T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/51
KARAR NO : 2026/102
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
DAVA TARİHİ : 26/07/2018
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın alanında tanınan, bilişim alanında web sitesi tasarımı, domain, yazılım, tanıtım filmi hizmeti veren güvenilir bir firma olduğunu, yazılım işlerinde iş yapabilmek için güvenilir olmak, gizlilik hususuna önem vermek ve müşteriler ile müşteri adaylarına verilecek hizmetlerde kullanılan tasarım, proje ve kodlama çalışmalarında kullanılan bilgilerin gizli kalacağına inandırmak ve onlara eşsiz, kopyalanması mümkün olmayan web siteleri tasarlamanın çok büyük öneme sahip olduğunu, hizmet veren şirket davacı ile hizmet alan şirket (davacı şirket müşterisi) arasında sözleşme imzalandığını, işbu sözleşmelerin tamamında verilecek hizmet ile ilgili gerçekleştirilecek proje tasarım, özellik, kodlama ve yazılım gibi unsurlarda müşterinin tek olduğunu, sadece o müşteriye has ve müşterinin isteği doğrultusunda bir iş ortaya çıkarabilmek için her türlü bilginin gizli kalmasının oldukça önemli olup, gizliliğin taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ihlal edilmesi halinde tazminat hükmü içeren bir unsuru olduğunu, davalıların davacı şirkette çalışırken davalı --- 2018 yılı Şubat ayında, davalı ---- ise 2018 yılı Mart ayında işten ayrıldıklarını, davalı ----- işten ayrılmadan önce davacı şirketten bilgi topladığını, daha sonra -----isimli sayfasında kendi çalışmalarıymış gibi 19 adet web sayfasıyla ilgili bilgileri yayınladığını, bunların “----- siteleri olduğu, her birinin değerinin 2.000,00 TL olduğunu, davacı firmanın birçok projesinde müşterileri ile gizlilik sözleşmesi imzaladığını ve kati olarak üzerinde çalışılan proje adının dahi şirket dışında telaffuz edilmemesi konusunda personelini bilgilendirdiğini, böylesine hassas bir konuda hem proje tasarım ve özelliklerini ifşa etmekte hem de bu çalışmalara ilişkin dosyaları izinsiz kopyalayarak kendi sunucusu altından yayınlayan davalının kanuna aykırı davrandığını, davalı ---- izinsiz olarak kullanmış olduğu siteler ile ilgili vermiş olduğu bilgilerin de oldukça yanıltıcı olduğunu, ---- linkinde yer alan davacı firmaya ait --- müşterisinde ait web sitesinde davalı ---- tarafından verilen bilginin “kurumsal tema” şeklinde olduğunu, bunun sanki müşteriye hazır bir çalışma verilmiş anlamı taşıdığını, oysa ----- isimli müşteriye müvekkili firmaca tamamen özel bir çalışma yapılarak hizmet verildiğini, müvekkili firmanın müşterisi -----bu yanıltıcı bilgiyi görmüş olması ihtimalinde dahi davacı firmanın itibar kaybına uğrayacağı ve tazminat davası ile karşı karşıya kalacağını, tüm bunların yanında diğer davalı --- ile ----- birlikte aynı amaçla hareket ettiğini, her ne kadar müvekkili firmanın eseri olan web sitelerini yayınlayan davalı --- web sitesinin görünür kısmında ismi geçmese dahi arka plana bakıldığında - ile ---- bu işte birlikte çalıştıklarının sunmuş oldukları delillerden de anlaşılacağını, davalı ----arka planda olmasının sebebinin davacı firma ile hali hazırda husumetinin bulunması olduğunu, davalı --- firmaya açmış olduğu işçilik alacağı davası, müvekkili firmanın kendisine açmış olduğu manevi tazminat ile ihbar tazminatı ve cezai şart alacağı davasının mevcut olduğunu, tüm delillerin yer aldığı ait video kayıtlarının dilekçe ekinde sundukları CD içeriğinde olduğunu, ilk olarak ----- sitelerinde davalıların her ikisinin de adının birlikte yazıldığını, takım arkadaşları olarak davalıların isimlerinin birlikte yer almasının yürütülen işte birlikte hareket edildiğinin kanıtlarından biri olduğunu, takım arkadaşı olarak anılması gereken kişilerin aynı amaç için hareket etmeleri gerekmekte olup davalı ----, diğer davalı --- adını da kullanarak yapmış olduğu tüm çalışmalarda ortak bir amaç içinde olduklarını gösterdiğini, --- adlı kişinin ---- ile ortak hareket ettiğine dair farklı bir kanıtın ise ---- adresinde yapılan sorguda ---- alan adının da kayıtlı olması olduğunu, davalıların her ikisinin de müvekkili firmada çalıştığı sırada tanıştıkları düşünüldüğünde davalı--- soyadına sahip (akraba) bir başka şahsı harici olarak tanıyamayacağını, davalı ---- kendi akrabasını---kurdukları iş sebebiyle tanıştırmış olduğunu, aynı sunucuda hem davalı ----hem de diğer davalı ---- akrabası olan bir başka şahsın adının geçmesi düşündürücü olduğunu,---- internet aramalarında ---- ismi aratıldığında, davalının müvekkil --- hizmetlerinde çalıştığı dönemde de yapmış olduğu site olan ---- adlı sitenin arama sonuçlarında çıktığını,--- müvekkili şirkette çalıştığı sırada yapmış olduğu bir çalışma olup, aynı mantık ile hareket edildiğinde ise arama sonuçlarında ismi yer aldığında siteyi o kişinin yapmış olduğu anlamının