T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/775
KARAR NO : 2025/533
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/10/2023
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı şirketin, dava dışı ----- projesi sözleşmesini akdettiği ve ilgili işin bir kısmını davalı şirkete devrettiği, Davalı ile davacı arasında 27.07.2016 tarihinde niyet mektubu, 05.10.2016 tarihinde ise Türkiye----- Projesi kapsamındaki, --- Bölgesi) istasyonları kapsamında yer alan İnşaat Yapı ve Mimari işleri için Sözleşme imzalandığını, ilgili sözleşme, götürü bedel olarak akdedildiği, sabit bir fiyat üzerinden anlaşma gerçekleştirildiği, davalı tarafın, sözleşme gereğince sabit bir götürü bedel karşılığında sözleşme konusu işleri yapmak yükümlülüğünde olmasına karşın sürekli olarak işleri aksattığını, basiretli bir tacir olarak akdettiği sözleşmede sürekli olarak ek haklar talep ettiği ve sabit götürü bedel niteliğindeki işte maliyetlerin artmasından bahisle ek tutarların ödenmemesi hâlinde davacı şirketi, işi aksatmakla tehdit ettiğini, davacı şirketin, sözleşmeye aykırılıklara karşı yasal yollara başvurma hakkından hiçbir şekilde feragat etmeksizin işin aksamaması ve iş sahibi ----- karşı herhangi bir sorumluluk doğmaması adına davalı şirketin lehine olacak şekilde davalı taraf ile zeyilnameler akdettiğini, 19.01.2017 tarihinde birinci zeyilname, 20.02.2017 tarihinde ikinci zeyilname, 17.04.2017 tarihinde üçüncü zeyilname, 16.08.2017 tarihinde dördüncü zeyilname, 10.11.2017 tarihinde beşinci zeyilname imzalanarak işin götürü bedel niteliğinde hiçbir değişiklik olmaksızın davalı şirket lehine birtakım düzenlemeler yapıldığını, tüm sözleşme aşamalarında davacı şirketin, ülke açısından kritik önemi olan bu uluslararası projede işin zamanında tamamlanabilmesi adına davalı firmayı sürekli desteklediğini ve gerektiğinde davalıya sağlayabileceği ek ticari menfaatleri sağladığını, ek menfaatlerin davacı şirket aleyhine bazı yükümlülükler içerse dahi davacı iyiniyetli olarak bunlara katlanmaya çalıştığını, Bu zeyilnameler ile davalının lehine olacak şekilde ödeme kolaylığı sağlanması adına ödeme vadesi indirilmiş, davalıya ek avans çıkışı yapılabilmesi için avans miktarı arttırılmış, sözleşme bedeline ek olarak bonus ödemesi tanımlanmış, firmanın gecikmeye düşmemesi için bir kısım işler sözleşme dışına çıkartılmış, ek ödemeler gerçekleştirildiğini, bu menfaatlerin tamamının zeyilnameler ile sabit oludğu, davacı şirketin, davalı şirketin sözleşmeye aykırı ın davalı şirkete zeyilnameler ile prim ödemesi gibi ek haklar tanıması, davacı şirketin iyiniyetli im odaklı olarak işin tamamlanması için çabaladığını gözler önüne serdiğini, zeyilnameler akabinde sözleşme konusu işin, bir takım eksik ve ayıplarla tamamlandığı ve davacı şirkete geçici kabulle teslim edildiğini, davacı şirketin bu kadar büyük hacimli bir projede daha fazla hak kaybına uğramamak ve asıl iş sahibi ------ zarar görmemesi adına davalının işlerine ilişkin 17.01.2018 tarihinde geçici kabul tutanağı imzalandığını ve davalı tarafın, davacı şirketi 17.01.2018 tarihli ibraname ile tamamen ibra ettiğini, söz konusu ibranameye karşın davalı şirketin, davacı şirkete ------ Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava ikame etmiş ve 2018 yılında açılmış dava, bozma sonrası -----Esas sayılı dosyadan görüldüğünü, ilgili davada davalı şirketin, davacı şirketi ibra etmesine karşın aşkın hizmetlere (metraj artışları, iş değişiklikleri, yeni işler) ilişkin ödenmediğini iddia ettiği bedellerin tazmini ve davalı tarafından el konulan ve kullanılan inşaat malzemelerinin bedelinin iadesini talep ettiğini, söz konusu dosya, bilirkişi incelemesi aşamasında olup halen derdest