T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/487 Esas
KARAR NO: 2024/889
DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
DAVA TARİHİ: 09/07/2024
KARAR TARİHİ: 04/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ..., Davalı ...Ş.'nin %7,31 oranında hissedarı olduğunu, şirket önce başka isimle kurulmuş, vaki değişiklerle bugünkü ünvanını almış olduğunu, anılan Şirket hisselerinin %44,12'si Sermaye Piyasası Kurulunun 24.06.2021 tarihinde onayladığı izahname gereğince 12.07.2021 tarihinde halka arz edilmiş olduğunu, şirket hisselerinin halka arz edilmesi aşamasında müvekkiline ait hisseler muhafaza kaydı ile Şirket uhdesinde tutulmuş olduğunu, çünkü müvekkilinin de dahil olmak üzere tüm hissedarlar, Şirket hisselerini bir yıl müddetle satmayacakları ve Şirkette tutacakları yönünde 04/06/2021 tarihli Taahhütnameyi imzalamış olduğunu, şirket tarafından müvekkilinin de içinde bulunduğu nama yazılı B grubu hisselerin tamamı (%96,15) hamiline çevrilmiş ve bu durum Kamuyu Aydınlatma Platformu'na bildirildiğini, ayrıca, Merkezi Kayıt Kuruluşu dökümanı incelendiğinde Müvekkilimize ait %7,40 oranına denk gelen 8.325.000 adet hissenin ----------Ş.'de tutulduğu görüldüğünü, kaldı ki nama yazılı hisselerin hamiline çevrildiği anda Şirket tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu'na gönderilmesi gerektiğini, bu yapılmayıp hamile yazılı hisseleri Şirketin elinde tutmaya devam etmesi hukukun ve mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini, müvekkilinin hisselerinin kendisine teslim edilmesi için davalı Şirkete ----------- Noterliğinin 16.05.2024 tarih ve ---------- sayılı ihtarnamesini göndermiş, ihtarnamede hisselerinin şahsi hesabına virman edilmesini talep etmiş ve ihtarname muhatap Şirkete 20.05.2024 tarihinde tebliğ edilmiş ise de bu talebinin bugüne kadar yerine getirilmediğini, bunun üzerine müvekkili ----------- Başkanlığına 29.05.2024 tarih ve ----------- sayılı başvurusu ile virman talebinin yerine getirmediğini beyanla Kuruldan yaptırım tatbikini talep etmiş olduğunu, ----------Ş.'nin 07.06.2024 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına müvekkilini temsilen iştirak edilmiş ve hisselerin kendisine teslimi talep edilmiş ise de Genel Kurul Toplantı Tutanağının 15. Maddesinde de görüleceği üzere bu talebimize karşılık "Şirket Yönetim Kurulu tarafından gerekli değerlendirmelerin yapıldığı" şeklinde hukuka aykırı bir cevap verildiğini, çünkü bu talep değerlendirmeden azade derhal yerine getirilmesi gereken bir talep olup, Şirket Yönetim Kurulunun müvekkilinin kendisine ait hisselerinin kendisine teslim edilip edilmeyeceğine yönelik herhangi bir takdir hakkı bulunmamakta olduğunu, Genel Kuruldaki bu olumsuz tutum üzerine, şirket tüzel kişiliği ile birlikte Yönetim Kurulu üyelerine de tebliğ edilmek üzere ----------- Noterliğinin 13.06.2024 tarih ve ----------- sayılı ihtarnamesi ile önceki beyanlarımızın tekrarı ile Genel Kurulda verilen cevabın hukuka aykırılığı zikredilerek müvekkilinin hisselerinin kendisine teslimi bir kez daha talep edildiğini, bu ihtarname muhatap Şirket ve Yönetim Kurulu üyelerine 24.06.2024 tarihinde tebliğ edilmiş ise de bugüne kadar hiçbir cevap verilmediğini, tüm bu gelişmeler sonunda ------------ Başkanlığına bir kez daha müracaat edilmiş ve 02.07.2024 tarih ve ------------sayılı dilekçemiz ile Genel Kuruldaki gelişmeler de dahil olmak üzere tüm hukuksuzluklar bir kez daha dile getirilerek şikayette ve işlem talebinde bulunulmuştur, yukarıda arz edilen gelişmeler dikkate alındığında muhatap Şirketin hiçbir hakkı olmamasına rağmen müvekkiline ait hisseleri kendisine teslim etmediği sabit olduğunu, başta Anayasa'nın mülkiyet hakkı ile ilgili hükmü olmak üzere Türk Ticaret Kanunu ve ilgili halka açık anonim şirketler konusundaki mevzuatta yer alan hisse sahipleri ile ilgili tüm yasal haklar dikkate alındığında, muhatap Şirketin hukuksuzluğu ve bu hukuksuzlukta ısrarı nedeniyle Mahkemeye bu başvuruda bulunmak zorunda kalındığını, Mahkemece dosyanın esasa kaydı ile birlikte tebligat