T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/671 Esas
KARAR NO: 2025/237
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/09/2023
KARAR TARİHİ: 12/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu alacak yönünden başlatılan --------- İcra Müdürlüğü 'nün -----------E. sayılı icra takibi için Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Yoluna başvurulduğunu, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, müvekkili şirketin, davalıya 2021 yılından bu yana '-------- ve ----------' vb. niteliklerde ticari mal satışı yaptığını, yaptığı mal satışlarına ilişkin e- faturalarını düzenlemiş ve GİB sistemi üzerinden davalıya gönderdiğini, müvekkili şirketin, en sona davalıya '----------' satışı yapmış ve 67.938,50-USD tutarlı, ---------- No'lu, 28.02.2022 tarihli faturayı düzenleyerek davalıya gönderdiğini, davalının, dönem dönem ödemeler yapmış ise de bakiye 48.176,75 USD borcunu ödemediğini, icra takibi müvekkili şirketin adresinin bulunduğu yer icra dairesi, --------- İcra Dairesi'nde mahkemesinde açılmış olduğundan davalının Yetki itirazı haksız ve dayanaksız olduğunu, davalıya 2021 yılından bu yana '--------- ve ---------' ve diğer niteliklerde ticari mal satışı yapıldığını, müvekkil şirketin, yaptığı mal satışlarına ilişkin döviz tutarlı e-faturaları düzenlemiş ve GİB sistemi üzerinden davalıya gönderdiğini, müvekkil şirketin, söz konusu ticari mal satışına ilişkin 13 adet fatura düzenlemiş ve davalı söz konusu fatura bedellerinin 12 adedinin tutarını ödemiş, son düzenlenen 67.938,50-USD tutarlı, ------------ No'lu, 28.02.2022 tarihli faturanın ise bir kısmını ödemiş bakiye 48.176,75. USD (Amerikan Doları) nı ödemediğini, davalının söz konusu borcunu ödememesi üzerine, ödenmeyen 48.176,75. USD(Amerikan Doları) üzerinden davalı aleyhine --------- İcra Müdürlüğü 'nün ----------E. Sayılı icra takibi başlatıldığını, davalı, haksız ve kötü niyetli olarak borca ve takibe itiraz ettiğini, tarafların ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelendiğinde davalının anılan tutarda müvekkilimiz şirkete borçlu olduğu anlaşılacağını beyan ederek davanın kabulü ile ----------- İcra Müdürlüğü 'nün ------------E. sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötüniyetli davalı aleyhine takibe konu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; esasa ilişkin olarak, davacı şirket işbu dava nezdinde icra takibi başlatırken sunulan takibe dayanak gösterdiği belgeler ile iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, davacı ise somut davaya konu ----------İcra Dairesi ---------- Esas numaralı icra dosyasına yalnızca davalı müvekkil adına düzenlenen 13 adet fatura sunduğunu, ancak TTK madde 21 ve VUK madde 229 gereği fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması ve taraflar arası akdi bir ilişkinin varlığının kanıtlanması gerektiğini, dosya kapsamına kazandırılmayan sözleşmenin varlığı davalı müvekkili şirket tarafından kabul edilmediğini, diğer taraftan her ne kadar TTK'nun 21.maddesinde faturanın tebliğinden itibaren 8 günlük itiraz süresi ve süresinde itiraz edilmediği takdirde ilgili fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılacağı lafzi olarak hüküm altına alınmış olsa da Faturanın içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi ise, faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesini doğurmakla beraber, tek başına faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğu anlamını taşımayacağı, uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanmasının gerektiğini, Yargıtay’ın faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmaması halinde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesinin doğacağı ancak faturanın verilmesine sebep olan iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceğine hükmetmekte olduğunu, bu kapsam işin yapılmış olduğunun davacı tarafından kanıtlanmasının gerekmekte olduğunu, somut olaya ilişkin belgeler arasında ise satış sözleşmesi bulunmadığı gibi işbu faturaların davacı şirkete ait kayıtlarda yer alıp almadığını gösterecek ticari defterler de yer almamakta olduğunu, faturalara süresinde itiraz edilmemesi gibi faturaların ticari defterlere kaydedilmesi hususu da yalnızca karine teşkil etmekle birlikte malın teslimi, iş veyahut hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamında gelmediğini, esas olan işbu davaya ilişkin olarak malın teslim edildiğinin alıcı taraf olarak gösterilen davalı müvekkil şirket çalışanı tarafından imzalanan teslim makbuzu, sevk irsaliyesi veyahut irsaliyeli fatura ile ispat edilmesinin gerektiğini, zira işbu dava kapsamında davacı tarafça satış sözleşmesinin varlığını ve satış sözleşmesin konu malların teslim edildiğine dair ticari nitelikteki satış sözleşmesinden kaynaklı olduğu ileri sürülen faturalardan başka herhangi bir delil sunulamadığını, malın teslim edildiğinin ispat yükü davacı yanda olduğunu, davacı tarafı, bahse konu faturalardaki ürünlerin sevkini yaptığına dair belgeleri sunmadığı için davanın reddi gerekmekte olduğu, müvekkil şirkete kesilen faturalardaki ürünler müvekkil şirkete teslim edilmediği beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava; davacının fatura alacağı sebebiyle başlattığı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davaya konu fatura sebebiyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı fatura konu malların teslim edilip edilmediği, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
