T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/19
KARAR NO: 2025/292
DAVA: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/01/2025
KARAR TARİHİ: 18/11/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin “ ------” markalarının TPMK nezdinde tescilli hak sahibi olduğunu, 30 yılı aşkın süredir “---- ” markasıyla çikolata üretimi ve satışı yapmakta olduğunu, satış payı açısından Türkiye'nin açık ara pazar lideri konumunda olan “-----” markalı çikolatalar tüketici nezdinde de tanınmışlığını ispatlamış olduğunu, davalının huzurdaki davanın konusunu oluşturan ürünlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, Davalının “----” ve “ -----” markalı ürünleri ile müvekkiline ait “-----” markalı çikolata ürününün birebir aynısını yine müvekkiline ait çikolata ambalajının ayniyet derecesinde benzeri bir ambalajla üretmekte ve satışa arz ettiğini, davalı sınırsız seçenek özgürlüğü varken müvekkilimize ait “------” markalı açık ara pazar lideri ikramlık çikolatanın aynısını, ayniyet derecesinde benzer ambalajlarla piyasaya sürdüğünü, Davalı tarafından piyasaya sürülen ürünlere karşıdan bakıldığında müvekkilimizin ürünleri ile ayırt etmek mümkün olmadığını. müvekkilinizin ---- nolu marka tescilinde de görüldüğü üzere çok uzun yıllardır “-----” çikolataları metalik gri zemin üzerine küçük --- oluşan alüminyum bir ambalaja sarılı şekilde piyasaya sunulduğunu, davalının taklit ürününde de aynı metalik gri taban rengi üzerine aynı mavi puntoları kullanması tesadüfle açıklanamayacağını, Ayrıca, davalının gri zemin üzerine mavi renkli ---- desenleri ile müvekkilinin küçük ---- şeklinde gri üzerine mavi desenleri ancak ürünlere mikroskopla bakıldığında anlaşılabilecek düzeyde bir desen farkı olup karşıdan bakıldığında her ikisi de gri üzerine mavi noktalar şeklinde görülmekte olduğunu, her ne kadar çikolata ürününün bizzat kendi şekline dair herhangi bir itirazları söz konusu olmasa dahi çikolata şeklinin tecavüzün gerçekleştiğine dair tamamlayıcı bir etken olduğunu, davalının binlerce renk seçeneğini bir kenara itip sektörde ikramlık bayram çikolataları arasında en yüksek satış başarısını edinen müvekkiline ait “ ------” markalı çikolataların sarılı olduğu ambalajın ayırt edilemeyecek derecede benzeri bir ambalaj tasarlayarak tüketicileri yanıltmaya çalıştığı, kötü niyetli bir şekilde haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, SMK’nın 159. maddesi, TTK’ nın 61. maddesi ile HMK’nın 389. maddesi uyarınca işbu davanın etkinliğini temin etmek üzere aşağıda ayrıntılandırıldığı şekilde ihtiyati tedbir talep etiklerini. dava konusu taklit ürünleri dava süresince üretmeye ve satmaya devam etmesi zaten elde etmeye çalıştığı amacı gerçekleştirmesine, hiçbir tazminat meblağı ile karşılanamayacak şekilde müvekkilimizin maddi ve manevi zarara uğramasına, yıllardır büyük emek ve para harcanarak tanınmış hale getirilen “-----” markası ve ürün ambalajlarının itibarının zedelenmesine yol açacağını. Mevcut durumda, 2025 yılının Ramazan Bayramı’na iki ay gibi az bir zaman kalmışken davalının en çok satış yapacağı dönem öncesinde taklit ürünlerinin satışının tedbiren engellenmesi önem arz ettiğini, davalının eylemlerinin 6769 sayılı SMK kapsamında marka hakkına tecavüz ve TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesine, giderilmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, her türlü masraf ve yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava konusu ambalajın, davacının tescilli ambalajında olduğu gibi aynı ton gri zemin üzerine düzenlendiği, ambalajın tamamını kapsayan şekilde aynı tonda mavi ---- desenlerinin kullanıldığı, uzaktan bakıldığında her iki ambalaj üzerinde de aynı renk noktacıkların görüldüğü ve bu noktaların şekillerinin ayırt edilemediği belirttiğini, bu bağlamda, ambalajlar arasındaki küçük detay farklılıklarının iltibas değerlendirmesinde önem taşımadığı, zira SMK uyarınca esas