ve duruşma açılmaksızın derhal dosya üzerinde inceleme yapılarak konusunda uzmandan oluşan bir veya birkaç kayyum tayini ile müvekkiline ait hisselerin şahsi hesabına virman edilmesini sağlayacak yetkinin kayyuma verilmesini talep etiklerini, bu talebinin emsal nitelikte olan---------- sayılı kararını takdim ettiklerini, bu kararda Genel kurul toplantısının yapılmasını talep eden davacının ihtarına rağmen bunu yerine getirmeyen şirkete kayyum tayin edilerek kayyuma genel kurul yapılması hususunda yetki verildiğini, buna benzer bir mahiyette olmak üzere defaatle ihtarname çekerek talep ettiğimiz virman işlemini hukuka aykırı olarak yerine getirmeyen şirkete sadece bu konuyla bağlı kalmak üzere kayyum tayinini talep ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle; dava esasa kaydedildikten sonra duruşma açılmaksızın ve davalıya tebligat gönderilmeksizin evrak üzerinde inceleme yapılarak müvekkili ...'a ait 8.325.000 adet hissenin müvekkilinin şahsi hesabına virman edilmesini sağlamak üzere davalı ...Ş.'ye kayyum tayin edilerek ve bu hususta yetki verilerek işlemin ifasının temin edilmesini, virman işleminin kayyum tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu'na bildirilmesini, müvekkilinin hisseleri üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği her türlü hukuki imkanının kendisine tesis edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda kayyım tayinini gerektirecek herhangi bir hal mevcut olmadığından davanın açılmasında hukuki yarar olmadığını, Anonim şirketlere kayyım atanmasına ilişkin Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmadığından, bu husus Türk Medeni Kanunu'nun 403, 426/3 ve 427/4. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gereken istisnai bir çözüm yolu olduğunu, doktrinde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere, kayyım tayini ancak şirketin organsız kalması veya organların işlemez hale gelmesi durumlarında başvurulabilecek bir yol olduğunu, müvekkili şirketin tüm organları eksiksiz ve işler durumda olduğunu, şirket faaliyetleri düzenli olarak sürdürülmekte olduğunu, şirketin yönetim ve temsili konusunda herhangi bir aksaklık bulunmadığını, davacının dava dilekçesinden de görüleceği üzere müvekkili şirketin organsız kaldığı veya organların işlemez hale geldiğine yönelik herhangi bir iddia da yer almamakta olduğunu, davacı delil dilekçesi ile ---------- sayılı kararını ibraz ederek bu ilamın taleplerine emsal nitelikte olduğunu belirttiğini, davacı tarafından ibraz edilen ilam incelendiğinde, kayyım talebinin kabul gerekçesi olarak "şirketin kanunen zorunlu organ yönetim kurulunun süresinin dolduğu, genel kurul yapılmadığı için yeni yönetim kurulunun seçilmediği, organ eksikliğinin giderilmesi için genel kurul toplantısının yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne ve kayyıma TTK 413 md gereğince yasal gündem ile genel kurulun yapılması için çağrıyı yapmak, toplantı için gereken tüm belgeler ve işlemleri hazırlamak konusunda yetki verilmesine" karar verildiğini, yukarıda açıklandığı üzere kayyım tayini ancak şirketin organsız kalması veya organların işlemez hale gelmesi durumlarında başvurulabilecek bir yol olup, bahsi geçen mahkeme kararında da davalı şirketin organ eksikliği sebebiyle kayyım tayinine karar verildiğini, bu nedenle davacı tarafça sunulan mahkeme ilamı, huzurdaki davada davacının talebine emsal nitelikte bir ilam olmadığını, somut olayda müvekkili şirketin organsız kalması durumu söz konusu olmadığından kayyım tayini gerektirecek bir hal mevcut değildir ve davanın reddi gerekmekte olduğunu, davacının talebi pay sahipliği haklarına ilişkin olup kayyım tayinini gerektirmediğini, davacının talebinin, mülkiyet hakkıyla değil, pay sahipliği haklarıyla ilgili olduğunu, TTK ve Sermaye Piyasası Mevzuatı, bu tür uyuşmazlıklar için özel hukuki yollar öngörmekte olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası soyut niteliktedir ve somut hiçbir hukuki gerekçeye dayanmamakta olduğunu, Sermaye Piyasası Kanunu VII-128.1 sayılı Pay Tebliği'ne