T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/112 Esas
KARAR NO: 2024/774
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ: 11/02/2021
KARAR TARİHİ: 06/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinde ----------- sayılı Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi ile yer kayması vd. rizikolara karşı sigortalı ----------Ş.'nin maliki bulunduğu tapunun ---------, -----------, ---------- Mah, ---------- ada ----------- parsel bulunan taşınmaz, taşınmazda bulunan ana bina, depo binası, ana yapıya ek yapılar, istinat duvarı vd. sabit kıymetlerin, davalılardan ----------Ş.'nin maliki bulunduğu tapunun ----------,-----------, --------- Mah, --------- ada ----------- parsel komşu taşınmazda, yüklenici -------- - ----------- yaklaşık 8 - 11 mt derin kazı uygulamalarında-hafriyat çalışmasında, temel kazısının kontrolsüz bir şekilde yapılmasından sebeple yağmurla birlikte yumuşayan toprağın kayarak bahçe duvarının altını boşalttığını ve boşa çıkan duvarın yıkıldığını, mevcut istinat yapısının çökmesi, kazı aynalarında kopmalar / akmalar ve ---------- parsel sınırından itibaren --------- parsel içine doğru göçmeler, depo binası ile çöken bahçe duvarı arasında kalan alandaki saha betonunda çatlaklar meydana geldiğini ve yaklaşık 1 m’lik kısım duvar ile birlikte inşaat sahasına kaydığını, depo binasında ve ana bina ile ana binaya ek yapının kolonlarının birleştiği dilatasyon aralığında yapının duvarlarında diyagonal çatlaklar ve ayrılmaların, komşu inşaat sahasının kuzey cephesindeki ağaçlık alanda da toprak kayması suretiyle hasar meydana geldiğini, sigortalı -----------Ş. tarafından delil tespiti için ----------Sulh Hukuk Mahkemesi ---------- D. İş sayılı dosyasında görevlendirilen İnşaat Mühendisi ------------ tarafından hazırlanan 11.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda; "...--------- İlçesi ---------- Mah. --------- ada -------- parsel sayılı taşınmaza hiçbir önlem alınmadan, ------------ parsele sıfır mesafede şevsiz / dik olarak hafriyat yapılmıştır. Oysa en az 8 m derinliğinde kazı yapılan kısımda sınır boyunca fore kazık çakıldıktan sonra kazı yapılması gerekirdi...." belirtildiğini, ----------- Şti. tarafından hazırlanan teknik inceleme raporunda aynı yönde tespit ve değerlendirmeler yapıldığını, ekspertiz raporunda hasarın tazmini ve mevcut toprak kayması riskinin önlenmesi, hasarda artış olmaması için yapılması gerekenleri öncelikli olarak; "...hasarlı duvarın yeniden yapımı, saha betonu ve bina çatlaklarının onarımından önce, toprağın kurutularak çöken alana dolgu yapılması ve dolgu alanın perde beton ile desteklenmesi gerekmektedir, dolgu ve perde beton yapılmadan üst yapıda herhangi bir onarım çalışması yapılması mümkün görünmemektedir." tespitinde bulunulduğunu, ---------- firması tarafından zemin etüdü yapıldığını, arazi mevcut durumu tespit ve fotoğraflandığı, ------------ Teknik Üniversitesi İksa Hesap raporu hakkında değerlendirme raporu hazırlandığını, zemin etüdü ve proje hazırlanması bedeli ile birlikte nihai tazminat miktarı toplam 2.387.580,30TL tespit edildiğini, tespit edilen sigorta tazminatının 105.000,00 TL'sinin 11.05.2020 tarihinde 2.282.580,30 TL'sinin 21.07.2020 tarihinde ödendiğini, TTK Md. 1472 amir hükmüne göre sigortalısının zararını tazmin eden sigortacı müvekkili şirket sigortalısının yasal halefi sıfatını kazandığını, yasal halef sıfatı yanında ödeme sonrası düzenlenen tazminat makbuzu - ibraname-feragatname ile temlik alan sıfatını kazanarak aynı zamanda temlik alan sıfatıyla da işbu davayı ikame ettiğini, davalı -------- kazı yapılan ---------, ---------, ---------- Mah, ---------- ada --------- parsel komşu taşınmazın maliki olduğunu, davalılar arasında yapılan sözleşme uyarınca davalı ---------- - ---------- kazı - hafriyat işini üstlenmiş yüklenici olduğunu, 4721 Sayılı TMK Md. 738 hükmüne göre taşınmaz malikleri kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorunda olduklarını, taşınmaz malikinin gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Türk Borçlar Kanunundan kaynaklanan sorumluluğu, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk hali olduğunu ve taşınmaz maliki meydana gelen zarardan yüklenici ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağını, davalı ------------ hasarın tazmini ve yer kaymasının önlenmesi için gerekli işlemlerin yapılması, tedbirler alınmadan kazı-hafriyat inşaat faliyetlerine devam edilmemesi ihtar edilmiş ise de davalı yan hafriyatın diğer davalı yanca yapıldığını, gerekli tedbirler alındığını ileri sürerek gerekli tedbirleri almaktan imtina ederek hasardan sorumluluğunu kabul etmediğini, dava öncesinde, ödenen sigorta tazminatının davalılardan sulhen tahsili amacıyla yapılan tazminat talebi / başvurusu sonuçsuz kaldığını beyan ederek,105.000,00TL sigorta tazminatının 11.05.2020 ödeme tarihinden 2.282.580,30TL sigorta tazminatının 21.07.2020 ödeme tarihinden itibaren --------- Avans Faizi ile dava vekalet ücreti, yargılama harç ve masraflarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı ---------- vekili cevap dilekçesinde özetle; 6100 sayılı HMK'nın 6.maddesinde genel yetkili mahkeme konusu, "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." şeklinde düzenlemesi ve aynı yasanın 15. maddesinde ise, sigorta sözleşmesinden doğan davalarda yetki konusu, “Zarar sigortalarından doğan davalar, sigorta bir taşınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken yahut şart kılınan taşınıra ilişkinse, malın bulunduğu yerde; bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan bir taşınıra ilişkinse, rizikonun gerçekleştiği yerde de açılabilir.” düzenlemesi gereğince müvekkilinin yerleşim yerinin ---------- olması ve zararın meydana geldiği taşınmazın --------- bulunması sebebiyle yetkili mahkemenin ----------- Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, müvekkili firma ile davalı ---------- şti arasında sözleşmesel ilişki bulunduğunu ve yapılan bu sözleşmeye uygun olarak davalı ----------- şti. nin talepleri doğrultusunda müvekkilinin çalışmalar yaptığını, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, bu nedenle davacının doğrudan müvekkiline husumet yönelterek dava açmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, husumet bakımından davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin çalışma yaptığı alanla inşaat işlemlerini yapacak firma diğer davalı ----------- olduğunu, müvekkilinin sadece kazı işlemlerini yaptığını, bu kazı işlemlerinin ise 2018 yılında yapıldığını, dava dilekçesi ekinde yer alan belgelerde hasar tarihinin 07.01.2019 olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin, kazı işlemlerini yaptıktan sonra belirtilen alanda herhangi bir işlem yapmadığını, ortaya çıktığı iddia edilen hasardan müvekkilinin haberinin işbu dava ile birlikte olduğunu beyan ederek öncelikle davanın usulden, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ------------ vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin hafriyat işlemleri sırasında gerekli tedbir ve güvenlik önlemlerinin alındığını, müvekkili şirket ile diğer davalı ------------ arasında imzalanan 05.04.2018 tarihli Hafriyat Sözleşmesi gereğince hafriyat işlemlerinin gerekli tedbir ve güvenlik önlemleri alınarak yürütüldüğünü, müvekkili şirketin çalışmalara ilişkin bütün tedbir ve güvenlik önlemlerinin alınması konusunda basiretli bir tacir gibi davranarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, dava konusu taşınmazın, hafriyat işlemlerinden önce mevcut olduğu durumu gösterecek bir belge dosyada mevcut olmadığını, dava dışı -----------Ş'ye ait taşınmazın bahçesinde ve üzerinde yer alan binada gerçekleştiği iddia edilen hasarların diğer davalı ------------ gerçekleştirdiği hafriyat işlemlerinden kaynaklandığının net ve kesin olmadığını, müvekkili şirkete kusur izafe edilebilmesi için söz konusu hasarlar ile müvekkili şirket ve diğer davalı ----------- gerçekleştirmiş olduğu hafriyat işlemleri arasında uygun bir illiyet bağının mevcut olması gerektiğini, ancak