çıktığını, yine aynı şekilde yapılan sorgulama sonucunda çıkan bir diğer sitenin ise ---- adresi olduğu, bu sitede de her iki davalının isminin geçtiğini, davalı---arama sonucunda ---- ve --- sonuçlarının aynı sayfada listelendiğini, bu sonucun gerek davalı----gerekse diğer davalı --- birbiriyle ilişkisi olduğu sonucunu doğurduğunu---- iletişim sayfasında yer alan cep telefon numaralarının; --- olduğunu, bu numaralardan sonu ---olan numaranın davalı ---- ait olduğunu, diğer telefon numarası olan---- yani müvekkil firmaya ait siteleri yayınlayan davalının sitesinde yer alan iletişim bölümünde ki telefon numarası olduğunu, davalıların müvekkili firmada çalıştıkları esnada arkadaş oldukları ve böyle bir iş kurma konusunu konuştuklarını, ardından da Şubat 2018'de davalı ---- Mart 2018'de de diğer davalı --- bu iş ve diğer meseleleri nedeniyle işten ayrıldığını, davalı ---- müvekkili firma ile olan husumetinin davalıların bu denli dolambaçlı yollara başvurmasına neden olduğunu, ------ adlı internet sitesi üzerinden müvekkil firmaya ait siteleri kendi referansları gibi göstererek söz konusu sitede yazılı telefonu arayan kişinin karşısına aslında diğer davalı ----takım olarak çalıştıkları ----sitesine yönlendirdiklerini, davalıların bu şekilde yer verdiği web site tasarım, yazılım ve kodlama sayısının toplam 19 olduğunu, davalı ----- tarafından yayınlanan sayfada bulunan web sitelerinin yaklaşık proje bedellerinin 300.000,00 TL civarında olduğunu, bu sayfanın yayında kaldığı sürece maddi değerinin 300.000,00 TL'ye varan, manevi değeri ise çok daha yüksek olan bir zarara uğrayacaklarını, ayrıca her türlü geliştirmesinin müvekkili firmaya ait görsellerin izinsiz kopyalanarak kendi sunucularından yayınlanması konusunda ise FSEK kapsamında savcılığa şikayette bulunulduğunu belirterek; daha sonra artırılmak üzere FSEK’nun 68. maddesi uyarınca üç katı tazminat taleplerine karşılık her bir web sitesi için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 36.000,00 TL, FSEK’nun 70/1. maddesi uyarınca davacının manevi haklarının ihlal edilmesi nedeniyle, izinsiz olarak tasarım, yazılım ve kodlama bilgileri verilen her bir web sitesi için 1.000,00 TL olmak üzere 19.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ---- yönünden verilen cevapta; davalının bilgisayar programcısı mezunu olduğunu, şirkette sitelerin web arayüz tasarımı kısmında yer aldığını, davalının çalıştığı süre boyunca şirketin tüm projelerinde yer aldığını, ancak herhangi gizli bir bilgiyi firmadan toplamadığını, davalı ---- adlı siteyi kişisel tanıtım amaçlı kurduğunu ve daha önce yer aldığı projelerden bahsettiğini, herkesin internet ortamında görebileceği umuma açık web sitesi tasarımlarının ekran görüntülerini paylaştığını, söz konusu web sitelerini kendisinin yaptığını iddia etmediğini, aksine projelerin sadece web ara yüz tarafında yer aldığını belirttiğini, söz konusu projelerin ----- tarafından yapıldığının açıkça belirtilmiş olduğunu, dava konusu web sitelerinin FSEK kapsamınca korunan eser statüsünde olmadıklarını, söz konusu web sitelerin belirli kalıplarla yapıldığını, özgün olmadığını ve sahibinin hususiyetini taşımadığını, müvekkilinin davacının belirttiği gibi web sitelerine ait dosyaları ve kodlarını kopyalamadığını ve herhangi bir sunucuya aktarmadığını, dilekçede davacı tarafından belirtilen 19 adet siteden --- davalının kendi çalışması olduğunu, davacı ---- ile ilgisi olmadığını, --- adlı sitenin diğer davalı --- ile herhangi bir ilgisi olmadığını, --- adlı sitenin---ait şahıs firmasının web sitesi olduğunu, ---- ve ----- arasında herhangi bir ticari veya organik bir bağ olmadığını, ---- firmasında çalışmadığını, yalnızca ---- bir süreliğine destek aldığını ve bu sebeple --- isminin geçtiğini, müvekkillerinin --- sitesinin sahibi olan ---tanımadıklarını, davacının ----- arama motorunda ismi aratılan kişinin sonuçlarda çıkan bütün siteleri yapmış olduğu iddiasının mantığa aykırı olduğunu, --- yönünden verilen cevapta ise--- siteyle uzaktan yakından bağlantısı olmadığını, ---- münasebetinin hatır sebebiyle arkadaşı ---- yazılım konularında destek olmaktan öteye geçmediğini, hali hazırda --- isminin ne de numarasının olmadığını, ---- numarasının davalı ----- ait olduğunu, söz konusu bütün sitelerde projelerin ---- tarafından yapıldığının yazılı olduğunu belirterek davanın her iki davalı yönünden de reddine karar verilmesini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Dava, davacı tarafça meydana getirtilen web sitelerinin kodlarının ve görsellerinin davalılar atrafından davalı --- ait web sitesinde yayınlandığı iddiasıyla açılan, FSEK 68.madde gereğince maddi tazminat ve FSEK 70.madde gereğince manevi tazminatın tahsili davasıdır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.
