T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/180 Esas
KARAR NO:2023/282
DAVA: Fikir Ve Sanat Eseri, Manevi Tazminat İstemli, Tecavüzün Tesbiti İstemli), Fikir Ve Sanat Eseri, Maddi Tazminat İstemli
DAVA TARİHİ: 19/10/2021
KARAR TARİHİ: 14/12/2023
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkiline ait ---- isimli eseri ----- tarafından yapılan müvekkilimizin ilk romanıdır. -------------- tarafından çok sayıda baskısı yapılmış ---- itibaren---- tarafından yayınlanmakta olup, sonuncu yeni basımı --- yılında yapıldığı, davalı ---- tarafından yapılan ve --- itibaren--------- ----- üslubunun, müvekkil ---- yazmış olduğu, ----intihal edildiğini, şöyle ki; --- beş dairede yaşayan marjinal kiracıların öykülerinin anlatıldığını, -------sayfalık uzun bir roman olduğunu, beş katındaki on dairede yaşayan ------ anlatılır. ----- vardığı apartman öyküsünde karakter sayısını arttırarak ama -------- her karakterin avatarını yaratarak ve hatta fazladan eklediği karakterlerle ögeler yansıtarak, yaptığı intihali söz çokluğunda saklamaya çalıştığını beyanla mali ve manevi haklarını ihlal eden davalıdan 10.000,00-TL (onbintürklirası) manevi tazminatın, mali haklarının ihlal edilmesi sebebiyle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile FSEK m. 70/2 uyarınca haksız flil sorumluluğu gereği (bilirkişilerce yapılacak tespitin ardından arttırılmak üzere) şimdilik 1.000,00-TL (bintürklirası) maddi tazminatın tahsiline ve buna ek ve bundan ayrık olarak FSEK m.70/3 uyarınca (bilirkişilerce yapılacak tespitin ardından arttırılmak üzere) temin edilen kâr olarak 1.000,00-TL (bintürklirası) maddi tazminatın davalılardan tahsili, piyasaya henüz sürülmemiş olan davaya konu kitapların piyasaya sunulmasının men edilmesi, yeni kitap çıkarılmaması, tecavüzün refi, piyasaya sürülmüş olup satışı devam eden dava konusu kitapların toplanması, kitaptan elde edilen kârın FSEK m. 70/3 uyarınca müvekkile ödenmesi ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir. 27/09/2023 tarihli ıslah dilekçesinde, dava dilekçesinde 10.000-TL talep edilmiş olan manevi tazminatın davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine, Dava dilekçesinde FSEK m.70/2 uyarınca talep edilmiş olan 1.000-TL maddi tazminatın davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine, dava dilekçesinde, 1.000-TL talep edilmiş olan FSEK m.70/3 uyarınca hesaplanan maddi tazminatın bilirkişi raporu doğrultusunda arttırılarak 159.051,65-TL'nin davalı yazar ------arttırılan miktar bakımından talep arttırım tarihinden işleyecek yasal faizi ile alınarak müvekkiline ödenmesine, 83.666,87-TL'nin davalı ------ arttırılan miktar bakımından talep arttırım tarihinden işleyecek yasal faizi ile alınarak müvekkiline ödenmesine, piyasaya sürülmemiş olan kitapların sürülmesinin men edilmesine, yeni kitap çıkarılmamasına, piyasaya sürülmüş olanların toplatılmasına, tecavüzün ref'ine, hükmün trajı en yüksek beş gazetenin üçünde ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, Diğer davalı eser sahibi --------- müvekkili şirket tarafından yayımlanan ------- isimli eserinden intihal yapılarak oluşturulduğu şeklindeki hukuki dayanağı bulunmayan bir iddia ile tecavüzün ref’i, maddi ve manevi tazminat talepli davanın müvekkil şirkete yöneltilmiş