T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/600 Esas
KARAR NO : 2025/421
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/08/2023
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacının ------------ ismini kullanarak yıllardır emek ve masraf yapmak suretiyle elde ettiği haklı şöhretinin bulunduğu, davacı şirket önce------------ ismiyle gerçek kişi işletmesi olarak kurulmuş, kuruluşu 06.09.2012 tarihli ------------ yayınlandığını, daha sonra aynı kişi tarafından tek ortaklı ----------- Şti. kurulmuş bu husus 12.08.2013 tarih ----------- sayılı ----------- ilan edildiğini, bu tarihten itibaren aktif olarak faaliyetine devam ettiğini, davacı şirket ----------, 12 yılı aşkın bir süredir periyodik muayene hizmet sektöründe önemli bir yer edindiği ve tanındığını, gerek ------------ çapında gerekse tüm Dünya çapında tanınan ve aranan bir A tipi muayene kuruluşu halinde hizmetlerine devam ettiğini, ----------- tarafından ------------ standardına, ilgili Yönetmelik ve Tebliğlere uygun bir şekilde A tipi muayene kuruluşu olarak akredite olmak için 20.03.2020 tarihinde ------------ muayenelerin yanı sıra Periyodik Muayenelerinin faaliyetlerini yürütmek için başvuruda bulunduğunu, davacı şirket yetkililerinin, müşterilerin uyarısı ve karıştırdıklarını söylemeleri üzerine, ------------ internet sitesine girdiklerinde ------------- ismini kullanan Davalı şirketin ------------- listesinde kendileri ile göründüğünü fark ettiklerini, bunun üzerine yapılan araştırmada Davalı şirketin ------------- ŞTİ. Olarak kurulduğu kuruluş ilanının 01.12.2020 tarih ------------ sayılı ------------- ilan edildiği, 16.11.2022 tarih --------- sayılı ------------ tür değiştirerek A.Ş. olduğuna dair ilan yayınlandığının anlaşıldığı, davalı Şirketin Web sitelerinden kolayca ulaşılabilen E-Kataloglarından da anlaşılacağı üzere davalı şirketin, davacı ile aynı sektörde çalıştığını, söz konusu E-Katalogda “Şirketimizin faaliyet alanı işyerlerindeki tesisat, kaldırma/iletme ekipmanı, basınçlı kaplar, tezgahlar vb.nin gerçekleştirilip raporlanmasıdır.! şeklindeki açıklamalarıyla, davacı ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğinin görüldüğünü, Davalı şirket -----------, ----------- tarafından --------- akreditasyon standardı kapsamında A tipi muayene kuruluşu olarak ------------ akreditasyon numarası ile 08.12.2022 tarihinde akredite olduğunu, Davacı şirketle davalı şirketin Akreditasyon Sertifikaları karşılaştırıldığında, aynı faaliyet alanları içinde akredite olarak aynı sektörde çalıştıklarının açıkça görüleceğini, kolayca fark edilmesi açısından ayrıca davacı şirketle aynı olan faaliyet alanlarının altının çizildiğini, "-----------" ibaresinin tarafların ticaret unvanlarının fayırt edici çekirdek unsuru olduğu, davacının kullanmada öncelik hakkı bulunduğu, Davacının --------- unvanını davalıdan on yıl önce tescil ettirerek kullandığının Ticaret Sicil kayıtları ile sabit olduğu, Davalı şirketin davacının on bir yıl içinde emek ve masraf yapmak suretiyle elde ettiği tanınmışlığa ortak olmak amacıyla hareket ederek aynı sektörde faaliyet gösteren ----------- isimli bir şirket kurarak, haksız rekabet oluşturduğunu, Davalının şirket açıkça kötü niyetli olduğunu, Davalının web sitesinde dahi "-----------” kelimesini öne çıkararak kullandığını, Davacının faaliyet alanının esas ve ------------ akreditasyonu periyodik kontrol olduğundan---------- kelimesinin yanına "periyodik" kelimesinin eklenmiş olmasının davacının yıllardır edindiği müşteri kitlesini yanıltma kastıyla hareket edildiğinin diğer kanıtı olduğunu, Tarafların faaliyet alanları ve müşteri çevrelerinin aynı