T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/27
KARAR NO: 2025/234
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini, Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/02/2025
KARAR TARİHİ : 30/09/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili bakımından yapılan araştırmalar ışığında, müvekkilin başrol olarak yer aldığı ve ----- olarak tanınan birçok yapım bakımından, davalı yan ile müvekkil arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığı ve bulunamayacağı, bir sözleşmenin varlığı öne sürülse dahi davalı yanın gelir elde ettiği mevcut yayma biçimlerinin ------- kanalları vb…) anılan dönemde ilgili teknolojilerin mevcut olmamasından ve sözleşmelerin yalnızca sinema salonlarında gösterime ilişkin olmasından ötürü ilgili sözleşmelerde FSEK m. 52 hükmünün gereği gibi anılmış olamayacağı, münhasır bir sözleşmeden bağımsız olarak, müvekkilden icracı sanatçı sıfatıyla bu kullanımların gerçekleştirilmesi için 21.02.2001 tarihinden sonra bu kullanımlara ilişkin yeni komşu hakları doğrultusunda alınmış olması gereken izinlerin alınmadığının ortaya çıkmış olduğunu, bunlar ışığında, sinema salonlarında gösterimleri sonlanmış olmasına rağmen, bu yeni teknolojilere dayanan yayma yöntemleri üzerinden davalı yanca ciddi gelirler elde edilmiş, anılan kullanımlardaki maddi ve manevi zararların tazmini için işbu davanın açılması gerektiğinden bahisle, her türlü hukuki ve cezai dava ve başvuru hakkımız ve fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla komşu hakların devredildiği bir sözleşmenin yokluğundan yahut varsa dahi bu sözleşmenin geçersizliğinden ötürü herhangi bir surette davalı yanca kullanılmasının reef'ine ve menine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, usule ilişkin itirazlarımız kapsamında, kısaca değinildiği üzere, bir hakkı ileri sürme yetkisi sadece hak sahibine ait olup, somut olayda Davacının ileri sürdüğü haklar üzerinde bir hak sahipliği bulunmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde, her ne kadar Müvekkili Şirket tarafından kendisinden izin alınmaksızın ve bu kapsamda Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında hakları ihlal edilmek suretiyle ------isimli Sinema Eserlerinin kullanıldığı ileri sürülüyor olsa da Davacı adı geçen sinema filmlerinin eser sahibi olmadığından, söz konusu filme dayalı hiçbir hakkı da haiz olmadığını, 7 Haziran 1995 tarihinde yürürlüğe giren 4110 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önce, mülga FSEK m.8/4’de sinema eserinin bu eseri imal ettiren yani eserin yapımcına ait olduğu düzenlenmediğini, ayrıca 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce FSEK’te icracı sanatçılara ilişkin özel bir düzenleme de yer almamaktadır. 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile beraber ise sinema eserinde yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarının birlikte hak sahibi olduğu düzenlenmiş, 2001 yılında 4630 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile beraber ise, hak sahiplerine diyalog yazarı ve canlandırma tekniği ile yapılmış sinema eserlerinde animatör dahil edilmiştir. 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile beraber, söz konusu değişiklikten önce eser sahibi olarak tanımlanan “Yapımcı”, söz konusu değişiklik ile beraber artık bağlantılı hak sahibi haline getirilmiştir. Bununla beraber, burada üzerinde durulması gerekli en önemli nokta, 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin hangi tarihten itibaren geçerli olacağı, başka bir ifadeyle eskiye yürüyüp yürümeyeceğidir. FSEK Ek Madde 2 bu hususu son derece açık bir şekilde düzenlemiş olup, anlan hükme göre; “Bu Kanun’un sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema filmlerine uygulanır” dolayısıyla, 1995 tarihinden önce yapımı tamamlanmış sinema filmleri açısından, tek eser sahibi, eseri imal ettiren yapımcı olduğunu ve Davacı'nın bu hususta herhangi bir hak talep yetkisi bulunmadığını, müvekkili Şirket tarafından yapılan herhangi bir hukuka aykırı kullanım bulunmadığını, dava konusu eserleri umuma iletim yetkisi münhasır olarak müvekkili şirket'e ait olduğunu, müvekkili şirket dava konusu eserlere ilişkin kültür ve turizm bakanlığı nezdinde eser sahibi olduğunu, somut olay açısından bakıldığında ise, davacının haksız ve hukuka aykırı kullanım olduğunu ileri sürdüğü eserlere ilişkin olarak umuma iletim hak ve yetkisi müvekkili şirket'e ait olup, söz konusu hakkı kullanma ve/veya devretme,kullandırma yetkisi de aynı şekilde münhasıran müvekkil şirkete ait olduğunu, dolayısıyla, davacının bu hususa ilişkin bir hak veya hak ihlali iddiasında bulunması hukuken mümkün olmadığını beyan ederek müvekkili şirket, eser işletme belgelerine sahip olduğu sinema filmlerinin, eser sahibi sıfatı ile her türlü hak ve yetkisinin ve dahi "mülkiyetinin" %100 sahibidir. 1995 öncesi prodüksiyonu gerçekleşen eserler için herhangi bir ikinci ihtimal bulunmadığını ve davanın öncelikle arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden ve pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, ayrıca davacı’nın haksız, afaki mesnetsiz iddialara dayalı işbu davasının esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmak üzere karar verilmesini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafın murisinin icracı sanatçı olduğu dava konusu filmler yönünden FSEK ten kaynaklı haklarının ihlal edilip edilmediği, ihlalin varlığı halinde kullanımların men ve ref' inin gerekip gerekmeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.Dava dilekçesinde belirtilen eserlerin kime ait olduğu ve varsa eser işletme belgeleri Kültür ve Turizm Bakanlığından sorulmuş olup, kayıt tescil belgeleri ve dosya muhteviyatının birer örneği dosya içerisine alınmıştır.
İddia ve savunma dahilinde dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına 19/06/2025 tarihli celsede karar verilmiş, davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırması için verilen iki haftalık kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığından, davacı taraf bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE:
Dava, eserden kaynaklı devredilmeyen mali haklara tecavüzün men'i, ref'i davasıdır.
Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu uyuşmazlığın davalı tarafın davacının miras bırakanının icracı sanatçı olmasından kaynaklı mali haklarına tecavüzün men'i ve ref'i davası olduğu, HMK'nın 190. Maddesi ve TMK'nın 6. Maddesi gereği ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, bu iddialar karşısında davacı tarafın miras bırakanının icracı sanatçı olduğu film eserlerinin teknik incelemesinin yapılması gerektiği ve bu incelemelerin alanında bilirkişiler marifetiyle yapılması gerektiği, Mahkememizce iddia ve savunma çerçevesinde FSEK hükümleri çerçevesinde inceleme yapılmak üzere FSEK hukuku uzmanı, sinema eserleri konusunda uzman ve film yapımcısı üyeden oluşan bilirkişisine tevdiine ve masrafları yatırmak üzere davacı tarafa 19.06.2025 tarihinde kesin süre verildiği, kesin süreye ilişkin ihtarın ön inceleme duruşmasında tefhim ile sağlandığı, verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı dikkate alındığında ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın davasını ispat edemediği kabul edilmiş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın REDDİNE,
1-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
2-Davalı yararına davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
4-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.