olduğunun anlaşıldığını, müvekkili Şirketin 5846 sayılı FSEK kapsamında ------olarak nitelendirilen ve hukuken korunmakta olan çalışmalar alanında----- önde gelen yayınevlerindendir. Davalı ----- isimli eseri ile ilgili olarak da müvekkil şirket ile -------- akdedilmiş olup aralarında mali hak devir sözleşmesi bulunmadığını, yayıncı sıfatıyla müvekkili şirketin --------olarak çoğaltılması ve neşredilmesi ile ilgili olarak eser sahibi diğer davalı ile ve temsilcileriyle sözleşme imzalamış olup, bu sözleşme hükümleri gereğince yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin, sözleşmeden -------çoğaltma ve yayma haklarını kullandığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği hiçbir şekilde davacının iddiaları kabul edilmemek koşuluyla yayınevinin esere ilişkin içerik, yerindelik ve hukukilik denetimi yapma zorunluluğu bulunmadığını, müvekkili şirketin, dava konusu ile herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmamakta olup, söz konusu davada taraf sıfatının da olmadığını, işbu davanın ve taraf sıfatı yokluğundan usulden reddi gerektiğini beyan etmiştir. Davalı -------vekili cevap dilekçesinde özetle, bir ürünün FSEK kapsamında korunması için; FSEK kapsamında sayılan eserlerden birine dahil olması ---- ve eser sahibinin hususiyetini taşıması----- gerektiğini, eser sahibinin hususiyetini taşıma özelliği ise eserin daha önceki eserlerden bağımsız olması ve yaratanının fikri emeği sonucunda var olması anlamında olduğunu, bu tabirden daha önce hiç yapılmamış olanın yapılması değil, eser sahibinin kendi emeği sonucunda kendi eserinden önce var olan tüm eserlerden önemli ölçüde değişik ve kendisinden izler taşıyan bir ürün ortaya çıkarmasının anlaşıldığını, başka bir ifade ile eserin bağımsız olması ve yaratıcısından izler taşıması, yaratıcısının kokusunun esere sinmiş olması; herkes tarafından vücuda getirilemeyen, yani ancak yaratıcı bir fikri çaba mahsulü olması, sübjektif şartın gerçekleşmesi için yeterli olduğunu, davacının kitabı ---- davalı müvekkilinnin kitabının ---- sayfa olduğunu, okuyan herkesin göreceği üzere, ------- ana bölümden oluştuğunu, bunların sırasıyla ------- kısımlarının intihal olduğunu iddia ettiğini, ki bu son derece mantıksız ve dayanaksız bir suçlama olduğunu,-------- kıyısında ilgisizce duran yan unsurlar değil, kitabın kurgusal temeli olduğunu, yani romanın çatısının ayrılmaz bir parçası olduğunu ve tüm romanın bu temel üzerine inşa edildiğini, -------isimli eser arasında değil intihal iddiası, esinlenme iddiasının dahi ileri sürülmesi gerek edebiyat gereke hukuk açısından mümkün olmadığını, dilekçe ekinde sunulan uzman görüşlerinin tamamında bu hususun açıkça dile getirilmiş vaziyette olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı ---- tarafından yazılan ve diğer davalı şirket tarafından basılan ----davacı tarafça yazılan ---- intihal yapılıp yapılmadığı, bu şekilde davacının ----- manevi haklarına tecavüz edilip edilmediği, davacının maddi ve manevi tazminat talep edip edemeyeceği, tazminat tutarlarını ne kadar olacağı, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacının bu davayı açmasının hakkın kötüye kullanılması olup olmadığı, davacının aktif dava ehliyetinin, davalı şirketin pasif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı, mahkememizin yetkili olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Davalı şirketin ------ sicil numarasıyla kayıtlı görüldüğü, --- tescil edildiği, anlaşılmıştır.------- isimli--- taahhütnameleri ile hak sahipliğine ilişkin belgeler celp edilip incelenmiştir. Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre;