olduğunu, davacı şirketin sözleşme hükümleri gereğince davalı şirketten ihtiyat akçesi kestiğini, teminat mektubu aldığını, ilgili mektup ve tutar, davalı şirketin işçilerine yahut davalı şirket adına üçüncü kişilere yapılan ödemeler de dahil olmak üzere performans garantisi dahil tüm sözleşme muhteviyatının kapsamının teminatına karşılık teslim alındığını, davalı şirketin işçilerine, davalı şirket adına vergi dairesine ve üçüncü kişilere yapılan ödemeler, gelinen aşamada davacı şirket için ciddi bir külfet halinde geldiği ve davalının davacı şirkete karşı borçlu bir duruma geldiğini, söz konusu benzer ödemelere dair riskler halen devam etmekte olduğunu, davalının çalışanları nedeniyle davacı şirketin halen taraf olduğu davaların büyük kısmı halen derdest olduğunu, davalı şirket tarafından sözleşme uyarınca yapılan işler, ayıplı ve eksik olduğundan 10.11.2017 tarihli Zeyilname 5'in 2.4. maddesi gereğince sözleşme kapsamında bırakılmasına davalı tarafça tamamlanmayan işler olan Asma Tavan ve Yükseltilmiş Döşeme, Alçıpan Duvar İşleri ve ayrıca Muhtelif İnce İşler, sonrasında dava dışı------ bu işler için ilgili firmalara bu kez daha yüksek fiyat ödenmek zorunda kalınarak tamamlatılmak durumunda kalındığını, bu kapsamda Türkiye------Projesi kapsamında akdedilen 05.10.2016 tarihli Sözleşme ve zeyilnameler uyarınca davalı tarafın yapması gerektiği hâlde hiç yahut gereği gibi yapmadığı işlerin dava dışı iki adet firmaya verilmesi sebebiyle bu firmalara ödenen bedeller, bu firmaların işçileri adına vergi dairesi ve mahkemelere yapılan ödemeler ve üçüncü kişilere yapılan ödemelerin müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı şirket ile davalı taraf arasında akdedilen Zeyilnamede sözleşme kapsamında bırakılan İŞLERİ davalı şirketin 17.01.2018 tarihinde iş alanından bu işi yapmadan çekilmesi sebebiyle 26.02.2018 tarihinde imzalanan sözleşme ile -----isimli şahıs şirketine devredilmek zorunda kalındığını, İlgili sözleşme gereğince bu firmaya birtakım ödemeler yapılmıştır bu firmaya, davalı şirket ile yapılan sözleşme ve zeyilnameler kapsamında olmayan ayrıca ---- Kompresör ve Ölçüm İstasyonları Asma Tavan ve Yükseltilmiş Döşeme Montaj İşleri de yaptırılmış olduğundan ilgili şirkete yapılan ödemelerin tasnifi ve davalı şirketin sözleşmeye aykırılığı sebebiyle davacı şirketin uğradığı zararın tam ve kesin olarak tespiti, ancak ticari defter ve muhasebe kayıtlarının bilirkişi eliyle ayrıntılı incelenmesi sonrasında mümkün olacağını, Dava dışı -----firması ise zaten Sözleşme konusu projede ince işler taşeronu olarak çalışmış ve davalı şirketin de bu konuda taşeronluğunu yaptığını, dava dışı bu firmanın ilk sözleşmesi, davalı şirket ile yapılan geçici kabul tarihinden (17.01.2018) öncesine ait olduğu, davacı şirketin, dava dışı bu firmayla da Mart 2018'de bir zeyilname imzalanarak davalı şirketin yapmadığı işlerin bir kısmını bu şirkete devrederek sözleşme bedelini artırdığını, bu firmanın, davalı şirketin taşeronu olarak yapmış olduğu işlerin yanı sıra davalı şirketin kendisine devretmediği, münhasıran davalı şirketin yükümlülüğünde olan işleri de davalı şirket eksik ve ayıplı yaptığı için davacı şirket ile imzaladığı zeyilname gereğince yerine getirdiğini, dava dışı bu şirkete yapılan ödemelerin tasnifi ve davalı şirketin sözleşmeye aykırılığı sebebiyle davacı şirketin uğradığı zararın tespiti, ancak ticari defter ve muhasebe kayıtlarının bilirkişi eliyle ayrıntılı incelenmesi sonrasında mümkün olacağını, Türkiye----- Projesi kapsamında akdedilen 05.10.2016 tarihli sözleşme ve zeyilnameler uyarınca davalı tarafın yapması gerektiği hâlde hiç yahut gereği gibi yapmadığı işlerin dava dışı iki adet firmaya verilmesi