T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/173 Esas
KARAR NO:2025/133
DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/08/2024
KARAR TARİHİ:15/05/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin ---- yılında kurulduğunu, kurulduğu günden bu yana gerçekleştirdiği faaliyet neticesinde sektöründe ------ ürünlerini meşhur ve maruf hale getirdiğini, müvekkilinin bu faaliyeti neticesinde birçok başarıya imza attığını, son olarak en iyi ----- aldığını, ağırlıklı olarak hekimlerden oluşan alanında uzman bir --- grubu ile hizmet vermekte olan, ------ çalışmaları neticesinde birçok ilaç, kozmetik, beslenme takviyesi ürünü ürettiğini, ------ numarası ile sahibi olduğunu, müvekkili adına tescilli-----ürününün, magnezyum içeren takviye edici gıda pazarında lider konumunda olduğunu, müvekkilinin pazar lideri olan -------ürünü ile ilgili ürünle aynı serideki diğer ürünleri, pazarda, gerek isimleriyle, gerekse ambalajları ile yüksek tanınmışlık düzeyine ulaştıklarını, davalının müvekkili adına tescilli ------- markasının bilinirlik seviyesinden yararlanmak amacıyla marka ile iltibas kurmaya çalıştığını, ----- ---- ürününün gerek kelime unsuru gerekse kutu tasarımı ile taklidini piyasaya sürdüğünü, davalı ve grup şirketi olan ----- hakkında ------- sayılı dosyasıyla dava açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu, müvekkiline ait ürün ile davalı tarafından taklit olarak kullanılan ürünlerin benzerlik gösterdiğini, davalının kelime unsuru ile birlikte ambalaj arasında da iltibas kurma çabasına girdiğini, davalı grup şirketi olan ---- kod no.su ile --- ürünü ile iltibas kurmak için ------- ibaresinin tescili için başvuruda bulunduğunu, müvekkili tarafından bu başvuruya itiraz edildiğini ve itirazlarının kabul edilerek markanın reddine karar verildiğini, davalının bu defa ---- kod numaralarıyla --------- unvanının yanına eklemek suretiyle tescil etme girişiminde bulunduğunu ve müvekkilinin marka vekilinin fark etmemesi üzerine başvurunun tescil edildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, davalının müvekkilinin markasından haberdar olduğunu, müvekkilinin markası ile iltibas oluşturan -- markasını öncelikle grup şirketi olan ---- yoluyla tescil ettirme girişiminde bulunduğunu, bu başvurusu reddedilince bu defa ------- numaralarıyla yeniden başvuruda bulunduğunu, markanın kötü niyetli olarak tescil edilmesinin başlı başına bir hükümsüzlük nedeni olduğunu beyan ederek, davalı adına tescilli ---- numaralı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin ----- yılında ---- küçük bir ilçesi olan ------olarak faaliyetlerine başladığını, ilçenin tek eczanesi olmanın yüklediği sorumluluk, müvekkile ---- bilincini aşıladığını, -------- sloganını vizyon edinen müvekkili şirketin, genç bir firma olarak daima bu yaklaşımın ne kadar önemli olduğunu bilinci ile hareket ettiğini, müvekkili şirketin----yılından itibaren ise ------olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, ------yılında faaliyetlerini ---- taşıma kararı aldığını, bu eczanenin yeniliklere açık bir ruhla birleşince 30 yıl sonra ----dönüştüğünü, çok kısa bir sürede büyük işler başaran ---- dünyaya açılan yüzü, ------- olduğunu, davacı tarafın magnezyum içerikli takviye edici gıda satışında ----------- tekel oluşturmaya çalıştığını, tüm rakiplerine huzurdaki davaya benzer nitelikte davalar açtığını ve gerçek dışı iddialarla piyasada rakipleri hakkında olumsuz algı oluşturmaya çalıştığını, müvekkilinin tüm hukuki sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirerek faaliyetlerini yürüttüğünü, müvekkiline ait dava konusu markalar ile davaya mesnet markaların birbiri ile tamamen farklı olduğunu, karşı yanın markasında yer alan ----- ibaresinin ayırt edici niteliği bulunmayan, zayıf bir ibare olduğunu, zira -------- elementinin kısaltılması olarak kullanıldığını, gerek müvekkilinin gerekse de davalının satışını yaptığı ürünlerin magnezyum içerikli ürünler olduğunu, ------- takviyesi olarak satıldığını, karşı yanın satışa konu ettiği ürünlerde dahi ------ şeklindeki açıklama ile açıkça ürünün magnezyum tuzundan ibaret olduğunun belirtildiğini, nitekim devam eden kısımda da -------- ürün içeriği açıklandığını, --------zaten dava konusu mal ve hizmetlere konu ürünler bakımından doğrudan bir emtianın adını tanımladığını, kullanımı herkese açık olan bu tür bir ibare bakımından, bu ibarenin yanına eklenebilecek her türlü unsur ile kullanımının serbest olması gerektiğini, ------- ibaresinin özellikle de 5. sınıf emtialar bakımından harcı alem niteliğine geldiğini, birçok firmanın bu ibareyi salt ------- kısaltması olarak markalarında kullandığını, sona eklediği sair ibareler ile markalarını çeşitlendirdiğini ve farklılaştırdığını, nitekim sona eklenen ibarelerin dahi ----görece zayıf unsurlar olduklarını, bu durumun esasen ------ibaresinin yanına oldukça düşük ayırt edicilikte bir unsur eklendiğinde bu ibarenin artık markasal anlamda diğerlerinden farklılaştığı ve yeni bir marka teşkil ettiği sonucunu doğurduğunu, dava konusu mal ve hizmetlere konu emtiaların dikkat düzeyi oldukça yüksek olan tüketicilere hitap ettiğini, markaların karıştırılması ihtimalinin söz konusu olmadığını, davacının tescilli markaları incelendiğinde, markalarının -------- ibaresinin seri şekilde kullanımı ile oluşturulduğu ve müvekkili markası ile benzer şekilde karşı yanın da -------markalar tescil ettirdiğinin görülebileceğini, gerek yazı stili gerek kutu üzerindeki şekiller ve ticaret unvanlarının kullanılmasının markaların ayırt edilmesini oldukça kolaylaştırdığını, ilaç sınıfı yönünden tüketicin dikkat düzeyinin oldukça yüksek olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı adına tescilli----- tescil numaralı markaların hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Ticaret sicil kaydı yazı cevabında davacı şirketin ----- tarihinde, davalı şirketin ise ---tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.-------tarafından gönderilen yazı cevabında bahse konu ---- isimli ürün için kuruma yapılmış bir başvuru ve kurum tarafından düzenlenmiş ruhsatname/izin belgesi bulunmadığı belirtilmiştir. Dosyaya ----- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---- tescil numaralı ----tescil numaralı --- markasının davacı adına başvuru aşamasında olduğu, ----- tarihinde davacı adına, -----tarihinde davalı adına tescil edildiği, ---- tescil numaralı markasının davalı adına başvuru aşamasında olduğu bildirilmiştir. Dosya içerisindeki belgelerden ----- sayılı dosyası ile --- tarafından -----aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet ve bundan doğan maddi ve manevi tazminat talepli davanın açılmış olduğu, davanın derdest olduğu görülmektedir. Tarafların beyan ve itirazları, alınan tanık beyanları da dikkate alınarak davacı tarafın markanın hükümsüzlüğü yönündeki talebine ilişkin rapor düzenlenmiş olup alınan heyet raporunda özetle; Hükümsüzlüğü talep edilen davalı ----- markasında ------- ibaresinin davalı şirketin unvanının ayırt edici kılavuz unsuru olduğu; söz konusu ibarenin markanın bütününde diğer unsur olan ----ibaresi ile yaklaşık benzer büyüklükte kullanılmış olduğu; ----- ibaresinin ayırt ediciliği bakımından, sektörel inceleme kısmında belirtildiği üzere ----- elementinin kısaltılması olarak kullanıldığı, bu bakımdan anılan ibarenin ayırt ediciliğinin olmadığı; Bununla birlikte davalı markasına ------- ibaresinin, davacı markasında da ------ ibaresinin eklenmiş olduğu; her iki kelimenin de eklendiği kelimeye ----- anlamlarını kattığı; Ayırt ediciliği düşük unsurların bileşiminden oluşan markalarda küçük