T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/1079 Esas
KARAR NO: 2024/918
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/12/2022
KARAR TARİHİ: 11/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin madencilik işiyle uğraşmakta olduğunu, davalı borçlu ile mermer satışı hususunda sözlü olarak anlaştığını, anlaşma kapsamına göre müvekkili, davalının sipariş edeceği mermerleri teslim edeceğini ve davalı da satış bedelini USD cinsinden ödeyeceğini, davalının sipariş ettiği mermerler, müvekkili tarafından eksiksiz, ayıpsız ve kusursuz olarak davalıya teslim edildiğini, müvekkili tarafından işbu mermer satışlarıyla ilgili olarak davalıya; 25.05.2022 tarihinde 14.931,72 USD 25.05.2022 tarihinde 13.827,24 USD, 26.05.2022 tarihinde 9.587,50 USD, 26.05.2022 tarihinde 18.626,30 USD, 27.05.2022 tarihinde 27.134,10 USD, 27.05.2022 tarihinde 9.587,50 USD olmak üzere toplam 93.694,36 USD bedelli fatura tanzim edildiğini, davalı da bu fatura içeriklerine süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmayarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca içeriklerini kabul etmiş olduğunu, davalı tarafından müvekkiline; 30.03.2022 tarihinde 146.700TL 3. kişiye ait hesaptan havale ile (9.983,53USD - USD/TRY 14,6942), 05.04.2022 tarihinde 29.440,00TL havale ile (1.996,73USD - USD/TRY 14,7441), 13.06.2022 tarihinde 196.487,00TL bedelli çek ile (11.363,34USD - USD/TRY 17,2913), 18.07.2022 tarihinde 196.487,00TL bedelli çek ile (11.214,24USD - USD/TRY 17,5212), 25.07.2022 tarihinde 220.000,00TL bedelli çek ile (12.318,10USD - USD/TRY 17,8599), 16.08.2022 tarihinde 220.000,00TL bedelli çek ile (12.221,34USD - USD/TRY 18,0013) toplam 59.097,28 USD ödeme yapılmış olup başkaca bir ödeme yapılmadığından müvekkilinin toplam 34.597,08 USD bakiye alacağı bulunduğunu, hesaplama yapılırken ----------- Bankasının ilgili tarihlere ait gösterge niteliğindeki Amerikan Doları efektif satış kuru esas alınmış olup ilgili kur dökümleri ve ödeme için kullanılan çek suretleri dilekçe ekinde sunulduğunu, davalı, zikredilen bakiyeyi ödemediğini, müvekkilinin tanzim ettiği faturalara karşı haksız ve kötü niyetli olarak iade faturaları düzenlemiş olduğunu, müvekkili tarafından 24.06.2022 tarihinde ---------- Noterliğinin ----------- yevmiye numarasıyla ihtarname keşide edilmek suretiyle işbu iade faturaları iade edilerek bunlara itiraz edilmiş ve borcun ödenmemesi hâlinde yasal yollara müracaat edileceği hakkında da davalı ihtar edilmiş olduğunu fakat davalı borcunu ödememekte ısrar ettiğini, müvekkilinin alacağını tahsil etmek için ------------- İcra Dairesinin ------------- Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi ikame etmek zorunda kaldığını, davalı tarafından 04.10.2022 tarihinde işbu icra takibine malların sözümüz ona "ayıplı" olduğundan bahisle haksız olarak itiraz edilmiş olup mezkûr itirazın iptal edilmesi gerekmekte olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme sözlü bir satış sözleşme olduğunu ve Malların Tamamı Davalıya Teslim Edildiğini taraflar arasındaki hukuki ilişki son derece tipik bir şifahi satış sözleşmesi olduğunu, işbu sözleşme kapsamında davalı alıcı tarafından sipariş edilen mallar müvekkili satıcı tarafından davalıya teslim edildiğini, bu durum dilekçe ekinde sunulan sevk irsaliyeleri, süresinde itiraza uğramayarak kesinleşen faturalar ve ihtarname ile sabit olduğu gibi davalının da kabulünde olmakla ihtilaf dışı olduğunu, zira davalı icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde, taraflar arasındaki temel hukuki ilişkiyi inkar etmemiş, malların kendisine teslim edildiğini ve bakiye kısmı ödemediğini açıkça ikrar etmiş olduğunu, davalının haksız itirazını dayandırmaya çalıştığı yegane nokta, mermerlerin sözümüz ona "ayıplı" olmasını iddia ettiğini, mevcut durum itibariyle taraflar arasındaki satış sözleşmesinin varlığı ve sözleşmeye konu malların davalıya teslim edildiği hususları tartışmasız olup uyuşmazlığın "malların ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı" noktalarında toplandığının açık olduğunu, malların ayıpsız ve kusursuz olarak teslim edilmiş olduğunu, müvekkili tarafından davalıya teslim edilen mermerlerde hiçbir ayıp yahut kusur bulunmamakta olduğunu, davalı da malların kendisine teslimini müteakiben detayları yukarıda yazılı ödemeleri yaparak satış bedelinin yarısından fazlasını hal-i hazırda ödemiş olduğunu, taraflar arasında hiçbir anlaşmazlık yokken davalı, nedendir bilinmez, 13.06.2022 ve 15.06.2022 tarihlerinde haksız olarak bir takım iade faturaları keşide etmiş olduğunu, satış bedelinin yarısından