sebebiyle bu firmalara ödenen bedeller, bu firmaların işçileri adına vergi dairesi ve mahkemelere yapılan ödemeler ve üçüncü kişilere yapılan her türlü ödemelerin davacı şirkete ödenmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, dava dış-----karşı üstlendiği “Türkiye- ----” kapsamındaki “Alt Yüklenici” olarak hizmet vermesi konusunda, davalı şirket ile anlaşmış olup bu kapsamda, davalı şirketin gönderdiği teklifi 21.07.2016 tarihinde teyit ettiklerini, taraflar arasında, 27.07.2016 tarihli “Niyet Mektubu "nun 25.08.2016 tarihine kadar geçerli olacağı ve sözleşmenin bu tarihe kadar imzalanacağı, imza tarihinde saha üzerindeki mobilizasyon işlemlerinin tamamlandığı kabul edildiği, ana sözleşmenin uzlaşma doğrultusunda imza altına alınacağı ve bu niyet mektubu ile saha üzerine çalışılmaya başlandığının kararlaştırıldığı, buna müteakip, davalı tarafından sahaya girilerek fiilen çalışmaya başlandığı, taraflar arasında asıl sözleşme çalışma başladıktan 3 ay sonra 05.10.2016 tarihinde, her ne kadar teklif formunda belirlenen toplam tutar üzerinden imza altına alınmışsa da, sözleşmedeki iş kalemleri, metraj ve birim olarak fiyatlandırılmaksızın, teklif formunda belirtilen iş kalemlerinden farklı olarak dağıtıldığını, kendisine yer teslimi yapılan ve böylece kendi aktifleriyle yapım işine başlayan ve 3 ay çalışan müvekkil, içeriği aleyhine değiştirilmiş bir sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığını, Temmuz 2016'dan Aralık 2016'ya kadar herhangi bir hakediş ödemesi almaksızın sahada çalışmaya devam ettiği, zamanında ve yeterli yapılmayan hakediş ve ilgili ödemeler, davalıya ilave finans maliyetleri yüklediği, proje süresince ve günümüze dek sürekli bir finansal yük olarak artarak devam ettiği, buna ilaveten, iş sahasında çalışmalar devam ederken, belirlenen metrajlarda artış meydana geldiği, ekstra işler verildiği, iş değişiklikleri yaşandığı, buna ilişkin olarak davacıya defalarca gerekli bildirimlerin yapıldığı, davacının proje boyunca davalıya her seferinde davalının hak ettiğinden çok daha eksik hakediş ödemeleri yaptığı, projeyi toplamda 1454 kez revize ettiği, sözleşme gereği tasarım ve mühendislik kendisine aitken müvekkile ihtiyacı olan tasarımları, metrajları vermekte geciktiği, geç gelen tasarımlarda sürekli ilave isteklerde bulunduğu, planlanan ekip ve ekipmanın çok üzerinde çalışılmasını istediği, öngörüsüz plansız süreç yönetimi sebebiyle davalıyı zarara uğrattığı, Davacının sorumluluklarından kurtulmak için ve artan iş hacmini kendi lehine bertaraf edebilmek adına zeyilnameler düzenlediği, yapılan toplam iş göz önüne alındığında davacı şirketi korumaya yönelik olduğu, ilgili Zeyilnamelerin davacının sebep olduğu finansal sorunları ötelemek, işin devamını sağlamak ve müvekkili oyalamak için geçici çözümler olarak, davacının inisiyatifinde tek taraflı olarak düzenlendiği, nitekim "kolaylık ve destek" olarak gösterilen bu çözümlerin davalı açısından hiçbir işe yaramadığı, davacı tarafın ise bu uygulamalardan çok ciddi menfaatler elde ettiği, zeyilnamelerin hiçbiri iş hacminin artışı sebebiyle sözleşme bedelinin yenilenmesi ilgili olmadığı, davacının bu zeyilname ile tasarımla ilgili yaşadığı gecikmeler nedeniyle başlangıçta sunduğu hedef tarihlerin uzunca bir süre aşılmış olduğunu kabul ettiği ve işin süresini uzattığı, bu ötelemenin aslında gecikmelerden daha az bir süre olduğu, davacının bu tarihlerin daha fazla gecikmemesi için davalıya hızlandırma yapması amacıyla 2.000.000USD bonus vermeyi taahhüt ettiğini, prim ödemesinin ileride yapılmasını kararlaştırılan birtakım işlerin geriye çekilmesi ve tamamlanması karşılığı ödendiğini davalıdan bu işleri yapması için ilave ekip ve ekipman