T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
(İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Davacı vekilinin istinaf başvurunun
esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
(Davalıların istinaf başvuruları yönünden kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulması 353/1-b-2))
DOSYA NO: 2022/449 Esas
KARAR NO: 2024/258
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/12/2021
NUMARASI: 2020/852 Esas- 2021/1094 Karar
DAVACI:
VEKİLLERİ:
DAVALILAR:
DAVANIN KONUSU: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 05/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 14/03/2024
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen 22/12/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... yetkilisi olan davalılardan ... ve dava dışı ... ... ile dava dışı ...yetkilisi olan müvekkili ... ve dava dışı ... arasında 18/10/2010 tarihli bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşme ile müvekkilinin şahsi olarak borçlu sıfatı bulunmadığını, borçlu olanın müvekkilinin temsilcisi olduğu ...Şirketi olduğunu, dava dışı ...Şirketi'nin bu sözleşmede borç altına girdiğini, bu sözleşme ile davalı ...'nın elindeki bir senedin mevcut olduğu kabul edilerek bu senedin 2600 metrekare inşaat yapıldığında iade edileceğinin kabul edildiğini, ...tarafından sözleşme borcu yerine getirilmeyince müvekkilinin senedi geri alabilmek adına davalı ...-... İnşaat ile 01/04/2016 tarihinde yeni bir sözleşme imzaladığını, 100.000 metrekarelik projeyi bedelsiz olarak çizmeyi ve karşılığında 18/10/2010 tarihli sözleşmede geçen ve iş bu dava ve icra dosyasına konu olan senedi geri almayı kabul ettiğini, daha önce alınan senedin ...'na iade edileceğinin açık bir şekilde belirtildiğini, sözleşmeye konu projelerin çizilmiş olmasına rağmen senedi geri alamadıkları gibi senet ile icra takibi başlatılması üzerine borçlu konumuna geldiklerini, senedin veriliş amacına aykırı olarak tanzim ve vade tarihlerinin sonradan sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğunu, davalılardan ...'nın Eskişehir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2019/29 esas sayılı takip dosyasındaki alacağını 20/02/2019 tarihinde tüm ferileri ile birlikte diğer davalı ...'ya temlik ettiğini, bu bağlamda iş bu davanın temlik eden ve temlik alana birlikte yöneltildiğini, takibe konu senedin ödeme tarihi, düzenleme tarihi, lehtar ve nakden ibarenisinin yazılı olduğu kısımların sonradan doldurulduğunun savcılık dosyasında aldırılan kriminal raporu ile tespit edildiğini, savcılık dosyasında verilen ifadede takibe konu senet ile soruşturma dosyasına sunulan senedin farklı senetler olduğu şeklinde algı oluşturulmaya çalışıldığını, ancak ortada tek bir senet olduğunu belirterek, öncelikle kötü niyetle açılan takibin teminatsız olarak durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve sonuçta Eskişehir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2019/29 esas sayılı takip dosyasına konu edilen 1.000.000,00 TL bedelli senetten kaynaklı olarak müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT:
Davalı ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacının hak düşürücü süreyi geçirdiğini, zamanaşımı itirazları bulunduğunu, dava konusu senedin alacaklısı ile davalı ...'nın, davacı ... ve diğer senet borçluları hakkında Eskişehir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2019/29 esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, keşideci tarafından yapılan icra işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, takibin senet lehtarı tarafından yasal süresinde başlatıldığını, müvekkilinin temlik alacaklısı olarak iyi niyetli üçüncü şahıs konumunda olduğunu, davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının takip başlangıcında Eskişehir 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/143 esas sayılı dosyası ile imza itirazında bulunduğunu, ilgili davanın ret kararı ile sonuçlandığını, takibin kesinleştiğini, senedin alacağı ispatladığını, senet içeriğine göre davacı borçlunun borcunun sabit olduğunu, senedin sebepten mücerret olduğunu, davacının iddialarının