gerçekleştiği iddia edilen hasarlar ve hafriyat çalışmaları arasında uygun bir illiyet bağı bulunmadığını, müvekkili şirkete işbu hasarlar sebebi ile kusur izafe edilebilmesinin de mümkün olmadığını, dava dışı ---------Ş. tarafından ----------- D. İş sayılı dosyasından aldırılan rapora ve raporda hesaplanan bedele itiraz edilmediğini, dava dışı ----------Ş. tarafından ----------- D. İş sayılı dosyasından aldırılan rapor ve raporda söz konusu hasarların toplam maliyetinin 183.000-TL olarak belirlenmiş olması karşısında daha sonra davacı sigorta şirketi tarafından aldırılan ----------- şirketinin teklifinde yer alan tutarın fahiş miktarda artarak 2.387.580,30-TL olmasının hususu akla ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacı sigorta şirketi tarafından dava dosyasına 5 adet teknik rapor sunulduğunu, raporların gerçek hasarları ve durumu tespit etmeye yönelik olmadığını, eksik ve yanlı inceleme sonucunda düzenlendiğini, bu sebeple söz konusu raporların hükme esas alınmaması gerektiğini beyan ederek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava; davacının sigortaladığı taşınmazın davalıların yaptığı kazı ve hafriyat çalışması sırasında gördüğü hasardan dolayı sigortalısına ödediği miktarın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemi olup, Uyuşmazlığın; Mahkememizin yetkili olup olmadığı, davalılardan ---------- pasif husumeti olup olmadığı, zarar miktarı, rücu şartlarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise faizin başlangıç tarihinin ne olacağı, davalılardan ---------- vekilinin cevap için süre tutum talebinin süresinde olup olmadığı, zaman aşımı def'inin süresinde olup olmadığı, süresinde ise yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce davaya konu riziko adresinin mahkememiz yetki alanında olmadığından talimat mahkemesinden rapor alınarak sonuca gidilmiştir. Davacı sigorta şirketi tarafında, dava dışı sigortalı ---------Ş ye ait ------------ adresindeki riziko mahalli 08/01/2019 tanzim tarihli Modüler S Kurumsal Sigorta Poliçesi ile 01/01/2019-01/01/2020 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde çeşitli risklere karşı teminat altına alınmıştır. ----------- D.İş Dosyasında; Sigortalı ------------ Talebi üzerine Bilirkişi İnş.Müh. ----------- tarafından hazırlanan 11.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda: ---------- ilçesi ---------- Mahallesi ----------- Caddesi No:----------- adresinde yer alan sayılı taşınmaz üzerinde tespit isteyen şirkete ait ------------ tesisleri bulunduğu, hafriyatın komşu --------- nolu parsele sıfır mesafede şevsiz / dik olarak yapıldığı, İki parselin sınırının toplamda 265 mt, doğu köşeden itibaren 75 mt lik kısımda kazı derinliği 8 mt olduğu, 75 m. den sonra kazı derinliğinin azaldığı, en batıda 100 cm olduğu, bu taşınmazın güney komşusu ----------- ada, ----------- nolu parsele hafriyat yapıldığı, iki parsel arasında betonarmeden ihata duvarı yapıldığı, doğu köşeden şaşlayarak duvarın 15 mt lik kısmı ayakta durmakta ise de duvar gerisinde beton kaplı bahçede yer yer çatlaklar oluştuğu,çatlaklar 15 mt lik kısımdaki duvarında göçeceğini gösterdiği, duvarın 15 mt den sonraki 60 mt lik kısmı temeli ile birlikte hafriyat sahasına (43 nolu parsele) göçtüğü, bu kısımda duvardan 5 mt geride 28 parsel üzerinde betonarme karkas sistemde inşa edilmiş tek katlı binanın taşıyıcı sisteminde şu an için herhangi bir deplasman / kırılma / çatlama görülmediği, Ancak doğu - batı istikametinde mevcut olan dilatasyon boyunca çatlak meydana geldiği, bina ile göçen ihata duvarı arasındaki beton kaplı bahçe toprağının ortalama 100 cm lik kısmının ----------- nolu parsele kaydığı, hiçbir önlem alınmadan hafriyat yapıldığı, oysa en azında 8 mt derinliğinde kazı yapılan kısımda sınır boyunca boyunca fore kazık çakıldıktan sonra kazı yapılması gerektiği, tehlikenin önlenmesi için ivedilikle derin kazı yapılan 75 mt lik kısma 6 mt taban genişliğinde -1.00 kotunda 3 mt genişliğinde şevli dolgu yaparak toprak hareketini