alınması gerekenin tüketicinin genel izlenimi olduğu ifade edildiğini, raporda bu hususun göz ardı edilmesi hukuki dayanaktan yoksunluk olarak değerlendirildiğini, markada kullanılan ibarelerin farklı olmasının marka hakkına tecavüzü bertaraf etmediği, renk ve tasarımın benzer şekilde kullanılması halinde de marka hakkı ihlalinin söz konusu olacağı vurgulandığını, bu görüşü desteklemek amacıyla davacı vekili, Yargıtay ve yerel mahkeme kararlarından emsal örnekler sunduğunu, özellikle ----- kararlarına atıf yapılmış, küçük detay farklılıklarına rağmen markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğuna ilişkin içtihatlar dilekçede detaylı olarak aktarıldığını, davacı vekili ayrıca, davalı ürünlerinin hızlı tüketim malları kategorisinde bulunduğunu, tüketicilerin bu ürünleri satın alırken yoğun bir karar verme süreci yaşamadıklarını, dolayısıyla karıştırılma ihtimalinin daha da arttığını, bu hususta, davalı ürünlerinin tüketiciler tarafından müvekkili ürününe benzetildiğini gösteren internet kullanıcı yorumlarına yer verilmiş, davalının piyasaya sunduğu ambalajın müvekkilin ürünüyle karıştırıldığı somut olarak ortaya konulduğunu, müvekkili şirket'in “-----” ve -----” markalarına ait ambalajlar ve ürünler genel izlenim itibariyle davacı şirketin tasarımından oldukça farklı olduğunu, davacı markasının gerek paket renkleri, marka kelime ve yazı karakterleri, kelimelerin renk ve sıralamaları ve yazı boyutları, gerekse paketler üzerinde kullanılan figür ve yazılar bakımından müvekkili markası ile benzer olmadığını, farklı olduğu gerçeği karşısında, müvekkilinin tescilli davacı markalarını taklit etmesi ya da Davacı markalarına benzer marka üreterek Davacı'nın piyasada mevcut şöhret ve tanınmışlığından istifade ederek, haksız kazanç sağlamayı hedeflediği iddiaları açıkça haksız ve kötü niyetli olduğunu, bununla birlikte, müvekkili ile özdeşleşmiş olan tescil başvurulu endüstriyel tasarımların Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle, davacı markalarının ayırt edici karakterinin zedelenmesi, davacı markasından haksız yararlanılması ve davacı'nın itibarının sarsılması söz konusu olmadığını, diğer bir değişle bu durum, tüketicinin zihninde müvekkili ile davacı arasında ekonomik ve idari bir bağlantı olduğu izlenimi vermediği gibi tüketicinin yanıltıldığı iddiası da gerçeği yansıtmadığını beyan ederek davaya karşı cevaplarımız ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle işbu haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafın ----- ürünündeki markasal kullanımlarının davacının, ------, markası yönünden marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.Ticaret sicil kaydı yazı cevabı ile davacı şirketin 14.09.1989 tarihinde, davalı şirketin ise 31.01.1997 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde;----- tescil numaralı şekil markasının 30.sınıfta 01.11.2007 tarihinde davacı adına tescil edildiği, davalı adına tescil edilen ---- numaralı ------ markasının geçersiz olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce delil tespiti yaptırılmış olup alınan heyet raporunda özetle; davacı ve aleyhine tedbir talep edilen davalı ürünlerinin marketlerde aynı raflarda ve stantlar satılmakta olup, aynı tüketici kitlesine hitap ettikleri, Davacı ve davalı ürünlerinin 30.sınıfta “Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler.” sınıfında olduğu, Çikolata üretiminde Çikolatayı kaplayan ambalajda gri renk seçimi ve zemin üzerinde mavi renk kullanmak teknik bir zorunluluğa dayanmadığı, Üreticilerin ambalaj rengi veya üstündeki desen renk işaret seçiminin kendi iradeleri olduğu, üretimden kaynaklı bir teknik zaruretten kaynaklanmadığı, tarafların ambalaj tasarımı şeklindeki markalarının ortalama tüketici nezdinde benzer olarak algılanmayacağı, ayrıca karıştırılmaya da neden olmayacağı kanaati hâsıl olduğundan marka tecavüzünün bulunmadığına dair görüş bildirmişlerdir.
