T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/114 Esas
KARAR NO:2025/144
DAVA:Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/06/2024
KARAR TARİHİ:27/05/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ----- tarafından, önce doktora tezi olarak hazırlanan sonra da -------adıyla kitap olarak neşrolunan eserden kaynak gösterilmeden alıntılar yapılmak suretiyle davalılardan ----müstear adıyla-------- adlı kitabı oluşturduğu, kitabın ----- tarafından bastırıldığı, ------- satıldığı; kitap temin ve satışına adı geçen ---- davalı-------- aracılık ettiği; özetle bu suretle yukarıda adı geçen kişi ve kurumların eser sahibi olan-------eser sahibi olmaktan kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüz edildiği beyan ve iddia ederek müvekkilin mali ve manevi haklarına tecavüzün REF'i ve MEN'ine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve talep uyarınca müştereken ve müteselsilen sorumluluk ilkesi göztilerek, FSEK 68. Maddesi uyarınca telif ücreti ve tespit edilecek rayiç bedelin 3 kat fazlası ile birlikte olmak üzere uğranılan zarara karşılık maddi ve manevi tazminat istemi ile ------- esasına kayden açılan dava kısmen kabul, kısmet ret ile sonuçlanmış, istinaf incelemesi neticesinde ------ sayılı kararının temyiz incelemesinde ----- sayılı kararı ile kesinleştiğini, Davacının ilamı tahsil amacıyla başlattığı ------- esas sayılı dosyasına 71.140,78.-TL ödeme yapılarak davalıların borcunun davacı idare tarafından ödenmek zorunda kalındığını, Davaya konu ------- Sayılı kararında; --------- üzerinde eser sahibi olarak ------- gözükmektedir. Bu ismin davalılardan ----- ait bir müstear olduğu dosya münderecatıyla da sabittir. Dolayısıyla davaya konu-------- adlı eserin sahibinin FSEK 8 ve 11. Madde hükümleri uyarınca ---- olduğuna şüphe bulunmamaktadır------- mali ve manevi sorumlu gözükse de ----adlı kitabın editörlüğünü davalılardan ---- yaptığı, davalılardan ----------olarak dava konusu kitabın alım işlemlerini --- adına yürüttüğü, davalılardan ------- dava konusu -------- adlı kitabın basımını yaptığı, diğer davalılar ----- ise dava konusu -----adlı kitabı -------- adet kitabın satışını gerçekleştirdikleri benimsenin bilirkişi raporu kapsamından ve bir kısım davalıların beyanları ile vekillerinin ifadeleri ve dosya içeriği ile anlaşıldığından davalılar ---------- basiretli bir tacir gibi hareket ederek fikri haklara daha saygılı olmaları gerekirken hiçbir araştırma ve inceleme yapmaksızın yukarıdaki eylemlerde bulunmaları, -------- birlikte diğer davalıların da davacının hak sahibi olduğu eserden iktibas yapılmak suretiyle kitap bastırılmasına, yayınına, satışına, aktif olarak katkı verdiklerinden mali ve manevi hak ihlalinden sorumlu olacakları kanaatine varılmış, davalılardan ---------yönünden ise; kitap temin ve satış işi ile görevlendirilen maiyetindeki -------- yaptıkları hatalı işlemlerden tüzel kişi olarak sorumlu olması gerektiği, kitap alımına onay verdikleri eserlerin gerçek hak sahiplerinin araştırılmasını yaptırmadan kitap alımına onay verilmesi kusurlu olduğu kanaatine varılarak davalı ------- da yukarıda ismi geçen davalılar ile birlikte davacıya ait eser üzerindeki FSEK 22. Maddedeki çoğaltma, 23. Maddede ki yayma hakları olan mali haklar ile FSEK 15'ten kaynaklanan adın belirtilmesi şeklindeki manevi hakkı ettiklerinden davacı tarafın manevi ve mali haklarının ihlali olduğunun tespiti ile tecavüzün ref ve men'ine, FSEK 68. Ve 70. Maddesine göre bilirkişi raporunda tespit edilen ve mahkemece belirlenen maddi tazminat ile mahkemece takdiren belirlenen manevi tazminat yönünden MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ konusunda karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle hüküm tesis edilmiş olup anılan karar kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleştiğini, ---------- sayılı yazısında da; ------ ilgili İcra Müdürlüğünden güncel hesaplama yaptırılmış ve ödeme işlemi gerçekleştirilerek icra dosyası infazen kapattırılmıştır. Rücu işlemlerinde kullanılmak üzere, ödeme ile ilgili belgeler -----hakkında düzenlenen soruşturma raporunun ilgili bölümleri yazımız ekinde gönderilmiş olup, İcra Müdrülüğüne ödenen 71.140,78.-TL'nin, ödeme tarihi olan 28.