yazılı belge ile ispatı gerektiğini belirterek, davayı kabul anlamına gelememek kaydıyla zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesini, aksi takdirde haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddine karar verilmesini, davacının %20 inkar tazminatına mahkum edilmesini ve tüm tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında süre gelen bir ticari ilişki bulunduğunu, bu süreç boyunca ... ve şirketi ... İnşaat'ın sürekli olarak müvekkili ve şirketine borçlu durumda olduğunu, davacı ile müvekkili arasında 02/01/2006 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmede belirlenen bedelin davacı tarafından tahsil edildiğini ancak davacı yanca üzerine düşen edimin yerine getirilmediğini, inşaatın tamamlanmadığını, müvekkilinin alacağını tahsil edebilmek amacıyla davacı ile 18/10/2010 tarihli sözleşmeyi imzalamak durumunda kaldığını, davacının yine bu sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkiline davaya konu 03/01/2016 keşide tarihli 20/02/2016 vade tarihli 1.000.000,00 TL bedelli senedi verdiğini, bu senet ile icra takibi başlatılmasına rağmen borcun tahsil edilemediğini, bunun üzerine davacı ile müvekkili arasında 01/04/2016 tarihli sözleşme imzalandığını, davacının müvekkili nezdinde yerle bir olan itimadını tazelemek için bu defa işi kesinlikle yapacağını belirterek 1.000.000,00 TL tutarındaki bir senedi teminat olarak verdiğini, bu senedin davacıya sonradan iade edildiğini, davacı tarafça ileri sürülen dava konusu senedin bu senet olmadığını, davacının senetteki imzayı ve borcu kabul ettiğini ancak borcun ödendiğini ileri sürdüğünü, ödemenin yapıldığına ilişkin ispat yükünün davacıya ait olduğunu, Eskişehir 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nde davacı tarafından açılan takibin iptali talepli davanın reddine karar verildiğini, davacının borcunu ödemediğini, gerçek adresini alacaklılardan gizlediğini, iyi niyetli olmadığını belirterek, tedbir talebi ile haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini, karşı tarafın dava konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2021 tarihli 2020/852 Esas 2021/1094 Karar sayılı kararında özetle; Dava, kambiyo senedinden kaynaklı İİK 72. maddesi uyarınca menfi tespit davasıdır.
Davacı taraf, 01/04/2016 tarihli sözleşme uyarınca edimin yerine getirildiğini ancak sözleşme kapsamında düzenlenen senedin iade edilmediğini iddia ederek bonodan kaynaklı menfi tespit talep etmiş, davalı ... vekili, taraflar arasında iki ayrı sözleşme imzalandığını, 01/04/2016 tarihli sözleşme kapsamında düzenlenen senedin iade edildiğini, 18/10/2010 tarihli sözleşme kapsamında düzenlenen senet yönünden ise davacının edimini yerine getirmediğini belirterek davanın reddini talep etmiş, davalı ... ... vekili öncelikle zamanaşımı def'inde bulunmuş, davanın esası yönünden ise müvekkili davalının alacağı temlik aldığını ve iyiniyetli olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İİK 72. maddede düzenlenen menfi tespit davası herhangi bir süreye tabi olmadığından davalı tarafın hakdüşürücü süre itirazı ve zamanaşımı def'i kabul edilmemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Eskişehir 5. İcra Dairesi'nin 2019/29 esas sayılı dosyası ile takibe konulan davacının keşidecisi olduğu 03/01/2016 düzenleme ve 20/06/2016 ödeme tarihli 1.000.000,00 TL bedelli senedin taraflar arasındaki anlaşma gereğince davacı tarafça yapılacak statik proje karşılığı düzenlenip düzenlenmediği, projenin yapılıp yapılmadığı, dolayısıyla takibe konu senet nedeniyle davacının menfi tespit talebinin yerinde olup olmadığı hususuna ilişkindir.
Eskişehir 5. İcra Dairesi'nin 2019/29 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlular; ..., ... ... Şti. ve ... aleyhine 03/01/2016 düzenleme ve 20/06/2016 ödeme tarihli 1.000.000,00 TL bedelli bono, 335.589,05 TL ticari temerrüt faizi ve 3.000,00 TL %0,3 komisyon bedeli toplamı 1.338.589,05 TL nin tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, takip sırasında alacaklı ...'nın alacağını 20/02/2019 tarihinde ...'ya temlik ettiği, icra dosyasının derdest olduğu anlaşılmıştır.