İcra dosyası celp edilmiş, taraflarca sunulan fatura ve cari hesap ekstresi incelenmiştir.----------- İcra Dairesinin ----------- Esas sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklısının --------- Şirketi, Borçlusunun ----------- Şirketi olduğu, mal satış sözleşmesinden kaynaklanan 48.176,75 USD bakiye cari hesap alacak için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 31/05/2023 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlu tarafından 31/05/2023 tarihinde borca itiraz edildiği ve davanın yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Konunun incelenmesinin uzmanlık gerektiren yönleri olması ve davacı tarafça delil olarak ticari defterlere dayanılmış olması sebebiyle dosya öncelikli olarak davalı tarafın ticari deftelerinin incelenmesi için ---------- talimat sayılı dosyasında mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmış, anılan bilirkişi tarafından sunulan 29/05/2024 tarihli raporda; davalı ---------.Ş.’nin ---------- CBS tarafından gerçekleştirilen bir operasyon nedeniyle tüm defterlerine el konulduğu ve davalının ticari defterlerinin ------------ E. sayılı dosyası nezdinde incelenmekte olduğu gerekçesi ile tarafımıza ibraz edilmediğini, oysa el konulan defterlerin hangi yıllar olduğunun belirtilmediğini, davacı tarafından davalıya 2021,2022 ve 2023 yıllarında e-fatura düzenlenmiş olması nedeniyle, davalının bu yıllarda e-deftere tabi olduğunu, CBS tarafından kağıt ortamında tutulan ticari defterlere el konulup iş yerinden götürülmesi söz konusu olmasına rağmen, e-defterlerin yetkililere bir kopyasının hard diskle veya flaş bellek içinde de verilebileceği ve dolayısıyla e-defterlerin orijinalinin mükellefte kalabilecek olması nedeniyle inceleme yapabilmemiz mümkün olacağından ve ------------ tereddütlü konuşması nedeniyle ve onun vasıtasıyla ısrarla şirket muhasebe yetkilisine ulaşma çabamıza rağmen isteğinin sonuçsuz kaldığını, beyan ettiği görülmüştür. Dosya daha sonra davacı yanın ticari deftelerinin incelenmesi için mali müşavir tevdi edilerek rapor alınmış, bilirkişi tarafından sunulan 20/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirket tarafından ibraz edilen 2021,2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220-226' ve 1 Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, davalı şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220-226' ve 1 Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından V.U.K. M. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, taraflar arasındaki ticari faaliyetin 2021 ve 2022 yılları arasında gerçekleştiği, tarafların ticari defter kayıtlarının, BA/BS beyan formlarının birbirini doğruladığı, takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 48.176,75-USD alacaklı olduğu, davacı şirketin icra takip dosyasında takip öncesi işlemiş faiz yönünden talebinin olmadığı, itirazın iptali ile ikame edilmiş davanın kabulü ve talebin haklılığına hükmedilmesi halinde; davacı şirketin davalı şirketten takip sonrası talep edebileceği faiz miktarının tutarının infaz aşamasında İcra Dairesi'nce hesap edilebileceği, davacı şirketin icra inkâr tazminatı taleplerine ilişkin takdirin ise Mahkeme'ye ait bulunduğu, kanaatine varıldığı görülmüş; söz konusu bilirkişi raporları HMK 282. maddesi kapsamında denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır.Somut dosya kapsamında; taraflar arasındaki ticari faaliyetin 2021 ve 2022 yılları arasında gerçekleştiği, tarafların ticari defter kayıtlarının, BA/BS beyan formlarının birbirini doğruladığı, takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 48.176,75-USD alacaklı olduğu, davacı şirketin icra takip dosyasında takip öncesi işlemiş faiz yönünden talebinin olmadığı, görülmüş olup davalı şirketin, davacı şirket tarafından düzenlenmiş tüm faturaları ticari defterlerine kaydettiği, tarafların ticari defter kayıtları kur farkı hariç tümüyle birbirini doğruladığı tespit edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme yada bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme gününde ki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." hükmünü haizdir.
Anılan yasa hükmüne göre taraflar aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır. Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir . Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunması gerekmektedir. Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir .Dosya kapsamında davacının düzenlemiş olduğu faturaların USD para biriminden olması sebebiyle taraflar arasında kur farkının doğması olağan olduğu gibi taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmamakla birlikte, faturaların davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlere işlendiği davalı şirket tarafından davacı şirkete düzenlenmiş iade faturası da mevcut olmadığından taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para cinsi üzerinden kurulduğu kabul edilmelidir. Bu durumda davacının davalıdan 48.176,75-USD alacaklı olduğu değerlendirilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu asıl alacak tutarının faturaya dayalı olması nedeniyle likit (belirlenebilir) olup, asıl alacak üzerinden %20 oranında tazminata hükmedilmiştir.
----------- Hukuk Dairesinin istikrarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. Buna göre
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE;
-Davalı borçlunun ---------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ esas sayılı dosyasındaki takibe yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 48.176,75-USD asıl alacak üzerinden aynen devamına,
-Alacak likit olduğundan hüküm altına alınan asıl alacağın takip tarihindeki -TL karşılığı üzerinden hesaplanacak şartlara göre %20 icra inkar tazminatının (191.454,40-TL) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 89.087,76-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 17.453,81-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 71.633,95-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL Başvuru Harcı, 17.453,81-TL Peşin/nisbi Harcı, 8.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 652,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 26.375,66TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 194.584,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Tarafların dava şartı olması nedeniyle başvurdukları----------- Arabuluculuk Bürosu ------------ Arabuluculuk Numaralı görüşmeler neticesinde belirlenen 3.120,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin mahkeme duruşma salonunda, davalı vekilinin e-duruşma yöntemi ile yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/03/2025