T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/104 Esas
KARAR NO: 2024/905
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 03/02/2023
KARAR TARİHİ: 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Haksız fiilden kaynaklanan davalarda görevli mahkemenin müvekkili şirketin halefi olduğu sigortalının tacir sıfatının bulunmaması ve sigortalı aracın hususi araç olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, HMK'nın yetki kuralları çerçevesinde hareket edildiğini, yerleşim yeri ---------- olan davalı ---------- Şti yönünden ----------- mahkemeleri yetkili olduğunu, dava dışı ----------- trafik kazasına konu ---------- plakalı aracını 02/06/2020-02/06/2021 tarihlerinde geçerli olmak üzere ------------ numaralı Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile sigorta himayesine aldığını, 05/02/2021 tarihinde --------- ait müvekkiline sigortalı --------- plakalı aracın --------- İli, ---------- İlçesi, ----------- Mahallesi, ----------- Caddesi üzerinde park halindeyken, ----------- plakalı araç kontrolsüz bir şekilde müvekkili sigortalı araca çarptığını, maddi hasarlı trafik kazası oluştuğunu, somut olayda davalıya ait aracın KTK'nın 84/f maddesine aykırı hareket ederek kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, sigorta ettirene ait araçta oluşan zararın müvekkiline ihbar edilmesinden sonra 5684 sayılı Sigortacılık Yasası uyarınca derhal bağımsız nitelikteki sigorta eksperi görevlendirildiğini, yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde, davalı tarafın vermiş olduğu hasar için 3.844,19-TL tazminat ödemesi gerçekleştirildiğini, ve müvekkilinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesi gereği sigortalısının kanuni halefi sıfatına hak kazandığını, sigorta ettirene ödenen tazminatın rücuen tahsili için ---------- İcra Dairesi --------- E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız şekilde itirazda bulunduğunu, akabinde dava şartı arabuluculuk kapsamında başvuru yapılmışsa da bu sürecin anlaşamama olarak sonuçlandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalıların ---------- İcra Dairesi ----------- E. sayılı takibine yaptığı haksız itirazın iptaline, asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sigorta şirketinin taraf olduğu davalarda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, tanzim edilen kaza tespit tutanağında kaza tarihinin hatalı yazıldığını, kazanın gerçekleşmiş olduğu tarihin 05.03.2021 tarihi olduğunu, 05.02.2021 tarihinde müvekkiline ait ---------- plakalı aracın işbu plaka ile trafikte bulunuyor olmasının mümkün olmadığını, taraflarca 05.02.2021 tarihli olarak tanzim edilen kaza tutanağında da müvekkiline ait aracın plakasının yazılmasının da olanaksız olduğunu, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan ekspertiz raporunun ekspertiz çalışmaları başlığı altında açıkça kaza tarihinde müvekkiline ait aracın tescillenmediği, taraflar arasında yapılan görüşmelerde kaza tarihinin yanlış yazıldığı, hasarın 05.03.2021 tarihinde meydana geldiğnin açıkça izah edildiğini, müvekkilinin mezkur kaza nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, müvekkili şirket kazaya konu aracını uzun dönem kira sözleşmeleri ile kiralamış olduğunu, 2918 sayılı KTK uyarınca aracın uzun süreli kullanımı kiralayan tasarrufunda olduğundan müvekkil şirketin araç sahibi olarak sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili ile dava dışı yüklenici şirket ve dava dışı belediye arasında akdedilen araç kiralama sözleşmeleri, kaza tarihi olan 05.03.2021 tarihinde yürürlükte olup bu tarih itibariyle --------- plakalı aracın araç kiralama hizmet sözleşmesi kapsamında dava dışı belediyenin tasarrufu altında olduğunun açık olduğunu belirterek davanın usulden reddine, açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle müvekkili yönünden esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
---------- sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize gönderilmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Davacı sigorta şirketine kasko sigortası ile sigortalı bulunan ----------- plakalı aracın 05.02.2021 tarihinde karıştığı kazada, davacının kazada zarar gören Sigortalısına ödediği bedelin davalı sigortalıdan halefiyet kapsamında rücu için başlattığı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve ---------- sayılı ----------- yayımlanan, ---------- sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Haksız fiilden kaynaklanan davalarda görevli mahkemenin müvekkili şirketin halefi olduğu sigortalının tacir sıfatının bulunmaması ve sigortalı aracın hususi araç olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu,Somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.Davacı sigorta şirketi kendi sigortalısına ödediği tazminatı onun haklarına halef olarak bu davada istemektedir.Dolayısıyla göreve ilişkin hükümlerin sigortalısı yönünden değerlendirilmesi gerektiği,sigortalısı tacir olmadığı gibi hasarlanan aracın da ticari nitelikte olmadığı, bu nedenle halef olduğu şahsın özel aracı ile davalı şirketin adına kayıtlı araç arasında meydana gelen kazada oluşan hasar nedeniyle davalı şirkete karşı haklarını genel hükümlere göre Asliye Hukuk mahkemesinde talep edebilecektir. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 21. maddesi gereğince, Mahkememizce verilen işbu kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde -------Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmalığı nedeniyle görevli mahkemenin tayini (merci tayini) için dosyanın --------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-TTK Mad.4,5-3 ,HMK.' nun 114/1-c ve 115 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,
2-HMK'nun 21. maddesi gereğince,mahkememizce verilen işbu kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde ---------- Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmalığı nedeniyle görevli mahkemenin tayini (merci tayini) için dosyanın ----------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine,
3- HMK'nun 20. maddesi gereği,--------- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine dair merci kararı verilirse bu kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurularak dosyanın görevli ---------- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-Davaya görevli ---------- Asliye Hukuk Mahkemesi'nde devam edilmesi halinde, yargılama harçları, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilerek hüküm altına alınmasına,
Dair tarafların davacı vekili, davalı vekilinin yüzüne karşı dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde ---------- Bölge Adliye mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 05/12/2024