T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2014/32 Esas
KARAR NO: 2024/817
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 22/01/2014
KARAR TARİHİ: 13/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ----------, ----------- Şirketi tarafından işletilmekte olan “--------” unvanlı hastanede 28.08.2013 tarihinde bir böbrek ameliyatı olduğunu, ancak davalı doktorlar ---------,---------- ve ------------ oluşan heyet tarafından gerçekleştirilen ameliyatta müvekkilim ---------- hasta olan sol böbreği yerine yanlış taraf cerrahisi sonucu sağ böbreği alınmış olduğunu, bununla birlikte, daha sonra ------------Hastanesi'nde yapılan tetkiklerde, sol böbreğin alınmasına gerek olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir, bir başka deyişle müvekkili --------------- bu aşamada sol böbreğinin alınmasına dahi tıbben gerek yokken ihtiyacı olmayan hatalı bir ameliyat neticesinde sağ böbreğini de kaybetmiş olduğunu, daha sonrasında ise, müvekkili------------ yaşamına devam edebilmesi için yanlış alınan sağ böbreği yerine yeni bir böbreğin nakli zorunluluğu doğduğunu, bunun sonucunda da, diğer müvekkili ----------- kendi böbreğini annesi ------------- vermek zorunda kaldığını, bu böbrek nakli ameliyatı, ---------- Hastanesi'nde 24.09.2013 tarihinde gerçekleştiğini, yapılan hatalı ameliyat sonucunda hem hatalı tıbbi uygulama (malpraktis) sonucunda bir böbreğini kaybeden müvekkili ----------- hem de annesine kendi böbreğini vermek zorunda kalan müvekkili ---------- maddi ve manevi olmak üzere zarara uğradığını, ancak kendilerinin bu zararları davalılar tarafından halen tazmin edilmediğini, hatta davalılardan --------- zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ----------Ş. Ve diğer davalılar ---------- ve ------------ zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ----------Ş'ye yapılan tazmin talepleri dahi haksız olarak red edildiğini, -----------Ş., yapılan görüşmeler neticesinde tazmin talebini sözlü olarak red ederken, -----------Ş. ise ekli olarak sunulan red yazısı uyarınca taleplerini yerine getirmekten kaçındığını, müvekkili ----------- maruz kaldığı hatalı tibbi uygulamaya dair rapor ve kayıtlar ile birlikte ------------ Hastanesi bünyesinde yapılan böbrek nakline ilişkin tıbbi rapor ve kayıtlar işbu dilekçemiz ekinde Sayın Mahkeme'nin bilgisine sunduklarını, sayın Mahkeme açısından önem arz eden, özellikle sol böbrek yerine sağ böbreğin hatalı bir şekilde alındığına ve hastane doktor ve yetkililerinin bu hatayı kabul ettiklerini gösteren bölümler fosforlu kalem ile işaretlenerek Sayın Mahkeme'nin dikkatine sunulduğunu, bununla birlikte davalılardan ---------Ş'nin sigorta ettirten hastane sıfatıyla sigorta şirketleri -----------Ş ile -----------Ş'ye yapmış olduğu başvurularda da müvekkili ----------- yanlış böbreğinin alınmış olduğu açık ve kesin bir şekilde kabul ve ikrar edilmiş olduğunu, müvekkilleri tarafından çekilen ve konunun detayını ortaya koyan ihtarnameyi de dilekçeleri ekinde ibraz ettiklerini, yukarıda izah edilenler ışığında, adı geçen davalılar hakkında aşağıdaki taleplerle maddi ve manevi tazminat davası açılması zaruriyeti doğduğunu, ayrıca, müvekkilleri ---------- ve ----------- HMK md. 334 uyarınca “kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen” karşılama imkanı bulunmadığını, müvekkili --------- tek gelir kaynağının eşinin vefatı sebebiyle kendisine bağlanan 292,81 TL iken, diğer müvekkili ------------ tek gelir kaynağı ise babasının vefatı sebebiyle kendisine bağlanan 146,42 TL ölüm aylığı olduğunu, muhtarlık tarafından düzenlenen ekli fakirlik belgeleri de müvekkillerinin yeterli mali güce sahip olmadığını teyit eder nitelikte olduğunu, müvekkileri adına Mahkemeden geçici ödeme talebinde bulunduklarını, huzurdaki davada bu iki şartın gerçekleşmiş olduğu sunmuş olduğumuz beyan ve deliller ile sabit bulunduğunu, bu noktada, adli yardım talebinde bulunduklarını, yukarıda açıkladıkları sebeplerden ötürü, hatalı tıbbi uygulama sonucunda Müvekkillerim ---------- ve ---------- böbreklerini kaybetmelerine sebebiyet veren olay çerçevesinde ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haklı davalarının kabulüne; müvekkili ----------- adına 10.000,- TL'den az olmamak ve davalı sigorta şirketleri bakımından zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesindeki miktar ile sınırlı olmak kaydıyla maddi tazminatın (belirsiz alacak talebi), ameliyatın gerçekleştiği 28.08.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili ----------- adına 400.000.- TL'den az olmamak ve davalı sigorta şirketleri bakımından zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesindeki miktar ile sınırlı olmak kaydıyla manevi tazminatın (belirsiz alacak talebi), ameliyatın gerçekleştiği 28.08.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili ----------- adına 10.000,- TL'den az olmamak ve davalı sigorta şirketleri bakımından zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesindeki miktar ile sınırlı olmak kaydıyla maddi tazminatın (belirsiz alacak talebi), ameliyatın gerçekleştiği 28.08.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; müvekkili ------------ adına 250.000,- TL'den az olmamak ve davalı sigorta şirketleri bakımından zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesindeki miktar ile sınırlı olmak kaydıyla manevi tazminatın (belirsiz alacak talebi), ameliyatın gerçekleştiği 28.08.