T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/46
KARAR NO : 2025/272
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/02/2024
KARAR TARİHİ : 23/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, ekonomik büyümede ve kalkınmada etkin bir rolü olduğu her fırsatta dile getirilen gayrimenkul sektöründe yıllardır faaliyet gösteren hem ulusal hem de uluslararası alanda deneyim sahibi olan, yurt içi ve yurt dışında konut, ofis, otel, alışveriş merkezi ve eğitim kurumu gibi birçok projenin müteahhitlik ve gayrimenkul geliştirme işlerini gerçekleştiren tanınmış ve bir kalite sembolü haline gelmiş bir marka olduğunu, davacı şirketin ulaştığı bu tanınırlık düzeyi nedeniyle marka hakkından haksız bir yararın sağlanmasının ve ayırt edici karakterinin zedelenmesinin önüne geçilmesi saiki ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde --------” markalarını tescil ettirmiş olduğunu, 2006’dan bu yana faaliyet gösteren Davacı şirketin , kendi şirket unvanını 11.05.2007 tarihli ----- sayılı---- Gazetesi’nde tescil ettirmiş olup, ilgili ilan----- 561. Sayfasında sabit olduğunu, davacı şirket ile aynı iştirak konusuna sahip olan ---“Davalı” tarafından, ticaret unvanında '----' ibaresinin kullanıldığını, davacı şirket ile Davalı tarafın faaliyet gösterdiği alanların aynı olmasının ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceği belirtilerek ------ Noterliği’nin ----- Yevmiye Numaralı ve 28 Aralık 2023 tarihli ihtarnamesinin Davalı tarafa keşide edilmiş olduğunu, işbu ihtarname ile tecavüzün durdurulması, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, Buna karşılık Davalı yanın----- Noterliği’nin ------ Yevmiye Numaralı, 8 Ocak 2024 tarihli ve ------ Yevmiye Numaralı, 9 Ocak tarihli Cevab-i İhtarnamelerine cevap verdiğini ve “-----” ibaresini kullanmaya devam etmiş olduğunu, davalı yanın, 8 Ocak 2024 tarihli ihtarnamesi ile ----- şirket unvanının 25.01.2015’te tescil edildiğini beyan etmiş olduğunu, Ardından yeni bir Cevabi İhtarname düzenleyerek 9 Ocak 2024 tarihinde “------” şirketinin 25.01.2005 tarihinde kurulduğunu beyan etmiş olduğunu, Davalı yanın şirket Unvanlarının tescil edildiği tarihi karıştırmakta olduğunu, davalı yan, “-----” şirketinin 25.01.2005 senesinde kurulduğunu iddia etmişse de, 28.01.2005 tarihli, 6228 sayılı, ----- Gazetesi’nin 11. Sayfasında kurulmuş olan şirketin ------ Unvanlı olduğunun anlaşıldığını, 18.05.2011 tarihinde ise unvan değişikliği yaparak -----Unvanını kullanmaya başlamış olduğunu, İlgili değişikliğin 18.05.2011 tarihli olup ---- sayılı ----- Gazetesi’nin 47. sayfasında görüleceğini, davalı yanın cevabi ihtarnamelerine karşılık Davacı şirketin 17 Ocak 2024 tarihinde, ---- Noterliği vasıtasıyla ------ yevmiye numaralı ihtarnameyi keşide ederek yine Davalı yana karşı iyiniyet göstergesi olarak -----” ibaresinin ticaret unvanından kaldırılmasını, unvansal ve markasal olarak kullanılmaya devam edilmemesini, unvansal ve markasal olarak bütün yayınlardan kaldırılmasını talep etmiş olduğunu, davalı yanın, Davacı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli markasını kullanmaya devam ederek, Davacı şirketin ’in marka hakkına tecavüz fiilini sürdürmüş olduğunu, davalı yanın, tüketiciler nezdinde Davalı taraf ve Davacı şirketin arasında idari yahut ekonomik bir bağlantı olduğu hususunda ilişkilendirmeye sebep olmakta, Davacı şirketin ’e duyulan güveni, itibarı ve Davacı şirketin ’in inhisarı hakkını zedelemekte olduğunu, Sonuç itibariyle Davacı şirketin tarafına yapılan haksız ve hukuka aykırı somut saldırıları bertaraf etme çabası ile Davalı yana bildirimde bulunmuş, buna karşılık Davalı yan haksız saldırısını sürdürmekle huzurdaki davanın ikame edilmesini zorunlu hale bırakmış olduğunu, beyan ederek; -Kanun’un 159uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, telafisi mümkün olmayan zararların doğmaması adına yargılamanın sonuna kadar Davalı şirket tarafından “-----” markasının reklam ve tanıtımlar dahil olmak üzere her şekilde kullanımının ihtiyati tedbir niteliğinde durdurulmasına, davacı şirketin marka sahibi olduğu ve Kanun’un ilgili maddesinde sayılan fiilleri önlemeyi talep hususunda münhasır yetkili olduğu “------” markasının Davalı tarafın ticaret unvanında kullanılması sebebi ile vuku bulan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti, men’i, davalının ticaret unvanının terkini ve haksız rekabetin önlenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı firmanın ticaret unvanını kullanıyor olmasının haksız rekabet teşkil etmediği gibi markalar arasında da herhangi bir iltibas söz konusu olmadığını , markalar arasında görsel, işitsel veyahut kavramsal bir benzerlik bulunmamakta olduğunu, Markanın bütünsel olarak değerlendirilmesi gerekmekte olduğunu, Önemli olan işaretin bir bütün olarak uyandırdığı izlenim olduğunu, davacı taraf ile, Davalı firma markalarının; markayı oluşturan harf, sözcük, şekil gibi ögelerin konumlandırılış biçimi açısından farklıdır ayrıca logoların renk ve şekli farklıdır, esas unsur olarak kullanılan şekil ve sözcükler farklıdır, bunlarla birlikte ortalama tüketici bakımından karıştırılma ihtimali mümkün olmadığını, davacı tarafın, markayı salt bir kelimenin aynılığı üzerinden değerlendirmekte ve ----- ifadesi üzerinden iltibas iddiası ileri sürmekte olduğunu, Oysaki bu yaklaşım bütünsel değerlendirme ilkesine aykırı olduğunu, Davalının markasının esaslı unsuru---- olup davacı taraf markasının esaslı unsuru ise -----' olduğunu, itiraz edilen hizmet açısından bilinçli tüketici söz konusu olduğunu, Pahalı ve özellikli mal pazarlarında tüketicilerin dikkat ve algı düzeylerinin yüksek olduğu bilinen bir gerçek olduğunu, Bir gayrimenkul alıcısı olan tüketicinin aşağıdaki iki markaya baktığında, Davalı firmadan satın alacağı gayrimenkulü, davacı taraftan satın alacağını, markaları karıştıracağını iddia etmenin abesle iştigal olduğunu, bahse konu 8 ocak tarihli ihtarnamenin ilk paragrafında kuruluş tarihi olarak 25.01.2005 yazılacakken sehven 25.01.2015 yazılmış olduğunu ve yine aynı ihtarnamenin diğer paragraflarında ilgili tarih 25.01.2005 olarak yazılmış olmasına rağmen, sadece anılan ihtarnamenin ilk paragrafındaki yazım hatasını düzeltmek gayesiyle 9 ocak tarihinde düzeltme amaçlı ihtar gönderilmiş olduğunu, Aslında oldukça basit ve anlaşılır olan, ortalama bir okuyucunun ilk etapta farkına varabileceği bu hususu davacı çelişki iddiası olarak ileri sürmüş olduğunu, davacı tarafın, dava dilekçesinde marka hakkına tecavüzün tespiti ve meni ile birlikte ticaret unvanının terkinini de talep etmiş olduğunu, Ve yine aynı dava dilekçesinde 2011 yılında -----Ticarat unvanını kullanılmaya başlandığını ifade etmiş olduğunu, Huzurdaki davayı ise uzunca bir süre sessiz kaldıktan sonra yani tam 13 yıl sonra ikame etmekte olduğunu, İki firma aynı sektörde faaliyet göstermekte olduğunu, Bu hususun davacı tarafından bilinmemesi imkansız olduğunu, Yargıtay ----HD, 30.04.2010, ----- sayılı Yargıtay kararında “...Öte yandan, davalı şirketin ticaret unvanının tescil olunduğu 1994 tarihinden dava tarihi olan 15.07.2005 tarihine kadar geçen uzunca bir süre boyunca sessiz kalan ve aynı sektörde faaliyet gösteren davacının işbu davayı açmasının MK'nın 2. Maddesine aykırılık oluşturacağının değerlendirilmemesi dahi isabetsiz olduğundan, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.” Şeklinde hüküm tesis edildiğini, ayrıca zaman aşımı itirazları bulunduğunu, davanın zamanaşımına uğramış olması sebebi ile de reddini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı tarafın ticaret ünvanında ---- şekilndeki kullanımlarının davacı tarafın ----- ana unsurlu seri markaları yönündne marka hakkına tevavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; tescil numaralı 35, 36, 37 ve 42. sınıfta davacı adına 13.08.2012 tarihinde tescil edildiği anlaşıldı.
Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---- tescil numaralı, ---- markalı, ---- tescil numaralı ---- markalı,---- tescil numaralı ---- sistemi markalı, ---- tescil numaralı ---- şekil markalı, ----- tescil numaralı ---- şekil markalı,---- tescil numaralı ----şekil markalı, ----- tescil numaralı, ---- cer markalı, ---- tescil numaralı ---- şekil markalı,---- tescil numaralı, ---- şekil markalı, ----- tescil numaral---- şekil markalı, ----tescil numaralı ----- markaların davacı adına tescil edildiği anlaşıldı.
Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde;--- başvuru numaralı “ ------” (şekil) markası için Davalı “...” adına 08.01.2024 tarihinde 36,37,42. sınıflarda marka tescil başvurusu yapıldığı, 27.02.2024 tarihinde / nolu bültende yayınlandığı, 04.03.2024 tarihinde yayına çıkan markaya itiraz edildiği, davacı tarafça yapılan itirazların kabul edildiği ve bu markanın davacı adına tescilli------ tescil numaralı markaların karara gerekçe olduğu tespit edilmiştir. Tedbirin değerlendirilmesi için marka hakkına tecavüz yönünden dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, hazırlanan 15.04.2024 tarihli rapor dosyamıza celb edilmiştir. Raporda özetle; " Davacı şirket adına tescilli “------” esas unsurlu tescilli markaları olduğu, ----- başvuru numaralı “----- (şekil) markası için Davalı “... adına 08.01.2024 tarihinde 36,37,42.sınıflarda marka tescil başvurusu yapıldığı,27.02.2024 tarihinde ------ nolu bültende yayınlandığı, 04.03.2024 tarihinde yayına çıkan markaya itiraz edildiği, marka tescil sürecinin devam ettiği, Davacı ve Davalı Markaları karşılaştırıldığında aynı sektörde oldukları fakat Davalı taraf kullanımında Davacı taraf markalarında esas unsur olan “----” ibaresi öne çıkacak şekilde değil, “------” ibaresi öne çıkacak şekilde kullanıldığı, bu kullanımın davacı markasından farklılık yaratmakta ve iltibasa sebep olmayacağı" yönünde görüş bildirilmiştir.Tarafların beyan ve itirazları ile dosyada mevcut deliller dikkate alınarak, davacı tarafın marka hakkına tecavüz yönündeki talebine ilişkin rapor tanzimi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, hazırlanan heyet raporu dosyamıza celb edilmiştir. Raporda özetle; "Davalı tarafın hak düşürücü süre ve zamanaşımı konusundaki itiraz ve def ’ilerinin değerlendirmesi muhterem mahkemeye ait olmak üzere: Davacı şirket adına ----- tescil numaralı----- markasının 19 / 35 / 36 / 37 / 42 . Sınıflarda, ----- tescil numaralı---- markasının 19 / 35 / 36 / 37 / 42 / 43 . Sınıflarda, ----- tescil numaralı ----- markasının 06 / 09 / 19 / 35 / 36 / 37 . Sınıflarda, ----- tescil numaralı ---- markasının 19 / 35 / 36 / 37 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı ----- markasının 19 / 35 / 36 / 37 . Sınıflarda, --- tescil numaralı --- markasının 19 / 35 / 36 / 37 . Sınıflarda, --- tescil numaralı ---- sistemi markasının 09 / 16 / 35 / 