olduğunu, sektörde firma arayanlar veya ------------- akredite şirket arayanların iki şirketi birbirinden ayırmasının dahi mümkün olmadığını, aramada davacının yanında davalının şirketinin de listelendiğini, davacı şirketle iş yapmak için arama yapanların yanlışlıkla davalı şirketle iş yaptıklarını, davalının internet sitesinde de -------- ismini öne çıkarmasının bu nedenle olduğunu, TK 52. maddesine göre tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının münhasıran sahibine ait olduğunu, Ticaret unvanını kullanmak suretiyle haksız rekabetin önlenmesi, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının ticaret unvanından "-----------" kelimesinin terkinine, giderleri davalı tarafından ödenerek gazetede yayınlanmasına, davalının internet sitesinden ve web adresinden "------------" kelimesinin silinmesine, davalı tarafından elde edilen menfaat ve elde edilmesi mümkün görülen menfaat karşılığı 100.000 TL. belirsiz alacağın ve 500.000 TL manevi tazminatın uygulanacak ticari temerrüt faizinden aşağı olmamak üzere avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı şirketten maddi ve manevi tazminat talep edildiğini, tazminat talebi için gerekli şartların oluşmadığını, her iki tazminat türü için de ortada zarar ya da zarar görenin olması gerektiği, davacı tarafından genel ve soyut konulardan bahsedilmiş olduğu, somut bir zarar olduğu yönünde bir delil sunulmadığı, Davacının iddia ettiği gibi davalı şirketin davacının markasına benzer bir marka kullanması halinde dahi tazminat talep hakkı bulunmayacağını, tazminat talep edilebilmesi için öncelikli şart bir zararın meydana gelmesi olduğunu, dava dilekçesinde somut bir zarardan bahsedilemediğini, Tazminat talep edebilmek için zararın ortaya çıkmasının da yeterli olmadığı, TBK kapsamında hukuka aykırı bir fiil, fil ile zarar arasın bir illiyet bağının da olması gerektiği, davalıya karşı açılan bu dava maddi, manevi tazminat konusu değil ancak bir tespit konusu yapılabileceğini, tazminat şartlarının oluşmaması nedeni ile maddi manevi tazminat talebinin reddini talep ettiklerini, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda "marka" kavramı düzenlenmiştir. İlgili Kanun'da marka tescili ile ilgili düzenlemelere yer verilmiş ve tescil talebinin "mutlak" reddini ve "nispi" reddini gerektiren hallerin düzenlendiğini, Davalı şirketin marka tescil başvurusuna davacı şirket tarafından itiraz edildiğini, İtiraz nedeni dava nedeni ile aynı şekilde markaların birbiri ile benzerlik taşıdığı yönünde olduğu, Bu itirazın Sınai Mülkiyet Kanunu'nda düzenlenmiş bir "mutlak ret” nedeni olduğu, Sınai Mülkiyet Kanunu md.5 / ç 'de; "Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretlerin” mutlak bir ret nedeni sayılarak reddedilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davacının itiraz nedeninin yerinde bulunmadığını, “------------” ibaresinin ticaret ünvanında "Çekirdek" (Ayırt Edici) unsur olduğu yönündeki iddiaları asılsız olduğu, ----------- tarafından da bu iddianın kabul edilmediği, "-----------” kelimesinin mülkiyetinin davacıya ait olması gibi bir durum söz konusu olmadığını, "Periyodik Kontrol" ifadesinin ise davacının iddia ettiği üzere karıştırılmaya yol açma amacı ile eklenmediğini, Anılan şirket unvanının TTK hükümlerine uygun olarak düzenlendiğini, davalının faaliyet gösterdiği hizmet alanı ile doğrudan ilgili oludğu, herhangi bir yanıltıcı veya iltibasa yol açıcı bir unvan kullanımının söz konusu olmadığını, zira davalının unvanı "------------." şeklinde devam ederken davacı yanın unvanı "------------" şeklinde devam ettiğini, ünvanın taklit edilmesinin ancak iddia eden davacının unvanına