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; müvekkillerine bir geçici ödeme yapılmasına karar verebilmesini talep ettiklerini, tebligat ve duruşma yapılmaksızın, müvekkilleri ---------- ve ----------- her birinin HMK 334. madde uyarınca adli yardımdan yararlanmalarına izin verilmesini ve kendilerine HMK md. 335 uyarınca (a) yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet ve (b) dava ve İcra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi imkanlarının tanınmasını; tebligat ve duruşma yapılmaksızın, Türk Borçlar Kanunu'nun 76. maddesi uyarınca müvekkili ------------ adına 100.000,00- TL'den az olmamak üzere Sayın Mahkeme'nin takdir edeceği bir tutarda geçici ödemeye karar verilmesine ve işbu geçici ön ödemenin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, tebligat ve duruşma yapılmaksızın, Türk Borçlar Kanunu'nun 76. maddesi uyarınca müvekkili ----------- adına 100.000,,00 TL'den az olmamak üzere Mahkemenin takdir edeceği bir tutarda geçici ödemeye karar verilmesine ve işbu geçici ön ödemenin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ile vekalet ücretinin Davalılara yükletilmesine karar verilmesine talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ----------- vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazında bulunduklarını, görev itirazlarının kabulü ile dosyanın ------------ Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu üzücü olayda müvekkili hekimin sorumluluğunu gerektirecek hukuksal şartlar bulunmadığını, dava konusu olay ile ilgili olarak, hiçbir şekilde müvekkiline atfedilecek en ufak bir kusur, ihmal veya mesleki hata mevcut bulunmadığını, müvekkili hekimin kusuru ile ortaya çıkmış olması, zarar ile hekimin davranışı arasında uygun illiyet bağının bulunması yasal bir zorunluluk olduğunu, bu şartlardan birinin bulunmadığı bir durumda hekimin hukuki sorumluluğundan bahsetmek mümkün olmayacağını, müvekkili hekimin fiili arasında illiyet bağı bulunmadığını, dava konusu olayda müvekkili hekime kusur izafe edilemeyeceği gibi zarar ile müvekkili hekimin davranışı arasında nedensellik ilişkisi de bulunmamakta olduğunu, dava konusu olayın kronolojik olarak gelişiminin davacı hasta ----------, davalı ----------- Polikliniğinde görevli ----------- tarafından son dönem böbrek yetmezliği teşhisi konulması üzerine 28.08.2013 tarihinde Nefrektomi ameliyatına alındığını, müvekkili hekim, Anestezioloji ve Reanimasyon uzmanı olup ameliyatı gerçekleştiren hekim olmadığını, müvekkili hekim, ameliyat öncesi hastanın anestezisini sağlayan hekim olduğunu, hastaya postoperativ (ameliyat sonrası) dönemde analjezi sağlamak ve düşük doz anestezik ilaç kullanmak amacıyla kombine spinal - epidural anestezi uygulanmasına karar verildiğini, hastanın ameliyat odasına alındığını, hastaya epidural kateter yerleştirildikten sonra genel anestezi verilmeden önce diğer davalı ----------- tarafından hastanın sintigrafisi (2) ve operasyon için incelendiğini, genel anestezi için gerekli ilaçların verilmesinin akabinde de entübe edilerek hastanın operasyona hazır olduğu cerrahi ekibe bildirildiğini, müvekkili hekimin uzmanlık alanı olan anestezi açısından rahat geçen ameliyat sorunsuz, herhangi bir komplikasyon yaşanmadan sonlandırılmış olduğunu, davacı ----------- tarafından ikame edilen huzurdaki iş bu dava ile sol böbreği yerine sağ böbreğinin alındığını iddia edilmiş ve operasyona katılan diğer hekimlerle birlikte anestezi uzmanı müvekkili hekim de davalı olarak gösterildiğini, oysaki, müvekkili hekim, yukarıda da açıklandığı üzere operasyonda yalnızca anestezi uzmanı olarak görev aldığını, söz konusu vaka, müvekkili hekim tarafından uygulanan anestezi işleminin sonucu olmadığını, zira; müvekkili hekimin cerrahi bir müdahalesi bulunmadığını, müvekkili hekim tarafından yapılan anestezi uygulamasında ise herhangi bir uygulama hatası, kusur, ihmal ve özen eksikliği bulunmadığını, bu nedenle de meydana gelen sonuç ile müvekkili hekim uygulaması arasında bir nedensellik ilişkisi kurulması mümkün olmadığını, illiyet bağının mevcut olmadığı bir durumda da sorumluluktan bahsetmenin hukuken imkanı olmadığını, davanın reddinin gerektiğini, müvekkili hekimin kusurlu olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu olay açısından hastanenin iddia edilen durumun ortaya çıkmasındaki sorumluluğunun özel olarak irdelenmesi gerekmekte olduğunu, hastalığın teşhis ve tedavisi sürecinde hekimin yanı sıra sağlık personeli ile de işbirliği içerisinde hareket edilmekte ve birlikte tıbbi müdahalede bulunulmakta olduğunu, dikey iş paylaşımı olarak adlandırılan bu durum nedeniyle tıbbi müdahale sonucu ortaya çıkacak zarardaki sorumlu ya da sorumluların tespiti önem arz etmekte olduğunu, Yargıtay’ın içtihat haline gelen kararlarında ve ----------- sayılı kararında(4) denetim sorumluluğunu da vurgulanmakta olduğunu, opere edilecek hastanın servisten ameliyathane salonuna kadar güvenli transferi ve ameliyathane salonunda izlenecek kurallara uyulması, güvenli cerrahi aşamaları için vazgeçilmez kurallardan olduğunu, bu sebeple hastanelerin akreditasyon kriterlerini yerine getirmesi “taraf cerrahisi” adı verilen bu hataların önüne geçmek açısından önemli olduğunu, hastanenin akredite olmaması halinde dahi ameliyat hizmetleri verilirken uygulanacak kuralların belirlenmesi açısından “Kamu Hastaneleri Tıbbı Hizmetler Sunum Rehberi”nde mevcut kriteri referans olarak kullanılması gerektiğini, söz konusu olayda hastanın ameliyata alınana kadarki dönemde bir işleyiş ve organizasyon hatası olduğu görülmektedir. Hastane idaresinin iş akışının hatayı en aza indirecek şekilde düzenlenmemiş ve denetlenmemiş olması dava konusu durumun oluşmasında en önemli etken olduğunu, yukarıda ifade edildiği üzere müvekkili, görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmiş olduğunu, davacıların tüm tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için aksi düşünüldüğünde bile talep edilen tazminat miktarları çok fahiş olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, maddi tazminat miktarının uzman bilirkişilerce tespit edilmesi ve davacı tarafça da ispat edilmesi gerekmekte olduğunu, davacı tarafından talep edilen 650.000 TL tutarındaki manevi tazminat miktarı ise oldukça fahiş olduğunu, manevi tazminatın miktarı bir tarafın zararına diğer tarafın zenginleşmesine neden olmaması gerektiğini, zira manevi tazminat ceza niteliği taşıyamayacağını, deliller toplandıktan sonra dosya üzerinden uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinde bulunduklarını, yukarıda açıklanan nedenlerle, olguda müvekkil hekime atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ------------ vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanında bulunmamakta olduğunu, müvekkili doktorluk görevini icra ettiğinden tacir olmadığından müvekkili yönünden ticaret mahkemeleri görevli olmadığını, davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu inancıyla davanın görev yönünden reddine karar verilmesi talep ettiklerini, müvekkili ---------, -------- Hastanesi'nde çalışmakta olduğunu, 15.07.2013 tarihinde hastane hemşirelerinden--------- annesi -----------yan ağrıları şikâyeti ile hastaneye başvurduklarını, hasta ve yakınları, hastanın yüksek tansiyon ve halk arasında diyabet olarak bilinen diabetus mellitus hastası olduğunu; 12 yıl önce sağ tarafını görmeme ve hafıza kaybı ile giden ---------- geçirdiğini, 2004 yılında sağ böbreğe açık taş ameliyatı ve sonrasında 10 kez ESWI (şok dalgaları ilc taş kırma) ve 1 kez PNL (geniş taşları böbrekten çıkarmaya yönelik bir ameliyat) uygulandığını belirtmiş olduklarını, hastanın daha önce sağ ve sol yan ağrıları, sürekli tekrarlayan üriner enfeksiyonlar ve kontrolsüz hipertansiyon nedeniyle ---------, ---------, ----------, ----------ve -------- çeşitli sağlık kuruluşları veacil servislere, ayrıca ------------- Fakültesi'ne başvurduklarını ifade etmiş olduklarını, hastanın şikâyetleri, hikayesi, özgeçmişi ve yapılan tetkikler sonucunda 12 yıl önce genç yaşta geçirilmiş SVO hikayesi olan, her iki böbreğe toplam 12 kez invaziv ve minimal invaziv taş girişimleri uygulandığını, her iki böbreğinde uzun zamandır var olan geri dönüşümsüz ilerleyici böbrek fonksiyon bozukluğu ve parankimal hastalık (ki sonrasında patolojik olarak da teyit edilmiştir) saptanmış, hipertansiyon, diabetus mellitus, hipotiroidi gibi ciddi yandaş hastalıkları olan ve bunlara bağlı olarak yan ağrıları, Balik gibi kronik şikayetleri bulunan hastanın kontrolsüz hipertansiyon, üriner enfeksiyona bağlı sepsis (kan zehirlenmesi), inme-felç gibi serebrovasküler hadiseler açısından risk altında olduğu tıbben anlaşılmış olduğunu, bu riskleri ortadan kaldırabilecek medikal bir yaklaşım veya böbreklerde düzeltilebilir bir girişimin mümkün olmaması üzerine nefrektomi endikasyonu (böbreğin alınması) yoluna gidilmek zorunda kalındığını, kaldı ki hipertansiyon, geçirilmiş SVO olması ve SVO riskinin devam etmesi, kronik renal parankimal bilgisi olduğunu, onam formunda da mevcut olduğu üzere hastanın er ya da geç hemodiyaliz programına alınabileceği ve transplant ihtiyacının doğacağı göz önünde bulundurularak, kontrolsüz hipertansiyon ve tekrarlayan üriner enfeksiyonundan kurtulabilmesi adına nefrektomi yapılmasına karar verildiğini, bu, hastanın hem o tarihte hem de gelecekteki sağlığı açısından hayati ve lehine önem arz eden bir karar olduğunu, sayın mahkemenizce de takdir edileceği üzere davacıların dava dilekçesinde yer alan “sol böbreğin alınmasına dahi tıbben gerek yokken” ifadelerinin doğru ve haklı olmadığını, izah ettikleri üzere müvekkili, tıbbın ve hastanın sağlık koşullarının gerektirdiği şekilde hareket ettiğini, davacılar, sol böbreğin alınmasına dahi tıbben gereklilik olmadığı iddialarını, daha sonra hastaya böbrek naklinin yapıldığı ----------- Hastanesi'nde yapılan tetkiklere dayandırmakta olduklarını, ---------- Hastanesi'ndeki tetkiklerin bu yönde olduğuna dair davacıların sunduğu bir delil bulunmadığını, hastanın nefrektomi endikasyonuna ihtiyacı olmadığı yönündeki soyut, hukuki dinlenirlikten uzak iddiaları bir görüşü hiçbir bilimsel, tıbbi ve somut veriye dayanmadığını, kabul edilemeyeceğini, davacı ---------- kızı -----------, ameliyatın yapıldığı hastanede uzun zamandan beri hemşire olarak çalıştığını, ameliyat hakkında hasta yakını olarak onunla da görüşüldüğünü, davacılar ameliyatın laparoskopik olmasını istediklerini, davacının hastaneye yattığı 26.08.2013 tarihinden itibaren, hastanın rutin işlemlerine karışmasının mesleki açıdan uygun olmayacağı konusunda müvekkili tarafından uyarılmasına rağmen hasta ile ilgilenmiş olduğunu, bunun akabinde hastanın ameliyathaneye tesliminin de yine hemşire kızı --------- tarafından gerçekleştirildiği tutulan “Ameliyathaneye Hasta İstem Formu”nda da sabit olduğunu, hatta bu form davacı tarafça mahkemeye sunulan eklerin içinde yer almakta olduğunu, bu formda da görüleceği üzere hasta, taraf cerrahisi yapılmaksızın ameliyathaneye ----------- tarafından 09:00'da teslim edilmiş ve ardından da ameliyat başladığını, dolayısıyla davacıların yanlış taraf cerrahisi uygulandığı yönündeki iddiaları gerçeği yansıtmamakta olduğunu, normal şartlarda herhangi bir hastanın taraf işareti olmadan ameliyathaneye girmesi, hatta servisten çıkması mümkün değilken ---------- kendi inisiyatifi ile hastayı işaretsiz olarak ameliyathaneye bizzat götürmüş olduğunu ve yine ameliyathaneye alınmasını da kendisinin sağladığını, bunun ardından üroloji kliniğinde yatan hastalara vizit yapmakta olan müvekkiline hastanın ameliyathaneye alındığı haberi verilmesi üzerine müvekkilinin apar topar ameliyathaneye gitmek zorunda kaldığını, hastaya taraf işareti uygulanamadığını; hatta bu hususta harekette bulunmak üzere müvekkiline yahut diğer personele zaman dahi tanınmadığını, buna rağmen tıbbi müdahalede hata yapılmamış, fonksiyon bozuklukları değerlendirilerek sağ böbreğin alındığını, dava konusu olayın müsebbibi bizzat davacının hemşire kızı ----------- olduğunu, yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği 132. maddede de hastaların tedaviye hazırlanması hemşirelerin görevleri arasında sayıldığını, bu durumda ----------- kusurlu davranışı sonucunda müvekkiline kusur izafe edilmesi mümkün olamayacağını, hatalı bir tıbbi uygulama olmadığını, hastanın mevcut fonksiyon bozuklukları nedeniyle tedavi sıralamasında değişiklik meydana geldiğini, müvekkili, hastanın şikâyetleri ile geçmişte yaşadığı ve halen yaşamakta olduğu sağlık sorunlarını gerekli dikkat ve özeni göstererek dinlediğini, değerlendirdiğini ve en yararına olan tedavi yolunu seçtiğini, bu aşamada hastanın hemşire kızı ---------- da bilgilendirildiğini, mesleği nedeniyle aşikar olsa da gerekli tıbbi açıklamalar ona da yapıldığını, ---------- sayılı ve 19.10.2006 tarihli kararında "Doktor. hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, tıbbi açıdan zamanında somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir biçimde almak, uygun tedavi yöntemini belirleyip uygulamak zorundadır." demekte olduğunu, müvekkilinin de aynen bu şekilde davrandığını, sağ böbreği aldığını, hastasına karşı onun yararı ölçüsünde tıbbi tüm bilgisi ve tecrübesi ışığında hareket ettiğini, yine de hastada ve yakınlarında meydana gelen olumsuz algıyı düzeltmek amacıyla ameliyattan sonra kendileriyle defalarca görüştüğünü ve uzlaşma, tedavi sıralamasındaki değişikliğin getirdiği