önledikten sonra sınırın 75 mt lik kısmına projelendirilecek uygun kesitli fore kazık çaktıktan sonra ------------ nolu parselde hafriyatın tamamlanması gerektiği, ----------- nolu parseldeki toprak kayması riski bertaraf etmek için ortalama (2400 m3) dolguya ihtiyaç olduğu, bu miktardaki dolgunun temini, nakli, sıkıştırılmasının göre 100.000,00 TL olacağı, iki parselin sınırını oluşturan ortalama 75 mt uzunluğundan 1,5 cm yüksekliğinde betonarme ihata duvarı ve üzerine 120 cm yüksekliğinde kafes telden çit yapılması gerekmekte olup, bu imalatın 75.000,00 TL olduğu, ----------- nolu parseldeki bina çatlaklar çevresindeki sıva, fayans kaplama ortalama 20 cm genişliğinde raspalanarak çatlaklar politiretan köpükle doldurularak üzerine rabisteli çekilerek sıva/fayans/ boya yapılması gerekmektedir. Bu imalatın 8.000,00 TL mal olacağı belirtilmiştir.29.06.2020 Tarihli Ekspertiz Raporunda; ------------Şti. tarafından hazırlanan 29.06.2020 tarihli ekspertiz raporunda:Riziko adresinin güney cephesine komşu ------------Ş ye ait yaklaşık 15.000,00 m2 boş arazide 2018 yılı başlarında inşaat çalışmalarına başlanarak yaklaşık 10 m. hafriyat alındığı, bilahare inşaat çalışmalarına ara verildiği, bahçe duvarının yaklaşık 75 m. lik bölümünün altındaki toprağın kayması sebebi ile inşaat sahasına doğru yıkıldığı, duvarın yaklaşık 15 m. lik bölümününde risk altında olduğu, kazı cephesinin yaklaşık 90 m. olduğu, toprağın kaydığı alandaki kazı derinliğinin yaklaşık 11 m. olduğu, fore kazık, perde beton veya ankraj yapılarak toprağın kaymaması için her hangi bir önlem alınmadığı, yağmurla birlikte yumuşayan toprağın kayarak bahçe duvarının altını boşattığı, boşa çıkan duvarın yıkıldığı, depo binası ile çöken bahçe duvarı arasında kalan alandaki saha betonunda çatlaklar meydana geldiği, yaklaşık 1 metrelik bir kısmın duvar ile birlikte aşağıya kaydığı, depo binasında ve ana bina ile ana binaya bitişik yapının kolonlarının birleştiği dilatasyon aralığında yapının duvarlarında diyagonal çatlaklar ve ayrılmalar, komşu inşaat sahasının kuzey cephesindeki ağaçlık alanda da toprak kayması sureti ile hasar maydana geldiği, hasarlı bahçe duvarının yeniden yapımı saha betonu ve bina çatlaklarının onarımından önce toprağın kurutularak çöken alana dolgu yapılması ve dolgu alanın perde beton ile desteklenmesi gerektiği, kazı aynası güvenliği ve stabilitesine yönelik çift sıra kazıklı iksa sistemi zaman içerisinde deformasyonunda artacağıda düşünülerek uygulanması hızlı bir sistem olduğu, mevcut hasarın artmaması için ivedilikle gerekli tedbirlerin alınarak uygulamaya geçilmesi gerektiği, yapılacak işler için --------- firması tarafından 2.282.580,30 TL teklif verildiği, bu bedele iksa projesi bedeli ile deprem güçlendirme projesi bedeli olan 105.000,00 TL nin eklenmesi ile toplam bedelin 2.387.580,30 TL olduğu, bedelin KDV dahil 2.817.344,75 TL olacağı belirtilmiştir.Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalıya 11/05/2020 tarihinde 105.000,00 TL ve 21/07/2020 tarihinde ise 2.282.580,30 TL olmak üzere toplam 2.387.580,30 TL hasar ödemesi yapılmıştır. Sigorta şirketi ile dava dışı sigortalısı arasında 06/07/2020 tarihli ibraname düzenlenmiştir. İbranamede 3. Kişilere karşı olan talep ve dava haklarının davacı sigorta şirketine temlik edildiği de belirtilmiştir.Alınan bilirkişi heyeti raporunda; Dava konusu --------- parselin bitişiğinde bulunan --------- parselde kazı yapılırken her hangi bir iksa, fore kazık, perde beton veya ankraj yapılarak toprağın kaymaması için her hangi bir önlem alınmadan kazı yapıldığı tespit edilmiştir. Halbuki ------------ Belediyesi tarafından Mahkemenize gönderilen İnş.Yük.Müh. ------------ tarafından hazırlanan ------------ İlçesi ----------- mahallesi ----------- ada ---------- parsele ait hazırlanan Ruhsat eki Geoteknik Raporun 10.2 Maddesinde: Temel hafriyatı 20.08.2021 tarihli plankotede belirtilen kotlara göre kısmen yapılmış olup, yarmalarda akmalar olduğu, ---------- nolu parsel cephesinde çekme