T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/744 Esas
KARAR NO: 2025/178
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 22/09/2022
KARAR TARİHİ: 25/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ---------- hamileliği süresince, sırasıyla Davalı ----------- Ş firmasının zorunlu tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası yaparak sorumluluklarını üstlendiği doktorlar tarafından gebelik takibi gerçekleştirdiklerini, hamileliğinin ilk evresinde, --------- Hastanesi Kadın Doğum Uzmanı ---------- tarafından tetkik ve gebelik takibinin gerçekleştirildiğini, sonrasında ------------ Hastanesinde, kadın doğum uzmanı ----------- muayene ve takipleri gerçekleştirdiğini, akabinde ----------- Hastanesinde, burada da Kadın Doğum Uzmanı ----------- tarafından gebelik takibi ve tedavi olduğunu, bu hastanede yapılan tetkikler ile tahminlerinde bazı olguların oluşması sonrasında. ---------- Hastanesine sevk edilen müvekkilinin bu hastanede Periontolog ----------- tarafından gebelik ve tüm takiplerinin gerçekleştirildiğini, anılan doktorların genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu; Down sendromu hamilelikte teşhis edilemediğini, gerekli testlerin yapılmadığını, müvekkillerinin, Hamilelik boyunca aydınlatılmadıklarını, yazılı yada sözlü aydınlatılmış bilgilendirme yapılmadığını, tıbbi kötü uygulamanın gerçekleştiği ve küçük ----------- down sendromlu olarak doğduğunu, küçük ----------- down sendromu olgusu ile ömür boyu ağır kalıcı sakatlık acı gerçeği ile yaşamını devam ettireceğini, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre hasta- hekim ilişkisinin vekalet sözleşmesi kapsamında olduğu, doktorun yüksek özen ve dikkat borcu altında bulunduğundan, en hafif kusurundan bile olsa eylemlerinden sorumlu olduğunu, 6100 Sayılı Hukuk Yargılama Yasası’ nın 107. Maddesi uyarınca yargılama sırasında toplanacak delillere, uzman bilirkişilerden alınacak kusur,özür ve hesap raporlarına göre, peşin harcı tamamlanmak koşuluyla, davacıların; Sürekli Geçici İşgöremezlik , Bakıcı gideri, Tedavi ve sair giderlerini de içeren bedensel zarar tazminatlarının mahkemece hüküm altına alınmasını talep ettiklerini, davalı -----------Ş,'nin gebelik takibi gerçekleştiren doktorların (tüm sorumluların) Tıbbi Kötü Uygulamaya ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesini tanzim ederek tarifede belirlenen 800,000TL ‘lik ayrı ayrı Teminat limiti dahilinde, maddi ve manevi tüm zararlardan doğan sorumluluğu üstlenmiş bulunduğunu, davalı -----------Ş. ve ------------Ş nin sorumluluğunun, TTK ‘ nun 1485/1 hükmünün TTK 1458 hükmüne atfı nedeniyle geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, davalının tam kusuruna dayanılmadığı, müştereken müteselsilen talepte bulunulduğunu, kusur dahil her türlü denkleştirme de dikkate alınarak talepte bulunulduğunu, davalı -----------Ş nin sorumluluğunun, TTK‘nun1485/1 hükmünün TTK 1458 hükmüne atfı nedeniyle geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, zamanaşımı süresinin ise TTK 1482 uyarınca 10 yıl olduğunu, tüm bu nedenlerle; doktor hatası nedeniyle; fazlaya ilişkin dava, ıslah, munzam zarar ve diğer tüm talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını bu davada; 1,000 TL Sürekli Bakıcı gideri tazminatı ( 24 Saat sürekli Tıbbi Bakım) 1.000 TL yapılmış ve gelecekte yapılması öngörülen tedavi, iyileştirme, tıbbi bakım makina ve ilaç vs . giderleri, eğitim ve sair masraflarının, 1.000 TL Sürekli İş görememezlik Tazminatının Ticari avans faiziyle, haksız fiil ve temerrüt tarihleri itibariyle davalılardan (tüm sorumlulardan) müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillere verilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ----------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda belirtilen unsurlarının tamamını ihtiva etmemekte olup davanın usûlden reddinin gerektiğini, Dava dilekçesinde, tıbbî sürece dair hiç bir bilgi veri yer almadığını, hangi hekim veya hangi hastane personeli ile hangi süreçte hukukî ilişkisi bulunduğu, dava konusu olduğu iddia olunan tıbbî hatanın ne zaman ne şekilde kim tarafından meydana geldiği, hangi hekim ve/veya hastane