajlı osteomylelit %7 ,balthazard formülüne göre: 82.56 olup, Tablo 3.2’ye göre; 1. Kişinin tüm vücut engellilik oranının %42 (yüzdekıriki) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 36 (otuz altı) aya kadar uzayabileceği, Kişinin engelliliğinin 25.09.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı olduğu, Özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği oy birliği ile mütalaa edilmiştir.Dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ----- İhtisas Kuruluna gönderilerek aldırılan 29/12/2021 tarihli raporda özetle; Davacının 25/09/2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonrası kaldırıldığı ------- Devlet Hastanesinde sol uyluk medialde 40x20 cm doku kayıplı tip açık segmenter femur kırığı, sağ femoral bölge lateralde 10x5 cm laserasyon, sağ tibia cisim transvers fraktürü, sol alt ekstremite diz üstünde subtotal ampüte olduğunun tespit edildiği, sevk edildiği ----- Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sol femur açık şaft kırığı ve sağ tibia kırığı tespit edildiği, sol femur kırığı için büyük kemik kırıkları cerrahisi+ damar sinir ekspl uygulandığı, yara debride edildiği, sağ tibia şaft kırığı tanısı ile kapalı imn uygulandığı, postop açık yaranın tedavisi için plastik cerrahisine devredildiği, ------ Vakıf Üniversitesi Hastanesine 15.12.2015 tarihli başvurusunda sağ femur için imn + grefonaj planlanarak servise interne edildiği, 28/12/2015 tarihli başvurusunda femur psödoartrozu nedeniyle intramedüller çivi yapılan hastanın yarayeri enfekte olduğu, debridman yapılıp vac konulduğu, çivi çıkarılmadığı,. gram boyamada gr - basil ve + kok görüldüğü, cubıcın 1x500 mg ıv+ sulperazon 2/1 3x1 flk başlanması önerildiği, 01.01.2016, 01.02.2016 tarihlerinde debridman işlemleri için interne edildiği, 24.04.2016 tarihinde rekonstrüksiyon planlanarak servise yatırıldığı, 16.05.2016 tarihinde hastaya gerekli yıkama örtüm ve proflaksi işlemleri sonrası sol alt ekstremitede mevcut eksternal fiksatör çıkarıldığı, skopi kontrolünde femur distalinde ve proksimal tibiadaki şanz vidaları revize edildiği, 05.10.2016 tarihinde opere femur kırığı, ilizarov mevcut, pin dipleri temiz, tibiadaki şanzlar çıkarıldığı, 17.01.2017 tarihinde eksternal fiksatör çıkarıldığı, 11.10.2017 tarihinde önce spacer sonra protez uygulanmak üzere yatırıldığı, sol diz deforme, diz eklemine debridman, distal femur rezekiyonu, spacer uygulandığı, 25.10.2017 tarihinde hasta debridman yapılmak üzere servise interne edildiği, 19.05.2018 tarihinde eski ınsızyon hattından girildikten sonra femur lateralindeki hematom boşaltıldığı, 28/01/2020 tarihinde debridman yapılması amacıyla servise internasyonu sağlandığı, sol femurda iki adet fistül traktı izlendiği, fistül çıkarılarak debride edildiği, proksimaldeki traktın kemiğe kadar uzandığı, kemiğin o bölgesinin küretlendiği, 1 adet gentamisinli çimentoya 1 adet targocid karıştırılarak kapatıldığı, distalde iyice yıkanarak kapatıldıktan sonra işleme son verildiği, Kişinin 25/09/2015 tarihinde trafik kazası sonrası sol femur açık şaft kırığı ve sağ tibia kırığı tanısıyla ----- Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağ tibiaya İMN, sol femur açık kırık için eksternal fiksatör ve cilt grefti ameliyatı endikasyonunun ve uygulama şeklinin tıbben doğru olduğu, yaklaşık 3 ay sonra ----- Vakıf Üniversitesi Hastanesine bacağında ağrı şikayetiyle başvurduğu, bacakta ağrı ve patolojik hareket tanısıyla sağ femur için İMN ve grefonaj ameliyatı endikasyonunun ve uygulama şeklinin tıbben doğru olduğu, ameliyat sonrası gelişen psödoartroz ve osteomiyelitin söz konusu ameliyatların her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyonları olarak değerlendirildiği, komplikasyonların zamanında tanısı konularak ----- Üniversitesi Hastanesinde cerrahi ve medikal tedavi başlanmasının komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olduğu, dolayısıyla kişinin takip ve tedavisine katılan hekim ve sağlık çalışanlarının eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten idarenin dosya içerisindeki mevcut belgelere göre görünür bir hatasının saptanmadığı, adli tıbbi uygulamalarda tıbbi hata tespit edilmeyen durumlarda tıbbi uygulama hatası iddiası ile ilgili maluliyet değerlendirilmesi yapılmadığı, maluliyet ve iyileşme süresi açısından ilgili 2.Adli Tıp İhtisas Kurulundan görüş alınmasının uygun mütalaa edilmiştir.
Dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kuruluna gönderilerek aldırılan 23/06/2022 tarihli raporda özetle ; Davacının 25/09/2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının; Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Yedinci İhtisas Kurulunun 29/12/2021 karar tarih ve ------ karar numaralı Mütalaasında, Cerrahi ve medikal tedavi başlanmasının komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olduğu, dolayısıyla kişinin takip ve tedavisine katılan hekim ve sağlık çalışanlarının eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten idarenin dosya içerisindeki mevcut belgelere göre görünür bir hatasının saptanmadığının bildirildiği, 11/10/2008 tarih ve ---- sayılı ------ Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak; Gr1 XII (39Baaa...57)A %65, Gr1 XII (32a....1)A %5, Balthazard formülüne göre %66.75, E cetveline göre %61.0 (yüzdealtmışbirnoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, 30/03/2013 tarih, ----- sayılı ----- Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği dikkate alındığında; Kas İskelet Sistemi, Alt Ekstremite, kötü sonuçlu diz protezi, Tablo 3.33b’ye göre %75, kısalık Tablo 3.3’e göre %25, aktif drenajlı osteomylelit %7, balthazard formülüne göre: 82.56 olup, Tablo 3.2’ye göre; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %42 (yüzdekırkiki) olduğu, Özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği, İyileşme (iş göremezlik) süresinin femur ve tibia kırıkları nedeniyle 9 (dokuz) ay olduğu, ancak bu vakada gelişen komplikasyonlar (osteomyelit) nedeniyle olay tarihinden itibaren 36 (otuz altı) aya kadar uzayabileceği, bu süre sonunda gelişen ve devam eden osteomyelit nedeniyle maluliyet ve engellilik oransal raporu düzenlendiği mütalaa edilmiştir.
Dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kuruluna gönderilerek aldırılan 20/02/2023 tarihli raporda özetle ;Davacının 25/09/2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması sonucu götürüldüğü ----- Devlet Hastanesinde sol uyluk medialde 40x20 cm doku kayıplı açık femur kırığı, sağ tibia kırığı ve sol alt ekstremite diz üstünde subtotal ampute olduğunun tespit edildiği, sevk edildiği ------ Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sol femur kırığı için büyük kemik kırıkları cerrahisi uygulandığı, sağ tibia şaft kırığı tanısı ile kapalı İMN uygulandığı, 28/12/2015 tarihinde femur psödoartrozu nedeniyle intramedüller çivi yapılan hastanın yara yeri enfekte olduğu, 11/10/2017 tarihinde distal femur rezekiyonu, spacer uygulandığı, sol femurda iki adet fistül traktı izlendiği, akabinde çok sayıda cerrahi ve medikal tedavi uygulandığı, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Yedinci İhtisas Kurulunun 29/12/2021 karar tarih ------ karar numaralı mütalaasından psödoartroz ve osteomiyelitin söz konusu ameliyatların her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek komplikasyonlar olarak değerlendirildiğinin anlaşıldığı, Mahkemenizce kişinin kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerle bu komplikasyonların oluşup oluşmadığı sorulmakla, osteomyelitin kemiğin enfeksiyonu olarak tanımlandığı, trafik kazası yaralanmasında olduğu gibi travmatik nedenlerle oluşabildiği, bu enfeksiyona ve tedaviye efektif cevabı etkileyen birçok sistemik ve lokal faktör bulunduğu, açık kırıklar ve cerrahi sonrası ortaya çıkan osteomiyelitin en sık karşılaşılan osteomiyelitlerden olduğu, periostun sıyrıldığı ve çevre yumuşak dokuların hasar gördüğü yüksek enerjili travmaların yaptığı kırıklarda enfeksiyon görülme olasılığının arttığı, kişiye ait faktörler olan kronik granülömatöz hastalıklar, hemofili, hipogammaglobulinemi, orak hücreli anemi, kompleman defektleri, lökosit adezyon defektleri gibi bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklar, diabetes mellitus, malinite, HIV enfeksiyonları, organ nakli ve dializ hastaları, üremi, malnutrisyon, radyoterapi gibi nedenlerin ayrıca enfeksiyona neden olan mikroorganizmanın virülansı gibi pek çok nedenin osteomiyelit oluşumunu ve gidişatını etkileyebildiğinin bilindiği, dosyada kişinin kendinde mevcut bağışıklık sistemini zayıflatan bir hastalık bulunduğuna dair herhangi bir tıbbi belge bulunmadığı ancak bağışıklık sistemini zayıflatan bir hastalık bulunmadığı durumlarda da bu komplikasyonun gelişebileceğinin tıbben bilindiği cihetiyle iyileşme (iş göremezlik) süresinin gelişen komplikasyonlar nedeniyle olay tarihinden itibaren 36 (otuz altı) aya kadar uzayabileceğinin kabulü gerektiği, belirlenen kalıcı iş göremezlik oranlarının kişinin kendinde mevcut durumlar nedeniyle değişmeyeceği ve geçerli olduğu mütalaa edilmiştir.
Dosya Aktüerya Bilirkişisine tevdi edilerek aldırılan 07/04/2023 tarihli raporda; "davacı----- tarafından davalılar aleyhine olarak açılan davada 1. Seçenekte davacının 36 aylık geçici iş göremezlik, % 61 oranındaki maluliyeti - sürekli işgöremezlik ve 36 aylık geçici bakıcı gideri sebebiyle maddi zararları toplamının 4.726.485,58 TL olduğunu, 2. Seçenekte : Davacı ------ (36) aylık Geçici işgöremezlik, % 42 Oranındaki maluliyeti- sürekli iş göremezlik ve 36 Aylık Geçici Bakıcı gideri sebebiyle maddi zararları toplamının: 3.271.825,94 TL olduğunu, Davalı ---- Şirketi'nin ----- plakalı araca ait ----- numaralı Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi sorumluluğuna göre davacı ----- maluliyeti sebebiyle nihai ve gerçek maddi zararları toplamının 409.316,55 TL olduğu " kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