olmadığından doğu cephesindeki ------------- sokak ile güney cephesinde ------------- sokak başından Mimari projedeki ---------- nolu aks hizasına kadar olan kazılar ----------- altında kalacağından mevcut şartlara göre palplanş perdeli, ankrajlı perde duvar vs. iksa projesine uygun olarak yürütülmesi gerektiği belirtilmiş, Kazı yüzleri/şevleri uzun süre açıkta bırakılmaması ve yüzey sularına karşı sağlam bir örtü malzemesi ile izole edilerek korunması gerektiği, kazılar yüzey sularının kazı ortamına girmesine/sızmasına izin verilmeksizin komşu yol, altyapı vsç durumları dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilmiş olmasna rağmen her hangi bir tedbir alınmadan kazı yapıldığı belirlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde;
1--------- projesi hazırlanması bedeli 25.000,00 TL
2-Deprem Güçlendirme projesi yapılması bedeli: 80.000,00 TL
3---------- yapılması bedeli 2.035.000,09 TL
4-Güçlendirme imalatları bedeli 247.580,21 TL
Toplam 2.387.580,30 TL
KDV 429.764,44 TL
Yekün 2.817.344,75 TL olarak hesaplanmış olup hesaplanan bu bedel makul olup, piyasa rayiçlerine uygun olup, Dava konusu hasardan --------- ada ---------- parselde meydana gelen hasardan ruhsat eki Geoteknik Raporda belirtilen tedbirleri almadan kazı yapan davalıların sorumlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Ek raporda ise; oluşan hasarın davaya konu ----------- nolu Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi kapsamında değerlendirildiğinde; oluşan hasar ile oluşturulan ekspertiz raporlarının tutarlılık gösterdiği, tazmin edilen toplam 2.387.580,30 TL'nin sigorta poliçesi teminat kapsamında olduğu, davaya konu Sigorta Poliçesinin hasar tarihinden 1 gün sonra düzenlendiği yani hasar tarihi 07/01/2019 iken poliçe düzenlenme tarihi 08/01/2019 olduğu, hasar tarihini kapsayacak mevcut bir teklifname yahut vadesi sona eren mevcut bir sigorta poliçesi yokluğunda hasarın poliçe vadesinde değerlendirilemeyeceği, ekspertiz raporundaki değerlendirilen bedelin kadri maruf olduğu belirtilmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49.maddesinde; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.", 52. maddesinde "Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir" hükmü düzenlenmiştir.Kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. Kusur sorumluluğunda bir zararı başkasına tazmin ettirmek, ancak zarar onun kusurlu bir fiilinden doğmuş ise mümkündür . TBK'nın 49. maddesinde ifadesini bulan haksız fiilden söz edilebilmesi için öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunması, fiili işleyenin kusurlu olması, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğması, doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunması gerekmekte olup bu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemez.---------- sayılı ilamında açıklandığı üzere; "....4271 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683.maddesinde yer alan; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, Kanun’un 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. TMK’nun 738. maddesiyle, 737. maddeye benzer daha özel bir düzenleme getirilmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre "Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır. Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır.” Bir kimsenin kendi taşınmazında yaptığı hafriyat veya inşaat nedeniyle komşusunun taşınmazına bir zarar vermiş veya onu zarara maruz bırakmışsa, bu zararın hoşgörü sınırlarını aşıp aşmadığını aramaya gerek yoktur. Komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi, eski hale getirilmesi ve tazminat davalarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, bu tür davalarda etkili değildir. Yeter ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun. Komşu taşınmaza yönelen müdahaleden dolayı zarar gören kişi, taşınmazın maliki olmak zorunda değildir. Bu kimseler taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak veya şahsi bir hakka dayanarak zilyet sıfatına sahip olabilirler.
Komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespit edilmesinden sonra varsa davacının uğramış olduğu zararın miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz. Oluşan zararın kapsamı belirlenirken ise, tarafların zararın oluşumuna hangi oranda etki ettikleri yani müterafik (bölüşük) kusurlarının olup olmadığı belirlenerek, davacının zararın artmasında kusuru varsa, tazminat miktarı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesine göre indirilmeli veya tamamen ortadan kaldırılmalıdır. 4271 sayılı Kanun’un 737 ve 730. maddelerinden doğan sorumluluk kusura bağlı bir sorumluluk olmadığından, davalının kusursuz olması tazminat miktarının düşürülmesine etkili olamaz..." komşuluk hukukundan kaynaklanan sorumluluğun kusursuz sorumluluk hallerinden olup, karşı tarafın müterafik kusurunun olması halinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
---------- sayılı ilamında; "...Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, pasif husumet yokluğundan istemin reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafından temyiz edilmiştir.Davacı, davalıya ait arsa üzerinde yapılan inşaat kazı çalışmaları esnasında dinamitle patlatma yapıldığını, bu nedenle konutunun hasar gördüğünü belirterek, uğradığı zararın giderilmesi isteminde bulunmuştur.Davalı, dava konusu inşaat hafriyat işini sözleşmeyle dava dışı şirkete yaptırdığını, bundan kaynaklı zararın hukuki sorumluluğunun anılan şirkete ait olduğunu belirterek, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.Mahkemece, dava konusu zarardan haksız eylemi gerçekleştiren dava dışı ihbar edilen şirketin sorumlu olduğu benimsenerek, davalı vakfa husumet düşmeyeceğinden bahisle istemin reddine karar verilmiştir.Davalı vakıf ile dava dışı ihbar edilen şirket arasında, davalıya ait arsa üzerine inşa edilecek kampüsle ilgili hafriyat işleri sözleşmesinin imzalandığı, dosyada mevcut sözleşmenin ilgili maddesinde, hafriyat esnasında üçüncü şahısların uğrayacağı tüm zararlardan doğrudan yüklenicinin sorumlu olduğu belirtilmişse de, bu durum, taraflar arasındaki iç ilişkide bağlayıcı olup zarar görene karşı işin sahibi olan işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Üçüncü kişiler uğradıkları zararın ödetilmesini işi yapmayı üstlenen yükleniciden isteyebilecekleri gibi işin asıl sahibi olan işverenden de isteyebilir. Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup yüklenici ile iş sahibi, davacının uğradığı zarardan birlikte ve ayrı ayrı sorumludurlar...." denilerek, iş sahibi ve yüklenici arasında sözleşmede yer alan hükmün 3.kişilere karşı ileri sürülemeyeceğine, taraflar arasındaki iç ilişkide değerlendirilebileceğine işaret edilmiştir. Dava konusu olayda hasar tarihinin 07/01/2019 tarihi olduğu, poliçenin ise 08/01/2019 tarihinde düzenlendiği anlaşılmakla, bu durumda sigorta şirketi tarafından, sigortalısına yapılan ödemenin poliçe kapsamında olmadığı tespit edilmiştir.----------- sayılı ilamında da açıklandığı üzere; "...Öğretide sigortacının halefiyeti; “zarar gören sıfatı ile sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle meydana gelen zararlar için üçüncü şahsa karşı herhangi bir hukuki sebebe binaen tazminat alacağına sahip ise, bu hakkın ödenen sigorta tazminatı miktarınca kanun icabı sigortacıya geçmesi hali” olarak tanımlanmaktadır . 6762 sayılı TTK’da halefiyetin tanımına yer verilmemekle, 1301. maddesinde; “Sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukukan sigorta ettiren kimse yerine geçer. Sigorta ettiren kimsenin vaki zarardan dolayı üçüncü şahıslara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Sigorta ettiren kimse, 1 inci fıkra gereğince sigortacıya intikal eden haklarını ihlal edecek bir hal ve harekette bulunursa sigortacıya karşı mesul olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmiş ise sigorta ettiren kimse kalan kısmından dolayı üçüncü şahıslara karşı haiz olduğu müracaat hakkını muhafaza eder.