uygun şekilde hareket edildiğini, davacının hisselerine ilişkin yasal prosedürlerin eksiksiz uygulandığının açık olduğunu, ortaklar arası ihtilaflar kayyım tayini sebebi olamayacağını, şirketin temsil ve yönetiminde herhangi bir zafiyet bulunmamakta olduğunu, müvekkili şirketin yönetim ve temsili TTK hükümlerine uygun şekilde yönetim kurulu tarafından sağlanmakta olduğunu, davacının talebi, yönetim ve temsil ile ilgili olmayıp, salt kişisel menfaatine ilişkin olduğunu, davacı tarafın iddialarının aksine, şirketin tüm yönetim ve temsil süreçleri yasal mevzuata uygun şekilde yerine getirildiğini, müvekkili şirketin, davacı tarafın taleplerini hukuka uygun bir biçimde değerlendirdiğini ve bu süreçte herhangi bir keyfilik bulunmadığının ortada olduğunu, davacının dayandığı 07.06.2024 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağında, talebin "şirket yönetimi tarafından değerlendirildiği" ifade edildiğini, bu ifade, davacının iddia ettiği gibi bir hukuka aykırılık teşkil etmemekte olduğunu, şirket yönetimi, mevzuatın öngördüğü şekilde hissedarlar arası eşitlik ilkesine uygun hareket etmiş olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız davanın reddi gerektiğini, yukarıda arz ve izah edilen ve Mahkemece re'sen gözetilecek sair nedenlerle; kayyım tayini için yasal şartlar oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; davacının davalı şirketteki hisselerinin davacının şahsi hesabına virman edilmesini sağlamak için davalı şirkete kayyım tayini ve virman işleminin Merkezi kayıt Kuruluşuna bildirilmesi talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın davacının davalı şirketteki 8.325.000 adet hisselerinin davacının şahsi hesabına virman edilmesini sağlamak için kayyım tayini talebinin yerinde olup olmadığı, virman işleminin Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilip bildirilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.--------- yazılan müzekkereye cevap verildiği, davalı şirket kayıtlarının gönderildiği, yetkililerin ve --------- üyelerinin bulunduğu görülmüştür. Her ne kadar talep mahkememizin esasına kaydedilmiş ise de değişik iş dosyası üzerinden görülmesi gerektiği değerlendirilmiş ancak esasın kapatılması gerektiğinden yargılamaya devam olunmuştur. Kayyım atanması ile ilgili olarak; TTK’da kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmayıp TMK'nın 403/2 maddesinde, kayyımın belirli işleri görmek veya mal varlığını yönetmek için atanacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamış ise yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Anonim şirketler TTK'nun 365.maddesi uyarınca yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunurlar. Anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenleme yoktur.Yönetim Kurulunun görevden alınması, seçilmesi TTK'nın 408(2)-b gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir yetkidir. Yönetim Kayyımı atanması istemi aynı zamanda yönetim yetkisinin kaldırılması anlamına gelmektedir. Davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarında ---------, ---------, ---------, --------- ve ---------- --------- üyeleri olduğu görülmüştür. Uyuşmazlık halinde şirketi organsız bırakmamak amacıyla şirket yöneticilerinin görevine devam edemeyeceği anlaşılırsa, şirkete temsil veya yönetim kayyımı atanması TTK hükümleri uyarınca mümkün olup, yönetim veya denetim kayyımı atanması da geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Mahkemece böyle bir geçici hukuki korumaya karar verilebilmesi için, HMK'nın 389. maddesi gereğince somut bir tehlikenin varlığı zorunludur. Böyle bir tehlike olmadıkça ihtiyati tedbir kararı verilemez. Diğer taraftan, şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır. Bu nedenlerle dosya kapsamında davacının talebi yönünden red yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harç alınmış olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına ,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, davacı vekilleri ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.04/12/2024