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte aşağıda isim ve unvanları belirtilen diğer davalılardan rücu edilmesi için gerekli iş ve işlemlerin yapılması" ifadelerine yer verilerek yasal takibat yoluna gidilmesinin idarece uygun görüldüğünü, Borçlar Kanununun haksız fiile ilişkin müteselsil sorumlulukta iç ilişkiyi düzenleyen 62. Maddesinde; "Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları teh-likenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödeme için, diğer müte-selsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur." Aynı Kanunun teselsüle ilişkin iç ilişkiyi düzenleyen 167. Maddesinde; "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar." "Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir." hükümleri bulunmakta olup, bu doğrultuda mahkeme kararı uyarınca İdare bütçesinden yapılan ödemenin davalılardan sorumlulukları oranında rücuan tahsili gerektiğini, ilam dolayısıyla davalılar tarafından İdareye herhangi bir ödeme yapılmamış olduğundan, işbu davayı açmak zorunluluğu hasıl olduğunu, İş bu rucuen tazminat talebinin tahsili ilk olarak ----- Sayılı dosyası ile talep edilmiş, ----- Sayılı ilam ile davanın görev yönünden reddine karar verildiğini, görevsizlik kararı üzerine ---- Sayılı dosyası ile rucuen tazminat talep edilmiş,------ ilam ile arabuluculuk başvurusu yapılmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir ve karar kesinleştiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla;------- tarafından ödemesi yapılan 71.140,78.-TL'nin ödeme tarihi olan 28.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan rücuan tazminine ve tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
DAVAYA CEVAP:Davalı ------- Vekili cevap dilekçesinde; Davacının haksız açtığı davanın TBK nun rücu isteminde Zamanaşımı kenar başlıklı maddesinde “Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar” hükmü uyarınca somut olayda davacı yan yasal süre içerisinde rücu talebinde bulunmadığından davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu edilen alacağın dayanağı; ------- vermiş olduğu ----- sayılı ihale oluruyla içinde -------- isimli eserin de bulunduğu toplam 12 adet farklı kitaptan 5.000'er adet alınmasına ve gençlere hediye olarak dağıtılmasına dair verilen karar olduğunu, Davacı --------imzalayarak kitap satın almıştır. Satın alma işlemi yapılırken de davacı --------- tarafından gerekli belirlemeler ve onaylar verildiği, müvekkilinin görevinin, davacı -------- bastırılmasına/satın alınmasına karar verdiği" kitapların alınması, bastırılması/satın alınması işlerini, bürokrasisini yürütmekten ibaret olup, ---- belirlemediği bir kitabın müvekkilince --- olarak satın alınması/bastırılması söz konusu olmadığı gibi, müvekkilinin görev yaptığı ------ bastırılacak/satın alınacak kitaplar konusunda herhangi bir yönlendirme veya etkide bulunamayacağını, bu nedenlerle müvekkilinin bastırılan/satın alınan kitaplarla ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, sözleşmeyle tüm telif sorumluluğunun yüklenici firmaya ait olduğunu, sözleşmenin ilgili maddelerine bakıldığında bu hususun açıkça görüldüğünü ve müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, Sözleşmenin; "3.2.MADDESİ: Yapılan çalışmada kullanılacak her türlü belge, bilgi, döküman görüntü ve fotoğrafların kullanma hakkı ve her türlü telif sorumluluğu yükleniciye aittir.3.7.MADDESİ: Kitap satın alma işinin gerçekleştirilmesi için herhangi bir telif hakkının alınmasının gerekmesi durumunda sorumluluk yükleniciye aittir. Bu işlerin oluşturma, üretme ve çoğaltma süreçlerinde herhangi bir fikri mülkiyet hakkı halinde yüklenici sorumlu tutulacaktır." maddelerinde de belirtildiği üzere sorumluluk yüklenici firmaya aittir. Kabul anlamına gelmemekle birlikte, TBK'nun 62. maddesine göre "Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur." amir hükmüne göre haksız fiilden kaynaklı olarak zararın ortaya çıktığı hallerde ancak zararın ortaya çıkmasında birden fazla kişi müteselsil olarak sorumlu ise, zararı tazmin eden taraf diğer sorumlulara karşı rücu talebinde bulanabileceğini, buna göre zararı tazmin edenin rücu talebini yönelttiği kişinin zararın ortaya çıkmasında kusuru olduğunun sabit olmasının gerektiğini, olayda sorumluluğu bulunan kişilerin kusurları ve sorumlu olduğu miktarlar tespit edilerek ancak kusuruna isabet eden miktarın rucuen tahsilinin talep edilmesi mümkün olabileceğini, oysa davacı -------yapmış olduğu ödemenin tamamından müvekkilinin sorumluluğu varmış gibi ödemenin tamamını müvekkilinden talep etmesi de usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacı kendisine karşı ------ sayılı dosyasının kesinleşmesi sonucu mahkeme ilamına dayalı olarak başlatılan ------ sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibi sonucunda 71.140,78-TL ödeme yapmış ve söz konusu tazminine karşılık tarafımıza rücu amacıyla işbu davayı açsa da sözkonusu ilamında müvekkilinin kusur durumuna, oranına ilişkin bir değerlendirme yapılmamış ve kusur durumunun yargılama muhtaç olduğunu, Davalılardan ---- kaynak göstermeden dava dışı ------çevrilen şiirlerin olduğu eserden alıntı yapmış ve -----doğan haklarını ihlal ettiğini, bu husus ------ Karar sayılı kararıyla sabit olduğunu, somut olayda davalılardan ----/--- FSEK'den kaynaklanan haklarına FSEK 71/3 maddesinde düzenlenen kaynak göstermemiş olup, kusurlu yan olduğunu, eldeki yargılamada kusur oranı ele alındığında rücunun söz konusu şahsa yöneltilmesinin gerektiğini, Yöneltilen rücuya ilişkin olarak sorumluluğu kabul anlamına