"1------- yazılmış, belli bir olay örgüsüne sahip sahibinin hususiyetini taşıyan ve ---- kapsamında FSEK m.2 uyarınca ilim ve edebiyat eseri olduğu, bu eserin yazarının davacı olduğu,
2- Yine davalı yazar tarafından kaleme alınan ------eserin de FSEK m.2 kapsamında ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğu,
3- Heyetimiz sektör bilirkişisi tarafından yapılan değerlendirmede -------- oranında intihal bulunduğu,
4- Bu eylemin FSEK kapsamında eser sahibinin mali haklarından çoğaltma hakkının ihlali niteliğinde olduğu,
5- Davacının talep edeceği maddi tazminatın -------- hesaplanmasında davacının yoksun kaldığı kar miktarının 7.952,58-TL olduğu,
6- Davalıların elde ettikleri kârın ise (davalı yazar: 159.051,65-TL, davalı şirket: 83.666,87-TL) raporumuzda ayrıca belirtildiği,
7- Yoksun kalınan kardan başka davalıların elde ettikleri karın iadesine karar verilip verilmeyeceği Mahkemenin takdirinde olduğu,
8- Ayrıca her intihal eylemi aynı zamanda eser sahibinin manevi haklarından olan adın belirtilmesi hakkının ihlali kapsamındadır. Dolayısıyla davacının manevi tazminat talebi hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu" yönünde görüş bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:5846 Sayılı kanunun 66. Maddesine göre Manevi ve mali hakları tecavüze uğrıyan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref'ini dava edebileceği, yine 67. Maddesine göre manevi haklara tecavüz halinde Henüz alenileşmemiş bir eser, sahibinin rızası olmaksızın veya arzusuna aykırı olarak umuma arzedildiği takdirde tecavüzün ref'i davası, ancak umuma arz keyfiyetinin çoğaltılmış nüshaların yayımlanması suretiyle vakı olması halinde açılabileceği, yine 68. Madde hükmü gereği hakların ihlali halinde tazminat talep edilebileceği, 70. Maddesine göre de manevi ve mali hakları haleldar olan kimsenin maddi ve manevi tazminat talep edebileceği hükümleri düzenlenmiştir.
GEREKÇE:Dava, davalı tarafa ait ----- eserinin davacı tarafa ait ----- intihal oluşturduğundan bahisle FSEK'ten kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.Davacı taraf kendisi tarafından yazılan ve yayımlanan ---- isimli eserininden intihal yapılmak suretiyle davalı ----- romanı yazdığını, diğer davalının da bu romanın yayıncısı olması dolaysıyla sorumluluğunun bulunduğunu iddia ederek FSEK 70/2 maddesi gereği maddi ve manevi tazminat ve FSEK m. 70/3. Maddesi gereği tecavüz edenin kusuru ve haksız fiil dolayısıyla maddi tazminat talebinde bulunmuştur. İktibas, kelime anlamı itibariyle-----gelmekte olup bu kelimenin hukuki anlamı da kelime anlamıyla uyumludur ------ Zira bir eserden yapılan iktibas, bedelsiz ve iade edilmek üzere yapılmış bir alıntı olmakla iade, alınan eser sahibine yapılan atıfla olur. Atıf yapılmaması hâlinde ise yapılan alıntı intihale dönüşür ------ Bu kapsamda iktibas; genel olarak bir eserin veya eserin bir bölümünün başka bir eser içerisinde kullanımı şeklinde tanımlanabilecek