Davacı tarafın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden rapor aldırılmış olup alınan heyet raporunda özetle; davacı ve Davalı Firmalara ait ürünlerin, çikolata ve atıştırmalık ürün grubunun ikramlık çikolata alt grubunda yer aldığı, her iki markaya ait ürünlerin aynı tüketici grubuna hitap ettiği, sektörel olarak özellikle ikramlık çikolata segmentinde tüketicilerin marka yerine “görsel algıya” dayalı seçim yapma eğilimi dikkate alındığında benzer ambalaj tasarımlarının karıştırılma olasılığını arttırdığı, genel görünüm ve bütünsellik ilkeleri gereği değerlendirme yapıldığında, ---- tescil numaralı davacı -----+şekil markası ile davalı ambalaj kullanımı arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik bulunduğu, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirlendiğinde ve bu benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri mal yerine bir başka mal almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal karsısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasında idari–ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmalarının olası olduğu, ürünlerin aynı raflarda satışa sunulduğu, ekstra dikkat ve özen gerektirmeyen, ortalama tüketici kitlesine hitap eden ürün grubuna yönelik olduğu da göz önünde bulundurularak, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, davalı şekil ambalajının davacı adına tescilli ---- tescil numaralı davacı -----+şekil markasından doğan haklarına 6769 Sayılı SMK 7/2 ve 29. Madde atfı ile ihlal yarattığı; davalı fiili kullanımları gözetildiğinde, çikolata ürünlerine yönelik sayısız ambalaj seçenek özgürlüğü mevcut iken, davacı adına tescilli ---- numaralı markasına oldukça benzer aynı renk ve şekil kombinasyonunda bir ambalaj örneğinin tercih edildiği, her ne kadar ambalajların orta kısmında yer alan marka konumlandırması içindeki ibareler farklı olsa da, ambalaj bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalıların davacı adına tescilli marka ve iş ürünleri ile iltibas meydana getirme çabası içinde olduğu ve davacının ’----, ticari takdim şeklini kopyalayarak marka hakkı ihlali ve haksız rekabete sebebiyet verdiğine dair görüş bildirmişlerdir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/2,29, 149, 150 ve 151. maddeleri, Türk Ticaret Kanunu'nun 54,55 ve 63. Maddeleri
GEREKÇE:
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, tecavüzün giderilmesi, tecavüzün sonlandırılması davasıdır.
Davacı taraf ---- tescil numaralı ---- tescil numaralı -----+renk", ---- tescil numaralı ------ markalarının adına tescilli olduğunu ve halen koruma altında bulunduklarını, davalı tarafın "-----" ve " -----" ürünlerindeki markasal kullanımları dolayısıyla marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu beyan ve iddia ederek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması, kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 6769 sayılı SMK'nın 29. Maddesinde "a-Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek." marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır.
Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler SMK'nın 149. Maddesinde düzenlenmiş, bu hükme göre; (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. ....g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi, şeklinde belirtilmiştir.
Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yine haksız rekabeti düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 57. maddesinin hükmünün temeli kişilik haklarına tecavüzü düzenleyen Türk Medeni Kanununun 24. maddesine dayanır. Haksız rekabet hükümlerinin düzenlenme sebeplerinin başında, başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek yatar., Bir başkasının uzun uğraşlar sonucunda elde ettiği kazanımlardan ve değerlerden hiç bir emek ve çaba sarf edilmeden yararlanılması haksız rekabetin en önemli örneklerinden biridir.
Dava konusu somu uyuşmazlık incelendiğinde; ------- tescil numaralı ---- markasının 30. Sınıfta davacı adına tescilli olduğu, markanın ------ kelime unsuru, küçük kalplerin ambalaj zemini üzerinde dizilimini içerir şekil unsuru ve ----- lacivert ve zemindeki gri renkten oluştuğu, ---- tescil numaralı ----- tescil numaralı "------" markalarının koruma sürelerinin sona erdiği ve yenilenmedikleri, davalının dava konusu ürünlerinin ambalaj görseli, davacının kelime+şekil markasında yer alan renk kombinasyonu ile aynı olup, gri fon üzerine lacivert desen uygulaması bütünsel olarak dikkat çektiği, davacı markasında lacivert -----, davalı markasında ise lacivert ------ yer aldığı, bu haliyle küçük şekillerin farklılığı ilk bakışta dikkat çekmese de ayrıntılı ve dikkatli bir göz algısı ile bu farklılık tespit edilebildiği, davacının ürün ambalajının orta kısmında davacı ürününde “-----” ibaresi yer aldığı, davalının ambalaj görselinde ------- ibaresinin ve ------ şekli yer aldığı, bu haliyle davalı tarafın markasal kullanımının kompozisyon olarak davacı kullanımı ile aynı olduğu ve genel görünüm ve bütünsellik ilkeleri gereği değerlendirme yapıldığında, ---- tescil numaralı davacı " -----+şekil" markası ile davalı ambalaj kullanımı arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik bulunduğu, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirlendiğinde ve bu benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri mal yerine bir başka mal almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal karsısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmalarının olası olduğu, ürünlerin aynı raflarda satışa sunulduğu, ekstra dikkat ve özen gerektirmeyen, ortalama tüketici kitlesine hitap eden ürün grubuna yönelik olduğu da göz önünde bulundurularak, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu dikkate alındığında ve yine her iki tarafın kullanımlarının da 30. Sınıfta olduğu ve aynı tüketici kitlesine hitap etiği dikkate alındığında savalı kullanımlarının davacının ---- tescil numaralı davacı ----- markasına tecavüz oluşturur mahiyette olduğu, her ne kadar davalı tarafça ürünün bazı sanal pazarlarda ve tezgahlarda -----, bazılarında ise ------ url uzantısı ile satışa sunulmuş ise de her iki ürünün de aynı ürün olduğu ve aynı şekil ve renk kombinasyonu ile kullanıldığı bu haliyle ---- ve ------ ürünlerinin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu kabul edilmiş ve marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, giderilmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ancak kısa kararda ------ ürünü yönünden karar verilmediğinden davacı tarafın HMK'nın 305/A. Maddesi gereği ek karar verilerek hüküm tamamlanmıştır.