gelmemek üzere, ----- kararında Mahkeme, davaya konu kitabın basımı konusunda ------- kitap temin ve satışı için görevlendirdiği personelin yaptıkları hatalı işlemden tü zel kişilik olarak sorumlu olacağının belirtildiğini, mahkemece ---- da söz konusu kusur oranının dikkate alınmasının gerekli olduğunu, bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri belirtilmiştir.Davalılardan ----- vekilinin cevap dilekçesinde özetle;Kural olarak rücu hakkı, başkasına ait borcun ifa edilmesinden sonra, ifa eden kişinin malvarlığında meydana gelen kaybın telafi edilmesini sağlayan, dış ilişkideki asıl borç ilişkisinden bağımsız ve rü cu eden ile rücu edilen arasındaki ilişkiden doğan yeni bir alacak hakkı olup, “Rücu (dönme) hakkında ise rücu hakkı sahibi tatmin ettiği alacaklıya ait olan bir hakkı devralmamaktadır. Sadece onun şahsında yeni bir hak doğmaktadır.” hükmü uyarınca rücu alacağı asıl alacaktan bağımsız bir alacak niteliğinde kabul edildiğinden; asıl alacak zamanaşımından bağımsız bir zamanaşımı TBK. m. 73’te düzenlendiğini, rücu isteminin, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını, Davacı ----------------- diğer davalılar arasında müteselsil borçluluk hukuki neticesini doğran ------------- mahkeme ilamı FSEK kapsamında hak ihlali sonucu ödenen tazminata ilişkin olup; haksız fiil niteliğinde olup, ----------- ilişkideki sorumluluk haksız fiil ise ve mü teselsil sorumlular arasında bir sözleşme ilişkisi yoksa veya varlığı iddia edilen bu sözleşmesel ilişki kanıtlanamamışsa, rücu edilecek tutar TBK 62/I hükme göre belirleneceği gibi, bu talebin bağlı olduğu zamanaşımı süresi de TBK 73 hükmüne göre belirleneceğini, ------ sayılı ilamında “Dava kesinleşen mahkeme kararı gereğince üçüncü kişiye ödenmiş olan tazminatın rücuen tazmini istemine ilişkindir. …Rücu hakkı; başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Alacaklıyı tatmin eden kişi, alacaklının hakkından bağımsız kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bu alacak hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisindeki alacak hakkından bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki ilişkiden doğan yeni bir haktır. Başkasına ait borcu ifa ederek, mal varlığında kayba uğrayan kişiye mal varlığındaki söz konusu eksilmeyi talep edebilmek için hukuk düzeni rücu hakkını tanımıştır. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olur. Bu nedenle rücu hakkı için hakkın doğduğu andan itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlamaktadır. ---------rücu hakkı sahibi lehine, alacaklının hakkından bağımsız yeni bir hak meydana geldiğinden, bu andan itibaren yeni bir zamanaşımı işlemeye başlayacaktır” gerekçesiyle rücuen tazminat halinde zamanaşımına TBK m. 73 hükmünün uygulanacağı içtihat edildiğini, dolayısıyla 28/01/2020 tarihinde yapıldığı iddia edilen ödemeye dayalı olarak açılan işbu rücuen tazminat davasının, zamanaşımına uğradığını, TBK. m. 73 düzenlemesine göre iki yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: (1) Tazminatın tamamının ödenmiş olması. Davacı, takip dosyasına ----------- tarihinde yapılan 71.140,78-TL ödemeyle borcun tamamının ödendiğini ifade etmiştir. Kanunun amir hükmü uyarınca --------- tarihi itibariyle işbu davadaki zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı kabul edilmelidir. (2) Birlikte borçlu olan diğer kişilerin öğrenilmesi. Takibe konu olan ve müteselsil borçluluk hukuki sonucunu doğuran borç Mahkeme ilamına dayandığından, davacı diğer borçluları bilmediğini ve sonradan öğrendiğini iddia edemez. Nitekim takip dayanağı davada dava arkadaşlığı olan taraflar; icra takibinde de müteselsil borçlu taraf olarak gösterilmiştir. İşbu davada rücuen tahsili istenen tazminat için zamanaşımı ------------ tarihi itibariyle işlemeye başlamış; TBK. m. 73’e göre dava ------------ tarihi itibariyle zamanaşımına uğramıştır. Kural olarak halefiyetin yalnızca kanunda düzenlenen sınırlı sayıdaki hallerde söz konusu olabileceğini, bazı hallerde halefiyet tek başına düzenlenirken; bazı hallerde rücu hakkı ile birlikte düzenlendiğini, rücu hakkının yanında düzenlenen halefiyet hallerinin arasında TBK. m. 62/2 ve TBK. m. 168/1 hükümleri de yer aldığını, bu aşamada sorumlu olduğundan fazlasını ödediğini iddia eden borçlu, diğer borçlulara karşı taleplerinde lehine hükümler çerçevesinde halefiyete ya da rücu hakkına dayanabileceğini, Davacı ----------- Mahkeme ilamı uyarınca icra takip dosyasına ödenen bedelin diğer davalılardan payları oranında tahsili istemli işbu davasını “rücu hakkına” dayalı olarak ikame ettiğini, dava dilekçesinde TBK 62 ile TBK 167’ye dayanarak ve “sonuç ve istem” kısmında rücuen tazmin ve tahsil talep ederek açıkça belirttiğini, bu sebeple işbu davada TBK. m. 73 hükmünün uygulanması gerektiğini, asla kabul anlamına gelmemek ve iddianın genişletilmesi ya da değiştirilmesine muvafakat anlamına gelmemek