Davacı vekiline, dava dilekçesinde 19 adet web sitesiiçin her bir web sitesi 2.000,00 TL olmak üzere FSEK'nun 68. Maddesi uyarınca üç katı kadar tazminat talep ettiğini beyan etmesine rağmen yalnızca 36.000,00 TL maddi tazminat talep edildiğini bildirmesi nedeniyle, dava dilekçesinin sonuç talep kısmını açıklaması için kesin süre verilmiş, davacı vekili talebini açıklamak için verdiği 09/04/2019 tarihli dilekçesinde 18 adet sitenin her biri için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 36.000,00 TL'nin üç katı olan 108.000,00 TL talep ettiklerini belirtmiş, davalı vekili iddianın genişletilmesine muvafakat etmediklerine dair dilekçe sunmuştur.
Davacı vekili tarafından davalıya ait internet sitesiyle ilgili ---. Noterliğinin 29/08/2018 tarihli ve --- ve ---- yevmiye numaralı e-tespit tutanakları dosyaya sunulmuştur.
---. İş Mahlkemesi’nin ----Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ----, davalının----dava konusunun iş akdinin sonlandırılmasına rağmen işçilik haklarının ödenmediği iddiasıyla alacak davası açıldığı halen derdest olduğu tespit edilmiştir. ----.İş Mahkemesi’nin ---- Esas sayılı dosyasında davacının --- Hizmetleri, davalının ----, dava konusunun iş akdinin feshi nedeniyle ---. İcra Müdürlüğü’nün ---- Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali davası açıldığı halen derdest olduğu tespit edilmiştir.
---. İş Mahkemesi’nin --/-- Esas dosyasında davacının---- davalının -----, dava konusunun, davalının işten ayrılmasından dolayı, müşteriye işin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle davacının zarar gördüğü iddiasıyla manevi tazminat davası açıldığı halen derdest olduğu tespit edilmiştir.
---Asliye Ceza Mahkemesi'nin ---Esas, --- Karar sayılı kararı incelendiğinde, ---. Şirketi'nin şikayeti üzerine ----- hakkında haksız rekabette bulunduğu iddiasıyla TTK'nun 62/1. maddesi uyarınca kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, sanığın şikayetçi şirketteki işinden ayrıldıktan sonra şikayetçi şirkete ait ve kendisinin de görev aldığı internet sitelerini kendisine ait internet sitesinde isimlerine yer vererek tanıtım yaptığının sabit olduğu gerekçesiyle cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 08/07/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dinlenene davacı tanığı------ beyanında : davacı şirkette 12 yıldan bu yana satış direktörü olarak çalıştığını, davalıları davacı şirkette birlikte çalışmaları sebebiyle tanıdığını, davalıların şirketten kendi istekleri ile ayrıldıklarını, neden ayrıldıklarına dair bir açıklama da yapmadıklarını, hatta davalı ------ haber dahi vermeden ayrıldığını, daha sonra davalı ----- internet sitesi kurduğunu öğrendiklerini, aslında davalı---- iş yerinden ayrılmadan önce sitesini kurmuş olduğunu, bir müşterinin bu konuda ihbarda bulunduğunu, siteyi takip etmeye başladıklarını, kısa bir süre davalı ------ telefon numarasının da bu sitede yer aldığını, daha sonra bu telefon numarasının kaldırıldığını, davalılara çalıştıkları sürece bu internet sitesi ile ilgili neden bir uyarı yapılmadığına dair bilgi sahibi olmadığını, iş yerinde genellikle çalışanlarla ticari sırların başkasına açıklanmaması konusunda yazılı sözleşme yapıldığını ve bu sözleşmelerin her yıl yenilendiğini, kendisiyle le de yapıldığını, ancak davalılarla yapılıp yapılmadığını bilebilecek konumda olmadığını, davalılar iş yerinden ayrıldıktan sonra davalı ----- sitesinde yer alan müşterilerine ait web sayfalarında işten ayrıldıkları tarihten sonra müşterilerin istediği üzerine yapmış oldukları değişikliklerin de aynen yer aldığını görünce kendilerine içeriden bilgi verildiği şüphesinin doğduğunu, müşterilerin istekleri doğrultusunda web sitelerini hazırladıklarını, kendileri izin vermezse kendi logolarını dahi kullanamadıklarını, gizlilik sözleşmeleri yaptıklarını, buna rağmen davalının sitesinde bu web tasarımlarının aynen yayınlandığını, davacı --- şirkette çalıştığı sırada görevinin arayüzle ilgili hareketlendirmeleri sağlamak olduğunu, ---- ise yazılım yaptığını, davalılardan ---- iş yerinden daha önce ayrıldığını, ---- ise daha sonra ayrıldığını, web sitelerindeki yaptıkları değişikliklerin davalı ---- ayrıldıktan sonra, ancak davalı ----- iş yerinde çalışmaya devam ettiği sırada davalı ---- internet sitesinde yer almaya başladığını, davalı --- telefon numarasını ---- internet sitesinde gördüğünü, sitenin tam adını hatırlamadığını, ancak "-----" şeklinde olduğunu hatırladığını, daha sonra bu sitenin kapatıldığını, bildiğim kadarıyla halen her iki davalının ayrı birer sitesi olduğunu, ancak yeni sitelerinde davacıya ait işlerin yer almadığını, müşterilerden kendilerine gelen ihbarlar üzerine davacıya ait web tasarımlarını taklit eden kişilere ulaşıp buna son vermelerini, aksi takdirde yasal yollara başvuracaklarını bildirdiklerini, bu olayda da bu şekilde kendilerine ihbarlar geldiğini, ancak bildiğim kadarıyla bu nedenle müşterilerinin davacıyla sözleşme feshi olmadığını beyan etmiştir.
Davacı tanığı ----- beyanında, 2016 Şubat ayından bu yana davacı şirkette satış müdürü olarak çalıştığını, davalı --- ara yüz tasarımcısı olarak, davalı ----- ise yazılımcı olarak çalıştıklarını, davalı ---- daha önce işten ayrıldığını, ayrılmadan önce kendisi adına "-----" isimli bir site kurduğunu, burada davacı şirkete ait referans şirketlerin adlarını kendi referansı olarak yayınladığını ve ayrıca müşterilere yapmış oldukları web sitelerini de yayınladığını gördüklerini, bu konuyu şirket yetkilisine bildirdiklerini, Kkendisine bir uyarı yapılıp yapılmadığını bilmediğini, daha sonra iş yerinden ayrıldığını, her iki davalının da iş yerinden neden ayrıldıklarını da bilmediğini, kendisine müşterilerden bu konuda herhangi bir ihbar ya da şikayet gelmediğini beyan etmiştir.
Davalı tanığı ---- beyanında : 2014 - 2018 yılları arasında davacı şirkette yazılım uzmanı olarak çalıştığını, davalı ----aynı şirkette web ara yüzü yapma işi ile ilgili çalıştığını, davalı--- ise yazılımcı olarak çalıştığını, davalı ------ internet sitesini ne zaman kurduğuna ve içeriğine ilişkin bilgi sahibi olmadığını, kendilerinden duyduğuna göre ----- kendisine yeni sunulan sözleşmedeki ücreti az bulduğu için, ---- ise işçi alacaklarını alamadığı için davacı iş yerinden ayrıldıklarını, davalı --- web sitesinde kendi hazırladığı web tasarımlarına yer vermiş olabileceğini, şirkette çalıştığı sırada hangi müşteriler için web arayüzü tasarladığını şu an hatırlayamadığını, davacı şirketin yapmış olduğu çalışmaların bu konuda bilgi sahibi olan herkes tarafından yapılabilecek, hatta aralarında eğitim videolarını da yer aldığı işler olduğunu beyan etmiştir.
Davalı tanığı ---- beyanında : 2017 yılından 2018 yılına kadar davacı şirkette web arayüz tasarımcısı olarak işe başladığını ve proje yöneticisi olarak devam ettiğini, bu sürede ----- web arayüz yazılımcısı olarak aynı yerde çalıştığını, kendileri gibi çalışan yazılımcıların kendilerine ait internet sayfaları olmasının normal olduğunu, bu sayfaların kendilerinin CV’si gibi olduğunu,----- internet sayfası olduğunu bidiğini, ancak içeriği hakkında bir bilgisi olmadığını, kendisinin halen başka bir şirkette çalıştığını, kendisine okunan dava dilekçesinde yazılı internet sitelerinin hazırlanmasında davalı ----- arayüz yazılımcısı veya tasarımcısı olarak görev yaptığını, arayüz tasarımlarını onun hazırladığını, diğer kısımlarını ise başka çalışanların tamamladığını, davalı ---- davacı şirkette çalışırken de internet sayfası olduğunu, bunu kapatması için hiçbir uyarı yapılmadığını, zaten bunun normal bir durum olduğunu, ayrıca davaya konu edilen internet sitelerinin özel işler olmayıp, her şirket tarafından yapılabilecek siteler olduğunu, davalı --- maaşından memnun olmadığı için, davalı ---- ise, fazla mesai gibi bazı haklarını alamaması, ayrıca maaşı üzerinden SGK priminin tam olarak ödenmemesi gibi nedenlerle işten ayrıldığını bildiğini, ayrıca bu konuda İş Mahkemesinde dava açtığından da haberi olduğunu, bildiği kadarıyla, davalı --- davalı ---- ait internet sitesiyle ilgili bir ilgisi ve katkısı bulunmadığını beyan etmiştir.