Davacı tarafın haksız rekabet talebi de değerlendirilmiş, SMK'nın 7 ve 29. Maddesi kapsamında marka hakkına tecavüzün koruma altına alındığı, bu haliyle özel düzenleme ile markasal korumanın sağlandığı, bu koruma olmasa idi TTK'nın 54 vd. Maddeleri kapsamında 55/a-4 maddesinde düzenlenen Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak şeklindeki hüküm gereği de hakkın korunmasının mümkün olacağı, ancak özelde marka korumasına dair SMK hükmü karşısında bu hükmün genel hüküm olduğu ve bu haliyle davacı tarafın hakkına tecavüzün tespit edildiği, hukuki vasıflandırmanın hakimde olduğu da dikkate alındığında genel hüküm cihetiyle yeniden karar verilmesine gerek olmayacağı kabul edilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
Davanın KABULÜ İLE,
1-Davalı tarafın "---- " adlı ürünü üzerinde kullandığı renk, şekil ve bütünsel ambalaj şekli dolayısıyla davacı tarafın "------ ŞEKİL" markası yönünden MARKA HAKKINA TECAVÜZ ETTİĞİNİN TESPİTİNE, TECAVÜZ TEŞKİL EDEN EYLEMLERİN ÖNLENMESİNE, GİDERİLMESİNE, VE SONUÇLARININ ORTADAN KALDIRILMASINA,
Davalının, dava konusu marka hakkına tecavüz oluşturan markasal kullanımlarının internet ortamı dâhil her türlü mecrada kullanmasının, üretmesinin, satmasının, ithal ve ihraç etmesinin yasaklanmasına, davalı tarafından üretilen, satılan, ithal ve ihraç edilen dava konusu tüm taklit ürünlere ve mezkûr taklit ürün görsellerinin kullanıldığı her türlü belge ve tanıtım malzemesine (katalog, broşür vs.) Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi olanlar dâhil bulundukları her yerde EL KONULMASINA ve KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE İMHASINA,
2-Haksız rekabet talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davalı tarafın " -------" adlı ürünü üzerinde kullandığı renk, şekil ve bütünsel ambalaj şekli dolayısıyla davacı tarafın "------+ ŞEKİL" markası yönünden MARKA HAKKINA TECAVÜZ ETTİĞİNİN TESPİTİNE, TECAVÜZ TEŞKİL EDEN EYLEMLERİN ÖNLENMESİNE, GİDERİLMESİNE, VE SONUÇLARININ ORTADAN KALDIRILMASINA,
Davalının, dava konusu marka hakkına tecavüz oluşturan markasal kullanımlarının internet ortamı dâhil her türlü mecrada kullanmasının, üretmesinin, satmasının, ithal ve ihraç etmesinin yasaklanmasına, davalı tarafından üretilen, satılan, ithal ve ihraç edilen dava konusu tüm taklit ürünlere ve mezkûr taklit ürün görsellerinin kullanıldığı her türlü belge ve tanıtım malzemesine (katalog, broşür vs.) Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi olanlar dâhil bulundukları her yerde EL KONULMASINA ve KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE İMHASINA,
4-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 702,90 TL başvurma harcı, 30.187,50 TL tebligat ve müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 30.890,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.