personeli açısından hangi tıbbî kusur iddialarına dayanıldığı dava dilekçesinden anlaşılamadığını, sorumluluk sigortalarında sigorta güvencesinin devreye girebilmesi için zarara maruz kalan üçüncü şahsın tazmînat talebini sigorta süresi içerisinde sigortalıya dermeyan etmesinin yeterli olduğu poliçeler, talep esaslı poliçeler olarak adlandırıldığını, söz konusu poliçelerin sorumluluk sigortaları olup tek başına sigorta poliçesinin varlığının, poliçe kapsamında belirlenen teminatın tamamen ve otomatik olarak ödeneceği anlamına gelmeyeceği, bu sebeple davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, poliçe kapsamında hüküm altına alınan genel ve özel şartların irdelenmesi neticesinde teminat miktarına ve sigortalının kusur oranına göre müvekkilinin sorumluluğunun olup olmadığı, varsa ne miktarda olduğunun tespit edileceğini belirtmek istediklerini, poliçe ile teminat altına alınan sorumluluğun aynı zamanda yine müvekkil şirket nezdinde düzenlenen Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile de teminat altına alındığından davadaki talepler açıkça hukuka ve usûle aykırı olup kesinlikle davanın reddine karar verilmesi gerekmekle ve davayı kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte- tüm tazminat talepleri bakımından maksimum üst limit, teminat limiti fazla olan poliçede belirtilen limit kadar olacağını, müvekkili sigorta şirketi bünyesinde hastane kaydı vs. bulunması mümkün olmadığından, hukukî açıdan hekimin sorumluluğundan söz edebilmek için, hukuka aykırı eylem, zarar, zarar ile eylem arasında uygun illiyet bağı ve kusur unsurlarının birlikte bulunmasının gerektiği, dolayısıyla davayı ve sorumluluğu kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı hekim ----------- herhangi bir eylemi/eylemsizliği, ihmali ya da kastı bulunmadığı gibi illiyet bağının da mevcut olmadığın, zarar ile eylem arasında illiyet bağı bulunmamasının, davalı hekimin kusurunun olmaması sebepleriyle herhangi bir maddi zarar oluşmamış olmakla birlikte; davayı kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte manevî tazminat talepleri zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, izah edilen ve mahkeme tarafından nazara alınacak diğer nedenlerle, fazlaya ilişkin her tür talep, beyan, itiraz, dava, şikayet ve sair yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla, TBK m. 50 gereğince zararın ve kusurun ispatı açısından ispat yükü, zarar gördüğünü iddia eden karşı tarafta olduğunun tespiti ile davasını ispat edemeyen davacı tarafın davasının reddine, Hukukî açıdan hekimin sorumluluğundan söz edebilmek için, hukuka aykırı eylem, zarar, zarar ile eylem arasında uygun illiyet bağı ve kusur unsurlarının birlikte bulunması gerektiği halde söz konusu şartların mevcut olmaması nedeniyle sorumluluğun bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı davanın reddine, davanın açıkça hukuka aykırı olması nedeniyle usûl ve esas bakımından reddi gerekmekle ve kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, manevî tazmînat talepleri zenginleşme aracı olarak kullanılamaması nedeniyle davanın reddine, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda davanın usûl ve esas bakımından reddine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ----------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının her ne kadar müvekkilinin de içinde olduğu gebeliği süresince kendisini takip eden doktorların "genel olarak tıbbi kötü uygulaması" sonucu ------------ Down sendromlu olarak dünyaya geldiğini iddia etmiş ve tıbbi bakım, eğitim giderleri ve sürekli iş görmelik tazminatı talep etmiş ise de davacı tarafın tüm iddiaları haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olup davanın reddini talep ettiklerini, müvekkilinin davacı anneye gerekli tüm test-tanı ve tedaviyi uyguladığını, gerektiği şekilde bilgilendirdiğini ancak hiçbir gebeyi gebeliği sonlandırmaya ve/veya başkaca bir tahlil-uygulama yaptırmaya zorlamak hem yasal olarak hem de etik kurallar uyarınca mümkün olmadığını, dava dilekçesinde davacının sırası ile ------------, müvekkil ----------, ----------- ve son olarak da doğumu gerçekleştiren ------------- tarafından takip