Dava konusu teknik bilgi gerektirdiğinden tarafların delilleri toplandıktan sonra Mahkememizce dosya ve davalı ---- alan adlı internet sitesi üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, ----- oluşan bilirkişi heyeti düzenlemiş oldukları raporda; dava konusu 18 adet web sitesinin hali hazırda yayında olan tasarımlarının değiştiği, davaya konu web sitelerinin davalı tarafça yayınlandığı iddia edilen görseller ile sitelerin görsellerinin paylaşıldığı tarihteki arşiv kayıtlarında yer alan görüntüleri karşılaştırılarak yapılan incelemede ---- internet sitelerinin benzer olduğu, web sitelerinin kod bilgilerinin davalılar tarafından internet ortamında paylaşılıp paylaşılmadığına dair incelemede; sitede yer alan çalışmalarım bölümü incelendiğinde, sadece internet sitelerine ait ekran görüntülerinin yer aldığı, bahsi geçen internet sitelerinin bazılarına link verildiği, ancak internet sitelerine ait kaynak veya tasarım kodlarının paylaşılmadığı, davalılardan ---- davacı----firmasına ait olduğu site sorgu çıktısından anlaşılan (-----) alan adlarıyla yayınlanan sitelerin bazılarının görsellerini paylaşmış olduğu, FSEK’te sayılan eser türleri tanımlamaları uyarınca web sitelerinin bu kategorilerde sayılan hiçbir eser türüne girmediği, web sitesi içeriklerindeki görsellere ilişkin olarak davacı tarafından FSEK uyarınca mali ve manevi hak sahipliğine ilişkin iddialarının ve taleplerinin olmadığı ve hak sahipliğine ilişkin belgelerin de sunulmamış olduğu, bu kapsamda davalıların eylemlerinin FSEK uyarınca hak ihlali teşkil etmeyeceği, davalıların eylemlerinin TTK anlamında davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun tespit edildiği, söz konusu web sitelerinin FSEK’te sayılan eser türleri tanımlamaları uyarınca bu kategorilerde sayılan hiç bir eser türüne girmediğinden ve davalıların eylemlerinin FSEK uyarınca hak ihlali teşkil etmediğinden davacının dava dilekçesinde talebi olan FSEK'nun 68. maddesine göre hesaplama yapılamadığı, davalıların eyleminin davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun tespit edilmesi üzerine, Mahkemece de aynı kanaatte olması halinde TTK‘nun 56. maddesi çerçevesinde talep edebileceği maddi tazminat tutarının benzer 5 adet site için 40.000,00 TL olabileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce davacı vekilinin rapora itiraz etmesi nedeniyle, itirazlar doğrultusunda davacıya ait internet sitesinin arşiv kayıtları da incelenerek ve yine dosyada mevcut e-tespit tutanağı da incelenerek davalının sitesinde yer alan görüntülerin aynı olup olmadıkları, davacının ticari kayıtları da yerinde incelenerek davaya konu web siteleri ile ilgili davacının faturaları mevcutsa bu faturalardaki bedellerin tespit edilmesi, davacının bu görüntüler ve web siteleriüzerinde hak sahibi olup olmadığı ve telif ücretlerinin ne kadar olduğu konusunda hususunda rapor düzenlenmesi için aynı bilirkişi heyetinden alınan ek rapor istenilmiş, ek raporda; davacıya ait olan dava konusu site tasarımlarının davalının web sitesinde yayınlanmış olduğu, sitede yer alan çalışmalarım bölümü incelendiğinde, sadece internet sitelerine ait ekran görüntülerinin yer aldığı, bahsi geçen internet sitelerinin bazılarına link verildiği ancak internet sitelerine ait kaynak veya tasarımkodlarının paylaşılmadığı, FSEK'te sayılan eser türleri tanımlamaları uyarınca web siteleri bu kategorilerde sayılan hiçbir eser türüne girmediği, web sitesi içeriklerindeki görsellere ilişkin olarak davacı tarafından FSEK uyarınca mali ve manevi hak sahipliğine ilişkin iddialarının ve taleplerinin olmadığı ve hak sahipliğine ilişkin belgelerin de sunulmamış olduğu, bu kapsamda davalıların eylemlerinin FSEK uyarınca hak ihlali teşkil etmeyeceği, kök raporda da ifade edildiği üzere; davalının eyleminin davacı şirkete ait iş tecrübelerinin davalıya mal edilmesi sonucunu doğuracak nitelikte olduğu ve bu durumun rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir ticari uygulama olduğu, davalı ---- işbu eylemlerinin de davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğu, davacı ticari defter ve belgelerinin incelenmesi ile tasarım olarak aynı olan 17 adet web sitesinin komple toplam değerinin 239.400,00 TL olduğu, somut olayda davalı tarafların bu web sitelerinin yalnızca tasarımlarını paylaştığı dolayısıyla toplam değerinin 9.640,00 TL'sinin hesaplamaya konu olabileceği yönünde takdir ve hukuki değerlendirme Mahkemede olup, Mahkemece FSEK'te sayılan eser tanımlamasına girmediği görüşünün aksi kanaatinde olunması halinde ise tasarımların telif bedelinin 95.760,00 TL olduğu ve FSEK md. 68'e göre üç katı tazminat bedelinin hesaplamasında 287.280,00 TL olacağı, Mahkemece haksız rekabet oluşturduğu kanaatine varılması halinde ise yoksun kalınan muhtemel gelirin 95.760,00 TL olduğu belirtilmiştir.