benzer ifadeler kullanılması halinde söz konusu olabileceğini, her iki şirketin unvanlarının başında yer alan "-----------" ifadesi haricinde unvanın devamında başkaca bir benzerlik bulunmadığını, Davacının "--------------” Marka Tescili ------------- Nace kodu' ile reddedildiği, Davacının "----------" kelimesinin kendi tekelinde olduğuna dair iddiaları bir yana kendi markasında yer alan ve kendileri tarafından tescil ettirildiği iddia edilen "------------" ifadesinin dahi marka tescil talebinin -------- nice kodunda reddedildiğini, Davacının ------------ "-----------" unvanının tescili için: ------------- başvuru numarası ile başvurmuş ve markayı -------, ------- ve --------- nice Sınıfları için tescil ettirmek istemişse de bu talebinin reddedildiğini, ------------ başvuru numarası ile başvurmuş ve markayı ---------, --------- ve ----------- nice Sınıfları için tescil ettirmek istemişse de bu talebi yine reddedildiğini, ------------ başvuru numarası ile başvurmuş ve markayı ---------- ve----------nice Sınıfları için tescil ettirmek istediği, tescil talebinin sadece ------ ve-------- nice sınıfları için kabul edildiğini, Davacı şirket tarafından "---------" veya "-----------" markalarının hangi sınıflarda ve ne zaman tescil edildiğinin ------------ sorulmasını talep ettiklerini, mal ve hizmet sınıflar birbirinden bütünü ile farklı olduğu gibi alt sınıflar yönünden inceleme yapıldığında da SMK Madde 6/1 maddesi kapsamında aranan koşulların oluşmadığının görüleceğini, Kötü niyet iddiasında olan davacının söz konusu iddiasını ispata elverişli herhangi bir delil ileri sürmemiş olduğu, bu bakımdan da davanın reddine karar verilmesi gerektiği, şirketlerin markaları arasında aynılık, benzerlik, karıştırılma, ilişkilendirilme olmadığı her iki marka yan yana geldiğinde de açıkça görüleceği, markalarda bütünlük ilkesi ile toplu intibanın esas olduğu, markaları bölmek, parçalamak ve bu şekilde benzerlik yaratmanın mümkün olmadığı, Müvekkili Şirketin markasının üç sözcükten ve ayırt edici şekilden oluştuğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmasının genel intiba açısından da mümkün olmadığını, davacı ile davalının logoları dahi karşılaştırıldığında görsel olarak bir bağlantı olmadığının açık olduğu, tazminat davası şartlarından "zarar" ın oluştuğuna dair somut bir delilin olmaması, tazminat davası şartlarının gerçekleşmemesi sebebi ile tazminat taleplerinin reddine, davacı ile davalı markalarının birbirine benzememesi, haksız rekabet oluşturmaması, karışıklığa neden olmaması, ilgili kanunda öngörülen düzenlemelere aykırı olmaması nedenleri ile davacının taleplerinin reddine ve tescilli marka haklarının müvekkil şirket tarafından kullanılmaya devam edilmesine, davaya sebebiyet verilmemesi nedeni ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Davacı ile aynı faaliyet alanında iştigal eden davalının davacıya ait '-----------' Ticaret unvanını kullanmak suretiyle iltibasa sebebiylet verdiği bu sebeple haksız rekabetin önlenmesi, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması, Davalının ticaret unvanından "---------" kelimesinin terkini, giderleri Davalı tarafından ödenerek gazetede yayınlanması, Davalının internet sitesinden ve web adresinden "-----------" kelimesinin silinmesi, Davalı tarafından elde edilen menfaat ve elde edilmesi mümkün görülen menfaat karşılığı (tarafımızca bilinmesi mümkün olmadığından) 100.000.- TL. belirsiz alacağın ve 500.000.- TL manevi tazminatın uygulanacak (ticari temerrüt faizinden aşağı olmamak üzere) avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü. Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.