olup bu şekilde bir kullanımın Kanun’un belirttiği şartlar dahilinde serbest olması ise iktibas serbestîsi olarak ifade edilebilir -------- İntihal kavramı 5846 sayılı Kanun'da açıkça tanımlanmamış olmakla birlikte sözlük anlamı itibariyle aşırma, başkasına ait eseri kendininmiş gibi gösterme, kaynak göstermeksizin başkasının eserinden parça alma anlamında olup, hukuk düzenince de bu anlam yüklenmiş ve yasaklanmıştır ---------- İntihal tam veya kısmi nitelikte olabilir. Açıktır ki, ister tam, ister kısmi nitelikte olsun, intihalin (aşırmanın, çalıntının) varlığı hâlinde, buna maruz kalan hak sahibi, hukukun kendisine tanıdığı yasal yollara başvurma hakkına sahiptir. Zira intihal, hak sahibinin mali ve manevi haklarının ihlali anlamı taşımaktadır. İntihalden bahsedebilmek için her şeyden önce kıyaslamaya konu fikri ürünlerin 5846 sayılı Kanun anlamında eser olması gerekmektedir. 5846 sayılı Kanun'a göre eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleridir. Başka bir anlatımla, bir fikri ürünün eser olarak kabul edilebilmesi için sahibinin hususiyetini taşıması ve Kanun’da sınırlı sayıda belirtilmiş olan eser türlerinden birine dâhil edilebilmesi koşulları bulunmalıdır. Fikri ürün 5846 sayılı Kanun anlamında eser niteliğinde ise o zaman mali ve manevi haklara tecavüzün varlığının incelenmesi gerekir. 5846 sayılı Kanun, eser sahipliğinden --------hakların korunmasını öngörmekle birlikte, korunan şey aslında o eserdeki hususiyettir. Hususiyetin belirlenmesi fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklarda önemli bir yere sahiptir. Hususiyet kısaca eser sahibinin, eserine kendi fikir, düşünce, duygu ve his dünyasından ve fikri temele dayanan yeteneklerinden kattığı özelliklerdir --------Buna göre, öncelikle ve bir ön koşul olarak, davacı çalışmasının, alıntı yapılan kısımlar da dahil olmak üzere sahibinin hususiyetini taşıyan, 5846 sayılı Kanun'da belirlenen eser kategorilerinden en az biri kapsamında bulunan bir eser niteliği taşıyıp taşımadığı saptanmalıdır. Eğer davacının alıntı yapılan çalışması 5846 sayılı Kanun anlamında eser niteliğinde ise intihal incelemesine başlanması gerekir. Ancak önemle belirtilmelidir ki; bir takım bilimsel gerçeklikler ile tarihi olgu ve olaylar tüm insanlığın kullanımında olup telif hakları kapsamında korunmadıklarından kimsenin tekelinde yer almazlar. Bu nitelikteki çalışmalar bakımından ise gerçekleştirilen ihlallerin, 5846 sayılı Kanun yerine 6102 sayılı Kanun'un 55/1-c maddesi kapsamında başkalarına ait iş ürünlerinden yetkisiz olarak yararlanmak suretiyle haksız rekabet hükümleri çerçevesinde ele alınması gerekir. İntihal, özü itibariyle haksız fiilin fikir ve sanat eserleri hukukuna yansıyan bir görünümüdür. O hâlde iki eser arasında intihal incelemesi yapılırken; sonraki eser sahibinin eyleminin, ilk eser sahibinin mali ve manevi haklarından en az birisini ihlal edip etmediği; sonraki eserin ilk eserden hareketle oluşturulup oluşturulmadığı; eserler arasında benzerlik varsa ilk eser sahibinin hususiyetinin sonraki esere aynen geçirilip geçirilmediği; ve son olarak da tespit edilen benzerliğin 5846 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde belirlenen iktibas serbestisi veya esinlenme kapsamında kalıp kalmadığı hususlarının bir