fazlasının davalı tarafından ödenmesi ve iade faturalarının teslim tarihlerinden çok sonra tanzim edilmesi; mermerlerde herhangi bir ayıp olmadığının apaçık göstergesi olduğunu, zira bir kimsenin kendisine sözde ayıplı olarak teslim edilen mallar için bu kadar yüksek bir ödeme yapması ve iade faturası düzenlemek için bu kadar uzun bir süre beklemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu durum tüketiciler ve esnaflar için dahi kabul edilebilir değilken tacir niteliğini haiz olan ve basiretli bir tacir gibi davranmak mecburiyetinde olan davalı için evleviyetle kabul edilebilir olmadığını, davalı ekte sundukları sevk irsaliyelerinden ve 24.06.2022 tarihli ihtarnameden de anlaşıldığı üzere mermerleri kontrol ederek teslim aldığını, tüm bu vakıalar, deliller ve davalının eylemleri ile ticari hayata yön veren teamüller nazara alındığında davalı tarafından iddia edilenin aksine uyuşmazlığa konu mermerlerin ayıpsız ve kusursuz olarak teslim edildiğini, taraflarınca süresi içerisinde yapılmış herhangi bir ayıp ihbarı mevcut olmadığını, gerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu gerekse de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu; bir satış yahut mal değişimi sözleşmesi kapsamında kendisine ayıplı mal teslim edilen kişiye, işin ve ayıbın niteliğine göre değişen sürelerde ayıp ihbarında bulunma zorunluluğu yüklemekte olduğunu, 10. Somut uyuşmazlıkta tarafların her ikisinin de tacir olduğunu, yapılan satışın ticari bir satış olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirdiği cümle izahtan vareste olduğunu, bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlığa Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanması kanuni bir zorunluluk olduğunu, bilindiği üzere TTK'nın "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23. maddesinde" (1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanunu'nun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.(...) c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür." şeklinde olduğunu, davalı tarafın itirazı incelendiğinde, mallarda mevcut olduğu ileri sürdüğü ayıpların "açık ayıp" niteliğinde olduğu net bir şekilde anlaşılmakta olduğunu, bu sebeple davalı teslimi müteakip iki gün içinde ayıp ihbarında bulunmak zorunda olduğunu, kesinlikle kabul etmemekle birlikte bir an için iddia edilen ayıpların "örtülü ayıp" olduğu düşünüldüğünde de davalı teslimi müteakip sekiz gün içerisinde inceleyip ihbarda bulunmak zorunda olduğunu, davalının iddia ettiğinin aksine yasal süresi içerisinde müvekkile yöneltilmiş hiçbir ayıp ihbarı bulunmamakta olduğunu, davalı tarafından tanzim edilen iade faturaları da hukuken ayıp ihbarı olarak kabul edilemeyecekleri gibi zaten bunların da zikredilen ihbar sürelerinden çok sonra düzenlendiği ortada olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle beraber süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmak dahi alıcıyı satış bedelini ödeme mecburiyetinden kurtaramayacağını, bu alıcıya ancak ve ancak kanunda düzenlenen seçimlik haklardan birini kullanma imkanı tanıyacağını, taraflarınca dava şartı olan zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş olduğunu, taraflar işbu arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlayamadığından arabulucu tarafından ekte yer alan anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, tüm bu sebepler muvacehesinde davalının haksız itirazının iptalini, takibin devamını ve davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetini teminen işbu davayı ikame etmek zarureti hasıl olduğunu, yukarıda izâh edilen ve re'sen tespit edilecek cümle esbâba binâen; davanın kabulüne, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekâletin de davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkiline sağlanan ürünlerin ayıplı olduğunu, müvekkili tarafından bildirimi gerçekleştirildiğini, teslimi sağlanan malların miktarının fazlalığı göz önüne alındığında müvekkili firma tarafından teslimin gerçekleştiği anda doğrudan muayene işleminin gerçekleştirilemeyeceği açık olduğunu, ayıp incelemesi müvekkili firma tarafından gözetilmiş olduğunu fakat, müvekkili firma sipariş edilen mermerlerin renklerinde ve boyutlarında farklılık olduğunu farklı zeminlerde incelemesi akabinde fark ettiğini, bu durumu da davacı yana bildirdiğini, dosyaya sunulu ---------- sıra numaralı sevk irsaliyesinde yalnızca davacı tarafın kaşe ve imzası bulunmakta olup müvekkili firma tarafından imza işlemi gerçekleştirilmemiş olduğunu, davacı yan teslim edilen mallardaki ayıp kapsamında ağır kusurlu olduğunu, bu sebeple TBK. 225 