Bilirkişi tarafından sunulan 12/07/2023 tarihli ek raporda: " 1. Seçenekte : Davacının 36 aylık geçici işgöremezlik, % 61 oranındaki maluliyeti ve Sürekli İş göremezlik ve 36 aylık geçici bakıcı gideri sebebiyle maddi zararının toplam: 6.993.224,58 TL olduğunu, 2. Seçenekte : Davacının 36 aylık geçici işgöremezlik, % 42 oranındaki maluliyeti ve Sürekli İş göremezlik ve 36 aylık geçici bakıcı gideri sebebiyle maddi zararının toplam: 4.789.117,26 TL olduğunu, Davalı ---- Şirketi'nin ---- plakalı araca ait ------ numaralı Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi sorumluluğuna göre davacı ------ maluliyeti sebebiyle nihai ve gerçek maddi zararları toplamının 409.316,55 TL olduğu " kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
Dosya Sut uzmanı ve Aktüerya bilirkişiye tevdi edilerek aldırılan 04/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Tedavi Gideri Yönünden: Dava konusu trafik kazasının 25/09/2015 tarihinde yani 04/04/2015 tarihli 6645 lı kanun değişikliğinden sonra meydana gelmiş olduğu, söz konusu kanun değişikliğinin halen yürürlükte olduğu, bu nedenle söz konusu değişikliğe göre “Genel Sağlık Sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetleri “geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde”, başka bir ifadeyle eğer mevzuata göre SGK tarafından ödeme yapılması gerekiyor ise- Sağlık Uygulama Tebliği hükümleri doğrultusunda Tebliğe ekli listelerde belirlenmiş olan resmi fiyatlar üzerinden karşılanması gerekeceği, bu meblağı aşan miktardan kusurluların kusurları oranında- müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, Dava konusu olayda sağlık ödemeleri SGK tarafından yapılmış olduğundan adı geçen Kurum'un kanunun üzerine yüklediği yükümlülüğü yerine getirdiği ve davacıya ayrıca bir borcunun bulunmadığı; Dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'nun evde bakım giderleri, yol giderleri ve ilave ücretler gibi ödemelerde sorumluluğunun bulunmadığı, ilave ücretlerin SGK tarafından ödenmesinin Sağlık Uygulama Tebliği'ne aykırı olduğu; Dava konusu olayda yapılan tetkik ve tedavilerin yaşanan trafik kazasıyla illiyet bağı bulunduğu; Evde Bakım Giderlerinin kök bilirkişi raporunda hesaplanmış olduğu; dökümü verildiği üzere hastanın belgeli tedavi giderleri toplamının 1.545,00 TL (Faturalar Toplamı) + 5.000,00 TL (Makbuzlar Toplamı) = 6.545,00 TL olduğu, bu ödemelerin mevzuat gereğince SGK tarafından hastaya ödenmeyen İlave Ücret kapsamına girdiği; B.K. md. 42 uyarınca 50.000,00 - TL belgelendirilemeyen muayene, muayene katılım payı, ilaç, ilaç katılım payı, tıbbi malzeme, ulaşım, refakatçi ve tedavi gideri belirlendiği; B.K. md. 46/1 uyarınca, 50.000,00 - TL gelecekte yapılması muhtemel muayene, muayene katılım payı, ilaç, ilaç katılım payı, tıbbi malzeme, ulaşım, refakatçi ve tedavi gideri belirlendiği; Cismani - Bedensel Zararların Tespiti Yönünden : 25.09.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu Davacı ----- 1. Seçenek : Davacı ------ (36) aylık Geçici İşgöremezlik, % 61 Oranındaki - Sürekli İşgöremezlik ve (36) Aylık Geçici Bakıcı Gideri ve SGK Tarafından Karşılanmamış Tedavi Giderleri Sebebiyle Maddi Zararları Toplamı : 9.063.287,92 TL olduğunu, 2. Seçenek : Davacı ------- (36) aylık Geçici İşgöremezlik, % 42 Oranındaki Maluliyeti- Sürekli İşgöremezlik ve (36) Aylık Geçici Bakıcı Gideri ve SGK Tarafından Karşılanmamış Tedavi Giderleri Sebebiyle Maddi Zararları Toplamı : 6.310.646.92 TL, Davalı ----- Sigorta Şirketi'nin ----- plakalı araca ait ------ numaralı Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi sakatlık ve tedavi klozu teminat limitleri sorumluluğu kapsamında; davacı ------ maluliyeti sebebiyle adı geçen sigorta kuruluşundan talep edebileceği nihai ve gerçek maddi zararları toplamının 515.861,55 TL olduğunu belirten raporunu mahkememize sunmuştur.Davacılar vekili tarafından sunulan 10/07/2024 tarihli dilekçe ile ; Davacı ------ yönünden dava talep değerini artırmak suretiyle ıslah taleplerinin kabulüne, dava dilekçesinde talep edilen 60.000,00 TL maddi zarara ilişkin tazminat talep tutarını değerin artırılması suretiyle ıslah ettikleri ve toplam tutar olan 6.993.224,58 TL'nin; 409.316,55 TL' sinin sorumlu oldukları ve talep edilebilecek