temin etmesinin istendiği, davalı tarafından bunların maliyetlerine katlanıldığını, prim ödemesinin bir başarı ödülü olmak yerine buradaki ilave işlerin finanse edilebilmesi için olduğunu, bu işlerin karşılığında davacı tarafın ------ idaresinden davalıya ödenen 2.000.000 USD prim ödemesinin 10 katı fazlası ödemeyi prim(bonus) ödemesi olarak aldığını, davalıya ödediği prim ödemesini de buradan yaptığını, hiçbir zeyilnamede iş artışlarıyla, sözleşme bedeliyle ilgili bir konu olmadığı, 5 nolu son zeyilname ile süre uzatımı düzenlendiğini, 3 no.lu zeyilname ile eklenen pig istasyonları yapım işinin tekrar sözleşme kapsamından çıkarıldığını, sözleşme bedeline ise 4.900.000USD eklendiğini, hiçbir hesaplamaya ve mantığa dayanmayan bu bedelin, artan iş hacmini sözleşme bedeline yansıtmak için olmadığını, bu bedelin davacının proje kapsamında davalının nam ve hesabına aldığı malzemeleri muhasebeleştirmek, hakedişlerden yapılan kesintileri sözleşme bedeline uygun hale getirmek için tamamen davacının mali kayıtlarını düzeltmek için yaptığı bir değişiklik olduğunu, 25.12.2017 tarihinde davalı firma, geçici kabul yapılması talebinde bulunduğu, davacı tarafın bu talebi kabul ederek işin geçici kabulünü yaptığını, davacı, ibraname imzalatmak suretiyle geçici kabul tutanağı tanzim edilebileceğini belirttiği, akabinde ibranamenin imzalanması koşuluyla, son hakediş ödemelerini davalıya yapacağını bildirdiğini, bunun üzerine müzayaka halinde bulunan davalı, 17.01.2018 tarihli ibranameyi imzalamak zorunda kaldığını, tarafların 18.01.2018 tarihinde geçici kabul tutanağını imzaladıklarını, kademeli olarak açıklanan bu sürecin sonunda, alt yüklenici davalı firma ile davacı şirket arasında; verilen aşkın hizmetlere (metraj artışları, iş değişlikleri ve talep edilen yeni işler vs.) ilişkin bedellerin ödenmesi konusunda davalının tüm iyi niyetli yaklaşımlarına ve gerek anlaşma aşamasında gerek sözleşme sonrasında müvekkile yüklenen işleri büyük bir özveriyle çalışarak, gecikme olmaksızın tamamlamasına rağmen, karşılıklı mutabakata varılamadığını, bu sebeple ----- projesi kapsamında yer alan muhtelif inşaat işlerinde alt yüklenici olan müvekkil firma tarafından verilen aşkın hizmetlere ilişkin ödenmeyen bedellerin tazmini, ödemelerdeki gecikmeler nedeniyle finansal yüke ilişkin zarar, edimler arasındaki oransızlık ile verimli çalışmanın engellenmesinden doğan zarar bedeli, projenin ilk gününden itibaren planlı bir şekilde hukuksuz olarak tasarlanmış olan sürecin sonucu olarak, davalının müzayaka halinden yararlanılarak imzalatılan ibranamenin geçersizliğine karar verilmesi, davalıca fiilen el konulan ve kullanılan inşaat malzemelerinin nakden iadesi ve haksız kesintilerin tahsili istemine ilişkin olarak 21/05/2018 tarihinde ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde müvekkil tarafça dava ikame edilmiş olduğu, halen derdest olduğu, ana davada talep edilen bedelin aşan kısmı için ek dava olarak -----Asliye Ticaret Mahkemesi ---- Esas dosyası ikame edildiğini, Davacı, davalının sürekli olarak işleri aksattığını, sözleşme konusu işin, bir takım eksik ve ayıplarla tamamlandığını iddia ettiği, ancak bu hususlarda somut ve anlaşılabilir tek bir açıklama yapmadığını, tek bir delil dahi sunmadığını, davalı tarafın yapması gerektiği hâlde hiç ve yahut gereği gibi yapmadığı işlerin dava dışı iki adet firmaya verilmesi sebebiyle bu firmalara ödenen bedellerin, bu firmaların işçileri adına vergi dairesi ve mahkemelere yapılan ödemeler ve üçüncü kişilere yapılan her türlü ödemelerin müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini" talep ettiğini, davacının ilk olarak davalının sözde eksik bıraktığı işleri taşere ettiği iki