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.Sigortacının 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesinde düzenlenen yasal halefiyet ilkesine bağlı olarak üçüncü kişiden istemde bulunulabilmesi için yalnızca sigorta bedelinin ödenmesi yeterli değildir. Halefiyete dayalı olarak rücu davasının açılabilmesi için sigortacı ile sigortalayan arasında geçerli bir sigorta sözleşmesinin varlığı, sigortacının geçerli olan sigorta ilişkisi nedeniyle sigortalayana ödeme yapması, sigortalısının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekmektedir. Eş söyleyişle; 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi gereğince sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra zarar sorumlularına rücu edebilir. Bunun dışında kalan hâllerde yapılan ödemelerden dolayı sigorta şirketinin poliçe ilişkisine dayanılarak rücu davası açması mümkün değildir.Sigortacı tarafından sigortalısına, poliçe hükümlerine uygun olmayan bir ödeme yapılması durumu ise öğreti ve uygulamada “----------” yani “hatır ödemesi” olarak adlandırılmaktadır.Poliçe hükümlerine aykırı bir ödeme yapıldığında sigortacı, TTK 1301. maddesinde düzenlenen halefiyet hakkını kazanamaz. Sigortacının açtığı rücu davasında halefiyet şartları gerçekleşmemiş olup da sigortacı ödeme yaptığı sigortalısından zarar sorumlusuna karşı olan dava hakkını alacağın temliki yoluyla devralmışsa, bu takdirde davacı davacılık sıfatını 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesinden değil, 818 sayılı BK’nın 162 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan alacağın devri hükümlerinden almış olacak ve sigortaca rücu davası şeklinde açılan dava ret olunmayarak, genel hükümler çerçevesinde çözüme kavuşturulacaktır . Tüm bu hususlar mahkemece resen araştırılmalıdır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; dosyada mevcut 15.07.2009 tarihli ibraname içeriğinden, dava dışı sigorta ettirenin 141.155,00TL tazminat karşılığında dava konusu hırsızlık nedeniyle uğradığı zarara ilişkin üçüncü kişilere karşı talep ve dava haklarını, ödenen tazminat kadar davacı sigorta şirketine devrettiği görülmüştür. Eş söyleyişle davacı ile sigortalısı arasında düzenlenen ibranamede davacı şirket, zarar ile ilgili olarak sigortalının üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını temlik almış, sigortalı davalıdan talep edebileceği alacağını BK’nın 162 ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirkete temlik etmiştir. Bu durumda davacının sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre de talep hakkı bulunduğu kuşkusuzdur." Her ne kadar hasarın teminat kapsamında değil ise de; davacı sigorta şirketi, sigortalıya ödeme yapıp, sigortalının olay nedeni ile 3. kişilere karşı olan talep ve dava haklarını dosya içerisinde mevcut ibraname ile devralmıştır. Başka bir anlatımla, dava dışı sigorta ettiren, olayla ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalıdan talep edebileceği alacağını dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 183. ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirkete devretmiştir. Bu durum karşısında davacı sigorta şirketi, dava dışı sigortalısına ödediği bedeli, sigorta ilişkisi kapsamında halefiyet gereği davalılardan talep hakkına sahip olmasa dahi alacağın devri hükümlerine göre talep hakkı bulunmaktadır. Somut olayda; davaya konu toprak kayması sonucu oluşan hasara kazı çalışması yapan davalı---------- tarafından gerekli önlemleri almaması nedeniyle kusurlu olduğu, davalı yapı maliki -----------şirketi hasardan TMK'nın 738. maddesi ve TBK'nın 69. maddesi gereğince sorumlu olduğu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarına göre davacı sigorta şirketince dava dışı sigortalısına ödenen bedelin zarar ile uyumlu, günün ve piyasanın koşullarına uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenlerle davalıların hesaplanan ve mahkememizce kabul gören zararın davalılardan TBK'nın 61.maddesi gereğince müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının kabulü ile; 105.000,00 TL'nin davalılar ----------Ş. Ve -------- - ---------- 11/05/2020 tarihinden, 2.282.580,30 TL nin 21/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 163.095,61 TL harçtan peşin alınan 40.773,91 TL nin mahsubu ile bakiye 122.371,70 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan; 18.000,00 TL. bilirkişi ücreti, 773,25 TL posta masrafı toplamı 18.773,25 TL. yargılama gideri ve 40.833,21 TL harç gideri olmak üzere toplam 59.606,46 TL. 'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı lehine AAÜT uyarınca taktir edilen 322.633,83 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde ---------- Arabuluculuk Bürosu'nun ----------- sayılı dosyasında takdir edilen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, hazır taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/11/2024