olumsuzlukları vicdanen karşılama talebinde bulunduğunu, müvekkilinin iyiniyetli çabalarının karşısında davacı ----------, somutlaştırılmamış maddi ve manevi zararının karşılanması talepli ihtarnamesi üzerine görüşmeler yapıldığını, davacı önce 400.000,00-TL nakit para ve --------- yaşadığı müddetçe her ay 2.,000,00-TL maaş ile 2.000.00.TL bakıcı parası şeklinde fahiş ve kötüniyetli taleplerde bulunduğunu, daha sonra 23.11.2013'te yapılan yeni görüşmede davacılar vekili tarafından ----------- için 1.040.000,00-TL maddi, 400.000,00-TL manevi tazminat ve ömür boyu sağlık masraflarının karşılanması; --------- için 100.000,00-TL maddi, 250.000,00-TL manevi tazminat kısaca toplamda 1.790.000 TL ( eski para ile bir trilyon yediyüz doksan bin TL ) gibi hiçbir şekilde karşılanamayacak fahiş taleplerde bulunmuş, yetmemi üstüne ömür boyu sağlık masraflarının karşılanması talebini de eklediklerini, müvekkilinin iyiniyetli yaklaşımına karşılık kötüniyetli, haksız ve olayı ticarete çeviren bu talepler, mevcut bir tıbbi hata da bulunmadığı gerçeği karşısında kabul edilmediğini, bütün dikkat ve özen yükümlülüklerine uymak suretiyle hasta için en iyi tedaviyi uygulamaya çalışan müvekkilinin tedavi sıralamasında yaptığı değişikliği fırsat bilen ve hatta birinin kızı ötekinin kız kardeşi olan ----------- kusurlu davranışını da müvekkiline yükleyen davacıların, maddi-manevi zarara uğramış oldukları asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için varsayılsa dahi bu zararlarını karşılama amacından saptıklarının çok açık olduğunu, mahkemenin bu gerçeği göz önünde bulundurarak hakkaniyete uygun bir değerlendirme yapacağına inandıklarını, maddi-manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığını, dava konusu olayda, TBK'nın maddi-manevi tazminat talep edilebilmesi için öngördüğü şartların oluşmadığını, her iki böbrekte de fonksiyon kaybı olması ve bunun diğer yandaş hastalıklarla birlikte hasta için çok ciddi risklere yol açması dolayısıyla ortada kusurlu bir eylem olmadığını, tazminat sorumluluğu şartlarından biri kusurlu eylem olup müvekkiline izafe edilecek kusur bulunmadığından, her iki davacının bu taleplerinin reddinin gerekmekte olduğunu, sorumluluğun diğer bir şartı ise zarar olduğunu, kusurlu eylem sonucunda bir zararın doğması gerekmektedir ki bu zarar tazmin edilebilsin. Asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için müvekkilin eylemi kusurlu sayılsa dahi çıkartılan sağ böbreğin kronik parankimal hastalıklı olduğunu (kronik pyelonefrit), ayrıca böbrekte atipi içeren (metastaz - yayılma- riski olan tümör dokusu) anjiyomyolipom bulunduğunu gösterir değişik patoloji departmanından alınan patoloji sonuçları mevcuttur ve bu sonuçlar ekte sunduklarını, davacı -----------, fonksiyon kaybı bulunan ve diğer yandaş hastalıklarıyla birlikte yeniden SVO geçirmesi gibi pek çok riskle kendisini baş başa bırakan tek böbrek ile hayatını sürdürmek zorunda kalacak iken, sağlam böbrek nakli ile şu anda eskisinden daha sağlıklı vaziyette olduğunu, dolayısıyla sağlığı açısından doğmuş bir zarar bulunmamakta olduğunu, davacılardan ---------, ------------- kızı olup ameliyattan sonra annesine böbreklerinden birini vermiş olduğunu, maddi-manevi tazminat talepleri de buna dayanmakta olduğunu, fakat bu taleplerin hukuki dayanağı olmadığını, zira ----------- nezdinde bir zarar doğmuş olsa dahi bu zararın tamamen kendi iradesiyle böbreğinin birini ----------- bağışlaması sonucu doğmuş olduğunu, davacı, bir başkasından organ nakli yolunu seçebilecekken kendi iradeleriyle bu yola gitmiş olduğunu, müvekkilin bu hususta herhangi bir dahli ve alakası bulunmadığını, esasında ------------, kendi iradesiyle gerçekleştirdiği bağış işlemi sonucu uğradığı zararı talep etmesinin mümkün olmayacağını, ------------ yönünden de, kusur, eylem ve illiyet bağı şartlarının da oluşmadığının ortada olduğunu, dolayısıyla maddi-manevi tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini, davayı asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtmek gerekir ki istenilen miktar toplamda şimdilik kaydıyla- 670.000,00-TI. olup bu miktar fahiş olduğunu, zira TBK 54. madde bedensel zarar sonucu istenebilecek kalemleri saymış ve bu hususta ispat yükünü 'BK 50. madde ile talepte bulunana yüklemiş olduğunu. oysa davacıların maddi tazminat talepleri afaki olduğu gibi fahiş olduğunu, TBK 54. madde'de yer alan kalemlere dikkat edilecek olursa; “kazanç kaybı” “çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” ve “ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar” her iki davacı için de söz konusu olmadığını, bu kalemlerdeki kayıplar zaten doğmadığını, zira böbreklerden birinin olmamasının kişide yol açacağı çalışma gücü kaybı ve benzeri kayıplar söz konusu olmadığını, ayrıca dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacılardan 54 yaşındaki eşinin, diğeri babasının ölümü ertesinde bağlanan aylıkla geçinmekte olup çalışmamakta olduğunu, bu nedenle herhangi bir kazanç kaybı ya da ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan bir kayıp söz konusu olmadığını, manevi tazminat taleplerinin de fahiş olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihadı uyarınca " manevi tazminat ne bir zenginleşme aracı ne de bir cezadır." şeklinde olduğunu, oysa davacıların talep ettiği miktara bakıldığında manevi tazminat kurumunun, kişideki üzüntü ve elemin bir nebze de olsa giderilmesinden çok zenginleşmeyi amaçladığı görüleceğini, şayet sayın mahkeme tazminata hükmetme kanaatinde olursa, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacıların taleplerinin makul ve zararla sınırlı düzeye çekilmesi gerekmekte olduğunu, davacıların geçici ödeme talepleri kabul edilemez nitelikte olduğunu, davacılar, her biri için 100.000,00-TL.'lik geçici ödeme talebinde bulunmuş olduklarını, bu talebin karşılanmasının mümkün olmadığını, zira TBK 76. madde, davacıların dilekçelerinde de belirttikleri üzere böyle bir ödeme için zarar görenin iddiasının haklılığını şart koşmuş olduğunu, dilekçemiz boyunca izah etmeye çalıştığımız nedenler göz önüne alındığında, karşı tarafın iddialarının haksız ve madde hükmünü fırsata çevirmeye çalışan bir yaklaşımın ürünü olduğu anlaşılacağını, bu nedenle zaten fahiş olan ve a açık zenginleşme amacı taşıyan