18/10/2010 tarihli "sözleşme" başlıklı sözleşmenin incelenmesinde; .../... ile ... İnşaat/... ve ... ad ve imzalarının bulunduğu, ... İnşaatın ... inşaattan alacağı bakiye 900.000,00 TL karşılığı gösterilecek yerde 2600 m2 anahtar teslim inşaat yapılması, sigorta, vergi ve iskanın ... İnşaata ait olması, borç bitince senedin ... inşaata iade edileceği hususları kararlaştırılmıştır.
01/04/2016 tarihli "sözleşme" başlıklı sözleşmenin incelenmesinde; işveren ... İnş. Ltd. ŞTi/... ... ile yüklenici ... ad ve imzalarının bulunduğu, ... İnş. şirketinin yapacağı inşaatların statik projelerinin 100.000 m2 bedelsiz çizilmesi, bu bedel ödenince daha önce alınan senedin davacı ...'na iade edileceği hususları kararlaştırılmıştır.
Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/204 E - 1612 K sayılı dosyasının incelenmesinde; müşteki ...'nun şikayeti üzerine sanık ... hakkında üzerine atılı dava konusu senetteki açığa imzanın kötüye kullanıldığı suçundan dolayı yapılan yargılama sonucu sanığın TCK 209/1 maddesi uyarınca adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmış olup, davacı tarafça senedin açığa imza şeklinde düzenlenerek verildiğinin iddia edilmesi ve davalı ... tarafından taraflar arasında iki ayrı sözleşme bulunması ve senedin davacı tarafın iddiası haricinde başka bir sözleşmeden kaynaklı düzenlendiği ve bu kapsamda alacaklı olduğunun iddia edilmesi nedeniyle hukuki yarar bulunmaması nedeniyle ceza dosyasının sonucunun iş bu dava dosyası sonucunu doğrudan etkilemeyeceği anlaşılmakla ceza dosyası bekletici mesele yapılmamıştır.
Davalı ... Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/39702 soruşturma sayılı dosyasındaki 08/11/2019 tarihli ifadesinde; davacının sahibi olduğu ...ile kendisine ait ... arasında 18/10/2010 tarihli anahtar teslimli inşaat sözleşmesi yapıldığını, davacının edimini ifa etmediğini, bunun üzerine davacının 03/01/2016 düzenleme ve 20/02/2016 ödeme tarihli 1.000.000,00 TL bedelli senedi imzalayarak kendisine teslim ettiğini, ayrıca 01/04/2016 tarihli sözleşme düzenlenerek davacının statik proje çizmeyi taahhüt ettiğini, bu sözleşmeye istinaden de teminat olarak ikinci bir senedi tanzim ederek davacının ve ...'ın borçlu olduğu ... inşaatın kaşesinin bulunduğu 1.000.000,00 TL bedelli senedi verdiğini, davacının bu sözleşme yükümlülüğünün çoğunu yerine getirmesi üzerine buna istinaden verilen teminat senedini iade ettiğini, olayda iki senet olduğunu, icra takibine konu ettiği senedin 2010 yılındaki sözleşmeye dayanak olduğunu, sözleşme yerine getirilmediği için icra takibine konu yaptığını belirtmiştir.
Davacı taraf 01/04/2016 tarihli sözleşme uyarınca statik projeyi çizerek edimini yerine getirdiğini, ancak bu sözleşme kapsamında teminat olarak davalı ...'ya verilen senedin iade edilmediğini iddia etmiş, davalı ... ise davacının 01/04/2016 tarihli sözleşme uyarınca edimini yerine getirdiğini, buna ilişkin düzenlenen senedi iade ettiğini, ancak icra takibi ve dava konusu yapılan senedin 18/10/2010 tarihli sözleşmeye istinaden düzenlendiğini, davacının edimini yerine getirmediğini savunmuştur.
