T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1159
KARAR NO : 2026/456
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/12/2025
KARAR TARİHİ : 05/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil, davalı şirketlerin oluşturduğu ---İş Ortaklığı'nın ----- yapmakta oldukları okul inşaatı işinde kullanılmak üzere şoförlü olarak mobil vinç kiralama hizmeti verdiğini, davalı şirketler (iş ortaklığı) önceki aylarda kesilen fatura bedellerini ödemiş, geçmiş dönemde borcuna sadık bir tacir olarak davranmış iken son kesilen takip konusu fatura alacaklarını ödemediklerini müvekkil, icra takip konusu fatura karşılığı 120.000,00-TL davalılardan alacaklı olduğunu, davalı taraf müvekkile olan borcunu 3-5 aylık çek vermek suretiyle ödemek istediğini iletmiş, müvekkilin bunu kabul etmemesi üzerine ödemesini yapmadığını, davalıya uzun bir müddet süre tanınmış, bu sürenin ardından davalı taraf, müvekkile ödeme yapmadığından davalı aleyhine; ----. İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas dosyası ile icra takibi başlattıklarını, takip öncesi döneme ait faiz talebinde bulunulmadan (takip tarihinden sonra işleyecek reeskont avans faiz talepleri devam etmektedir) asıl alacak olan 120.000,00-TL üzerinden itirazın iptalini talep ettiklerini, icra takibine her iki borçlunun itirazı üzerine takip durmuş olup, dava açmadan önce arabuluculuk süreci de işletildiğin, ---- Arabuluculuk Bürosunun ---- Büro, ----- arabuluculuk numaralı dosyasından düzenlenen 04.12.2025 tarihli son tutanak ile taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı tespit ve imza edildiğini, davalı taraf kötü niyetli bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini, müvekkilin davalı taraftan alacaklı olduğu tüm kayıt, faturalar, banka kayıtları, ticari defter ve evraklar ile sabit olduğunu, işbu sebeple ----. İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı icra dosyasına davalılar tarafından yapılmış itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçluların takip çıkış miktarının %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davalı ----vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından ikame edilen huzurdaki dava haksız ve mesnetsiz olup davacının iddiaları gerçeği yansıtmadığını, müvekkilin herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı ile müvekkil arasında gerçekleşen ticari ilişkide müvekkil teslimi yapılan ürünlere ilişkin tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş borcunu ödediğini, ancak buna karşın davacı haksız bir şekilde -. İcra Müdürlüğü nezdinde ----. Sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine takip başlatıldığını, davacı tarafça faturada belirtilen hizmet tamalanmadan faturası gönderilmiş olup, davalı müvekkil tarafça da davacı ile aralarında süre gelen cari ilişki güvenine dayanarak faturalara itiraz edilmediğini, ancak faturalarda belirtilen hizmet müvekkile eksiksiz ve ayıpsız teslim edilmediği gibi haksız ve kötü niyetli olarak davacı tarafça müvekkil aleyhine icra takibine geçildiğini, müvekkil bu kendisine verilen hizmete ilişkin ödemeleri yapmış olup üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, cari hesaplar incelendiğinde müvekkilin borcu bulunmadığı anlaşılacağını, dolayısıyla, davacının müvekkilin borçlu olduğuna ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, takip öncesi işletilen temerrüd faizi haksız olduğunu, TBK m.120'de ise para borçlarında temerrüde düşen borçlunun gecikme tazminatı olarak temerrüt faizi isteyebileceği belirtildiğini, temerrüt faizi kusur şartına bağlı olmamakla birlikte talep şartına bağlı olduğunu, son olarak, işbu davada iddia edilen hususların haksızlığı nazara alınarak, davanın esastan reddine, reddedilen miktar üzerinden %20 kötü niyet tazminatına sayın mahkemece karar verilmesini yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, hukuki niteliği itibari ile hizmet sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptaline ilişkindir.----- Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ---- Vergi Dairesi Müdürlüğünün müzekkere cevabına göre davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve V.U.K. 177. Maddesine göre kazançlar toplamının esnaf sınırında kaldığı, ----- gelen cevabi yazıya göre gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı, dolayısıyla davacının tacir olmadığı, ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı. somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde de kabul edilemeyeceği,Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varıldığından, HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verimiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna,
2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli ----- Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmesi için Tevzii Bürosuna gönderilmesine,
3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.
Full & Egal Universal Law Academy