bu geçici ödeme talebinin de reddi gerekmekte olduğunu, usul hukukunda yeri de olmayan, yargılamaya muhtaç bu talebin de reddi gerekmekte olduğunu, açıklanan nedenlerle, görevli --------- Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan davanın görev yönünden reddine, geçici ödeme talebinin ve haklı ve varit bulunmayan davanın reddine, dava harç, masraf ve ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ----------Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazında bulunduklarını görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, , davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilerek dosyanın görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkili hastane son teknoloji ile donatılmış ameliyathane ve yoğun bakım servisleri ile mesleğinde başarılı hekim,hemşire ve yardımcı personeli istihdam etmekte olduğunu, müvekkili kendisine başvuran hastalara müdahale etmesi için her branşta uzman hekim görevlendirmekte olduğunu, müvekkil hastane,muayene ve tedavi için gerekli şartları oluşturmak ,nitelikli personeli istihdam etmek ve gerekli tıbbi malzemeyi tedarik etmekle sorumlu olduğunu, müvekkili çalıştırdığı personelin seçiminde son derece dikkatli ve hassas olduğunu, ameliyatı gerçekleştiren diğer davalı doktorların kariyerlerine bakıldığında bu hususun açıkça görüleceğini, bu minvalde müvekkili hastanenin yanlış taraf cerrahisi nedeniyle açılan iş bu davada davacının yönelttiği hakkın istenebileceği kişi olmaması nedeniyle davada taraf sıfatı olmadığından esas hakkında bir inceleme yapılmadan, müvekkili hastane yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece görev ve husumet yönünden itirazlarımızı reddetmesi halinde davanın esasına ilişkin beyanlarımız şu şekilde olduğunu, davacı ---------- kızı ---------- müvekkili hastanede hemşire olarak çalışmakta olduğunu, ------------ annesi olan davacı hastanın pre-op dosyasını doldurduğunu ve yine kendisi eşliğinde kata getirildiğini, hastanın ameliyata hazır hale getirilmesine ilişkin tüm süreci ve hastanın bütün hazırlıklarını hemşire ----------- takip ettiğini, hastanın hazır olup olmadığı sorulduğunda herşeyin hazır olduğunu beyan ederek ameliyathaneye teslim edildiğini, operasyon yapılacak olan tarafın belirtilmesi ve taraf işaretinin koyulması hastanın hazırlıklarıyla ilgilen hemşire kızı tarafından yapılmadığını, ameliyatı yapacak doktora da bu konuda hiçbir uyarı ve hatırlatmada bulunmadığını, taraf işareti yapılmaması nedeniyle sol börek yerine sağ böbreğe ameliyat yapıldığını, ayrıca doktor beyanı ve ameliyat sonrası yapılan patolojik incelemelerde alınan raporlara göre; ameliyat sırasında sol börek yerine sağ böbreğin alınmasının nedeni hastanın her iki böreğinin de ileri derecede fonksiyonel kayıpları olmasından kaynaklandığını, her ne kadar sol böbrek yerine sağ böbrek alınmışsa da bilgisayarlı tomografi ve renogramda alınan sağ böbrekte fonksiyon kaybı olduğu, geçirilmiş taş hastalıkları, enfeksiyon, tumor olduğu ve normal anatomik ve fizyolojik yapıda olmadığı ortaya çıktığını, sağ böbrek alınmasa idi dahi hastanın bu böbrekle yaşama şansının çok az olması nedeniyle böbrek nakli yapılması tıbbi bir gereklilik olduğunu, alınan sağ böreğe ilişkin Patolojik Raporlar dilekçe ekinde sunulduğunu, mahkemenin ve inceleme yapacak bilirkişilerin davacıların tazminat talepleri kabul etmesi halinde tazminat bedelini belirlerken bu hususların dikkate alınmasını talep ettiklerini, davacı ---------- zararlarını ispat etmesi koşuluyla maddi tazminat talep hakkı var ise de diğer davacı ----------- annesine verdiği böbrek sonucu uğradığı zararlar nedeniyle maddi tazminat talep hakkı olmadığını, somut olaya bakıldığında yanlış ameliyat-haksız fiil diğer davacı anne ------------ karşı işlenmiş olduğunu, neticeten,----------- haksız fiil neticesinde herhangi doğrudan bir zarara uğramaması, zarar ile fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunmaması ve iddia ettiği maddi zararlar kendi rızası sonucu oluşması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddi gerekmekte olduğunu, davacı vekili dilekçesinde, ------------ adına 400,00 TL ,----------- adına 250,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu, talep edilen tazminat talepleri yargılama uygulamaları dikkate alındığında çok fahiş olduğunu, manevi zararın tazmininde, davacının yaşı ve cinsiyeti, mesleki, ekonomik ve sosyal durumunun incelenerek karara varılması gerektiğini, dava dilekçesi incelendiğinde davacı ---------- 292,81 TL ,------------ ise 146,42 TL geliri olduğu,muhtarlık tarafından fakirlik belgesi düzenlendiğini ve maddi imkansızlık nedeniyle Adli Yardım talebinde bulundukları görüldüğünü, bu minvalde talep edilen manevi tazminat davacıların zenginleşmesine yol açacağını, manevi tazminatın amacını aşacak derecede fahiş olduğunun ortada olduğunu, Yargıtay'ın Yerleşik Uygulamalarına örnek olması açısından ------------- Kararda "tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Mahkemece, davanın açıldığı tarih itibariyle, tarafların sosyal ve ekonomik durumları zabıta marifetiyle ve ilgili yerlerden sorulmak suretiyle kanaat oluşturacak nitelikte araştırılmadan ... TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Mahkemece, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.” şeklinde karar verilerek ilamın bozulmasına karar verildiğini, bu açıklamalar ve Yargıtay Uygulamaları dikkate alındığında talep edilen miktar olayın gelişimi ve tarafların sosyo-ekonomik durumu dikkate alındığında çok fahiş olduğunu, tarafların bu olaydan zengin olmaya çabaladıklarını, bu durum müvekkili hastane için sürpriz olmadığını, zira uzlaşma görüşme kapsamında davacılar zararı gidermekten ziyade nasıl zengin olabiliriz hesabıyla hareket ettiklerini, her uzlaşma görüşmelerinde tarafımızca hayretle karşılanan taleplerini ilettiklerini, davacılar müvekkili hastaneyle yapılan ilk görüşmede 5 kardeş olduklarını o nedenle 3+1 ev alınmasını talep ettiklerini, ayrıca ayda 2.000 TL maaş bağlanmasını, ayrıca 2.000 TL bakıcı parası ve hem annenin hem de kızının hastanemizde ömür boyu tüm sağlık harcamalarının karşılanmasını talep ettiklerini, daha sonra yapılan her uzlaşma görüşmelerinde bu taleplerini artırmaya başladıklarını, ekte sunulan 04.11.2013 Tarihli