kaydıyla belirtilmelidir ki; davacının “halefiyet” temelinde dava ikame etmiş olması ihtimalinde dahi işbu dava zamanaşımına uğradığını, müteselsil sorumlulukta; rücu hakkına dayalı zamanaşımı tazminatın tamamen ödendiği ve birlikte sorumluların öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlarken; halefiyete dayalı zamanaşımı zarara sebebiyet veren olaydan itibaren işlemeye başlayacağını, ----------sayılı ilamında “Temerrüt tarihi ise bu türden uyuşmazlıklarda uygulandığı gibi tüm davalılar yönünden haksız fiilin işlendiği tarih olarak kabul edilen, davalı bakanlığın ----------ifadesi ile huzurdaki ihtilafta haksız fiil tarihinin ----- olduğu tespit edilmiş olup; haksız fiilden doğan zamanaşımı süresi geçtiği gibi, her halükarda 10 yıllık zamanaşımı süresi dahi geçmiştir. İkinci husus ise, şayet Mahkemece davacının -------- Esas sayılı dava dosyasından -------- tarihinde, zamanaşımı süresi dolmadan dava açtığı, işbu dava nedeniyle ve TBK. m. 158 uyarınca davacının ek süreden yararlanabileceği düşünülmekte ise; bu halde dahi işbu dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra ikame edildiğini, bu davada görevsizlik kararı verildiğini, davacının kesinleşen görevsizlik kararına istinaden, dava dosyası görevli FSHHM’ne gönderilene kadar arabuluculuk dava şartı eksikliğini tamamlamadığını, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verildiğini, ilamın istinaf incelemesinden geçerek ----------- tarihinde kesinleştiğini, TBK. m. 158 hükmünden yararlanılması halinde; davacının işbu davayı ------------- tarihine kadar ikame etmiş olması gerekirdi. Oysa davacı, arabuluculuk başvurusunu dahi -------- tarihinde, zamanaşımı süresi ve TBK. m. 158 uyarınca ek süre geçtikten sonra yapmış; arabuluculuk süreci -----tarihinde sona ermiş olmakla, huzurdaki davayı ise ---------tarihinde; zamanaşımı ve TBK. m. 158 uyarınca ek süre geçtikten sonra ikame ettiğini, tüm bu açıklamalar çerçevesinde; TBK. m. 62 ve TBK. m. 167 hükümlerine dayalı olarak rücuen tazminat istemiyle açılan dava zamanaşımına uğramış olduğundan; öncelikli olarak davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, Davacı ------- İle Davalı -------- Bulunmadığını, Davacı ------ dava dışı ---------- kitabından 5000 adet basma, satın alma ve dağıtma işi için sözleşme akdedildiğini, dava dışı---------kapsamında kapatılan şirketlerden olması nedeniyle aleyhinde açılan davada, ----------göre dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının rücuen tazmin talebinde iç ilişkiyi düzenleyen --------- arasında imzalanan bu sözleşme olduğunu, dosya kapsamındaki mahkeme kararlarından anlaşıldığı üzere, davacı ------- arasında akdedilen bu sözleşmeye istinaden, davalı ------- arasında da telif sözleşmesi akdedildiğini, davalı -----, ihtilafa konu ------- kitabının telif haklarını ------ devrettiğini, İşbu sözleşmelerin ------------soruşturma dosyasından celbini talep ettiklertini, Müteselsil borçluluk halinde, alacaklıya ifada bulunan borçlu, diğer borçlulara ancak her birinin sorumlu olduğu kısım oranında talepte bulunabileceğini, iç ilişkide, borçlular arasında teselsül ilişkisi bulunmadığından her bir borçlu kendi payı oranında borçtan sorumlu olacağını, TBK. m. 167/1’e göre sorumluluğun kapsamı öncelikle borçlular arasındaki hukuki ilişkiye göre belirleneceğini, -------ilamına konu ihtilafta, ne davalı ------, ne de davalı ------ davacı --------ve diğer davalılar arasında herhangi bir sözleşme ya da hukuki ilişki bulunmadığını, işbu davada ilişkide sorumluluğu belirleyecek olan hukuki ilişki ise, --------- arasında imzalanan sözleşmelere dayandığını, davalı şirketlerin bu sözleşmelere taraf olmayıp, davacı --------- davalı şirketlere rücu sonucunu doğuracak hukuki bir ilişkinin de mevcut olmadığını, davacı tarafından husumet yöneltilebilecek taraf sadece akdettiği sözleşmenin yüklenici tarafı olan --------olduğunu, bu sebeple davalı --------- davalı -------- aleyhindeki davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin gerektiğini, Müteselsil sorumluluk haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan zararlar bakımından söz konusu olduğu için, sorumluluk hukukunun doğası gereği tarafların öncesinde sorumluluk oranlarının kararlaştırılamayacağını, her bir zarar verenin zarardan eşit derecede sorumlu olmalarının da beklenemeyeceğini, kanun koyucu “eşit pay ilkesi”nden ayrılarak; TBK. m. 62’de kusur ağırlığı ve tehlike yoğunluğuna göre, hakkaniyet ilkesi çerçevesinde, sorumluluk oranlarının belirlenmesini hakimin takdir yetkisine bıraktığını, --------------------------------- sayılı ilamında tarafların kusur durumları ve tehlike yoğunluğu hakkında değerlendirme yapılmadığını, bu sebeple tarafların kusur ağırlığı ve taraflarca sebep olunan tehlike yoğunluğu yargılamaya ve ispata muhtaç olduğunu, Davalı -------aleyhinde kusur izafe edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalı şirketler aleyhinde yapılan şikayet neticesinde verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar ile tespit edildiğini,---------sayılı soruşturma dosyasından ------ tarihinde verilen Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda “… Şüpheli -------- sıfatıyla eser sahibi ---------- isimli eseri için telif sözleşmesi imzalayarak eserin mali haklarını satın aldığı, yapılan telif sözleşmesinin 6. maddesinde ‘Eser sahibinin yayıncıya devir ettiği haklar üzerinde 3. kişilerin herhangi bir haklarının bulunmadığını, yayıncıya devrettiği hakların kendisine ait olduğunu, herhangi bir hak iddiası durumunda sorumluluğun kendisine ait olacağını kabul ve beyan eder.’ hükmünün bulunduğu, bu hükme göre --------- eser üzerinde başkalarının haklarının olmadığını beyan ederek -------yalan beyanda bulunduğu, ----------ait olduğu zannı ve düşüncesi ile sözleşme imzaladığı anlaşılmıştır. ------------- bir dağıtım şirketi olduğu, eserin gerçekte kime ait olduğu gibi bir araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, verilen dağıtım görevini ücreti mukabilinde yerine getirdiği, ….anlaşılmıştır.” gerekçesi belirtilmiş, böylelikle davalı şirketlerin hiçbir kusurunun bulunmadığı, aleyhinde kusur isnadının ve dolayısıyla tazminat takdirinin mümkü n olmadığının ispat edildiğini, öte yandan taraflar arasındaki ihtilafta; haksız fiil nedeniyle asıl kusurun ------- ait olduğu ceza yargılamasında verilen HAGB kararı ile tespit edildiğini, Davacı ------------ asıl kusurlu taraf olduğu da; ----------- sayılı ilamı ile istinaf mahkemesi ilamında ayrı ayrı tespit edildiğini, yerel Mahkeme gerekçesinde “… davalılardan ------ yönünden ise, kitap temin ve satış işi ile görevlendirilen maiyetindeki ----- -------- yaptıkları hatalı işlemlerden tüzel kişi olarak sorumlu olması gerektiği, kitap alımına onay verdikleri eserlerin gerçek hak sahiplerinin araştırılmasını yaptırmadan kitap alımına onay verilmesi kusurlu olduğu…” ifadesini belirttiğini, ---------- sayılı ilamında da “..Her ne kadar davalı --------- vekili tarafından, telif haklarının ihlali durumunda tüm sorumluluğun yükleniciye ait olduğu, bu nedenle de müvekkiline husumet yöneltilemeyeceği savunulmuşsa da, dava konusu kitabın temini, basım ve satışının davalı ------adına yapıldığı ve davalı -------- dava konusu eserin hak eserin hak sahibini araştırmadan, tecavüz teşkil eden kitabın alımına onay verdiği sabit bulunduğundan, mahkemece davalı ------ tecavüz fiilinden sorumlu tutulmasına da bir isabetsizlik yoktur” gerekçesine yer verilmiş; işbu davada davacı ---------, diğer davalılarca adına iş yapılan asıl sorumlu taraf olduğu tespit edilmiş olduğunu, bir başka ifadeyle; dava dışı eser sahibine karşı müteselsil sorumluluk hukuki neticesini doğuran haksız fiilde, kendisinden beklenen araştırmayı yapmaksızın sözleşme imzalanmasına “olur” vererek asıl kusurlu eylemi gerçekleştiren tarafın davacı ---------- olduğunu, davalı ---------eserin gerçekte kime ait olduğuna dair araştırma yükümlülü ğünün bulunmadığı, bu külfetin davacı ------- ait olduğu ceza yargılamasında verilen karar ile sabit olduğunu, davacının kusurunun ağırlığı yanında, davalı ------ ile davalı ------kusursuz olması gözetildiğinde; FSEK kapsamında dava dışı üçüncü kişiye ödenen tazminattan sorumlu olanın davacı ----olduğunu, davalı şirketler aleyhinde açılan bu davanın, iç ilişkideki kusursuzluk hali ve rücuen tazminat ödenmesi koşullarının oluşmadığı gözetilerek reddine karar verilmesinin gerektiğini, Davalı şirketlerin yönetiminin CMK. M. 133 kapsamında kayyım heyetine devredilmesi ve devir esnasında yaşanan mücbir sebep nedeni ile şirket kayıtlarında ulaşılamayan, ancak davanın esası hakkında önemi olan evrakın celbine karar verilmesinin gerektiğini, Davalı şirketlere atanan kayyım heyetinin şirket yönetimini devralması olağan bir süreçte gerçekleşmemiş, devir tarihinde görevde bulunan eski yöneticilerin direnişlerinin olduğu bir ortamda, şirket yönetimlerine zaman zaman polis marifeti ile el konularak ve eski yöneticiler/personeller işten çıkarılarak yapılmış, bu tarihlerde işten çıkarılan ya da görevden uzaklaştırılan şirket yöneticileri/personelleri, pek çok evrakı kasıtlı olarak tahrip/imha etmiş olduğundan, kayyım heyetinin göreve başlamasından önceki tarihlerde yapılan sözleşmelerden bir kısmına da gelinen tarih itibariyle ulaşmak mümkün olmamış, bahsedilen telif sözleşmesi de bu evraktan biri olup, açıklanan mücbir sebepler nedeni ile sözleşme metnine şirket kayıtlarında ulaşılması tarafımızca mümkün olmamış, ancak KYOK’da atıf yapılan bu sözleşmenin, ----------- sayılı soruşturma dosyasında olduğu anlaşıldığını ve Mahkemece telif sözleşmesinin ilgili Savcılıktan celp edilmesini talep ettikleri beyan edilmiştir. Davalı ----- vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin adı bu dosyada, geçmişte çalışmış olduğu -------- tarafından basılmış olan -------------- kitabın jeneriğinde editör olarak sehven adının geçmesi sebebiyle yer aldığını, müvekkilinin bu kitabın editörlüğünü yapmadığını, davanın HUSUMETTEN REDDİNE karar verilmesini talep ettiklerini, Davaya konu edilen kitap, yayınevi editörlerinden olan ve aynı zamanda diğer davalılardan ------ hazırlatılmış ve kitabın editörlüğünü de yine kendisi yapmış, mizanpaj sırasında aynı ebatlı geçmiş kitaplardan birinin şablonu kullanılırken yapılan bir hatayla jenerik sayfasından mü vekkilinin adının silinmesi unutulmuş, 010 yılında doğum iznine çıkmış olup bu durumdan ancak dava açıldığında haberdar olmuş olduğunu, Müvekkilinin vekili olan----------- müvekkilinin editörlük yapmadığını hiçbir aşamada ileri sürmemiş ve müvekkilinin haksız yere tazminata mahkum edilmesine sebep olmuş, davalının vekili bu nedenle azletmiş olduğunu, fakat davanın geldiği aşamada savunmanın genişletilmesi yasağı sebebiyle müvekkilimin "editörlük yapmadığı" savunmasının dikkate alınmadığını, müvekkilinin kitabın basımının yapıldığı zamanda izinde olduğu ------kayıtlarıyla sabit olduğunu,------------ kayıtlarının celbini talep ettiklerini, Müvekkilinin kimya öğretmenliği mezunu olup çalıştığı kurumda yalnızca bilim kitaplarına editörlü k yaptığını, o dönem ------- kaydının olduğu --------- kapsamında kapatılan şirketlerden olup, bu şirketin o dönem bağlı olduğu ------------- halihazırda hala faaliyete devam ettiğini, Dava konusu kitap müvekkilinin izinde değil de görevde olduğu bir zaman basılmış olsaydı dahi içerik editörlüğü yapma şansı bulunmadığını, edebi eserlere ancak edebiyatçıların içerik editörlüğü yapabildiğini, dava konusu kitabın yazarı ve editörü, lisans ve lisansüstü alanı ------------olup, en önemlisi bir kitabın içeriğinin tüm hukuki sorumluluğunun yazara ait olduğu kitabın telif sözleşmesinde açıkça belirtildiğini, -------- tarafından ikame olunan --------- Esas sayılı dosyada davacı ----------- dilekçesinde yer verdiği ceza dava dosyasında müvekkilim için iddia edildiğinin aksine tecziye hükmü kurulmadığını, ------- tarafından alınan bilirkişi raporunda; “Editör olarak şüpheli gösterilen ---------- ile ilgili olarak ‘editörler bu tür kitapların baskıya verilmeden önce mizanpaj yada kelime hatası içerip içermediğini kontrol eden ve yayınevi bünyesinde çalışan kişilerden oluşmaktadır.” Dendiğini, savcılık da rapora dayanarak editörün eserin gerçekten eser sahibine ait olup olmadığının araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiğini, FSEK uyarınca talep edilen tazminatın kaynağını haksız fiil teşkil etmektedir. Haksız fiilden kaynaklanan davalara ilişkin zaman aşımı 6098 s. Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabii olup, kural olarak alacak hakları zaman aşımına tâbi olup kanunda öngörülen zamanaşımı süresinin geçmesi ve bu süre içerisinde alacaklının dava yoluna başvurmamasıyla zaman aşımına uğrayacağını, TBK m.72' ye göre zaman aşımında kural: "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrar." Rücu hakkı, başkasına ait borcun ifa edilmesinden sonra, ifa eden kişinin malvarlığında meydana gelen kaybın telafi edilmesini sağlayan, dış ilişkideki asıl borç ilişkisinden bağımsız ve rücu eden ile rücu edilen arasındaki ilişkiden doğan yeni bir alacak hakkı olduğunu, ----------- sayılı ilamında “Rücu (dönme) hakkında ise rücu hakkı sahibi tatmin ettiği alacaklıya ait olan bir hakkı devralmamaktadır. Sadece onun şahsında yeni bir hak doğmaktadır.” hükmü belirtilmiş olup rücu alacağının asıl alacaktan bağımsız bir alacak niteliğinde kabul edildiğinden; asıl alacak zamanaşımından bağımsız bir zamanaşımı TBK. m. 73’te düzenlendiğini, rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını, Davacı tarafından tazminatın --------- tarihinde ödendiği ifade olunmakta olup TBK m.72 ve 73 uyarınca alacağın zaman aşımına uğraması sebebiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, Huzurdaki davaya konu icra takibi davacının kitabının sanılandan daha fazla basılmış olması sebebiyle aslında eser sahibinin yoksun kalınan kazancını konu aldığını, FSEK m. 70/2 hükmü uyarınca maddi tazminat davasının şartları açısından TBK. m. 49 vd. hükümlerinde düzenlenen kusur ve zarar ilkelerini ihtiva eden haksız fiil hükümlerine atıf yapıldığını, bu davanın konusu FSEK m. 70/2 kapsamında kalan maddi tazminat davası olduğu için davalılar açısından "kusur" un varlığının aranmasının gerektiğini, diğer yandan da davacının kusursuz olması gerektiğini, Müvekkili açısından hiçbir kusurun bulunmadığını, kitabın editörü olduğunun kabulü halinde bile eserin gerçekten eser sahibine ait olup olmadığının araştırma yükümlülüğü bulunmadığını, -------- editör tanımı "Yazıları yeniden düzenleyerek yayıma hazırlayan kimse" olup, kitabı yazan, hazırlayan, eserin sahibi ve oluşturanı değildir. Eserin bir başkasına ait olup olmadığını bilmesi mümkün