T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/190 Esas
KARAR NO:2025/183
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:10/09/2024
KARAR TARİHİ:07/07/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, , müvekkili şirketin ----- yılından bu yana unlu mamuller sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin--- genelinde tanınmış bir marka hâline geldiğini, ------ fazla çalışanı ile sektörde önemli bir büyüme kaydettiğini;---- markası altında ---- başta olmak üzere birçok şehirde faaliyet gösterdiğini; müvekkili şirketin ----- adet markasının bulunduğunu; bu markaların ---- kelime unsurunu taşıdığını, müvekkili tarafından uzun yıllardır kesintisiz ve yaygın şekilde kullanıldığını; bu sebeple markanın kamu nezdinde ayırt edici ve maruf hâle geldiğini; davalı ----- müvekkilinin uzun yıllara dayalı emeğiyle sektörde oluşturduğu ------ markasını içeren ibareleri restoran tabelalarında, menülerde, ürün ambalajlarında ve promosyon malzemelerinde hukuka aykırı olarak kullandığını; bu kullanımın, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na açıkça aykırı olduğunu; ayrıca davalı tarafından müvekkilinin markasına görsel ve yazı biçimi bakımından benzer logo ve işaretlerin kullanıldığını, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıdığını; bu durumun ortalama tüketiciler nezdinde yanıltıcı izlenim oluşturduğunu, iki işletme arasında bağlantı varmış algısına yol açtığını; davalı şirketin ------ ------- ibaresini içeren markayı yaygın biçimde kullandığını ve bu suretle müvekkilinin marka değerinden haksız biçimde yararlandığını; bu kullanımların marka hakkına tecavüz, iltibas ve haksız rekabet teşkil ettiğini ve müvekkilinin tanıtım çalışmalarına ve müşteri portföyüne zarar verdiğini; müvekkilinin SMK’nın 6/3. maddesi uyarınca gerçek hak sahibi olduğunu; davalı tarafın SMK m. 29’da sayılan fiilleri işlemek suretiyle marka hakkına açıkça tecavüz ettiğini; aynı zamanda TTK m. 54 ve devamı maddeleri uyarınca da dürüstlük kurallarına aykırı biçimde haksız rekabet yarattığını; davalının kötü niyetli olduğu, müvekkilinin tanınmış markasından haberdar olduğu hâlde benzer ibareleri kullanmakta ısrar ettiğini belirterek şimdilik 1.000 TL fiili zarar ve SMK 151/2b kapsamında yoksun kalınan kar bakımından maddi; itibar kaybı ve davalının tacir olması ve göstermekle yükümlü olduğu özeni göstermemesi hasebiyle müvekkilinin uğramış olduğu manevi zararlar bakımından tazminata hükmedilmesine, müvekkilinin marka hakkına konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden davalı tarafından marka hakkını ihlal edecek şekilde kullanması kullanılması nedeniyle itibar tazminatına hükmedilmesine, TTK 54 ve devam maddeleri gereği haksız rekabet oluşturan eylemler sonucunda oluşan haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, SMK 150 maddesi gereği davalıya ait ticari/muhasebe defter ve kayıtlarının, müvekkilin tescilli bütün markaları dikkate alınarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete konu olan ilgili katalogların vb. sunulması konusunda karar verilmesine, davalının ----- unvanının terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı tarafın ----- şeklindeki kullanımları dolayısı ile davacının ---ana unsurlu markaları yönünden marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, tecavüzün varlığı halinde maddi manevi tazminat gerekip gerekmeyeceği, noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Ticaret sicil kaydı ile davacı şirketin ------ tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Dosyaya ---- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---- tescil numaralı ---- tarihinde tescil edildiği, ---- tarihinde, ----sınıfta --- tarihinde, ---- tarihinde, ---- tescil numaralı----tarihinde davacı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi rapor içeriğine göre ;Davalının işyeri açma ve çalışma ruhsat tarihi ----tarihi olup, bu ruhsatta ---- ibaresi açık bir şekilde yer almaktadır. Aynı zamanda davalının dava dosyası kapsamında alınan -----sorgulama çıktısına göre vergi dairesi kayıtlarına göre işe başlama tarihi ise ---- tarihidir. Bu nedenlerle davacının adına kayıtlı olan --- tescil numaralı markaların koruma tarihleri, davalının işe başlama ve ruhsat tarihinden sonraki tarihe ait olduğundan dolayı bu markalar yönünden marka tecavüzünün olup olmadığı, gerçek hak sahipliği ve eskiye dayalı kullanım açısından yargılamaya ihtiyaç duyduğu, ------ markaları yönünden ise; davacı markalarıyla davalı kullanımları arasında markasal ve sınıfsal benzerlik ile bu benzerliklerin ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline neden olabileceği, bu