tutar olarak, 25.09.2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte adı geçen Davalı ----- Sigorta Şirketi'nden tahsiline, Kalan 6.583.908,03 TL'lik kısmının ise diğer davalılardan ----- İle ------- 25.09.2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, Müvekkil davacı -------- ömrünün bundan sonraki kısmını davaya konu trafik kazasının acı izleri ile geçirecek olmasından dolayı yaşamakta olduğu elem ve ızdırabın bir nebze karşılığı olmak üzere 500.000 TL, Müvekkili ----- mağdurun annesi ve tek yakını olduğu, hayattaki tek varlığı olan kızını kaybetme korkusunu derinden yaşamış olması ve kaza sonrasında kızı için halen devam eden tedavi sürecinde de tarifi imkansız ızdırabının devam edeceği de düşünülerek bir nebze olsun yaşamakta olduğu acının karşılığı olarak 200.000TL olmak üzere, toplamda 700.000 TL manevi tazminatın 25.09.2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş, söz konusu dilekçe davalılara tebliğ edilerek beyanlarının alındığı görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ----, davalı ---- şirketine sigortalı, davalı ------ Şirketinin poliçe sahibi ve araç sahibi olduğu, davalı----- sevk ve idaresindeki ------ plakalı araçta 25/09/2015 tarihinde seyir halinde iken, meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu, davacının yaralandığı, gerek savcılık soruşturması sırasında alınan kusur raporundan, gerekse ceza yargılamasının yapıldığı ------ Ağır Ceza Mahkemesi'nin ------. Sayılı dosyasından ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan rapordan, davalı ---- dava konusu kazanın meydana gelmesinde tek ve %100 kusurlu olduğu, kaza sonucunda davacı ----- yaralanması nedeniyle 30/03/2013 tarih, ----- sayılı ------ Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği dikkate alındığında tüm vücut engellilik oranının %42 (yüzdekırkiki) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin femur ve tibia kırıkları nedeniyle 9 (dokuz) ay olduğu, ancak bu vakada gelişen komplikasyonlar (osteomyelit) nedeniyle olay tarihinden itibaren 36 (otuz altı) aya kadar uzayabileceği, emsal içtihatlara ve dosya kapsamına uygun bilirkişi heyet raporundaki hesaplamalar hükme esas alınarak davacı ----- maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar davalı araç maliki tarafından işleten sıfatının bulunmadığı itirazında bulunmuş ise de davaya konu kaza sebebiyle yapılan ---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Esas ----- Karar sayılı dosyası yargılaması sonucunda ----- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi'nin ------ Sayılı ilamında yapılan incelemede; somut olay bakımından, davalı araç maliki aracın kazadan önce----- isimli şahıslara kiralandığını ve kazanın da kiracılar tarafından aracın işletilmesi sırasında meydana geldiğini ileri sürerek işleten sıfatı olmadığını savunmuş, davacı taraf ise davalı şirketin bu iddiasını kabul etmelerinin mümkün olmadığını zira davalı şirketin internet sitesinden de görüleceği üzere bizzat profesyonel rehber eşliğinde ------ bölgesinde geziler düzenleyen organizasyon şirketi olduğunu bildirdiğini, davalı araç maliki şirket kazaya karışan aracın uzun süreli kiralamasına ilişkin herhangi bir belge sunmuş olmadığı, iddiayı ispat bakımından dosyaya sunulan 24/09/2015 günlü belge bir taşıma sözleşmesinde, taşımacı olarak ---- olarak gösterildiği, akdin karşı tarafı olarak gösterilen ------ ise sözleşmeyi rehber olarak imzaladığı, hal böyle olunca davalı tarafça işleten sıfatının değiştiğine ilişkin olarak sunulan bu belge üçüncü kişileri bağlayacak niteliğe haiz bir sözleşme olmadığından, yazılı biçim ve şekilde davalı araç malikinin işleten sıfatının devam ettiği yönündeki mahkeme kabulünde herhangi bir isabetsizlik tespit edilememiş olup, davalı ------vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf itirazının reddine karar verilmiştir. Dolayısıyla davalı şirketin iddiaları iş bu dosya bakımından da dinlenebilir değildir.Davalı işleten şirket vekilinin, davacının