değildir. Müvekkilim bahsi konu kitabın editörü kabul edilse bile meydana gelen zararda hiçbir şekilde kusuru bulunmadığını, Diğer yandan davacı ---------yönelik kusur değerlendirmesinin yapılmasının gerektiğini, Davacı ------------asıl kusurlu taraf olduğu hususu ----------- sayılı ilamı ile istinaf mahkemesi ilamında ayrı ayrı tespit edilmiştir. Yerel Mahkeme gerekçesinde “… davalılardan ---------- yönünden ise, kitap temin ve satış işi ile görevlendirilen maiyetindeki ------- yaptıkları hatalı işlemlerden tüzel kişi olarak sorumlu olması gerektiği, kitap alımına onay verdikleri eserlerin gerçek hak sahiplerinin araştırılmasını yaptırmadan kitap alımına onay verilmesi kusurlu olduğu…” ifadesini belirtmiştir. ------------ sayılı ilamında da “..Her ne kadar davalı ----------- vekili tarafından, telif haklarının ihlali durumunda tüm sorumluluğun yükleniciye ait olduğu, bu nedenle de müvekkiline husumet yöneltilemeyeceği savunulmuşsa da, dava konusu kitabın temini, basım ve satışının davalı ------ adına yapıldığı ve davalı -------------dava konusu eserin hak eserin hak sahibini araştırmadan, tecavüz teşkil eden kitabın alımına onay verdiği sabit bulunduğundan, mahkemece davalı ---------- tecavüz fiilinden sorumlu tutulmasına da bir isabetsizlik yoktur” gerekçesine yer verilmiş; işbu davada davacı ---------diğer davalılarca adına iş yapılan asıl sorumlu taraf olduğu tespit edilmiş, bir başka ifadeyle; dava dışı eser sahibine karşı müteselsil sorumluluk hukuki neticesini doğuran haksız fiilde, kendisinden beklenen araştırmayı yapmaksızın sözleşme imzalanmasına “olur” vererek asıl kusurlu eylemi gerçekleştiren taraf davacı ----- olduğunu, Davalı ------- ile davalı -------- eserin gerçekte kime ait olduğuna dair araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, bu külfetin davacı -------- ait olduğu ceza yargılamasında verilen kararı ile sabit olup davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.Diğer davalı ------ usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafın diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmak sureti ile ödemiş olduğu, -------- esas sayılı dosyasından kaynaklı tazminat yönünden davalılar ciheti ile rücu şatlarının oluşup oluşmadığı, noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. ------- tarihli ilamı ile tespit edilen maddi ve manevi tazminat tutarının tahsili için . davalılar --------aleyhine açılan davanın, tüm davalılar açısından MÜTESELSİLEN ödenmesi şeklşinde verilen karar kesinleşmiştir.------tarihli ilamı ile davacı ve diğer davalılar arasında belirlenen tazminatın müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmiş olup, iç ilişki uyarınca tarafların ayrıca kusur oranları hususunda herhangibir tespit yapılmamıştır.
------esas sayılı dosyası ile icra takibi yapılmış, davacı tarafından sözkonusu icra dosyasına -----ödenmiş olduğu tespit edilmiştir.Rücu isteminde bulunan sorumlu kişinin tazminatın tamamını ödendikten sonra ve müteselsilen sorumlu olduğu kişiyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde tazminatın tamamını ödediği tarihten itibaren 10 yıllık bir zamanaşımı süresi içinde bu istem de bulunması öngörülmekte olup, müteselsilen sorumlu olduğu kişiler var ise dürüstlük kurallarına uygun bir şekilde durumu onlara bildirilmesi gerekmekte olup, müteselsilen sorumlulukta zamanaşımı süresi bu bildirimin yapıldığı tarihte başlamaktadır.Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre;
1------- tarihli kesinleşmiş kararı uyarınca hükmedilen maddi ve manevi tazminatın davalılar davalılar --------- MÜTESELSİLEN tahsiline karar verilmiş olduğu,
2-Davacının diğer davalılar ile birlikte borçlu olarak yer aldığı yukarıda anılan mahkeme ilamına dayanılarak başlatılmış olan ----- esas sayılı dosyası borcu 71.140,78.-TL tazminatın ------Tarihinde davacı tarafından tamamen ödemiş olduğu,
3-Davacının müteselsil Sorumluluk hükümlerine göre davacı ile arasında sözleşmesel hukuki ilişki olan davalılardan sadece ------- rücuan tazminat talep etme hakkı olduğu,
4- İşbu davada rücuen tahsili istenen tazminat için zamanaşımı ---- tarihi itibariyle işlemeye başlamış olduğu, buna göre;
a)Sayın mahkemece icra takibinde ve takip dayanağı davada dava arkadaşı olan ------ davacı tarafından sözkonusu ödemenin yapılmış olduğunu DÜRÜSTLÜK KURALLARI na göre davalının bildiği/bildirimin yapılmış sayılması halinde zamanaşımı süresinin ------ tarihi itibariyle başlayacağını ve dava tarihi ----- tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu,
b) Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davalılardan dahi haksız fiile konu eylemin ------- tarihinde gerçekleştiği de gözönüne alınarak, davacının icra dosyasına yaptığı71.140,78.-TLyı ödeme tarihi olan 28/01/2020 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte rücuan tahsili talep etme hakkına sahip olduğu," yönünde görüş bildirilmiştir.