bütün olarak araştırılması gerekmektedir -------Bu itibarla sonraki eser sahibinin eylemi ilk eser sahibinin eser sahipliğinden kaynaklanan çoğaltma, yayma, işleme, kamuya iletim, temsil gibi mali; veya kamuya arz, adın belirtilmesi, eserin bütünlüğünün korunması gibi manevi haklarından en az biri kapsamında, ilk eser sahibinin yasaklayabileceği bir davranışa karşılık geliyorsa ve sonraki eser ilk eserden hareketle oluşturulmuşsa bir başka deyişle sonraki eser ile önceki eser arasında illiyet bağı (neden sonuç ilişkisi) varsa, benzerliğin ya da alıntının ilk eserin hususiyet taşıyan ve korunabilir kısmıyla ilgili olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Benzerliğin eserin hususiyet taşıyan bölümüne ilişkin olup olmadığı değerlendirmesi, her şeyden önce, ilk eserin nicelik ve nitelik olarak iyi tahlil edilmesi, esere tanınması gereken korumanın derinliğinin belirlenmesi ve korunabilir parçaların varsa korunamayan bölümlerden ayrılmasını gerektirir. Bu değerlendirme, eserin türüne, birden fazla eser türünün birlikte var olup olmadığına ve korumaya uygun bölümünün belirlenmesine, sahibinin hususiyetinin yansıdığı bölüm ve yoğunluğuna, dahası benzerliğin anonim ve korunamayacak kısımlar ile sınırlı olup olmadığının belirlenmesine bağlı olarak yapılmalıdır ------- Gerçekten de benzerlik, aynı alanda üretilmiş eserlerde bulunması mümkün, soyut fikir, konu, yöntem gibi olağan ve anonim unsurlara ilişkin veya sadece önceki eserden esinlenme mertebesinde kalmış ise, bu meşru bir kullanım sayılmalıdır. Zira biçime bürünmemiş soyut fikir, tema, araştırma konusu veya yöntem, anonimleşmiş söz, formüller fikir ve sanat eserleri hukuku kapsamında korunamaz, bunlar ilk eser sahibine atfedilemez. Bu sebeple ilk eserin hangi bölümlerinde hususiyet bulunduğu ve bunun özgünlük seviyesi belirlendikten sonra, sonraki çalışma ile kıyaslanması gerekir. Başka bir deyişle benzerlik içeren bölümler, önceki eserin sahibinin hususiyetini yansıtan kısımlarına ilişkin ise, benzerliğin ya da alıntının hukuka uygun olup olmadığı irdelenmelidir. Tespit edilen benzerlik veya alıntı, 5846 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi gereğince esasa veya şekle ilişkin koşullara aykırı ise intihal ya da hukuka aykırı yararlanma söz konusudur. Böylece ihlal eyleminin gerçekleşme biçimine göre, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan mali veya manevi haklarına tecavüz edildiği belirlenmiş olur ------- 5846 sayılı Kanun’da eseri ve eser sahibini tanımlayan kanun koyucu, eser sahibinin haklarını da mali ve manevi haklar olarak ikiye ayırmıştır. Eser sahibine tanınan mali ve manevi haklar mutlak ve inhisari nitelikte olup, sahibine tek başına kullanma ve herkese karşı ileri sürebilme yetkisi sağlar. Eser sahibinin hakları mali ve manevi haklar olarak ayrılmış ise de gerçekte eser üzerindeki bu haklar birbirinden kolayca ayrılamayan, eser sahipliğinden kaynaklanan bir tek mutlak hakkın (telif hakkının) sağladığı çeşitli yetkilerdir ---------
Bu tespitlerden sonra dava konusu uyuşmazlık incelendiğinde, davacı tarafa ait ---- isimli kitabın ilk baskısının ----yılında davcı tarafın yazarı olarak belirtildiği şekliyle yayınlandığı, davalı tarafa ait ------- ismi ile davalı şirket tarafından yayınlandığı sabittir.