emniyet kemeri takmayıp zararın doğmasına veye artmasına neden olduğunu, müterafik kusurlu sayılması gerektiğini savunmuş ise de, kaza tespit tutanağında emniyet kemeri takılı olup olmadığına ilişkin işaretleme yapılmadığı, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-b maddesi düzenlemesine göre davacının yolcu olduğu araç bakımından emniyet kemeri zorunluluğunun bulunmadığı (Benzer yönde; Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin ------ Esas, ----- Karar), kazanın meydana gelme şekli itibarıyla müterafik kusur indirimi yapılamayacağı anlaşıldığından, müterafik kusur yapılması gerektiği yönündeki iddiaları da dinlenebilir bulunmamıştır.Ayrıca davacı------ yönünden dava dilekçesinde maddi tazminat talebinde bulunulmadığı, daha sonrasında sunulan beyan dilekçesinde taleplerin somutlaştırılmasının istenmesi üzerine davacı vekilince 40.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu ancak bu şekilde talebin genişletilemeyeceği kaldı ki ıslah dilekçesinde de bu davacı yönünden beyanda bulunulmadığı görüldüğünden mahkememizce kararda bu hususa ilişkin hüküm kurulmamıştır.TBK'nın 47. maddesindeki (6098 sayılı TBK m. 56) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözönünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK -----), Manevi tazminatın takdirinde keyfiliğin bir çerçeve ile sınırlandırılabilmesi amacıyla tazminata karar verilirken iki önemli işlev üzerinde durmak gerektiği,Bunlardan birinin; mağdurda oluşan manevi zararın kısmen veya imkanların izin verdiği ölçüde giderilmesini sağlama, diğerinin ise fail için caydırıcılık özelliğinin olması gerektiği, amacın kişide oluşan psikolojik yıpranma ve bozulmanın onarılması, giderilmesi ve denkleştirilmesi olduğu, hakimin kanaat oluştururken zararın kişiye etkisini, büyüklüğünü, telafi edilebilirliğini belirleyebilmek adına bazı ölçütlerden faydalanması gerektiği, Mağdurun yaşı, cinsiyeti, dayanıklılığı ve zararı hissetme gücü, ekonomik ve sosyal durumu, özel hayatındaki alışkanlıkları ve aynı zamanda failin sorumluluğu, ekonomik durumu, sosyal yaşantısı olarak sayılabilecek bu ölçütler zararın kişiye etki etme gücünü, kişinin günlük yaşantısında meydana gelen bozulmaların hangi oranda olduğunu tespit etmede önemli bir rol oynadığı, İkinci işlev olan caydırıcılıkta ise direkt faile yönelik olup, sorumlu tarafından meydana gelen kusurun tekrarlanmaması, sorumlunun haksız tutum ve davranışlarının önüne geçilmesini amaçladığı,,telafi edicilik özelliği ile caydırıcılık özelliğinin de en az zenginleşme kıstası kadar önemli olduğu unutulmaması gerektiği, Somut olayda , davalı ------ dava konusu kazanın meydana gelmesinde tek ve %100 kusurlu olduğu,davacı ------ ,hiçbir kusurunun olmadığı kazada yaralanması nedeniyle 30/03/2013 tarih, ----- sayılı ------ Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği dikkate alındığında tüm vücut engellilik oranının %42 olduğu, İyileşme süresinin femur ve tibia kırıkları nedeniyle 9 ay olduğu, ancak bu vakada gelişen komplikasyonlar (osteomyelit) nedeniyle olay tarihinden itibaren 36 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği,davacı meydana gelen kazada herhangi bir müterafik kusurunun da ispatlanamadığı hususları dikkate alındığında davacı ----- için ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri de dikkate alınarak oyçokluğuyla 500.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-MADDİ TAZMİNAT TALEBİ YÖNÜNDEN;
1-Davacı ------- maddi tazminat talebinin ıslah dilekçesi doğrultusunda kısmen kabulü ile, 56.262,55-TL geçici iş göremezlik, 6.084.785,37-TL sürekli iş göremezlik, 63.054,00-TL geçici bakıcı gideri ve 106.545,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 6.310.646,92-TLnin davalılar ------ ve ------yönünden kaza tarihi olan 25/09/2015 tarihinden, davalı -------yönünden (290.000,00 TL sakatlık ve 290.000,00 TL tedavi/sağlık gideri teminat poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ve taleple bağlılık gereğince 409.316,55-TL üzerinden ) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