36 / 41 / 42 . Sınıflarda, ----- tescil numaralı ------ şekil markasının 19 / 35 / 36 / 37 / 42 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı ---- şekil markasının 19 / 35 / 36 / 37 / 42 / 43 . Sınıflarda, tescil numaralı ----- markasının 09 / 16 / 35 / 40 / 41 / 42 . Sınıflarda, ----- tescil numaralı ----- ticari şekil markasının 35 / 36 / 37 / 42 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı ----- şekil markasının 36 / 37 / 42 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı --- şekil markasının 36 / 37 / 42 . Sınıflarda, ------ tescil numaral---- markasının 42 / 37 / 36 / 35 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı ----- markasının 36 / 37 / 42 / 35 . Sınıflarda, ----- tescil numaralı ------ şekil markasının 36 / 37 / 42 / 35 . Sınıflarda, ----- tescil numaralı ----- markasının 36 / 37 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı ----- markasının 36 / 37 . Sınıflarda, --- tescil numaralı ----- markasının 36 / 37 . Sınıflarda, --- tescil numaralı ------- markasının 36 / 37 . Sınıflarda----- numaralı ---- markasının 35 / 36 / 37 / 42 . Sınıflarda, --- tescil numaralı ----- markasının 35 / 36 / 37 / 42 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı----- markasının 35 / 36 / 37 / 42 . Sınıflarda, ----tescil numaralı ------ şekil markasının 35 / 36 / 37 / 42. Sınıflarda, tescilli olduğu, davalı şirket adına başvurusu yapılan ---- başvuru numaralı ------” (şekil) markasının başvurusuna davacı tarafça yapılan itirazın kabul edildiği, markanın halen YİDD nezdinde işlem gördüğü, davacı şirketin 07.05.2007 tarihinde kurulduğu, şirketin iştigal konusunun 36, 37, 42. Sınıflara uygun geldiği, davalı şirketin, 25.01.2005 tarihinde------ ŞİRKETİ olarak kurulduğu, 13.05.2011 tarihinde sözleşme tadili ile ... olarak unvan değişikliği yaptığı, tarafların iştigal konusunun aynı olduğu, davacı tarafın markasında ve ticaret unvanında esaslı unsurun ----- ibaresi olduğu, davalı tarafın ticaret unvanında ---- ibaresinin yer aldığı, davalının alan adında -----, site içeriğinde ve ticaret unvanında----- ibarelerinin kullanıldığı, davalı tarafın alan adında ( -----) yer alan ------ ibaresinin davacı tarafa ait markalar ile iltibas teşkil etmeyeceği, her ne kadar----- ibaresi ile davacı taraf markaları arasında iltibasa yol açmayacak derecede farklılık bulunsa da ---- ibaresinin sonuna ---- ibaresinin herhangi bir zorunluluk olmadığı halde eklenmesinin davacı taraf ile özdeşlemiş bulunan ------ ibaresini çağrıştıracağı, aynı sektörde faaliyet gösteren taraflar arasında bağlantı kurulmasına yol açacağı bu anlamda ---- ibaresinin site içeriğinde kullanımının davacının marka haklarını ihlal edebileceği, ------ ibaresinin davalının ticaret unvanında kullanımının davacının markasıyla iltibasa yol açabileceği, davalı ticaret unvanından “-----” ibaresinin terkin edilebileceği" yönünde görüş bildirilmiştir.