firmaya yaptığı ödemeleri talep ettiğini, bu firmaların----- isimli iki şirket olduğunu belirttiği, delil olarak bu şirketlerle arasındaki sözleşmelere ve ticari defterlere dayandığını, her şeyden önce davacının dilekçesinde mübrez olduğunu bildirdiği başta bu sözleşmeler ve diğer eklerin davacı tarafça dosyaya sunulmamış olduğu, Davacının -----firmasının davalı şirketin taşeronu olarak çalıştığını beyan etmişse de dava konusu projede böyle bir taşeron çalıştırılmadığını, Dava dışı şirketler ----- sözleşmelerini ve bu firmalara verilen işlerin kapsamını inceleyemediğimizden dava konusu ile ilgisini tespit edemiyor, tarafımıza tebliğ edilen hiçbir belge olmadığından davacının iddialarına karşı isabetli bir savunma yapma imkânı da bulamadığını, dosya içerisinde de davalının eksik bıraktığı işlere dair herhangi bir belgeye, delile yine rastlanmadığını, kapsamda davacının bahsettiği davalının eksik bıraktığı işlerin ne olduğu, projenin hangi kısmıyla ilgili olduğu, iş miktarı ve bedeli, davacının dava dışı bu iki şirkete hangi iş kalemlerini yaptırdığı, dava dışı şirketlere bu işlerin ne şartlarda yaptırıldığı, davacının burada ne tür bir zarara uğradığı, oluşan zararın miktarı, zarar ile davalı şirketin ihmali veya kusuru arasında nasıl bir illiyet bağı bulunduğu gibi hususlara dair dava dilekçesinde hiçbir açıklama yapılmadığı, hiçbir delil sunulmadığı, Davacının beyanlarından ve sunduğu delillerden yola çıkılarak yargılama yapılması mümkün olmadığı, davacı yalnızca tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasını talep ettiği, dava dilekçesinde, dava dışı firmaların işçileri adına vergi daireleri ve mahkemelere yapılan ödemelerin içeriğine ve davalıya ve proje ile ilgisine, üçüncü kişilere yapılan her türlü ödemelerle ne kastedildiğine dair somut bilgi bulunmadığı, Davacının, huzurdaki dava ile nama ifa bedellerini talep ettmiş ise de kanunda düzenlenen nama şartlarının hiçbirini yerine getirmediği, davacının, davalının sözde hiç ya da gereği gibi yapmadığı işleri üçüncü kişilere yaptırırken hakimden kendisine nama ifa için yetki verilmesini talep etmediğini, herhangi bir yetkisi ve izni olmaksızın talep konusu işleri dava dışı şirketlere yaptırdığını, davacının taleplerinin kaynağı işlerle ilgili davalı firmanın çalışması 25.12.2017 tarihinde sona ermiş olup davalı firma bu tarihte davacıya geçici kabul yapılması talebinde bulunduğunu, davacı tarafın bu taleplerini kabul ederek eksiksiz ve kusursuz şekilde teslim edilen işin 18.01.2018 tarihinde geçici kabulünü yaparak aralarındaki ilişkinin sona erdiğini, bu tarihe kadar davalıya işin eksik veya ayıplı olduğuna dair hiçbir bildirim yapılmadığı, nama ifa ile alakalı herhangi bir durum söz konusu olmadığı, davalının kusuru ile ortaya çıkan eksik veya ayıplı bir işin söz konusu olmadığını, dilekçesinde de ısrarla sözleşmenin götürü bedel olduğunu tekrar ettiğini, taraflar arasındaki hizmet ilişkisinde sabit bedelli götürü ücret uygulamasından bahsedilmesi, proje değişiklikleri ve zeyilnameler dikkate alındığında, iş kapsamının genişletilmiş ve değiştirilmiş (metraj artışı, ilave iş ve yeni iş ) olduğu gerçeği karşısında hakkaniyete aykırı olduğu gibi gerçeklere de aykırı olduğunu, Davacının teminat olarak tuttuğu nakit ihtiyat kesintisinin yanı sıra, iade koşulları oluşmasına rağmen hala iade etmediği toplam 691.850USD tutarında iki adet teminat mektubunu da halen elinde tuttuğunu, taraflar arasında bir cari mutabakat yapılmadığı gibi davacının, davalıya cari tablo üzerinde dahi halen borçlu göründüğünü, tarafların ticari kayıtları üzerinde yapılacak incelemede görüleceğini, bu nedenlerle dava haksız, kötüniyetli ve mesnetsiz olduğundan hukuki yarar