Davacının iddiası ve davalı ...'nın savunmaları ile 18/10/2010 ve 01/04/2016 tarihli sözleşmeler birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın 01/04/2016 tarihli sözleşme uyarınca statik projeyi çizmek suretiyle edimini yerine getirdiği, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, bu kapsamda düzenlenen 03/01/2016 düzenleme ve 20/02/2016 ödeme tarihli 1.000.000,00 TL bedelli senedin tarafına iadesini talep etme hakkı olduğu, bu itibarla davalı ...'nın icra ve dava konusu yapılan senedin 18/10/2010 tarihli sözleşmeye istinaden düzenlendiği ve davacının bu sözleşme kapsamında edimini yerine getirmediğinden bahisle kendisine borçlu olduğu hususunu ispat yükü altında bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafın, icra takibi ve dava konusu yapılan 03/01/2016 düzenleme ve 20/02/2016 ödeme tarihli 1.000.000,00 TL bedelli senedin 18/10/2010 tarihli sözleşme kapsamında düzenlendiği hususuna dair yazılı delil ibraz edemediği anlaşılmakla, delil listesinde yemin deliline dayanması nedeniyle yemin delili hatırlatılmış, davalı taraf vekilleri ispat yükünün davacı tarafta olduğunu ileri sürerek yemin deliline başvurmayacaklarını belirtmiş olup, tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; ispat külfeti kendisinde olan davalı tarafın icra takibi ve dava konusu yapılan senedin 18/10/2010 tarihli sözleşme kapsamında düzenlendiği iddiasını ispat edemediği, ayrıca temlik alan davalı ... yönünden de; 6098 sayılı TBK 188. maddesindeki "borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşıda ileri sürebilir" hükmü de dikkate alınarak davacının 01/04/2016 tarihli sözleşme uyarınca statik projeyi çizmek suretiyle edimini yerine getirdiği, bu kapsamda düzenlenen ve icra takibine konu yapılan 03/01/2016 düzenleme ve 20/02/2016 ödeme tarihli 1.000.000,00 TL bedelli senetten kaynaklı davalı tarafa borçlu olmadığı anlaşılmakla, sübut bulan davanın kabulü ile; davacının Eskişehir 5. İcra Dairesi'nin 2019/29 esas sayılı takip dosyasına konu edilen 03/01/2016 düzenleme tarihli, 20/06/2016 ödeme tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli kambiyo senedinden kaynaklı olarak davalılara borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafça davalıların kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca dava açılmadan önce taraflar dava şartı olan arabuluculuğa başvurmuş, anlaşmazlık sonucu iş bu dava açıldığından Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26. ve 6100 sayılı HMK'nun 297 ve 326 maddeleri uyarınca tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil edilmek üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiği sarf kararından anlaşıldığından bu ücretin de davalılardan tahsiline karar vererek davanın kısmen kabulüne dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen 31/01/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nun Eskişehir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2019/29 Esas sayılı dosyasına konu 1.000.000,00 TL bedelli kambiyo senedi yönünden davalılara borçlu olmadığının tespiti ve davalılarca kötüniyetli hareket edildiğinden %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini, mahkemece usule ve yasaya uygun olarak müvekkili ...'nun davalılara borçlu olmadığı tespit edilmişse de kötüniyetin ispatlanamaması nedeniyle kötüniyet tazminatının reddine karar verildiğini, müvekkilinin borçlu olmadığını bilmelerine karşın senedin takibe konulduğu ve davalılarca kötüniyetli davranıldığının inkar edilemeyeceğini, davaya konu senede ilişkin müvekkilinin borcu olmadığının davalılarca bilindiğini, müvekkili ...'nun 18/10/2010 tarihli sözleşme sebebiyle şahsi olarak herhangi bir yükümlülük altına girmediği halde davaya konu senedi geri alabilmek adına bu kez ... İnşaat - ... ile şahsi olarak 01/04/2016 tarihli bir sözleşme akdettiğini, bu sözleşme uyarınca ... İnşaata 100.000 m2 statik projeyi bedelsiz olarak çizmeyi taahhüt ettiğini, bu yükümlülüğünü yerel mahkemece