Davacı tarafça sunulan 18.04.2026 tarihli dilekçe ile davayı tümden ıslah ederek haksız rekabet yönünden davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:
FSEK 51/2, 68,70. Maddeleri
GEREKÇE:
Dava, davacı tarafça meydana getirtilen web sitelerinin kodlarının ve görsellerinin davalılar atrafından davalı ---- ait web sitesinde yayınlandığı iddiasıyla açılan, FSEK 68.madde gereğince maddi tazminat ve FSEK 70.madde gereğince manevi tazminatın tahsili davasıdır.
Mahkememizce Yargıtay ---. Hukuk Dairesi'nin ---Sayılı bozma ilamı öncesinde yapılan yargılamada "Davada vakıaları açıklamak taraflara, hukuki nitelemeyi yapmak ise mahkemeye ait olup, iddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle davacı tarafça söz konusu web sitelerinin eser vasfında bulunduğu da bildirilmek suretiyle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nu hükümlerine dayanılmakla birlikte, haksız rekabete de dayanıldığı kabul edilmelidir. Zira dava dilekçesindeki anlatımlarda, davalıların davacı şirketin eski çalışanları olduğu, çalışmaları sırasında davacıya ait gizli müşteri bilgilerini işten ayrıldıktan sonra internet sitesinde yayınlamaları nedeniyle davacı şirketin zarara uğradığı anlatılmıştır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 84. maddesinde “Bir işareti, resmi veya sesi, bunları nakle yarayan bir alet üzerine tespit eden veya ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltılan yahut yayan kimse, aynı işaretin, resmin veya sesin üçüncü bir kişi tarafından aynı vasıtadan faydalanılmak suretiyle çoğaltılmasını veya yayınlanmasını menedebilir. Tecavüz eden tacir olmasa bile, birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında haksız rekabete müteallik hükümler uygulanır. Eser mahiyetinde olmayan her nevi fotoğraflar, benzer usullerle tespit edilen resimler ve sinema mahsulleri hakkında da bu madde hükmü uygulanır" hükmü düzenlenmiş olup, eser niteliğinde olmayan dava konusu web sayfalarının ekran resimlerinin FSEK'nun 84/3. maddesi kapsamında kalan resimlerden olduğu, uyuşmazlıkta, bu nedenle 5846 sayılı FSEK'in 84/3. maddesinin uygulanması gerektiği, davalı --- ait internet sitesinde davacı şirket tarafından oluşturulan----isimli web sitelerinin ekran resimlerinin yayınlandığının sabit olduğu, TTK'nun 54. ve devamı hükümlerinde düzenlenen haksız rekabete ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır. TTK'nın 56.' maddesi uyarınca haksız rekabete maruz kalan bir kimsenin isteyebileceği şeylerden birisi de maddi tazminattır. Bu isteğin kabul edilebilmesi için öncelikle davacının istediği zararı kanıtlaması gerekir. Asıl olan, davalının haksız rekabeti ile davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Ancak, böyle bir zararın, özellikle de miktarının kanıtlanmasındaki zorluğu dikkate alan kanun koyucu, haksız rekabetin varlığı halinde eylemin yaptırımsız kalmaması için, TTK'nın 56/1-e maddesinde hakime, maddi tazminat olarak davalının elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığına hükmetmek yetkisi vermiştir. Haksız rekabette davacının maddi tazminat istemine konu ettiği zararı, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarıdır. Bu zarar, kural olarak tarafların ticari defterleri ve diğer kanıtlarıyla beraber bilirkişi incelemesiyle tespit edilir. Bu şekilde bir tespit yapılamaz veya davacının kazanç kaybına uğramadığı anlaşılsa bile haksız rekabetin varlığında hakim, TTK'nın 56/1-e maddesine göre tazminatı belirler, yine Türk Borçlar Kanunun 50. maddesi gereğince de uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Yine TTK'nun 56/1-e maddesi uyarınca TBK'nun 58. maddesindeki koşullar mevcutsa manevi tazminata da hükmeidlir. Somut olayda, davacı taraf, davalının davaya konu web sitelerinin görsellerini yayınlamakla bir gelir elde ettiğini, davacının da bu olay nedeniyle maddi zarara uğradığını, maddi zarar miktarını kanıtlayamadığı, bu nedenle maddi tazminatın Mahkememizce takdir edilmesi gerektiği, davacı şirketin müşterileri için hazırlamış olduğu web sitesi resimlerinin müşterilerinin adlarıyla birlikte davalıya ait internet sitesinde yayınlanması nedeniyle müşterileri nezdinde itibarının zarar görüldüğü, bu nedenle manevi tazminat da talep edebileceği anlaşılmakla, davalının kusur derecesi, davaya konu resimlerin sayısı, davalının ticari kapasitesi, davacının iş hacmi dikkate