T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1016 Esas
KARAR NO : 2025/649
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/12/2024
KARAR TARİHİ : 03/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalının, ----------- ... unvanlı bir şahıs şirketinin sahibi olup, su deposu tamiri alanında ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, müvekkili şirketin ise, -------- Mah. --------- Sak. No:--------- ---------- adresinde mukim taşınmazın maliki olduğunu, söz konusu taşınmazda kiracı sıfatıyla --------- Şirketinin bulunduğunu, müvekkili şirketin, fabrikaya ait su deposunun iç gergi halatlarının patlayan modüllerinin değişiminin yapılması için davalı şirket ile toplam net 125.000.-TL tutarında bedel karşılığında anlaştıklarını, taraflar arasında 26.06.2024 tarihinde su deposunun tamiri için sözleşme akdedildiğini, davalı şirketin, 26.06.2024 tarihinden itibaren 4 gün içerisinde sözleşme kapsamında yüklendiği tüm işleri tamamlamayı buna karşın müvekkil şirketin, net 125.000.-TL tutarındaki ödemenin % 70'ini avans, geri kalan % 30'unu ise işin bitiminde davalı şirkete ödemeyi taahhüt ettiğini, bu suretle müvekkili şirketin 25.06.2024 tarihinde toplam 87.500.-TL tutarındaki nakdi avans bedelini davalı şirketin ----------Ş. bankasında bulunan banka hesabına ödediğini, somut olayda taraflar arasında TBK 470. maddesi ve devamı maddelerinde yer alan bir eser sözleşmesi düzenlendiği, sözleşme gereğince yüklenici olan davalı şirketin, taraflar arasında akdedilen 26.06.2024 tarihli sözleşmeden doğan su deposunun iç gergi halatlarının patlayan modüllerinin değişiminin yapılması işini sözleşmede öngörülen 4 günlük süre zarfında tamamlamadığını, bunun üzerine müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki tüm iyi niyetli görüşmelere rağmen davalı şirketin sözleşmede taahhüt ettiği işi çeşitli bahanelerle tamamlamamakta ısrar ettiğini, sözleşme konusu işin teslim edildiğinin ispat yükümlülüğünün davalı şirkette olduğunu, buna karşın davalı şirketin, müvekkil şirketten tahsil ettiği toplam 87.500.-TL tutarındaki nakdi avans bedeli için fatura dahi düzenlemediğini, müvekkili şirket tarafından iş başlamadan önce ödenen toplam 87.500.-TL tutarındaki bedelin nakdi avans niteliğinde olduğu bununla birlikte davalı şirketin fatura düzenlemediği dikkate alındığında sözleşme konusu işi yapmadığının açık olduğu, davalı şirketin ödeme emrine itiraz dilekçesinde 4 iş günü içinde bizi şantiye içinde çalıştırmadılar, ekstra getirdiğimiz malzemeleri hurdacı ---------- satılmıştır” şeklindeki yazılı beyanı dikkate alındığında, davalı şirketin sözleşme konusu işi teslim etmediğini ikrar ettiğini, müvekkil şirketin, 2024 yılının Haziran ayından 2024 yılının Ekim ayına kadar iyi niyetli bir tutum göstererek davalı şirket ile defalarca işin tamamlanması aksi halde ödenen nakdi avans bedelinin iadesi amacıyla görüştüğünü, müvekkil şirketin tüm çabalarının sonuçsuz kalması neticesinde davalı şirket aleyhine ödediği nakdi avans bedelinin iadesine ilişkin ---------- İcra Dairesi'nin------------ Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı şirket tarafından haksız ve dayanaksız olarak takibe itiraz edilerek takibin durduğunu, bu nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile, davalı şirketin ---------- İcra Dairesi'nin---------- Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, dava konusu alacağın likit bir alacak olması sebebiyle % 20'den aşağı olamamak kaydıyla icra inkâr tazminatına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun olarak davalı tarafa tebliğ edilmiş olduğu, davalı tarafın herhangi bir cevap dilekçesi sunmamış olduğu görüldü.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında yüklenici olan davalının işi zamanında ve tamamlanmış bir şekilde teslim etmemesi sebebiyle avans olarak ödenen bedelin iadesi talebinden ibarettir. ---------- Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü.Dosyamız arasına alınan --------- İcra Dairesinin ----------- Esas sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde takibin 21/10/2024 tarihinde başlatıldığı davalının süresinde 18/11/2024 tarihinde takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.Davacının; borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğinden itibaren İİK.nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık süre içerisinde mahkememize davayı açtığı anlaşıldığından, açılan davanın süresinde olduğu görülmüştür.
Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.7155 sayılı Kanun’un 20. Maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve --------- sayılı ----------- yayımlanan, --------- sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
----------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda davalı ...'un Başka Yerde Sınıflandırılmamış Diğer Temizlik Faaliyetleri (Oto Yıkama Hariç) işi ile mükellefiyet tesis edildiği ve işletme esasına göre defter tuttuğu, kazançlar toplamı itibariyle esnaf sınırının altında kaldığı, tacir sıfatının bulunmadığı, uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen mutlak ticari dava niteliğindeki davalardan olmadığı görevli mahkemenin Asliye hukuk mahkemesi olduğu kanaatine varıldığından mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna,
2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli ---------- Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmesi için Tevzii Bürosuna gönderilmesine,
3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde -------------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/07/2025