ve 23.11.2013 Tarihli uzlaşma görüşmelerinde bu husus görüleceğini, davacılar ayrı ayrı TBK md.76 uyarınca 100.000 TL'den az olmamak üzere geçici ön ödeme talep ettiklerini, TBK md.76 gerekçesinde” Tasarının iki fıkradan oluşan 75 inci maddesinde, geçici ödemeler düzenlenmekte olduğunu, bu yeni düzenlemeyle, meselâ, hiçbir sosyal güvenceden yararlanamayacak durumda bulunmakla birlikte, somut olayda uğradığı zararın giderilmesi için acilen parasal bir desteğe ihtiyaç duyan ve tazminat yükümlüsünün, uğradığı zarardan sorumluluğunu hâkime sunduğu inandırıcı kanıtlarla ortaya koyan zarar görenlerin korunması amaçlanmıştır....” gerekçeden açıkça anlaşılacağı üzere ön ödemeye karar verilmesi için acilen parasal desteğe ihtiyaç duyulması hali arandığını, örnek olarak da sosyal güvenceden yararlanamayacak şahısları belirtmiş olduğunu, davacıların --------- olmakla birlikte acilen paraya ihtiyacı olduğunu gösterir herhangi bir delilde dosyaya mevcut olmadığını, bu nedenle ön ödeme taleplerinin reddi gerekmekte olduğunu, ayrıca bu maddede ödenecek geçici ödemeler maddi tazminat ödemeleriyle ilgili olduğunu, ancak bu konuda yaptırmış oldukları ZMSS / Zorunlu Mesleki Sağlık Sigortası poliçeleri kapsamında hem davalı ----------- hem de diğer Davalı ---------- ve ----------- yüklenebilecek tazminat sorumlulukları için her biri adına 400.000 TL miktarlı sigortamızın olması ve bunlarla ilgili diğer davalılar ---------Ş. ve -----------Ş.ne de başvurular yapılmış olması karşısında, Sigorta Mevzuatı uyarınca gerek ön ödeme talebinin gerekse hüküm altına alınacak tazminatların, öncelikle sigorta şirketlerinden bu kapsamda tahsiline karar verilmesini talep etmekte olduklarını, yukarıda açıklanan ve resen göz önüne alınacak nedenlerle; öncelikle görevsizlik nedeniyle dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine kararı verilmesine, görevsizlik itirazlarının kabul görmediği takdirde yapılacak yargılama sonrasında haksız davanın reddine karar verilmesini, tazminata hükmedilmesi halinde ise; öncelikle sigorta şirketlerinden tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ----------- cevap dilekçesinde özetle; görev itirazında bulunduklarını, davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmekte olduğunu, .dava konusu üzücü olayda hastanenin sorumluluğu üzerinde önemle durulması gerektiğini, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarları fahiş olduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarı fahiştir. Davacı tarafından talep edilen 650.000 TL tutarındaki manevi tazminat tamamen davacıların zenginleşmesine yönelik olduğunu, manevi tazminatın miktarı bir tarafın zararına diğer tarafın zenginleşmesine neden olmaması gerektiğini, zira manevi tazminat ceza niteliği taşıyamayacağını, olguda müvekkil hekime atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili talep artırım dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin her türlü dava, talep ve ıslah hakkımız saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen huzurdaki davada; davalarının kabulüne, belirsiz alacak şeklinde, ileride artırılmak üzere her bir Müvekkil için 10.000 TL olarak ileri sürülen maddi tazminat taleplerinin; ---------- adına 1.758.129,09 TL tutarında artırılarak toplam 1.768.129,09 TL olarak, davalı sigorta şirketleri bakımından sigorta poliçesindeki miktar ile sınırlı olmak üzere ameliyatın gerçekleştiği 28.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ---------- adına 1.555.374,40 TL tutarında artırılarak toplam 1.565.374,40 TL olarak, davalı sigorta şirketleri bakımından sigorta poliçesindeki miktar ile sınırlı olmak üzere ameliyatın gerçekleştiği 28.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, --------- adına 250.000 TL manevi tazminatın, davalı sigorta şirketleri bakımından sigorta poliçesindeki miktar ile sınırlı olmak üzere, ameliyatın gerçekleştiği 28.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile Davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ---------- adına 400.000 TL manevi tazminatın, davalı sigorta şirketleri bakımından sigorta poliçesindeki miktar ile sınırlı olmak üzere, ameliyatın gerçekleştiği 28.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin Davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava; davalı doktorlara böbrek ameliyatı olan davacı ---------- yanlış böbreği alındığı ve bu yüzden diğer davacı kızının ona böbreğini vermek zorunda kaldığı iddiası ile doktorlara, hastaneye ve doktorların zorunlu tıbbi sağlık sigortacılarına karşı açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış olup usulüne uygun tahkikat bitirilerek sözlü yargılama aşamasına geçilmiş, sigorta poliçesi, hasar dosyası celp edilmiş, davacıların tedavi gördüğü hastanelerden tedavi kayıtları celp edilmiş, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış, aktüer, kusur ve sigorta uzmanı bilirkişi heyet raporu alınarak dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı doktorlara böbrek ameliyatı olan davacı --------- yanlış böbreği alındığı ve bu yüzden diğer davacı kızının ona böbreğinin vermek zorunda kaldığı iddiası ile doktorlara, hastaneye ve doktorların zorunlu tıbbi sağlık sigortacılarına karşı açılan maddi ve manevi tazminat istemi olup, uyuşmazlık davalı doktorların ve hastanenin sorumlu olup olmadıkları, sorumlulaklırının kapsamı, kusur ve objektif sorumluluk kriterlerinin değerlendirilmesi, davalı sigortaların poliçeleri teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, mahkememizin görevli olup olmadığı, davalı hastanenin hasım sıfatı bulunup bulunmadığı, ameliyat ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunup bulunmadığı, davacılardan ---------- bir böbreğini diğer davacı ---------- vermesi nedenilye zarara uğrayıp uğramadığı, illiyet bağ olup olmadığ,ı bu nedenle davalılardan maddi tazminat isteyip isteyemeyeceği, davaya konu olayların davacıların kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyıp taşımadığı, manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Adli Tıp Kurumunun 19/10/2016 tarihli raporunda;'Davacı ----------- 28.08.2013 tarihinde maruz kaldığı ameliyata bağlı gelişen arızası sebebiyle 11.10.2008 tarih ve -------- sayılı ------------ yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: Kişinin ameliyat öncesinde tespit edilmiş olan sağlık durumuna göre var olan maluliyeti; Gr 1 XI (4Bc.......60) A %80, E cetveline göre %83.0 Kişinin ameliyat sonrasında gelişen maluliyeti; Gr 1 XI (4Bd.......50) A %100, E cetveline göre %100 Ameliyat sonrası- Ameliyat öncesi %17.0 (yüzdeonyedinoktasıfır) kronik pyelonefrit nedeniyle opere edilen ve sol böbreği yerine sağ böbreği alınan kişinin bu operasyon nedeniyle %17.