sebeplerle SMK’nun 7/2-b kapsamında marka hakkına tecavüz şartlarının oluştuğu," yönünde görüş bildirilmiştir. Marka hakkına tecavüz talepleri yönünden marka hukuku uzmanı, gıda işletmesi konusunda uzman ve gıda mühendisi üyeden oluşan heyet raporunda özetle; Taraf işaretlerinde ortak unsur olarak yer alan----- ibaresinin tarafların faaliyet gösterdiği mal/hizmetler ile ilgili bir anlamı olmadığı, bu suretle ayırt edici niteliği haiz bir ibare olduğu; aynı esas unsur ------” ibaresini ihtiva eden ve aynı ve benzer mal/hizmetlerde kullanılan iki ayrı marka ile karşı karşıya kalan ortalama seviyedeki tüketicinin işletmeler arasında bağlantı kuracağı ve bu suretle karıştırma ihtimali yaşayacağı; Davalı tarafın kullanımına dayanak ---- faaliyet konulu işyeri açma ve çalışma ruhsatında iş yeri unvanı ----- tarihli olduğu; buna karşılık, davacının ---- ibaresi esas unsur olan ---- numaralı markasının ---- tarihi itibariyle koruma altına alınmış, ---- tarihinde tescil edilmiş olduğu; dolayısı ile davacının markasının tescil tarihi davalı kullanımından daha önce tarihli olduğu; bu bakımdan davacının önceki tarihli tesciline dayanarak karıştırma ihtimali yaratma riski bulunan davalı kullanımını engelleme hakkını haiz olduğu; davalı tarafın ----- tarihli işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile faaliyetine başladığı ve işyerinde -----ibaresini kullandığına dair görüş bildirmişlerdir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:6769 sayılı SMK'nın 7/2, 29. 149,150 ve 151. Maddeleri ile TTK'nın 54 vd. Maddeleri.
GEREKÇE:Dava; Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması, ve marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır. Davacı taraf, davacıya ait ---- markasının adına tescilli olduğunu, davalının -----markasal kullanımları dolayısıyla davacı tarafın tescilli markası yönünden marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu beyan ederek, marka hakkına tecavüzün tespiti ve haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Sınai Mülkiyet Kanununun 29. Maddesinin yollamasıyla SMK'nun 7/2-b maddesinde tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir,Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yine haksız rekabeti düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 57. maddesinin hükmünün temeli kişilik haklarına tecavüzü düzenleyen Türk Medeni Kanununun 24. maddesine dayanır. Haksız rekabet hükümlerinin düzenlenme sebeplerinin başında, başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek yatar., Bir başkasının uzun uğraşlar sonucunda elde ettiği kazanımlardan ve değerlerden hiç bir emek ve çaba sarf edilmeden yararlanılması haksız rekabetin en önemli örneklerinden biridir.Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olayda; davacı tarafın ------ esas unsurlu birden çok markasının tescilli ve koruma altıda bulunduğu, bu markaların --- sınıflarda tescilli olduğu, davalının kullanımlarının ----şeklinde olduğu, bu kullanımların ------Sınıftaki hizmetler kapsamında olduğu, markasal kullanımlar ile davacı markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal ve kavramsal olarak ayniyet olduğu, bu haliyle ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davalının fiili ve web sitesi alan adı, sosyal medya hesap adları ve bu hesaplar içindeki kullanımlarının davacının tescilli markalarından doğan haklara tecavüz eder mahiyette olduğu sabittir. Ancak davalı tarafın iş yeri açma kayıtları incelendiğinde, davalı tarafın ----- tarihinde faaliyete başladığı, davalı şirketin faaliyet alanı dikkate alındığında davacı tarafça davalı kullanımlarının bilinmesinin hayatın olağan akşına uygun olduğu, bu haliyle dava tarihi olan ------- tarihi dikkate alındığında davacı tarafın davalı kullanımları yönünden 5 yılı aşkın süredir sessiz kaldığı, sessiz kalma dolayısıyla hak kaybının oluşacağı ve bu durumun Mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği kabul edilerek davacı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluştuğu kabul edilmiş ve marka hakkına tecavüz talepleri yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş, davalı tarafın kullanımlarının markasal kullanım olduğu, ----- şeklindeki markasal kullanım dışında haksız rekabet oluşturacak bir eylemin söz konusu olmadığı dikkate alındığında haksız rekabetten de söz edilemeyeceği kabul edilmiş ve davanın tümden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davalı yararına marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi vd. davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
4-Davalı yararına maddi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/07/2025