T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1003
KARAR NO : 2026/442
DAVA : Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 03/11/2025
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan sigorta (mal sigortası kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilince verilen dava dilekçesinde özetle; 19/08/2025 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkile ait araç ---- ili --- ilçesi ------ istikameti yönünde seyir halindeyken orta refüjün sulanması nedeniyle yolun kayganlaşması sonucu direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi neticesinde aracın sağ tarafından park halinde bulunan ------ plakalı araca çarptığını, yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda aracın onarım maliyetinin KDV dahil 404.901,72 TL olarak tespit edildiğini, söz konusu aracın sigorta bedeli 606.778,00 TL olup, hasar oranı yaklaşık %55-60 seviyesinde olduğunu, hasar oranı itibariyle araç pert, tam ziya, kapsamında değerlendirilememekte olup, onarılabilir nitelikte olduğunu, kaza poliçede açıkça tanımlanın çarpma-çarpışma teminatı kapsamında olup, davalı sigorta şirketinin gerekçesiz ve somut dayanağı bulunmaksızın tazminat ödemesinden kaçınması, sigorta sözleşmesinin açık hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenlerle 19/08/2025 tarihinde meydana gelen kaza sonucu oluşan 404.901,72 TL tutarındaki hasarın, poliçe kapsamında olduğunun tespitine, söz konusu bedelin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilince verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; açılan işbu davada görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri değil, tüketici mahkemeleri olduğunu, talep miktarını belirleyebilecek olan davacının, kısmi alacak davası açmakta hukuki yarar bulunmadığından dolayı davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, sigortalının bildirimini kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortalının beyanı ile uğranılan hasarın birbiriyle uyuşmaması durumunda müvekkil şirketin tazminat ödeme sorumluluğu bulunmayacağı bulunmayacağı için Mahkemeden bu durumun tespiti konusunda ilgili yerlere müzekkere yazılarak delillerin dosyaya kazandırılması gerektiğini, tazminat ödenmesi gerektiğine kanaat getirilmesi halinde poliçedeki kloz ve muafiyetlerin uygulanması gerektiğini, müvekkil şirketin herhangi bir temerrüdü söz konusu olmadığını, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden reddi ile usule ilişkin itirazların kabul görmemesi halinde davanın esastan reddine, dava konusu sigortalı aracın geçmiş hasar kaydının istenmesi gerektiğini, uzman bir bilirkişiden bu hususta rapor alınması gerektiğine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, 19/08/2025 tarihinde meydana gelen trafik kazası4 nedeniyle oluşan araç hasarının poliçe kapsamında olmasına rağmen sigorta şirketine ödenmemesi sebebiyle kasko sigorta bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesinde; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir" ifadesi ile tüketici mahkemelerinin görev alanı tüketici işlemleri ile sınırlandırılmıştır. Aynı Yasa'nın 3/l.maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem, tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda; davacının tacir olmadığı, uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen veya TTK'a sayılan mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, davacının tüketici olduğu, davanın açıldığı tarih itibari ile davanın Tüketici Mahkemesi'nin görev alanına girdiği anlaşılmaktadır.
6502 sayılı TKHK'nun 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Yargıtay-----sayılı ilamı da bu yöndedir.Somut uyuşmazlıkta, davacı ile davalı arasında sigorta poliçesine dayanan sigortacı-sigortalı ilişkisi olduğu, davacı sigortalının gerçek kişi, sigorta edilen aracında hususi nitelikte araç olduğu, bu kapsamda davacı sigortalının tüketici olduğu, uyuşmazlığın temelinde 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici ilişkisi bulunduğu, mahkemelerin görevine ilişkin hususun dava şartı olduğu ve kamu düzenine ilişkin olduğu, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağı, somut uyuşmazlıkta 6502 sayılı Tüketicinin korunması Hakkında Kanunun 3, 73/1 ve 83/2 maddeleri uyarınca davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu anlaşıldığından davanın görev dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-HMK 20 ve 114 ve 115 maddeleri gereğince mahkememizin görevsizliği nedeniyle açılan DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulduğu takdirde dosyanın görevli ----- ADLİYESİ NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE HMK 20. maddesi gereğince GÖNDERİLMESİNE,
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmemesi halinde HMK 20. maddesi gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
4-Yargılama harç ve masraflarının gönderilen mahkemede dikkate alınmasına,
İlişkin olarak davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Full & Egal Universal Law Academy