Davacı tarafa ve davalı tarafa ait kitapların eser mahiyetinde olup olmadıkları değerlendirilmiş, davacıya ait ------- türünde yazılmış, belli bir olay örgüsüne sahip sahibinin hususiyetini taşıyan ve “dil ile ifade edilen eserler” kapsamında FSEK m.2 uyarınca ilim ve edebiyat eseri olduğu, yine davalı tarafça kaleme alınan ------- roman türünde FSEK m.2 kapsamında ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafın intihal yönündeki iddiaları değerlendirilmiş, her iki eserin karşılaştırıldığı bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, Her iki eserde de ------- meslek karakterinin ifade edildiği, her iki eserde de azınlıkları koruma güdüsü, dinler ve inançlar, mistik hareketler, yer yer işlendiği, her iki eserde de ------ işlendiği, ----------- aşağılandığı, Azınlıkların yüceltildiği eserlerin bütününde görüldüğü, davacı ve davalı romanlarında olayların büyük ölçüde yaşandığı yer olan ------- benzerlik olduğu, davacı ve davalı ---------- -------- arasında çağrışım ve benzer anlatım tarzı olduğu, her iki eserde de apartmanın mimari tarzında ve kuş motifleri ile süslenmiş olması, her iki eserde de çevre düzenlemeleri ve yapılaşmalarda geçmişe yapılan saygısızlık, özlem ve yapılanların çirkin görüntülerini dillendirmiş olması, -------- karakter sayıları benzer; anne, baba ve oğulun bulunduğu, davalının kitabının 121. sayfasında”------------ Şimdiden normal büyüklüğünün bir buçuk katına ulaşan kafası daha ne kadar büyüyebilecekti? Elleri arkaya bükülemiyor, maymun eli gibi içe kıvrılıyordu----------- tanımlaması da özürlü bir çocuk karakteri betimlendiği, ikinci derecede karakterlerden kapıcı -------- oğlunun özürlü/engelli ve büyük bir gövdeye sahip olması ile ------ yaşındaki torunun kocaman kafası olması; ile aralarında aşağılayıcı/çirkin bir tanım benzerliği bulunduğu, her iki eserde de travestiler ve eş cinseller karakter olarak kitaplarda işlendiği, her iki romanda da --------- ünlü caddeleri ve sokak adları kullanıldığı, karakter, aile bireyleri, iş bölümü benzerliğinin bulunduğu, etraf betimlemesinde çöp, pis konu, zararlı alışkanlık olarak puro kullanımı, Her iki romanda da karakterlerden kadınların apartman dışından olmaları ve arkadaşlık yaptıkları erkekler ---------- tarafından aşağılayıcı ifadelerle tanıtmış olmaları, her iki olayda da terör olaylarının işlendiği, Her iki kitaptaki karakterlerin sorunlu ve hâletiruhiyesi bozuk kişiler oldukları, davacı kitabındaki ana karakter ------ işi ile davalı kitabındaki ana karakter -------taşınma olayı bazı bölümlerinde verilen örnekteki gibi örtüştüğü, her iki romanın bitişinde bir kendisinin yazmadığını söylerken, davalı yazar da romanını ------ uydurduğunu, kendisinin yazmadığını ifade ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafa ait eserin isim benzerliği, kurgulama, karakterler, mekân ve zaman birliği, olay örgüsüne ve soncu bakıldığında esinlemenin çok ötesinde, davacının romanının adından ve içeriğinden yararlanıldığı ve bu yararlanmanın intihal düzeyinde olduğu kabul edilmiş ve davacı tarafın FSEK'ten kaynaklı haklarının ihlal edildiği kabul edilmiştir. Bu tespitten sonra davacı tarafın tazminat talepleri değerlendirilmiş, davacı tarafın FSEK 70/2 ve 70/3 maddesi gereği maddi tazminat talebinde bulunduğu, bu talep gereği davalı tarafa ait eserin bandrol kayıtları getirtilerek yapılan hesaplamada davacının kendi eserinin satışı dolaysıyla yoksun kaldığı karın intihal oranı olarak belirlenen %5 düzeyinde olacağı, bu miktarında davalı eser sahibinin aldığı telif bedelinin 159.051,65-TL olduğu dikkate alındığında bu bedlin %5 olan 7.952,58-TL olduğu, ancak davacının talep ettiği miktarın 1.000,00-TL olduğu kabul edilmiş ve bu bedelden her iki davalının da müşterek sorumluluğunun bulunduğu kabul edilerek bu yöndeki talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir .Davacı tarafın FSEk 70/3. Maddesi gereği tazminat talebi de değerlendirilmiş, davalı tarafa ait eserin bandrol kayıtları getirtilerek yapılan hesaplamada, davalı doğan ----- satıldığı, bu satıştan 1.051.316,54 TL gelir elde edildiği, bu elde edilen gelirden davalı ----- ödeme yapıldığının davalı şirket kayıtları ile sabit olduğu, bu ödenen miktar yönünden davacı tarafın FSEK 70/3 maddesi gereği tazminat talep hakkının bulunduğu, yine davalı ------ olduğu, tecavüze uğrayan kimse tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de istiyebileceği hükmü dikkate alınarak davacı tarafın bu miktar yönünden de FSEK 70/3 maddesi gereği davalı --- talep hakkının bulunduğu kabul edilmiştir.