7155 sayılı Kanun’un 20. Maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır. Dosya Mali Müşavir ve Marka Hukuku alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek aldırılan 17/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Tarafların aynı Hizmet sektöründe faaliyet gösterdiği, sonradan kurulan davalı şirketin basiretli tacir olarak davacının varlığını ve ticaret unvanını bilmesi gerektiği, bilebilecek durumda olduğu, tarafların aynı /benzer ve ilgili hizmetleri vermesinin, bu hizmetleri talep edenler nezdinde davacı ve davalı arasında işletmesel bağ olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan hizmetler algısı oluşabileceği, yani karıştırabileceği ve iltibas koşullarının mevcut olduğu, sonradan ticaret unvanını tescil ettiren davalının söz konusu ticaret unvanı ile faaliyet göstermesinin TTK m. 55/l-a,4 hükmüne göre davacı aleyhine haksız rekabet teşkil edebileceği kanaati oluştuğu, Mali inceleme neticesinde: Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Davacı---------- Şti” nin yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; fiziki ortamda tutulan 2020-2021 ve 2022 yılları Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin noter açılış, kapanış onayları ile 2023 yılı elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde onaylandığı, ticari defterlerin T.T.K” nu ve V.U.K” nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığının görüldüğü, Davalı -----------Ş.” nin yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; fiziki ortamda tutulan 2020-2021- 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin noter açılış, kapanış onaylarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K” nu ve V.U.Knu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, yapılan açıklamalar ve mali tespitler sonucunda; davacı yanın maddi zarar talebi kapsamında mali yönden yapılan incelemelerde, tarafların 2020-2021-2022 ve 2023 yıllarına ilişkin Gelir Tabloları karşılaştırmalı olarak incelendiğinde; davalı şirketin 2022 yılında brüt satış hasılatının 2021 yılına göre % 339,81 oranında, 2023 yılında ise 2022 yılına göre % 86.11 oranında artış gösterdiğinin görüldüğü, davacı şirketin brüt satış hasılatının 2022 yılında 2021 yılına göre % 64,67 oranında, 2023 yılında ise 2022 yılına göre % 475,14 oranında artış gösterdiğinin görüldüğü, her iki tarafın aynı yıllara ilişkin faaliyet sonuçları (dönem kar/zarar) bilgileri raporun 3.b bölümünde detaylı olarak irdelendiğinde; davalı şirketin 2020 yılında şirketin mali verisini bulunmadığı, 2021 yılında 82.115,50 TL dönem net zararı, 2022 yılında 15.100,72 TL döner net zararı, 2023 yılında ise 27.852,32 TL dönem net kârı ile sonuçlandığı, davacı şirketinde 2020 yılında 157.629,90 TL dönem net kârı, 2021 yılında 62.035,29 TL dönem net kârı, 2021 yılında 471.078,65 TL dönem net kârı, 2023 yılında ise 12.426.659,65 TL dönem net kârı ile sonuçlandığının görüldüğü, ancak, haksız rekabetten dolayı kar ve zarar olup olmadığı, haksız rekabetin etkisinin davalı şirketin tescili tarihi olan 01.12.2020 tarihinden sonra 2021 ve devamı yıllarında sürmediği, piyasa koşullarındaki değişiklikler gözetildiğinde tüm sonuçlarıyla haksız rekabet bağlanamayacağı, hesaplanabilir ispatlanabilen bir zarar tespit edilemediğini, bu sebeple TBK” nun 51. madde uyarınca tazminatı hâkimin takdir etmesi gerektiğini belirten raporunu mahkememize sunmuştur.
Tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede ;Davacı ile aynı faaliyet alanında iştigal eden davalının davacıya ait '----------' Ticaret unvanını kullanmak suretiyle iltibasa sebebiyet verdiği, bu sebeple haksız rekabetin önlenmesi, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması, Davalının ticaret unvanından "----------" kelimesinin terkini, giderleri Davalı tarafından ödenerek gazetede yayınlanması, Davalının internet sitesinden ve web adresinden "------------" kelimesinin silinmesi, Davalı tarafından elde edilen menfaat ve elde edilmesi mümkün görülen menfaat karşılığının davalıdan tahsili talep ettiği her ne kadar bilirkişi raporunda davalının ünvanını haksız rekabet teşkil edebileceği belirtilmiş ise de ayırt edici niteliği olmayan "------------" ifadesinin iki farklı marka veya unvanda yer almasının tek başına karıştırma ihtimali yaratmayacağı,birden fazla marka tescil talebi kabul edilmiş ve "-----------" ibaresini içeren firmanın olduğu bu durumda haksız rekabetten bahsedilemeyeceği, davacının zarar talebine ilişkin ise ,ticari defterler üzerinde yapılan incelemede ;haksız rekabetten dolayı kar ve zarar olup olmadığı, haksız rekabetin etkisinin davalı şirketin tescili tarihi olan 01.12.2020 tarihinden sonra 2021 ve devamı yıllarında sürmediği, piyasa koşullarındaki değişiklikler gözetildiğinde tüm sonuçlarıyla haksız rekabet bağlanamayacağı, hesaplanabilir ispatlanabilen bir zarar tespit edilemediği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın REDDİNE,
a-Maddi Tazminat yönünden :
1-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
b-Manevi Tazminat yönünden
1-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 79.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 9.631,10-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
5-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde ----------- Arabulucuk Başvuru Nolu dosyada taktir olunan 3.120,00-TL ücretin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/05/2025