de tespit edildiği üzere yerine getirdiğini, ancak müvekkilinin herhangi bir bedel almaksızın 100.000 m2 statik proje çizimi yapmış olmasına rağmen davaya konu senedi geri alamadığı gibi üstüne üstlük senedin icraya konması neticesinde icra dosyasında borçlu konumuna geldiğini, davalı tarafça huzurdaki dava aşamalarında da bu hususun ikrar edilmek ile birlikte mesnetsiz olarak mahkemeyi de yanıltma amacıyla tüm kriminal rapor vs. delillere karşın iki farklı senedin söz konusu olduğuna yönelik iddialarda bulunulması ve hiçbir şekilde bu hususa ilişkin delil ibraz edilememesinin kötü niyeti bir kez daha ortaya koyduğunu, müvekkili aleyhine kötüniyetli olarak takip başlatıldıktan sonra davalılar tarafından farklı zaman dilimlerinde haciz işlemleri gerçekleştirildiğini, müvekkilinin akrabaları dahil tüm tanıdıklarına 89/1 haciz ihbarnameleri gönderildiğini, müvekkilinin eşi ve kardeşi aleyhine tasarrufun iptali davaları ikame edilerek müvekkilinin telafisi güç zararlarına, mağduriyetine, itibar kaybına kötüniyetli olarak neden olunduğunu, davalılar tarafından müvekkili ...'nun davaya konu senet yönünden borçlu olmadığının en başından itibaren bilinmesine karşın davalılarca çeşitli zamanlarda ve sürekli olarak haciz tatbikinde bulunulduğunu, müvekkilinin etkileşimde olup olabileceği her şahsa, tüm bankalara vb. her türlü kurum, kuruluş ve şahısa 89/1 haciz ihbarnameleri gönderildiğini, icra ceza mahkemelerinde mesnetsiz şikayetlerde bulunulduğunu, müvekkili tarafından yapılmış bir tasarruf olmamasına karşın müvekkili ile birlikte eşi ve kardeşi aleyhine davalar ikame edildiğini, dolayısıyla davalıların, müvekkilinin davaya konu senet yönünden herhangi bir borcunun olmadığını bilinmelerine karşı salt davalılarca yürütülen bu işlemlerin kötüniyetin varlığını ortaya koyduğunu, bu işlemler neticesinde müvekkilinin telafisi imkansız zararlarına sebebiyet verildiğini, itibar kaybına uğradığını, mağduriyetinin meydana geldiğinin inkar edilemeyeceğini, bu sebeplerle davalıların kötüniyetli hareket ettikleri açık olduğundan kötüniyet tazminatına yönelik taleplerinin kabulüne karar verilmesini, istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak kötü niyet tazminatı talepleri yönünden de davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili Av. ... tarafından verilen 28/01/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Kambiyo senetlerinin soyut borç ikrarını içeren senetler olduğunu, kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevinin ispat açısından kendisini gösterdiğini, buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimsenin, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlü olduğunu, davaya konu bononun nakden kaydını içerdiğini, bu kayıt karşısında açılan menfi tespit davasında da ispat yükünün davacı borçluda olduğunu, yine kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat külfetinin davacı borçluya düştüğünü, takip dayanağı senedin karşılıksız, teminat senedi vb durumlarda olduğunu ispat yükünün, davacı borçlu ...'na ait olduğunu, senedin davacının iddia ettiği gibi 01/04/2016 tarihli dava dışı ... Şirketi ile kendisi arasında yapılan 100.000 m2'lik inşaat statik projelerinin çizim işi için verildiğini gösterir yazılı bir belgenin dosya olmadığını, bu noktada mahkemenin de adaletli davranmadığını, davayı ret gerekçesinde senedin davalı tarafından 2010 tarihli sözleşmedeki borca istinaden verildiğini gösterir yazılı delil sunulmadığının ifade edildiğini, bu tespitin hatalı ve yerinde olmadığını, mahkemenin kendiliğinden yorum yaptığını, 01/04/2016 tarihli sözleşmede ya da ekinde dava konusu 03/01/2016 tanzim 20/02/2016 vade tarihli 1.000.000,00 TL bedelli senedin davacı borçlu ... tarafından verildiğine dair açıkça atıfta bulunan bir yazılı belge olmadığını, davalı tarafın ispat yükünü üzerine almadığını, zira senedin davacının iddia ettiği senet olduğunu kabul etmemenin ispat külfetini almak anlamına gelmediğini, takip