II-MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ YÖNÜNDEN;
1-Davacı ------ manevi tazminat isteminin kabulü ile 500.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ------ kaza tarihi olan 25/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
2-Davacı ------- manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar--------kaza tarihi olan 25/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
a-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 472.066,02-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 26.282,40-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 445.783,62-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
b-Davacı tarafından yapılan; 29,20-TL Başvuru Harcı, 2.732,40-TL Peşin/nisbi Harcı, 23.550,00-TL Islah Harcı, olmak üzere toplam 26.311,60TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ,
c-Davacı tarafından yapılan; 12.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.840,30-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 14.340,30-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 14.170,96-TL lik kısmının davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
Maddi tazminat yönünden vekalet ücreti:
a-Davacı ------ kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 591.532,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
b-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre red edilen kısım üzerinden hesaplanan 106.387,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Manevi tazminat yönünden vekalet ücreti:
a-Davacı ------kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 79.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
b-Davacı ------ kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
c-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacı---- alınarak davalılara verilmesine,
3-Davacıların davalı -----aleyhine açtığı manevi tazminat davasının reddine,
a-Davalı ------ kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 109.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacılardan müştereken müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
4-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,Dair, davacılar vekili ile davalı ----- vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere maddi tazminat talebi yönünden oybirliği ile manevi tazminat talebi yönünden ise davacı ----- bakımından oy çokluğu ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı ------- davaya konu kaza sonucunda %42 (yüzdekırkiki) oranında malul kaldığı olayda, manevi tazminat ile ilgili yerleşik Yargıtay İçtihatları ve doktrindeki görüşlere göre, hükmedilecek manevi tazminat duyulan elem ve ızdırabın tam karşılığı olmayıp mağdurda kısmen teskin duygusu yaratmaya yönelik olmalıdır. Manevi tazminat bir zenginleşme aracı değildir. Acıya özendirir şekilde mağdura o tarihe kadar eline geçmemiş bir paranın manevi tazminat olarak hükmedilmesi de mümkün değildir. Manevi tazminatın miktarının takdirinde olayın ağırlığının göz önüne alınmasının yanı sıra tarafların sosyal ekonomik durumlarının değerlendirilmesi ve olayın meydana geldiği tarihteki şartların göz önünde bulundurulması gerekir. Diğer yandan manevi tazminat sorumlu olana verilen bir ceza da değildir, bu nedenle sorumluyu zaruret haline sokacak bir miktara da hükmedilmemelidir. Buna göre; Davacı ----- manevi tazminat isteminin 200.000,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan 500.000,00 TL manevi tazminat talebinin tam kabulüne ilişkin Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (davaya konu kaza sebebiyle davacılar --- ve ---- tarafından davalılar ----, -----Şirketi ve ------aleyhine açılan davada yapılan yargılamada------ Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Esas ----- Karar sayılı ilamının istinaf incelemesinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi'nin -----Sayılı ilamı da gözönüne alınarak)