yokluğundan, zamanaşımına uğradığından, ispat edilmediğinden, hiçbir somut delile dayanmadığından reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Türkiye-----Projesi kapsamında davacı ile davalı arasında akdedilen 05.10.2016 tarihli Sözleşme ve zeyilnameler uyarınca davalı tarafın yapması gerektiği hâlde hiç yahut gereği gibi yapmadığı iddia edilen işlerin dava dışı iki adet firmaya verilmesi sebebiyle bu firmalara ödendiği iddia edilen bedeller, bu firmaların işçileri adına vergi dairesi ve mahkemelere yapılan ödemeler ve üçüncü kişilere yapılan her türlü ödemelerin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000 USD alacağın davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
----- Asliye Ticaret Mahkemesi ve ----- Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü.
Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.
7155 sayılı Kanun’un 20. Maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır.
Dosya Mali Müşavir ve Sözleşme Uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek aldırılan bilirkişi raporunda özetle ; Davacı tarafından dava dilekçesinin netice-i talep kısmında davalı yüklenici tarafından borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle davacı işsahibi tarafından dava dışı iki firmaya işin verilmesi ve bu firmalara yapılan ödemelerin, bu firmaların işçileri adına vergi dairesine ve mahkemelere yapılan ödemelerin, üçüncü kişilere yapılan her türlü ödemenin tahsilinin talep edildiği; TMK m. 6, HMK m. 190, 194 hükümleri gereğince ispat (somutlaştırma) külfetinin yerine getirilip getirilmediğini takdirin mahkeme'ye ait olduğu, Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: davacı ile davalı arasında akdedilen 05/10/2016 tarihli sözleşme ve zeyilnameler dikkate alınarak taraflar arasındaki hukuki ilişkinin belirlenmesi, sözleşme kapsamında tarafların yükümlülükleri” hususunda: Dosyaya sunulan adi yazılı şekilde düzenlenmi, 05.10.2016 tarihli sözleşmede ve (TBK m. 13 hükmü gereğince “sözleşme değişikliği niteliğindeki) 19.01.2017, 20.02.2017, 17.04.2017, 16.08.2017, 10.11.2017 tarihli zeyilnamelerde yer alan irade açıklamaları incelendiğinde taraflar arasında TBK m. 470 hükmü gereğince “eser sözleşmesinin” kurulduğu; buna göre davacı ---- İnşaat'ın “işsahibi”, davalı --- -- de “yüklenici” sıfatını haiz olduğu; “davacının ihbar yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığı” hususunda ; Davalı yüklenici tarafından üstlenilen borcun (eser meydana getirme/imal etme borcunun) gereği gibi ifa edilip edilmediği; ayıplı veya eksik ifanın olup olmadığı; işin davalı yüklenici tarafından bırakılıp bırakılmadığı vs. hususunun uzmanlık alanının dışında kaldığı; Eğer (teknik inceleme neticesinde) davalı yüklenicinin ayıplı ifasının söz konusu olduğu kabul edilir ise bu halde davacı yüklenicinin TBK m. 474/1 veya (gizli ayıpta) m. 477/son hükmü gereğince ayıbı bildirme (ihbar etme) külfetinin yerine getirilmesi halinde TBK m. 475 hükmünde sayılan seçimlik hakkın kullanılabileceği; dosya kapsamı incelendiğinde buna ilişkin bir ihtarnameye rastlanmadığı; hal böyle olmakla ayıplı ifa iddiasına dayalı olarak seçimlik hakkın kullanılabilmesi için gereken ayıbı bildirme (ihbar etme) külfetinin yerine getirilip getirilmediğini takdirin, TMK m, 4 hükmü gereğince elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, eğer ayıbı bildirme (ihbar etme) külfetinin davacı işsahibi tarafından usulüne uygun ve zamanında yerine getirildiği kabul edilir ise bu halde davacının dava dilekçesindeki (ayıptan uğradığına yönelik) taleplerini TBK m. 475P hükmü gereğince ileri sürebileceği kanaatine varılacağı; “davacının dava dışı firmalara ödendiğini iddia ettiği bedeller, bu bedelleri