Davacı tarafın manevi tazminat talebi de değerlendirilmiş, davalı yazarın davacı tarafa ait eserden intihal yapmak suretiyle kendisine ait eseri oluşturduğu, bu haliyle davacının eser üzerindeki manevi haklarının ihlal edilmiş olduğu, diğer davalı tarafın da intihal eserin yayın ve satışını yapmak suretiyle FSEk 54. Maddesi gereği sorumlu olacağı dikkate alınarak davacının manevî tazminat talebi haklı ve yerindedir. Buna göre tarafların ekonomik durumları, tecavüzün mahiyeti ve niteliği, paranın alım gücü ve günün ekonomik koşulları gibi kriterler gözetildiğinde manevi tazminat isteminin de kısmen kabulü ile takdiren 10.000 TL tutarındaki manevi tazminat takdirinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Manevi tazminat talebi yönünden faiz talebinin bulunmadığı dikkate alınarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM /Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
Davanın KABULÜ İLE,
1-Davalı tarafın davacı tarafın FSEK'ten kaynaklı haklarını ihlal ettiğinin TESPİTİ ile, davalının davacının mali ve manevi haklarına TECAVÜZÜN REF'İNE
2-1.000,00-TL FSEK 70/2. Maddesine göre belirlenen maddi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
3-159.051,65-TL FSEK 70/3. Maddesine göre belirlenen maddi tazminat alacağının talep artırım tarihi olan 26.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı -------- alınarak davacı tarafa ödenmesine,
4-83.666,87-TL FSEK 70/3. Maddesine göre belirlenen maddi tazminat alacağının talep artırım tarihi olan 26.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ----------alınarak davacı tarafa ödenmesine,
3-10.000,00- TL Manevi tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine,
4-Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra ------ tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde 1 kez ilanına, masrafın davalıdan alınmasına,
5-Alınması gereken 17.331,51 TL harçtan peşin alınan 187,86 TL ve tamamlama harcı olarak yatırılan 7.000,00 TL olmak üzere toplam 7.187,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.143,65 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan toplam 7.187,86 TL harç giderinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 67,80 TL ilk dava masrafı, 345,00 tebligat-müzekkere gideri, 6.000,00 TL bilirkişi olmak üzere toplam 6.412,80 TL yargılama giderinin 3.474,95 TL'sinin davalı davalı ----- alınarak davacı tarafa ödenmesine, 2.937,85 TL'sinin davalı ------- alınarak davacı tarafa ödenmesine,
8-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Davacı FSEK 70/2. Maddesine göre maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
10-Davacı FSEK 70/3. Maddesine göre maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalı -------alınarak davacı tarafa ödenmesine,
11-Davacı FSEK 70/3. Maddesine göre maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ------- alınarak davacı tarafa ödenmesine,
10-Davacı manevi tazminat davası yönünden kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa tarafa ödenmesine,
11-Karar kesinleştiğinde sarf edilmeyen gider avansının ilgilisine iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık, istinaf başvuru merci mahkememiz olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
14/12/2023