GEREKÇE:Dava, davacı tarafından dava dışı tarafa ----- Sayılı ilamı gereği ödenen maddi ve manevi tazminat bedeline ilişkin rücu davasıdır. Davacı taraf; dava dışı----- tarafından ikame edilen ----- Hukuk Mahkemesince verilen ----tarihli ve------ tarihli kesinleşmiş kararı uyarınca hükmedilen maddi ve manevi tazminatın davalılar davalılar ------ müteselsilen tahsiline karar verildiğini, bu bedelin tamamının kendisi tarafından ödendiğini beyan ederek davalılardan sorumlulukları oranında ödenen bedelin rücuen tazminini talep ve dava etmiştir. Toplanan delillerden; dava dışı ---- tarafından ---- Mahkemesince verilen --------tarihli kesinleşmiş kararı uyarınca hükmedilen maddi ve manevi tazminatın davalılar davalılar -------- MÜTESELSİLEN tahsiline karar verilmiş olduğu, bu karar gereği dava dışı alacaklının -------- Sayılı dosyası ile ilamın icrası için takip ikame ettiği, ve bu takip sırasında 71.140,78-TL ödeme yapıldığı takip dosyası ile sabittir. Bu tespit karşısında davacı tarafın davalılardan rücu hakkı dolayısıyla talep hakkının bulunup bulunmadığı değerlendirilmiş, -----Sayılı dosyası incelendiğinde, dava dışı -------- isimli eserden kaynaklı mali ve manevi hakların ihlali dolayısıyla davacı ve davalılar aleyhine dava ikame edildiği, bu davada, Davacıya ait ESEK kapsamında ilim ve edebiyat eserine ilişkin mali ve manevi hakların, davalılar --------tarafından ihlal edildiğinin TESPİTİ ile davacı eser sahibinin mali-manevi haklarına yönelik TECAVÜZÜN REF'İ ve MEN'ine, FSEK 68. maddesine göre 3 kat tazminat şeklinde----- tarihli bilirkişi kurulu raporu ile hesabı yapılan 34.650 TL.'den, taleple bağlı kalınarak ------- telif tazminatının, -----haksız fiil tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılar ------ MÜTESELSİLEN tahsili ile davacıya verilmesine, FSEK 70. maddesine göre talep edilen manevi tazminattan takdiren ---- haksız fiil tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılar -------MÜTESELSİLEN tahsili ile davacıya verilmesine, şeklinde karar verildiği bu karar gereği yapılan takipte davacı tarafından borcun ------- tarihinde ödendiği sabittir.
Bu açıklamalardan sonra savaya konu eserin basım ve çoğaltımı konusunda davacı ile ---- imzalanan hukuki ilişkinin davacı ---- ile davalı--------- gereği eserin çoğaltıldığı, bu sözleşmede, Sözleşmenin 3.2.m. Yapılan çalışmada kullanılacak her türlü belge, bilgi, döküman görüntü ve fotoğrafların kullanma hakkı ve her türlü telif sorumluluğu yüklenici; sözleşmenin 3.7.m. Kitap satın alma işinin gerçekleştirilmesi için herhangi bir telif hakkının alınmasının gerekmesi durumunda sorumluluk yükleniciye ait olacağı, bu işlerin oluşturma, üretme ve çoğaltma süreçlerinde herhangi bir fikri mülkiyet hakkı halinde yüklenici sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, bu hali ile davacı ---------ve --------arasındaki sözleşme ilişkisi dolayısıyla müteselsil sorumluluk hükümlerine göre davacı ile arasında sözleşme ilişkisi olan ışık yayıncılıktan talep hakkı bulunacağı, diğer davalılardan sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereği talep hakkının bulunmayacağı, yine az yukarıda ifade edildiği üzere davacı tarafça ödemenin --------- tarihinde ödendiği, ödemenin ilama dayalı takibe vaki ödeme olduğu, bu haliyle davacı tarafın müteselsil sorumluluğu olan diğer tarafları ödeme tarihi itibariyle bildiği, bu sebeple ödeme yapıldığı tarihten itibaren eğer rücu hakkını kullanacaksa zamanaşımı süresi olan 2 yıllık süre içinde rücu hakkını kullanması gerektiği, ancak davacı tarafın davasını ------- tarihinde ikame ettiği sabit olduğundan zamanaşımı süresi içinde davayı ikame etmediği, her ne kadar davalılar aleyhine ----tarihinde ----------- Sayılı rücuen tazminat davası açılmış ise de sözkonusu davanın dava şartı yokluğundan diğer bir deyişle usulden reddedilmiş olduğu, bu durumda açılmış olan dava ile işleyecek herhangibir zamanaşımı süresi durmayacağı dikkate alındığında zamanaşımı süresi içinde de davacının rücu hakkını kullanmadığı ve davalılar tarafından da borcun zamanaşımı dolayısıyla sona erdiği yönünde cevap süresi içinde itirazda bulunulduğu dikkate alınarak davanın bu yönüyle de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalılardan ---------- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat davası yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile anılan davalılara ödenmesine,
4-Davalı taraflarca sarf edilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,
Dair; taraf vekillerinin üzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2025