talep edip edemeyeceği” hususunda: Eğer (teknik ve mali inceleme neticesinde) davacı işsahibi tarafından davalı yüklenicinin üstlendiği işi ifa etmemesi dolayısıyla dava dışı üçüncü kişiye söz konusu imalatın yaptırıldığı kabul edilir ise bu halde “nama ifa” kurumunun incelenmesi gerektiği; TBK m. 113/1 hükmünün “Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafi borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir; her türlü giderim isteme hakkı saklıdır.” şeklinde olduğu; nama ifa kurumuna ilişkin Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin -----28.3.2017 kararının da “Nama ifa olumlu zararı telafi eder. Alacaklı için aynen ifa ayakta kalırken, borçlu açısından yapma borcu tazminat ödeme borcuna dönüşmektedir. Alacaklı için tazminatın tam doğumu beklenmeden avans olarak aynen ifa ile tam tatmini hedeflenmekte, borçlu içinse henüz tam tazmin şartları doğmadan peşin olarak avans ödemesi getirilmektedir. Olumlu zarar doğduktan sonra tazmin borcu doğmakta iken ara bir çözüm olarak hâkim izni ile sonuca gidilmektedir." şeklinde olduğu; Ancak 05.10.2016 tarihli sözleşmenin 2.4.3.e maddesinin 2. paragrafında davalı yüklenici tarafından üstlenilen borcun ifa edilmemesi, sözleşmenin ihlal edilmesi halinde davacı işsahibinin “daha sonra işi kendisi veya uygun gördüğü şekilde diğer taşeronları görevlendirerek tamamlama hakkına sahip olacağı” hususunun sözleşme özgürlüğünce kabul edildiği; bu noktada ise Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin -----28.3.2017 kararının “Nama ifayı talep hakim iznine bağlı bulunduğundan tarafların sözleşme ile hakimden izin almadan yapabilme imkanına kavuşmaları mümkündür -----” şeklinde olduğu; dolayısıyla her ne kadar davacı işsahibinin, TBK m.113/1 hükmünde düzenlenen “nama ifa” için mahkeme kararı olmaksızın, sözleşmenin 2.4.3.e maddesinin 2. paragrafında kendisine (işsahibi davacıya) bu yönde tanınan yetkiye (hakim kararı alınmaksızın nama ifaya başvurma yetkisine) dayalı olarak işi başkasına yaptırması halinde işi başkasına yaptırmak için ödediği bedelin talep edilebileceği kanaatine varıldığı; ancak takdirin, TMK m. 4 hükmü gereğince mahkeme'ye ait olduğu, “Ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, e-deftere tabi olanların ilgili döneme ait beratlarını ibraz edip etmediği” hususunda mali inceleme yapıldığında: davacı ------ yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2016-2017 ve 2018 yıllarında fiziki ortamda tutulan Envanter defterinin noter onayları ile elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye, Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K” nu ve V.U.K” nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davalı ------ yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2016 yılında fiziki ortamda tutulan Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin noter onayları ile 2017-2018 yılları elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i kebir beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K” nu ve V.U.Knu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Hesap İncelemesi Yönünden: Her iki tarafın ticari defterleri raporun 5.b. Bölümünde incelendiğinde; davacının kendi ticari defterlerinde davalı açık hesabından 49.897,20 USD karşılığı 399.037,30TL tutarında davalı tarafa borçlu gözüktüğü, davalı şirketin de incelen kendi ticari defterlerinde davacı şirketten 2018 yılı sonu itibariyle 1.040.460,10 TL tutarında alacaklı gözüktüğünün görüldüğü, davalı şirketin defter kayıtlarında tespit edilen ve raporun 5.b.2 bölümünde detayı bulunan hesap hatalarına ilişkin kayıtların 2024 yılı ticari defter kayıtlarına düzletme kaydı olarak kaydedildiği görüldüğünü, taraflar arasındaki