alındığında, 20.000,00 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmakla, davalı --- hakkındaki davanın reddine, davalı ---- hakkında açılan davanın davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair" karar verilmiş, verilen kararın İstinaf incelemesi sırasında ---- BAM---- HD'nin ----sayılı kararında "davalı -----kendisine ait internet sitesinde davacı şirket tarafından tasarlanan davacıya ait web sitesi görüntülerini referans olması için müşteri edinmek amacıyla tanıtım ve reklam için izinsiz olarak kullandığı, davalının bu eyleminin TTK 55/1-a-4 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, davacının haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep hakkının bulunduğu, davacının kazanç kaybı ve buna bağlı maddi tazminat miktarı tam olarak belirlenemediğinden Türk Borçlar Kanunun 50. maddesi gereğince somut olayın özelliği, ihlalin niteliği ve boyutu dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir miktarın mahkeme tarafından belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda mahkemece taktir olunan 20.000,00 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu, yine davalıların haksız eylemi birlikte gerçekleştirdikleri ileri sürülmüş ise de davalı ---- hakkındaki iddianın somut delillerle ispatlanamadığı bu davalı yönünden davanın reddine, davalı ----- hakkında açılan davanın kısmen kabulüne dair kurulan hükümlerde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesi ile istinaf isteminin reddine karar verilmiş, verilen bu kararın Temyiz incelesinde Yargıtay --- Hukuk Dairesi'nin -----Sayılı ilamı ile "6100 sayılı sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26. maddesi taleple bağlılık ilkesini düzenlemiştir. Bu hükme göre hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır. Anılan Kanun'un 33. maddesinde hakimin, Türk hukukunu re'sen uygulayacağı düzenlenmiştir. Fakat bu hükümden hareketle talepten başkasına karar verilemez. Dolayısıyla her ne kadar HMK'nın 33. maddesi uyarınca, hâkim Türk hukukunu re'sen uygulayacak ise de bu kuralın aynı Kanun'un 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesini tümüyle ortadan kaldıracak şekilde genişletilemeyeceği, başka bir deyişle talep edenin talebini değiştirecek şekilde hukukun re'sen uygulanmasının söz konusu olamayacağı ortadadır. Bu durumda, mahkemece, davacının talepleri doğrultusunda FSEK kapsamında hakların ihlaline ilişkin bir eylem bulunup bulunmadığının ve buna bağlı olarak tazminat gerekip gerekmediğinin tespiti ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, talep olmamasına rağmen yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulü doğru olmamış" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilerek dosya Mahkememizin yukarıda belirtilen yeni esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olay incelendiğinde; davacı tarafın dava dilekçesinde; müvekkilinin özgün web tasarımı, yazılım ve proje çalışmaları yaptığını, davalılar -----davacı firmada çalışırken gizli bilgilere eriştiklerini, işten ayrıldıktan sonra müvekkiline ait olan 19 adet web sitesini kendi çalışmaları gibi gösterdiklerini, bu durumun müvekkili firmanın itibarını ve maddi/manevi haklarını ihlal ettiğini, davalı --- müvekkiline ait yazılım içeren web sitelerini internet sayfasında kendisine ait gibi yayınladığını, davalı ---- ile bu süreçte ortak hareket ettiklerini ileri sürerek FSEK’in 68. maddesi uyarınca üç katı tazminat taleplerine karşılık maddi tazminat, davacının manevi haklarının ihlal edilmesi nedeniyle de aynı Kanun'un 70/1. maddesi uyarınca manevi tazminat talebinde bulunduğu sabittir.Bu talepler kapsamında yapılan yargılamada dinlenen tanık anlatımları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile, davacı şirket çalışanı olan davalı ---- alan adlı internetsitesinde davacı şirkette çalıştığı sırada müşteriler için hazırlanan web sayfalarının görüntülerini yayınladığı, her ne kadar davalı ----bu eyleme katıldığı savunulmuşsa da, buna ilişkin kesin bir delil bulunmadığı, dava dilekçesinde her iki davalının birlikte hareket ettiklerine dair yapılan anlatımların varsayımdan ibaret oldukları, bu nedenle ----olayda bir kusurunun bulunmadığı, davalı ---- tarafından bu sitelere ait kaynak kodlarının yayınlanmadığı, yalnızca kendisi için referans olarak web sitelerinin ekran resimlerini yayınladığı, bu resimlerin FSEK kapsamında