Davacı tarafın markanın hakkına tecavüz ve haksız rekabet talepleri dikkate alınarak alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve hazırlanan 24.09.2025 tarihli rapor dosyamıza celb edilmiştir. Raporda özetle; " Davalı tarafından gerçekleştirilen gayrimenkul projelerinin tanıtım kataloglarında (şekil) şeklinde markasal kullanımının söz konusu olduğu; davacının tecavüz edildiğini ileri sürdüğü ----” tescilli markaları ile davalının markasal kullandığı tespit edilen “------” ibaresi karşılaştırıldığında, davacının seri markalarının da esas unsuru olan “-----” markasının davalı kullanımında aynen yer aldığı; davalı kullanımında “-----” ibaresinin başa eklenmiş olmasının ibareyi davacı markasından farklılaştırmadığı; her ne kadar “-----” ibaresi tarafların faaliyet gösterdiği gayrimenkul inşaatı alanında mal/hizmeti belirten bir ibare ise de, davacı markalarının “----” şeklinde seri markalar halinde olduğu, esas unsurunun “-----” olduğu görülmekte olup, bu ibarenin önüne “kendine özgü niteliği olan, ilk kez yapılmış olan, taklit olmayan” anlamına gelen “------” ibaresinin eklenmesi suretiyle oluşturulmuş davalı kullanımına konu işaretin davacı markası ile iltibas yaratacak benzerlikte olduğu; sessiz kalma yoluyla hak kaybı hususunda takdirin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu" yönünde görüş bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/2, 29. Ve 149. Maddeleri, Türk Ticaret Kanunu'nun 54, 63, 55. Maddeleri
GEREKÇE:
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, tecavüzün giderilmesi, erişimin engellenmesi ve ticaret unvanının terkini davasıdır.
Davacı taraf "------" ana unsurlu seri markalarının bulunduğunu, davalı tarafın markasının ana ve ayırt edici unsuru olan ----- ticaret unvanında kullanması ve markasal olarak kullanması dolayısıyla marka hakkına tecavüzde bulunduğunu, ayrıca ege ibareleri seri markalarını kullanması dolayısıyla haksız rekabette bulunduğunu beyan ve iddia ederek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, tecavüzün giderilmesine, tecavüz oluşturan internet üzerindeki kullanımlara erişimin engellenmesini ve davalı tarafın ticaret unvanındaki kullanımların sona erdirilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 6769 sayılı SMK'nın 29. Maddesinde "a-Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek." marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır.
Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler SMK'nın 149. Maddesinde düzenlenmiş, bu hükme göre; (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. ....g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi, şeklinde belirtilmiştir.
Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.
Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yine haksız rekabeti düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 57. maddesinin hükmünün temeli kişilik haklarına tecavüzü düzenleyen Türk Medeni Kanununun 24. maddesine dayanır. Haksız rekabet hükümlerinin düzenlenme sebeplerinin başında, başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek yatar., Bir başkasının uzun uğraşlar sonucunda elde ettiği kazanımlardan ve değerlerden hiç bir emek ve çaba sarf edilmeden yararlanılması haksız rekabetin en önemli örneklerinden biridir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olayda; ----- tescil numaralı ---- markasının 19 / 35 / 36 / 37 / 42 . Sınıflarda,---- tescil numaralı ------ markasının 19 / 35 / 36 / 37 / 42 / 43 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı ---- markasının 06 / 09 / 19 / 35 / 36 / 37 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı ------ markasının 19 / 35 / 36 / 37 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı ---- markasının 19 / 35 / 36 / 37 . Sınıflarda, ----- tescil numaralı ----- markasının 19 / 35 / 36 / 37 . Sınıflarda, ----- tescil numaralı ------markasının 09 / 16 / 35 / 36 / 41 / 42 . Sınıflarda, --- tescil numaralı ----- markasının 19 / 35 / 36 / 37 / 42 . Sınıflarda,---- tescil numaralı ------şekil markasının 19 / 35 / 36 / 37 / 42 / 43 . Sınıflarda, ----- tescil numaralı------markasının 09 / 16 / 35 / 40 / 41 / 42 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı ------ şekil markasının 35 / 36 / 37 / 42 . Sınıflarda, ----- tescil numaralı---- şekil markasının 36 / 37 / 42 . Sınıflarda,---- tescil numaralı ------ şekil markasının 36 / 37 / 42 . Sınıflarda, ------ tescil numaralı ---- markasının 42 / 37 / 36 / 35 . Sınıflarda, --- tescil numaralı ----- markasının 36 / 37 / 42 / 35 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı ----- markasının 36 / 37 / 42 / 35 . Sınıflarda, --- tescil numaralı ------ markasının 36 / 37 . Sınıflarda, --- tescil numaralı ------ markasının 36 / 37 . Sınıflarda, --- tescil numaralı ----- markasının 36 / 37 . Sınıflarda,--- tescil numaralı ---- markasının 36 / 37 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı ------ markasının 35 / 36 / 37 / 42 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı ----- markasının 35 / 36 / 37 / 42 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı---- markasının 35 / 36 / 37 / 42 . Sınıflarda, ---- tescil numaralı -----markasının 35 / 36 / 37 / 42. Sınıflarda, tescilli olduğu, davalı şirket adına başvurusu yapılan --- başvuru numaralı “------” (şekil) markasının başvurusuna davacı tarafça yapılan itirazın kabul edildiği, markanın halen ------ nezdinde işlem gördüğü, davacı şirketin 07.05.2007 tarihinde kurulduğu, şirketin iştigal konusunun 36, 37, 42. Sınıflara uygun geldiği, davalı şirketin, 25.01.2005 tarihinde -------ŞİRKETİ olarak kurulduğu, 13.05.2011 tarihinde sözleşme tadili ile ... olarak unvan değişikliği yaptığı, tarafların iştigal konusunun aynı olduğu, davacı tarafın markasında ve ticaret unvanında esaslı unsurun ----- ibaresi olduğu, davalı tarafın ticaret unvanınd---- ibaresinin yer aldığı, davalının alan adında ---, site içeriğinde ve ticaret unvanında ----- ibarelerinin kullanıldığı, bu haliyle davacının tecavüz edildiğini ileri sürdüğü ---” tescilli markaları ile davalının markasal kullandığı tespit edilen “------” ibaresi karşılaştırıldığında, davacının seri markalarının da esas unsuru olan “----” markasının davalı kullanımında aynen yer aldığı; davalı kullanımında “-------” ibaresinin başa eklenmiş olmasının ibareyi davacı markasından farklılaştırmadığı; her ne kadar “------” ibaresi tarafların faaliyet gösterdiği gayrimenkul inşaatı alanında mal/hizmeti belirten bir ibare ise de, davacı markalarının “----” şeklinde seri markalar halinde olduğu, esas unsurunun “-----” olduğu görülmekte olup, bu ibarenin önüne “kendine özgü niteliği olan, ilk kez yapılmış olan, taklit olmayan” anlamına gelen “-----” ibaresinin eklenmesi suretiyle oluşturulmuş davalı kullanımına konu işaretin davacı markası ile iltibas yaratacak benzerlikte olduğu dikkate alındığında davalı tarafın kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturur mahiyette olduğu, yine her ne kadar davalı kullanımları ---- başvuru numaralı “------” (şekil) markasından kaynaklansa da SMK'nın 155. Maddesi gereği sonraki tescilin sınai mülkiyet hakkı savunması olarak ileri sürülemeyeceği dikkate alındığında davalının kullanımlarının davacının mark hakkına tecavüz oluşturur mahiyette olduğu, ancak davalı şirketin 13.05.2011 tarihinde unvan değişikliği yaparak ... unvanını aldığı, dolayısı ile davalının davaya konu unvanını 13.05.2011 tarihinden bu yana kullandığı, davanın 22.02.2024 tarihinde açılmış olduğu dikkate alındığında yaklaşık 13 senenin geçmiş olduğu, tarafların hizmet verdikleri sektör, iş yerlerinin konumu dikkate alındığında davacı tarafın davalının faaliyetlerinden haberdar olmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu dikkate alındığında geçen süre de nazara alınarak sessiz kalma dolaysıyla hak kaybının oluşacağı kabul edilmiş ve bu haliyle hem SMK hem de TTK anlamında basiretli tacir olarak hareket etmesi gereken davacının aynı sektörde faaliyet gösteren davalı tarfın faaliyetlerine sessiz kaldığı dikkate alındığında haksız rekabet yönünden de sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğu kabul edilerek davanın tümden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan, peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davacıdan hazine yararına tahsiline,
3-Yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.