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin ameliyat tarihinden itibaren 1 (bir) aya kadar uzayabileceği yönünde görüşlerini bildirmişlerdir. ----------- Kurulunun15/06/2020 tarihli mütalaasında; Ameliyat öncesi tetkik sonuçlarına göre sol hipofonksiyone-atrofik böbrek tanısı konulan kişiye 28/08/2013 tarihinde uygulanan sol nefrektomi operasyonunun endikasyonunun bulunduğu, ancak kişiye sağ nefrektomi operasyonu uygulandığı, sol nefrektomi operasyonu planlanan kişiye sağ nefrektomi uygulaması ile yapılan yanlış taraf ameliyatının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, hastanın her iki böbreğinde de kronik pyelonefrit bulguları ve parankim hasarı bulunduğu ve hasar oranının sol tarafta daha fazla olduğu, sorulan diğer hususlar hakkında ----------- Kurulundan görüş alınmasının uygun olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir.----------- karar nolu mütala raporunda; "Mevcut belgelere göre; 1-------- kızı, ------------ doğumlu ---------- 28.08.2013 tarihinde maruz kaldığı ameliyata bağlı gelişen arızası sebebiyle 11.10.2008 tarih ve --------- sayılı ----------- yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: A- Kişinin 28.08.2013 tarihindeki ameliyat öncesi mevcut durumu nedeniyle; Gr1 XI (4Bc.......60) A %80, E Cetveline göre; %83.0 (yüzdeseksenüçnoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, B- Kişinin 28.08.2013 tarihindeki ameliyat sonrasında gelişen maluliyeti; Gr1 XI (4Bd.......65) A %100, E Cetveline göre %100 (yüzdeyüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, C- 28.08.2013 tarihli Ameliyat sonrası %100 (yüzdeyüz)- 28.08.2013 tarihli Ameliyat öncesi %83.0 (yüzdeseksenüçnoktasıfır)= %17 (yüzdeonyedi) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 1 (bir) aya kadar uzayabileceği yönünde görüş bildirmişlerdir.
Adli Tıp Kurumunun 29/06/2022 tarihli mütala raporunda; mevcut belgelere göre --------- kızı ----------- doğumlu ----------- 24.09.2013 tarihli transplantasyon ameliyatı sebebiyle 11.10.2008 tarih ve --------- sayılı ------------ yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: Gr 1 XI (4a….25)A%29, 1-E cetveline göre: % 23.2 (yüzdeyirmiüçnoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, 2-İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 1(bir) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur." yönünde görüş bildirmişlerdir. Ayrıca 29/06/2022-9966 tarihli raporda davacı ----------- hakkında 21/01/2022 tarih--------- karar no ile mütalaa ilişik tutulmuş, mütalaanın dava konusu olayı ilgilendiren Üroloji, İç Hastalıkları, Genel Cerrahi ve Adli Tıp üyelerimizin ortak görüşleri ve kanaati doğrultusunda hazırlandığı ve bu branşlarda ki üyelerin imzaları ile Mahkememize sunulduğu, düzenlenme aşamasında dava dosyasında bulunan tüm tıbbi belgeler değerlendirildiği ve ----------- böbrek fonksiyon kapasitesi ameliyat öncesi ve sonrası durumuna göre düzenlendiği belirtilmiştir.
Alınan ATK raporları birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar davacı ----------- yönünden maluliyet oranının tespiti noktasında çelişki bulunduğu iddia edilmiş ise de ATK'dan alınan 19/10/2016 tarihli mütalaada heyette üroloji uzmanı doktorun bulunmadığı ve yine ----------- kurulu 29/06/2022 tarihli ek mütalaasında 21/01/2022 tarihli mütalaanın uygun olduğunu heyetteki uzmanlara da dikkat çekilerek belirtildiğinden raporlar arasında çelişki bulunmadığı kabul edilmiştir. Diğer davacı ---------- yönünden ise alınan maluliyet raporu ise emsal içtihatlara uygun tespitler içerdiği görüldüğünden hükme esas alınması gerekmiştir.09/12/2023 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde; Bilirkişi ---------- Tarafından, Tazminat tutarları yönünden değerlendirme sonucu : 28.08.2013 tarihli ameliyat nedeniyle, davacı ---------- işgöremezlik zararının seçenekli hesaplanarak 1. Seçenekte % 17 sürekli işgöremezlik oranına göre; Geçici tam işgöremezlik zararı 730,28 TL, Sürekli kısmi işgöremezlik zararı 442.794,18 TL, Toplam 443.524,46 TL, İkinci seç % 42 sürekli işgöremezlik oranına göre; Geçici tam işgöremezlik zararı 730,28 TL, Sürekli kısmi işgöremezlik zararı 1.093.962,09 TL, Toplam :1.094.692,37 TL olarak hesaplandığı, 24.09.2013 tarihli ameliyat nedeniyle, davacı -------- işgöremezlik zararının; Geçici tam işgöremezlik zarar 730,28 TL, Sürekli kısmi işgöremezlik zararı 1.209,566.73 TL, Toplam 1.210.297,01 TL olarak hesaplandığı görülmüştür. Sigorta bilirkişisi yönünden; 1)Kök raporda davalı hekimler yönünden yapılan değerlendirmelerin ve ulaşılan sonuçların ---------- No.lu kararındaki kusur tespitleri doğrultusunda ve dava konusu sigorta poliçesi teminatları çerçevesinde yapıldığı, kusur oranları konusunda yeni bir bilgi ya da belge dava dosyasına sunulmadığından kök raporda ulaşılan bilirkişi kanaatlerinde herhangi bir değişiklik meydana gelmediği, 2) Davaya konu ameliyatın ve tazminat taleplerinin kök raporda incelenen ve davalı --------Ş tarafından davalı/sigortalı hekimler ------- ve -------- adına tanzim edilen ----------- no.lu 19.02.2013-19.02.2014 vadeli sigorta poliçesi ile ----------- no.lu 19.02.2013-19.02.2014 vadeli sigorta poliçesi yürürlük süresi içerisinde gerçekleştiği, davalı ----------Ş’nin tazminat taleplerinden bilgi sahibi olduğu, dolayısıyla da sigortacılık mevzuatı ve tekniği açısından işbu sigorta poliçelerinin teminat limitleri çerçevesinde davalı/sigortalı hekimler --------- ve --------yönünden davalı ----------Ş’nin sorumluluğunun olabileceği, görüş ve kanaatine vardığına dair işbu bilirkişi heyet ek raporu düzenlenmiştir. 