eser niteliğinde olmadıkları, bu nedenle davacı şirketin FSEK'nun 68. maddesi uyarınca üç kat tazminat talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Diğer davalı ---- yönünden uyuşmazlık incelendiğinde; alınan bilirkişi raporları ve toplanan tüm deliller ile sabit olduğu üzere dava konusu 18 adet web sitesinin hali hazırda yayında olan tasarımlarının değiştiği, davaya konu web sitelerinin davalı tarafça yayınlandığı iddia edilen görseller ile sitelerin görsellerinin paylaşıldığı tarihteki arşiv kayıtlarında yer alan görüntüleri karşılaştırılarak yapılan incelemede ----internet sitelerinin benzer olduğu, web sitelerinin kod bilgilerinin davalılar tarafından internet ortamında paylaşılıp paylaşılmadığına dair incelemede; sitede yer alan çalışmalarım bölümü incelendiğinde, sadece internet sitelerine ait ekran görüntülerinin yer aldığı, bahsi geçen internet sitelerinin bazılarına link verildiği, ancak internet sitelerine ait kaynak veya tasarım kodlarının paylaşılmadığı, davalılardan--firmasına ait olduğu site sorgu çıktısından anlaşılan (---) alan adlarıyla yayınlanan sitelerin bazılarının görsellerini paylaşmış olduğu, FSEK’te sayılan eser türleri tanımlamaları uyarınca web sitelerinin bu kategorilerde sayılan hiçbir eser türüne girmediği, web sitesi içeriklerindeki görsellere ilişkin olarak davacı tarafından FSEK uyarınca mali ve manevi hak sahipliğine ilişkin iddialarının ve taleplerinin olmadığı ve hak sahipliğine ilişkin belgelerin de sunulmamış olduğu, bu kapsamda davalıların eylemlerinin FSEK uyarınca hak ihlali teşkil etmeyeceği, davalıların eylemlerinin TTK anlamında davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun tespit edildiği, bu hali ile davalı eylemlerinin FSEK kapsamında eserden kaynaklı hakların ihlali olarak nitelendirilemeyeceği, az yukarıda belirtildiği üzere ve Bozma ilamında da belirlendiği üzere davacı tarafın taleplerinin FSEK 68 ve 70. Maddeden kaynaklı tazminat talepleri olduğu, davacı tarafın Haksız rekabet cihetiyle bir talebinin bulunmadığı, bu hali ile her ne kadar bilirkişi raporları ile davalı ----- eylemi haksız rekabet olarak tespit edilmiş ve maddi olayda haksız rekabet oluşturmuş olsa bile bu yönde bir talep bulunmadığı dikkate alındığında davacı tarafın FSEK'ten kaynaklı talepleri yönünden dava ispat edilemediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş, her ne kadar bozmadan sonra ve tahkikatın bitirildiğinin açıklandığı 14.04.2026 tarihli celseden sonra davanın tamamen ıslahına dair dilekçe sunulmuş ise de ıslahın HMK'nın 177. Maddesine göre tahkikatın sona erdirilmesine kadar yapılacağı, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun----- Sayılı kararı gereği bir şeyin ıslah yolu ile dava konusu edilmeyen bir hususun davaya ithali ve dava konusu haline getirilmesi mümkün olmadığında davacının haksız rekabet iddiasını davanın başında konu etmediği dikkate alınarak davacının bu yöndeki beyanları kabul edilmeyerek davalı ---- aleyhine ikame edilen davanın reddine karar vermek gerekmiş ve davanın tüm davalılar yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan, peşin alınan 85,39-TL ve tamamlama harcı ile alınan 940,00-TL olmak üzere toplam 1.025,39-TL'nin mahsubu ile bakiye 293,39-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Yargılama sırasında davacı tarafça yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı ----- tarafından yapılan 2.646,00-TL masrafın davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
5-Davalı ---- tarafından yapılan 142,40-TL masrafın davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
6-Davalı ---- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 36.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ---- verilmesine,
7-Davalı ----- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 19.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ---- verilmesine,
8-Davalı ---- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 36.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı --- verilmesine,
9-Davalı ---- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 19.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ---- verilmesine,
10-Karar kesinleştiğinde bakiye avansın ilgilisine iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde Temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Full & Egal Universal Law Academy