ve tedavi edildiğini ve genel tıbbi kötü uygulama neticesinde gerekli testlerin yapılmadığını, müvekkillerinin bilgilendirilmediğini ve küçük---------Down sendromlu doğduğunu beyan ettiklerini, bu iddialarını destekleyecek tek bir açıklmaya yer vermediklerini , davacı anne ----------- 2018 yılındaki 2. doğumunu müvekkilin çalıştığı tıp merkezinde gerçekleştirdiğini, 2. Gebeliğinde müvekkile ilk kez muayene geldiğinde "ikili test" olarak tabir edilen ve davaya konu sendromun tespit edilebildiği test zamanını kaçırdığı için müvekkil tarafından bir daha gebe kalacak olursa mutlaka yaptırması gerektiği yönünde uyarıldığını, 3. Gebeliğinde 25.12.2019 tarihinde müvekkile muayeneye geldiğini, bu esnada 8 hafta 5 gün canlı tek gebeliğinin mevcut olduğunun tespit edildiğini, davacı hastadan gebeliğinin başlangıçında yapılması gereken rutin testler istendiğini, ve kendisine kontrol tarihi aralığı bildirildiğini davacının kontrol tarihi olan 03.01.2020 'de tıp merkezine geldiğinde 9 hafta 6 gün canlı tek gebeliği mevcut olduğundan hastaya ikili testin önemi anlatılmış ve mutlaka yapılması gerektiği izah edilmiş, test hastadan istendiği, hastanın 29.01.2020 tarihinde 13 hafta 1 gün canlı tek gebeliği mevcut iken müvekkilin çalıştığı tıp merkezinde, radyoloji doktoru tarafından muayene ve ölçüme alınmış, yapılan ultrason tetkikinde, anne karnındaki bebeğin ense kalınlığı (nt), burun kemiği (nb) ultrason ölçümleriyle birlikte rapor verildiğini, doğum öncesi tarama ve tanı testlerinin tüm hamile kadınlara önerildiğini, amniyosentezin ufak da olsa bazı riskler taşıdığı için, doktorların bunu sadece yüksek kromozom ya da genetik anomali riskleri olduğunda önermeyi tercih edildiği, Amniyosentez gibi tanı testleri, bebeğini belli bir rahatsızlığı olup olmadığı hakkında daha kesin bilgi verdiğini, Amniyosentez'in isteğe bağlı olduğu ve testi yaptırmakla ilgili doğru ya da yanlış bir seçim olduğunu, bazı anne baba adayları mümkün olduğunca fazla bilgi almak isterken, diğerleri bilmemeyi tercih edebildiğini, huzurdaki ihtilafta da davacı anneye amniyosentez defaatle önerilmiş ancak hasta bunu yaptırmamayı tercih ettiğini, dava dilekçesinde de kabul ve beyan edildiği üzere davacı anne belki de annelik içgüdüsü ve umudu ile durumu kabullenmeyerek başkaca birden çok doktora gitmiş ve bebeğini dünyaya getirmeyi tercih etmediğini, dava dilekçesinde birden çok doktor ve hastane ismi zikredilmiş ancak müvekkile atf-ı kabil eylem kusur ve işlem belirtilmediğini, dava dilekçesinde zikredilen hekim ve sağlık kuruluşlarından hangi hekimin ve/veya hangi hastane personelinin hangi süreçte , ne zamana ne şekilde bir eylem yada eylemsizlik ile iddia olunan tıbbî hatanın ne zaman, ne şekilde kim tarafından meydana geldiği, hangi hekim ve/veya hastane personeli açısından hangi tıbbî kusur iddialarına dayanıldığı belirtilmeyerek somutlaştırılmadığını, huzurdaki dosyanın sözde hekim kusuru nedenli tazminat talepli olarak ikame edilmiş olduğundan iddianın ispat yükünün zarar gördüğünü iddia eden davacı müddei tarafta olduğunu, tüm bu nedenlerle, fazlaya ilişkin her tür talep, beyan, itiraz, dava, şikayet ve sair yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davanın usûl bakımından davanın açılmamış sayılmasına, TBK m. 50 gereğince zararın ve kusurun ispatı açısından ispat yükü, zarar gördüğünü iddia eden karşı tarafta olduğunun tespiti ile davasını ispat edemeyen davacı tarafın davasının reddine, hukukî açıdan müvekkil hekimin sorumluluğundan söz edebilmek için, hukuka aykırı eylem, zarar, zarar ile eylem arasında uygun illiyet bağı ve kusur unsurlarının birlikte bulunması gerektiği halde söz konusu şartların mevcut olmaması nedeniyle sorumluluğun bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı davanın reddine, usul ve yasaya aykırı işbu davayı kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, zenginleşmeye yönelik olduğu aşikar olan manevî tazmînat talebinin reddine ,davanın usul ve esas bakımından reddi ile yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Davalı ---------- Ş nin Zorunlu Tıbbi Kötü Uygulamaya ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yaparak sorumluluklarını üstlendiği doktorlar tarafından takip edilen ----------- tıbbi kötü uygulama sonucu gerekli testlerin yapılmadığı yazılı ve sözlü olarak aydınlatma ve bilgilendirmenin yapılmadığı gerekçeleriyle davacı asil ---------- down sendromlu olarak dünyaya gelmesine sebebiyet verdiği gerekçesiyle davalıların sorumluluğunun bulunduğundan bahisle 3.000 TL (belirsiz alacak ) tazminatın davalıdan tahsili talebine yöneliktir. Doktor ---------- Hastanesi, ----------- Hastanesi, ----------- Hastanesi, ------------ Hastanesi, İl Sağlık Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü. Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.7155 sayılı Kanun’un 20. Maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır.
Dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek aldırılan 10/06/2024 tarihli raporda özetle ; Dosya içerisinde hekimin kusurunun değerlendirilmesine yönelik herhangi bir malpraktis raporu mevcut olmadığı, dolayısıyla hekimin kusurunun mahkeminizce kabulü halinde mevcut tıbbi belgelere göre; mahkememizin 20/07/2023 tarih ----------- Esas sayılı yazısında sorulması üzerine küçüğün kendisinde mevcut Down Sendromu hastalığı nedeniyle 11.10.2008 tarih ve --------- sayılı ----------- yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alındığında; meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: Gr 1 I (10A……65) A % 100 E cetveline göre: % 100,0 (yüzdeyüzvirgülsıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, küçüğün kendisinde mevcut Down Sendromu hastalığı nedeniyle 20/02/2019 tarihli ve --------- sayılı -------- Yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre yapılan değerlendirmede küçüğün 6 yaşından küçük olduğu (herhangi bir eğitime başlamadığı dikkate alındığında) cihetle; Küçüğün kendisinde mevcut Down Sendromu hastalığı nedeniyle 20/02/2019 tarih ve ----------- sayılı Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, Kalıtsal- Doğmalık Hastalıklar Alanı, Down Sendromu tanısıyla, küçüğün Özel Koşul Gereksinimi olduğunu, Özürlülük, Engellilik kavramı ile meslekte kazanma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğu, Down Sendromu genetik hastalık olup, küçüğün gelişiminin geriden takip etmesi beklendiği (motor ve sosyal gelişimi aldığı eğitim derecesine göre gelişebildiği), istendiği taktirde 3 yılda bir kontrol muayenesi yapılabileceğinin mütalaa edildiğine ilişkin raporu mahkememize göndermiştir. Tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede ; Davalı ---------- Ş nin Zorunlu Tıbbi Kötü Uygulamaya ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yaparak sorumluluklarını üstlendiği doktorlar tarafından takip edilen ----------- tıbbi kötü uygulama sonucu gerekli testlerin yapılmadığı yazılı ve sözlü olarak aydınlatma ve bilgilendirmenin yapılmadığı gerekçeleriyle davacı asil ----------- down sendromlu olarak dünyaya gelmesine sebebiyet verdiği gerekçesiyle davalıların sorumluluğunun bulunduğundan bahisle 3.000 TL (belirsiz alacak ) tazminatın poliçe kapsamında davalıdan talep edildiği,Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12. maddesinde "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17. maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermekte olduğu, Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10. maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17. maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğunun düzenlendiği,Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmadığı, istemin özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal ettiği, Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemeyeceği, Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuğun da yararlanacağı ,--------- sayılı kararı da bu doğrultuda olup davacının bu yöndeki taleplerinin dava konusu yapılamayacağı anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 534,70-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 3.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
6-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde---------- Arabulucuk Başvuru Nolu dosyada taktir olunan 1.560,00-TL ücretin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2025