02/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 28.08.2013 Tarihinde meydana gelen olay sebebiyle davacı ---------- tarafından davalılar aleyhine olarak yöneltilen iş bu davada: bu husustaki hukuki durumun nihai taktir ve değerlendirmesi Mahkemeye ait olmak üzere, Mahkemece ---------- Dairesi'ne müzekkere yazılarak, --------- Dairesi'nin 19.10.2016 tarih ve --------- sayılı raporu (% 17) , ---------- sayılı raporu (% 17) ve ------------ sayılı raporu ( % 42) birlikte değerlendirilerek, 29.06.2022 tarih ve ---------- sayılı raporda maddi hata yapılıp yapılmadığının kesin olarak tespiti istenmesi gerektiğini: tespit edilmesi halinde ise raporlar arasındaki çelişkinin --------- Kurul aracı ek sonuca gidilmesi gerektiği, Kurul raporları arasında çelişi ile gider davacı ---------- 28.08.2013 tarihinde maruz kaldığı olaya bağlı gelişen arızaları ile sürekli işgöremezlik derecesinin tespitine ilişkin hukuki durumun nihai taktir ve değerlendirmesi Mahkemeye ait olmak üzere bu hususta 2 seçenekli değerlendirme yapıldığı, 1. Seçenek: Davacı ----------- %17 Oranındaki Maluliyeti Sebebiyle Nihai ve Gerçek Maddi Zararı 634.038,61 TL, 2. Seçenek: Davacı ------------- % 42 Oranındaki Maluliyeti Sebebiyle Nihai ve Gerçek Maddi Zararı 1.565.374,40 TL davacının toplam maddi zararlarından davalılar -------, ---------, --------, --------Ş.'ın müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davacı ---------- (1) aylık geçici işgöremezlik ve % 23,2 nispetindeki sürekli işgöremezlik
sebebiyle maddi zararları; Davacı ----------- % 23,2 oranında maluliyeti sebebiyle ( 46 ) yıllık maddi zararı toplamı 1.768.129,09 TL hesaplandığı, (Daha önce verilen Kök ve Ek Raporlardaki inceleme, tespit ve görüşlerime eklenecek bir hususun bulunmadığını) kanaatinde bulunmuştur. Dosya kapsamında alınan 2. Ek rapordaki aktüer bilirkişi hesaplaması ve tespitleri dosya kapsamına uygun görülmekle, tespit edilen maddi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istenmiş olmakla birlikte sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olması nedeniyle toplanan tüm deliller, Adli Tıp Raporları, bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek davacı ---------- davalı doktor tarafından yapılan tıbbı uygulamanın tıp kurallarına uygun olarak yapılmadığı, diğer bir söyleyişle doktorun göstermesi gereken dikkat ve özen yükümlülüğünün göstermediği bu nedenle davacıların davasının sigorta şirketinin sorumlu olduğu kısımlarda belirtilmek suretiyle maddi tazminat isteklerinin bedel arttırım dilekçesi ile birlikte kabulüne karar verilmiştir. Davacı ---------- yanlış böbreğinin alınması eylemi davalılar yönünden gerek vekalet ilişkisine aykırılık gerekse haksız fiil oluşturmakla birlikte maddi olay ile davacının zararı arasında doğrudan illiyet bağı bulunmaktadır. Diğer davacı ---------- yönünden ise annesinin yanlış böbreğinin alınması nedeniyle oluşan zararı bertaraf etmek ve annesinin yaşamasını sağlamak amacıyla zorunlu olduğundan kendi böbreğini vermesi eylemi ile oluşan yansıma zarar nedeniyle oluşan maluliyeti sebebiyle maddi tazminat talebinin kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Manevi tazminat talebi bakımından ise gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği, hükmedilecek manevi tazminat miktarının adalete uygun, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek miktarda olması gerektiği, manevi tazminatın bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediği, takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği; tüm dosya kapsamı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, olay tarihi, olay sebebiyle davacının duyduğu elem ve üzüntü dikkate alınarak, davacı lehine hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine kanaat getirilmiş, davacıların manevi tazminat talebinin tam kabulüne, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ----------- maddi tazminat talebine ilişkin olarak dava ve bedel arttırım dilekçesi doğrultusunda 1.565.374,40 TL tazminat alacağının davalılar --------, --------, -------- ve ---------Ş yönünden 28/08/2013 ameliyat tarihinden itibaren; davalılar ---------Ş ve -----------Ş yönünden ise dava tarihinden itibaren poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere işleyecek yasal faiz ile birlikte müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
2-Davacı ----------- manevi tazminat istemine ilişkin davasının kabulüyle 400.000,00 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketleri yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere dava tarihi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiliyle davacıya verilmesine,
3-Davacı ----------- maddi tazminat talebine ilişkin olarak dava ve bedel arttırım dilekçesi doğrultusunda 1.758.129,09 TL tazminat alacağının davalılar ---------- ---------, --------ve ---------Ş yönünden 24/09/2013 tarihinden itibaren; davalılar --------Ş ve -----------Ş yönünden ise dava tarihinden itibaren poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere işleyecek yasal faiz ile birlikte müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
4-Davacının manevi tazminat istemine ilişkin davasının kabulüyle 250.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan sigorta şirketleri yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere dava tarihi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 271.430,02-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 58.876,38-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 212.553,64-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
6-Davacılar tarafından yapılan; 25,20-TL Başvuru Harcı, 2.288,38-TL Peşin/nisbi Harcı, 56.588,00-TL Tamamlama Harcı, 24.554,15-TL Tebligat, Posta, ATK fatura bedeli, bilirkişi ücretleri ve diğer masraflar olmak üzere toplam 83.455,73-TL'nin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
5-Maddi tazminat yönünden; davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 409.880,28-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
6-Manevi tazminat yönünden; davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 101.500,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
7-Davalılarca yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,
8-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, davacı vekili, davalı --------- vekili, Davalı ----------- vekilinin mahkeme duruşma salonunda yüzlerine karşı, davalı ----------- vekilinin e-duruşma yöntemi ile yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/11/2024