T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/420 Esas
KARAR NO: 2025/371
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/06/2024
KARAR TARİHİ: 24/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan alacak (satım sözleşmesinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekilince verilen dava dilekçesinde özetle; müvekkil Şirket ----------Ş. ---------- tarafından verilen doğal gaz dağıtım lisansı ile --------- ilinde kamu hizmeti niteliğinde doğal gaz dağıtım faaliyetlerini yürütmekte olduğunu, davalı ise kurum ya da ürünlerin, pazarlama ya da prestij amaçlı görsel ve sözel materyallerinin tasarlanması ve satış hizmetlerini yürüttüğünü iddia eden şirket olduğunu, davalı ---------- Şti. müvekkilim şirketlere ulaşarak afet çadırı ve kupa tasarımı ile işbu malların satışı için teklifte bulunmuş olduğunu, dilekçe ekindeki mail yazışmalarından da görüleceği üzere müvekkil ve bağlı/grup şirketleri için toplam 8.500 adet Enerya logolu kupaların ve 16 adet afet çadırının müvekkili şirketlere ticari amaçla satışı ve teslimi için farklı tarihlerde yazışmalar yapılmış, öneri ve kabul sürecinin tamamlanması ile taraflar arasında ticari ilişki kurulmuş ve satış sözleşmesi akdedildiğini, davalının kendisini ticari güven oluşturma amacıyla yanlış ve yanıltıcı şekilde tanıtmasına ve davalı ile yapılan tüm yazışmalara istinaden müvekkil ve bağlı/grup şirketleri toplamda 138.090 TL bedeli herhangi bir mal tedariği sağlanmaksızın ödemiş olduğunu, müvekkiline fatura edilen ve işbu davaya konu bedel 24.960. TL olup, ödeme dekontları dilekçemiz ekinde olduğunu, bir başka ifadeyle, müvekkili şirketler davalının oluşturduğu ticari itibara güvenerek ödeme yapmış ve fakat işbu ödemelerin karşılığında herhangi bir mal tedariği davalı tarafından gerçekleştirilmemiş olduğunu, davalı ile yapılan yazışmalarda da görüleceği üzere; müvekkillerin sözleşmenin ifa edilebilmesi amacıyla iyiniyetli hareket etmiş ve teslim süresi geçmesine rağmen davalıya malların teslimi için ek süre tanımış olduğunu, ancak her seferinde davalı tarafından farklı farklı bahanelerle teslim süresi ertelenmeye çalışılmış olduğunu, gelinen süreçte davalının teslimata ilişkin bahaneleri devam etmiş, hatta bir noktada müvekkilinin teslimata ilişkin soruları dahi cevaplanmamış olduğunu, müvekkilin en nihayetinde haklı olarak sözleşmenin fesih olduğunu yazılı şekilde belirterek ödemiş olduğu tüm bedellerin iadesini talep etmiş olduğunu, işbu talebe cevaben davalı 09.02.2024 tarihli mailinde: "...Şirket olarak biz mağdur olduk ve bu mağduriyeti en az hasar ile atlatmak adına firmadan bu zararın temin edilmesini istedik ve kabul gördü ve bir ödeme planı ve programımız var şirket olarak, 15 Mart cuma günü iadeniz tarafımıza ilettiğiniz şirket hesaplarına iletilecektir.” ifadeleriyle müvekkile para iadesinin gerçekleştireceğini, davalı, kendisinin sebepsiz zenginleşmesine sebep olduğu ve müvekkili tarafından ödenen bedelleri derhal ödemek yerine kendi kendine bir ödeme tarihi belirttiğinden tarafımızca konu hakkında yazılı ihtaratta bulunma zorunluluğu doğmuş olduğunu, ----------Noterliği'nin----------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile zamanında teslim edilmeyen mallara ilişkin ödenmiş bedellerin iade edilmemesi sebebiyle Müvekkillerimizin zarara uğradığı belirtilmiş olduğunu, faize ve fazlaya dair tüm haklarımız saklı kalmak üzere toplam 138.090 TL'nin nakden ve defaten ödenmesi bir kez daha talep edilmiş olduğunu, ancak davalı işbu ihtarnamemize cevap vermemiş olup, kendi belirttiği tarihte dahi ödeme yapmamış olup, halihazırda davalı tarafından herhangi bir ödeme gerçekleştirilmemiş olduğunu, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak ödemeden imtina ettiği, sebepsiz zenginleştiği, bundan dolayı müvekkili şirketleri zarara uğrattığı ve davalının müvekkillere karşı borçlu olduğunun açık olduğunu, müvekkil şirketlerin davalı borçludan alacaklı olduğu meblağ, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla 24.960. TL olduğunu, alacağın işleyecek ticari avans faizi ve ferileri ile birlikte tahsili amacıyla işbu davayı açmak zarureti doğduğunu, davalı şirketin para borcunu ödemekten sürekli kaçınması, yazılı olarak belirtmiş olduğu ödeme tarihine sadık kalmaması ve hatta arabuluculuk sürecinde bile aynı şekilde hareket ettiği dikkate alınırsa müvekkillerinin telafisi güç zararının önüne geçmek, alacaklarını güvence altına almak amacıyla işbu dava ile davalı hakkında ihtiyati haciz ve/veya ihtiyati tedbir kararı verilmesini; talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalıya dava dilekçesi ekli tensip tutanağı usulüne uygun tebliğ edilmiş ancak yasal süresi içinde davaya karşı cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; taraflar arasında kurulan yazılı olmayan satış sözleşmesinde bedelin ödendiği ancak malın teslim edilmediği iddiasına dayalı olarak bedelin iadesi istemiyle TBK m.77/II hükmü kapsamında açılan alacak davasıdır.Dava basit yargılama usulüne tabi olup, yöntemine uygun olarak oluşturulan tensip zabtı uyarınca yargılamaya başlanmış, ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktaları kapsamında tahkikata geçilerek deliler toplanmak suretiyle tahkikat bitirilmiş ve yargılama sonuçlandırılmıştır.Davacının ihtiyati haciz talebine ilişkin olarak Mahkememizin 12/09/2024 tarihli ara kararı ile; somut olayda, davacı ve davalı arasında satış sözleşmesine ilişkin ticari ilişki kurulduğu, davacı tarafından davalıya mal tedariki olmaksızın ödeme yapıldığı iddiası ile ödendiği iddia edilen bedelin TBK m.77 hükümleri kapsamında iadesi için açılan davada ihtiyati tedbir mahiyetinde haciz talep ettiği, ancak davalıya yönelttiği taleplerini tensip aşaması itibari ile ispat eder delilleri dosyaya sunmadığı gibi toplanılmasını istediği delillerin tahkikat ile birlikte toplanarak ihtiyati haciz isteminin bu delillerle birlikte değerlendirilebileceği dolayısıyla bu aşamada "yaklaşık ispat" koşulunun gerçekleşmediği ve ödemenin ve mal tesliminin yapılıp yapılmadığı hususunun yargılamayı gerektirir olduğu anlaşılmakla İİK'nun 257.maddesindeki yasal şartlar oluşmadığı kanaatine varılarak ihtiyati haciz talebinin reddine dair karar verildiği, kararın istinaf edilmediği görülmüştür. Davacı tarafça delil olarak sunulan ihtarnamenin tebliğ şerhini havi sureti celp edilmiş, iş bu ihtarname, teklif formu, e posta ve fatura suretleri ile birlikte incelenmiştir.Davacı tarafından sunulan e posta suretlerinde davacının sözleşmeden dönerek bedelin iadesini talep ettiği ve davalının da bedel iadesi yapılacağını belirttiği görülmüş, davalı tarafa tebliğ edilmiş davalı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde e postaların müvekkili şirket çalışanına ait olduğunun beyan edildiği görülmüştür.
Delil olarak ticari defter ve kayıtlara dayanılması ve belirlenen uyuşmazlık noktalarının incelenmesi teknik değerlendirme gerektirdiğinden dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi --------- tarafından sunulan 07/04/2025 tarihli bilirkişi raporu HMK m.282 hükmü kapsamında denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır.
Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasında kurulan yazılı olmayan satış sözleşmesine konu malların (8500 adet kupa ve 16 adet çadır) dava konusu edilen miktara yönelik olarak davalı tarafından davacıya teslim edilip edilmediği, davacı tarafından bu mallara ilişkin olarak davalıya ödeme yapılıp yapılmadığı, davacının ödeme yaptığı iddiası kapsamında teslim edilmeyen mala ilişkin olarak ödediği bedeli TBK m.77 hükmü gereğince iadesini talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 8500 adet kupa ve 16 adet çadır satışına ilişkin yazılı olmayan satış sözleşmesi kapsamında ticari ilişki kurulduğu, davacının alıcı, davalının ise satıcı olduğu, davacının incelenen 2024 yılı ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil vasfını haiz olmadığı ve dava tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olmadığı, davacı tarafından satış bedeline ilişkin yapılan 24.900,00 TL ödemenin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu gibi davalı tarafından düzenlenen bu bedelli faturanın da kayıtlı olduğu, davalının usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını dosyaya sunmadığı bu sebeple karşılaştırmanın yapılamadığı, davanın bedelin ödenmesine ancak malın teslim edilmemesine dayalı olarak sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında açılan alacak davası olduğu, davacının, davalı tarafından düzenlenen faturayı ticari defter ve kayıtlarına işlemesinin TBK m.207 hükmü ve vergi usul uygulamaları kapsamında malı teslim aldığına karine teşkil ettiği iş bu karinenin aksinin ispat edilebileceği bu kapsamda davacı tarafından sunulan ve bedel iadesinin yapılacağına dair davalıya ait e-posta suretleri içeriği incelenerek HMK m.220/III hükmü kapsamında davalıya ilgili ihtarat içerecek şekilde tebliğ edildiği, davalı vekilince e postaların davalı şirket çalışanına ait olduğuna dair beyan dilekçesi sunulduğu ancak beyan içerisinde malın teslimine veya bedelin iadesine ilişkin başkaca bir açıklamanın yer almadığı, bu itibarla davalının bedelini almasına rağmen malı davacıya teslim etmediği ve bedelini de iade etmediği, davacının ödediği bedeli TBK m.77/II hükmü kapsamında sona eren sebebe dayalı olarak iadesini talep edebileceği kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile, 24.960,00 TL'nin 10/06/2024 itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 1.705,02-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 427,60-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1.277,42-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL başvuru harcı, 427,60-TL peşin/nisbi harcı, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti, 82,00-TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 6.937,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 24.960,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
6-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde ------------- arabuluculuk başvuru numaralı dosyada takdir olunan 3.800,00 TL ücretin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
İlişkin olarak davalı vekilinin yokluğunda davacı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/04/2025