ihtilafın açık hesap/cari hesap dayanağı olmadığı için bu hususta ilave bir değerlendirme yapılmadığı; davacı şirketin yapmış olduğu icra ve vergi dairesi harç ödemeleri yönünden Davacı Defterlerinde Dava dışı ----hesap incelemesi yönünden: mahkemenin vermiş olduğu görev kapsamında davacı defterlerinde dava dışı -----2016-2017 ve 2018 yıllarını kapsayan defteri-i Kebir hesap hareketleri aşağıdaki şekilde incelendiğinde; davacı şirketin dava dışı ----- şirketinden toplamda 1.086,052,54TL tutarında mal/hizmet satın aldığını ve tamamını ödediğini kendi ticari defterlerine kaydettiği, Davacı Defterlerinde Dava dışı ----- hesap incelemesi yönünden: Davacı defterlerinde dava dışı ----- ihtilaf konusu 2016-2017-2018 yıllarını kapsayan defteri-i Kebir hesap hareketleri aşağıdaki şekilde incelendiğinde; davacı şirketin dava dışı ------ toplamda 733.249,94TL tutarında mal/hizmet satın aldığını, dava dışı şirkete toplamda 271.757, 10 TL tutarında ödeme gerçekleştirdiği, geri kalan 461.492,84TL'nin sonraki yıllarda açık hesaba konu olduğu, Davacı şirketin incelemede tarafıma ibraz etmiş olduğu icra ödeme harç makbuzları ile vergi dairesine ödenen karar ilam harç ve masrafları aşağıdaki şekilde incelenmiş olup toplam tutarının 80.244, 48TL tutarında olduğu, davacı dava dilekçesinde “davacı işsahibi tarafından dava dışı iki firmaya işin verilmesi ve bu firmalara yapılan ödemelerin ve de üçüncü kişilere yapılan her türlü ödemenin” tahsilini talep etmiş olduğu, davacı şirketin davalı şirket adına düzenlemiş olduğu yansıtma faturaları yönünden: Davacı şirketin davalı şirkete düzenlemiş olduğu 32 adet yansıtma faturasının toplam tutarının 59.432,37 USD tutarında olduğunu belirten raporunu mahkememize sunmuştur.
Davacı vekili 13/03/2025 tarihli dava değerini arttırım talepli dilekçesi ile ; Fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; bedel artırım taleplerinin kabulüne, dava dilekçesinde 1.000,00-USD olarak talep edilen alacağın 12.359,15-USD arttırılarak dava değeri olan 13.359,15-USD’nin davalıdan tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede ; Davacı ile davalı arasında arasında TBK m. 470 hükmü gereğince eser sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacı ----- işsahibi, davalı --- de yüklenici sıfatını haiz olduğu; davalı tarafın yapması gerektiği hâlde hiç yahut gereği gibi yapmadığı iddia edilen işlerin dava dışı iki adet firmaya verilmesi sebebiyle bu firmalara ödendiği iddia edilen bedeller, bu firmaların işçileri adına vergi dairesi ve mahkemelere yapılan ödemeler ve üçüncü kişilere yapılan her türlü ödemelerin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000 USD alacağın davalıdan tahsili talebini talep ettiği,taraflar tacir olduğundan ticari defterlerinin incelendiği,davacının kendi ticari defterlerinde davalı açık hesabından 49.897,20 USD karşılığı 399.037,30TL tutarında davalı tarafa borçlu gözüktüğü, davalı şirketin de incelenen kendi ticari defterlerinde davacı şirketten 2018 yılı sonu itibariyle 1.040.460,10 TL tutarında alacaklı gözüktüğünün görüldüğü,dolayısıyla davacının alacağını ticari defterlerle ispat edemediği, kaldı ki ayıplı yapılan işlerle ilgili bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğine ilişkin bir delil sunamadığı,yansıtma faturalarının tek başına delil niteliği taşımadığı,davacının davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 7.664,53-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 76.177,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
6-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde ----- Arabulucuk Başvuru Nolu dosyada taktir olunan 1.320,00-TL ücretin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.