kapsamında sorumluluktan kurtulamayacağını, davacı tarafça da üzerinde durulduğu üzere ayıplı olarak teslim edilen mallar için bu kadar yüksek ödeme yapması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davaya konu mallarda inceleme ile tespiti mümkün olmayan ayıp bulunmakta olduğunu, müvekkili firma ile davacı arasındaki sözleşme her ne kadar şifahi olarak sunulmuşsa da, ekte sundukları mesaj kayıtlarından da görüleceği üzere davacı taraf düzenlenen yazılı sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmiş fakat işbu yazılı sözleşme kapsamında nitelik ve nicelik değerlendirmeleri yapılmış olduğunu, davacının süresi içerisinde fatura düzenlemediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin borçlu olduğu belirtilen tutar hatalı hesaplandığını, sözleşmede kur tayini yapılmadığından döviz alış kuru üzerinden hesaplama yapılması gerekmekte olduğunu, müvekkili firmanın zararı bulunmakta olup işbu hususta dava ve talep hakkı saklı tutulmak kaydıyla, müvekkili firma davacı tarafından sunulan ayıplı ürünlerin kullanılamaz durumda olması nedeniyle ürünleri kullanamamış olduğunu, yeni ürün siparişleri nedeniyle ayrıca bir masraf kalemi oluştuğunu, bu ayıplı ürünlerin alınması adına defalarca şifahen, 22 Eylül 2022 tarihinde noter kanalı ile davacı tarafa ihtar etmelerine rağmen malların teslim alınması sağlanmadığından ayrıca muhafaza masrafı da gerçekleştirilmiş olduğunu, bu kapsamda, müvekkili firma davacı tarafa ayrıca ön ödeme gerçekleştirmiş olduğundan, davacı tarafın müvekkili firmaya bakiye borcu bulunduğunu, işbu sözleşmeye dayalı yukarıda sayılan alacak kalemlerine ek olarak, her türlü menfi müspet zarar, cezai şart, yoksun kalınan kar, faiz, muhafaza bedeli ve sair alacak kalemleri yönünden dava, talep ve şikayet hakkımızı saklı kalmak kaydıyla, yukarıda açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle, davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle; ----------- İcra Dairesinin ---------- Esas sayılı dosyasında davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesin talebine ilişkin olduğu, uyuşmazlık tarafların edimlerini karşılıklı olarak ayıpsız yerine getirip getirmedikleri, davacının takip tarihi itibariyle bakiye fatura alacağı olup olmadığı, davalının ayıplı mal gönderdiği iddialarının yerinde olup olmadığı, usulüne uygun ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
---------- İcra Dairesinin ---------- Esas sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklısının ..., borçlusunun, ... olduğu, toplam 34.597,08 USD alacak için icra takibi başlatıldığı, 30/09/2022 tarihinde borçluya ödeme emri tebliğ edildiği,04.10.2022 tarihinde borçlu tarafın borca itiraz ettiği, 05/10/2022 tarihinde takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir İtirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisi de ortada geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmasıdır. Geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davası açılamaz. Bu husus dava şartı olup, mahkemece re’sen gözetilmelidir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesinin 3. fıkrasında; "Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.Yine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3. fıkrasında alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde ve ödeme emrinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır .Bu doğrultuda Mahkememizce yapılan incelemede; davacı tarafından ''fatura93.694,36 USD'' açıklaması ile başlatılan ilamsız icra takibinde takip çıkış miktarlarının USD üzerinden gösterildiği, davalı tarafın takibe itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, davacı alacaklının takibe konu takip talebinde ve ödeme emrinde asıl alacak miktarını döviz cinsinden gösterdiği görülmektedir. Buna göre; davacının, Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesinin uyarınca seçimlik hakkını, yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı olarak tahsil edilmesi yönünde kullandığı, ancak harç yönünden İİK'nın 58/3. maddesi uyarınca alacağın takip tarihindeki karşılığının gösterilmeyerek kanunun açık hükmünün yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda usulüne uygun geçerli bir takip bulunmadığı sabit olduğundan davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın peşin ödenen toplam 7.923,38-TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.495,78-TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan 668,00-TL yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin e-duruşma yöntemi ile yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı 11/12/2024