değişiklikler ile markaların farklılaşmasının mümkün olduğu; ancak somut olayda, her ne kadar --- ibaresi tek başına ayırt ediciliği olmayan bir ibare olup yine ayırt ediciliği olmayan------ ibarelerinin eklenmeleri suretiyle oluşturulmuş markalar var ise de, aynı ön ek ------ ve aynı anlama gelen kelimelerden ----- oluşan markaların tüketici tarafından aynı marka olarak algılanmalarının mümkün olduğu; nitekim özellikle davacının ------ ibaresini içeren ----markası karşısında, tüketicilerin davalıya ait ------- ibareli markayı aynı marka olarak düşünmesinin çok yüksek ihtimal olduğu; Bu bakımdan, davalı markasında yer alan ----- ibaresi malın firma aidiyetini vurgulayan bir ibare olup, diğer unsur ----- ibaresi davacı markalarındaki esas unsur ----- ibaresi ile anlamsal olarak aynı olduğundan aynı marka olarak algılanmasının mümkün olacağı; Taraf markaları 5. sınıf kapsamında kalmakta olup, takviye edici gıda -----olduğundan ve bu tür ürünlerin doktor kontrolü/reçetesi olmadan kişilerce eczaneler dışında ------- online satış kanallarından da satın alınabileceği; her ne kadar takviye edici gıdalar günlük tüketim malları gibi satın alınan harcı alem ürünler olmasa ve tüketiciler bilinçli tüketici grubuna dâhil olsa bile, bu durumun tüketicinin mutlak surette markalar arasındaki her ayrıntıyı fark edebilecekleri anlamına gelmediği; bu bakımdan ilgili tüketicinin davalı markasının davacı markası olduğunu zannetmesinin mümkün olduğu, bu şekilde karıştırma ihtimali yaşayacağı; Her ne kadar taraf markalarında yer alan -------- takviye edici gıdanın kısaltması olarak kullanılan bir ibare ise de gerek davalının söz konusu ibareye ek olarak davacı markasındaki ---- kelimesi ile aynı anlama gelen ----- kelimesini eklemiş olması, gerek davalı grup şirketi olduğu belirtilen şirketin ---numara ile yaptığı düz yazı şeklindeki -------- başvurusunun davacı itirazı üzerine reddedilmesinden sonra kelime unsurlarına unvanının kılavuz sözcüğü ile şekil unsuru ekleyerek tekrar başvuru yapılması, gerek davalının fiili kullanımları göz önünde bulundurulduğunda, davalının başkasının markasından haksız olarak yararlanmak amacıyla davaya konu markayı tescil ettirdiğinin düşünüldüğüne dair görüş bildirmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:
6769 sayılı SMK'nın 6/1 ve 25/1 mad.
GEREKÇE:Dava; markanın hükümsüzlüğü davasıdır. Dava, davalı adına tescilli davalı adına tescilli ----- tescil numaralı markaların kötü niyetli tescil edildiğinden bahisle SMK'nın SMK 6/6 ve 25/1 Maddesi gereği markanın hükümsüzlüğü davasıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nun 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanınhükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.SMK'nın 6/1. Maddesinde " (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmü düzenlenmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nun 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olayda; ----- kayıtları incelendiğinde, ----- tescil numaralı ---- markasının ---- markasının ---- Sınıfta davacı adına tescilli olduğu, hükümsüzlüğü talep edilen ----- tescil numaralı da ---- markasının davalı adına tescilli olduğu sabittir. Bu tespit sonrasında davacı markaları ile davalı markaları karşılaştırıldığında; --------- ibaresinin davacı şirketin markalarının ana ve ayırt edcici unsuru olduğu, davalı markalarının ana ve ayırt edici unsurunun da --- ibaresi olduğu davalı markalarına eklenen şekil ve ticaret unvanının markasal kullanımın yan unsurları olduğu, ------ ibaresinin ayırt ediciliği bakımından, sektörel inceleme kısmında belirtildiği üzere ----- ibaresinin sektörde ------ elementinin kısaltılması olarak kullanıldığı, bu bakımdan anılan ibarenin ayırt ediciliğinin olmadığı; Bununla birlikte davalı markasına ---- ibaresinden sonra --- ibaresinin, davacı markasında da ------ ibaresinin eklenmiş olduğu; her iki kelimenin de eklendiği kelimeye---- anlamlarını kattığı; Ayırt ediciliği düşük unsurların bileşiminden oluşan markalarda küçük değişiklikler ile markaların farklılaşmasının mümkün olduğu; ancak somut olayda, her ne kadar ------ibaresi tek başına ayırt ediciliği olmayan bir ibare olup yine ayırt ediciliği olmayan ---- ibarelerinin eklenmeleri suretiyle oluşturulmuş markalar var ise de, aynı ön ek ------- ve aynı anlama gelen kelimelerden ------ oluşan markaların tüketici tarafından aynı marka olarak algılanmalarının mümkün olduğu; nitekim özellikle davacının ----ibaresine ek olarak hem---- ibaresini içeren ---- markası karşısında, tüketicilerin davalıya ait ------ ibareli markayı aynı marka olarak düşünmesinin çok yüksek ihtimal olduğu; Bu bakımdan, davalı markasında yer alan ------- ibaresi malın firma aidiyetini vurgulayan bir ibare olup, diğer unsur ----ibaresi davacı markalarındaki esas unsur ------ ibaresi ile anlamsal olarak aynı olduğundan aynı marka olarak algılanmasının mümkün olacağı; Taraf markaları 5. sınıf kapsamında kalmakta olup, takviye edici gıda -----olduğundan ve bu tür ürünlerin doktor kontrolü/reçetesi olmadan kişilerce eczaneler dışında ---- online satış kanallarından da satın alınabileceği; her ne kadar takviye edici gıdalar günlük tüketim malları gibi satın alınan harcı alem ürünler olmasa ve tüketiciler bilinçli tüketici grubuna dâhil olsa bile, bu durumun tüketicinin mutlak surette markalar arasındaki her ayrıntıyı fark edebilecekleri anlamına gelmediği; bu bakımdan ilgili tüketicinin davalı markasının davacı markası olduğunu zannetmesinin mümkün olduğu, bu şekilde karıştırma ihtimali yaşayacağı, bu haliyle davacının markası ile aynı sınıf ve aynı ürünlere ilişkin emtialar yönünden markaların bu denli birbiri ile benzer ifadelerde olmalarının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, görsel, işitsel ve anlamsal olarak davalı markalarının davacı markalarını çağrıştırdığı ve tüketicilerin markaları ile bağlantı kurmak ihtimallerinin söz konusu dikkate alındığında SMK'nın 6/1. Maddesi gereği hükümsüzlük şartlarının oluştuğu kabul edilmiştir.
SMK'nın 6/9. Maddesi gereği hükümsüzlük şartları incelendiğinde; her ne kadar taraf markalarında yer alan ----- ibaresi sektörde ------ takviye edici gıdanın kısaltması olarak kullanılan bir ibare ise de gerek davalının söz konusu ibareye ek olarak davacı markasındaki --- kelimesi ile aynı anlama gelen ----kelimesini eklemiş olması, gerek davalı grup şirketi olduğu belirtilen şirketin ---- numara ile yaptığı düz yazı şeklindeki ------ başvurusunun davacı itirazı üzerine reddedilmesinden sonra kelime unsurlarına unvanının kılavuz sözcüğü ile şekil unsuru ekleyerek tekrar başvuru yapılması, gerek davalının fiili kullanımları göz önünde bulundurulduğunda, davalının başkasının markasından haksız olarak yararlanmak amacıyla davaya konu markayı tescil ettirdiğin düşünülmesinin kuvvetle muhtemel olduğu kabul edilerek SMK'nın 6/9 maddesi gereği de davalı markalarının hükümsüz kılınması gerektiği kabul edilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
Davanın KABULÜ İLE,
1-Davalı adına tescilli --- tescil numaralı ------markasının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
2-Davalı adına tescilli ---- tescil numaralı --------markasının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
3-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 2024 008305 tescil numaralı markası yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden -------- tescil numaralı markası yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ile bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 15.185,50TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/05/2025