konusu senedin şekli anlamda kambiyo senedi vasfında olduğunu, davacının iddialarını kabul etmediklerini, ayrıca davacının davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, davacının takipte ileri sürülebileceği hususlara dayanarak menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar olamayacağını. diğer bir hususun da mahkemece hatalı olarak tüm delilleri toplamadan bildirilen evraklar incelenmeden, dosyadan tüm soruşturma dosyaları, ceza dosyaları celp edilmeden, yemin deliline dayanıp dayanmayacakları sorulması ve bu karardan dönülmesini istemelerine rağmen dönülmemesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili Av. ... tarafından verilen 01/02/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece ispat yükünün kime ait olduğu tayin edilirken hata yapıldığını, iş bu davanın davacı tarafından borcun ödendiği iddiasıyla İİK’nun72. maddesi gereğince borçlu olmadığının tespiti talebiyle açıldığını, yani davacının senetteki imzayı ve borcu kabul ettiğini ancak borcun ödendiğini ileri sürdüğünü, dolaysıyla ödemenin yapıldığını ispat yükünün davacı borçluya düştüğünü, davacının davasını ispatlayabilecek yazılı bir belge sunamadığını, mahkemece hayret verici bir şekilde ve gayri adilane söz konusu yazılı belgenin taraflarından sunulması gerektiğine hükmedildiğini, soruşturma ifadesindeki açıklamaların, kambiyo senedinin gücüne etkili olmadığını, mahkemenin gerekçeli kararını tek bir nedene dayandırdığını, eldeki davada davacı tarafın müvekkili ...’nın Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/39702 soruşturma sayılı dosyasında verdiği 08.11.2019 tarihli ifadesinden sonuç çıkarmaya çalıştığını ve mahkemenin de bunu kabul ettiğini, davacının iddialarına ve mahkemenin kabulüne göre müvekkilinin bu ifadesine göre takibe konu senedin teminat senedi olarak verildiğinin kabul edildiğinin belirtildiğini, diğer yandan davacı tarafça her ne kadar 01.04.2016 tarihli sözleşme ile taraflar arasındaki borç ilişkisinin yenilendiği ileri sürülmüşse de, taraflar arasında senet verilmesi ile yenilenen bir borç ilişkisi bulunmadığını, her ilişkinin ayrı ayrı kurulduğunu, davacı tarafından daha önce müvekkili ... hakkında yapılan şikayet üzerine Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca 2018/46816 Sor. sayılı dosyası ile dolandırıcılık, bedelsiz senedi kullanma ve tehdit suçlarından yürütülen soruşturma neticesinde 15.01.2019 tarihinde 2019/2404 sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafından verilen istinafa karşı cevaben de; davacı tarafın, taraflarını kötü niyetli olmakla ve mahkemeyi yanıltmaya çalışmakla itham ettiklerini ancak asıl bu olayda kötü niyetli olup mahkemeyi yanıltmaya çalışanların kendileri olduğunu, başkaları adına kaydedilen yerlerde ikamet ettiklerini, bilinen adreslerine gidildiğinde kendisinin bulunamadığını, böylece gerçek adresini alacaklılardan gizlediklerini, bu durumdaki birisisinin iyi niyetten söz etmesinin son derece ironik olduğunu, hem borcunu ödemediğini hem alacaklılarından kaçtığını hem de hukuki yollardan elde edemediği sonucu illegal yollardan sağlamaya çalıştığını, davacının, müvekkilinin adresine kimliği tespit edilemeyen şahısları göndererek davaya ve takibe konu senedi icradan geri alması için müvekkilini tehdit ettiğini, bu konu ile ilgili olarak davacı hakkında Eskişehir 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2020/811 E. sayılı kararı ile tehdit suçundan kamu davası açıldığını ve yargılamasının hala derdest olduğunu, davacı tarafından icra dosyasında yapılan işlemleri taciz gibi değerlendirmesinin hukuk dışı bir yorum olduğunu, söz konusu icra dosyasında yapılan tüm işlemlerin yasal olduğunu, kanunun tanıdığı hakların kullanıldığını, kötü niyetli olanın davacı olduğunu, avukat olarak vekil sıfatı ile görev yaptığını bilmesine rağmen tarafının dahi savcılığa şikayet edildiğini, icra dosyasının hala derdest olup her hangi bir tedbir kararı verilmediğinden alacağın tahsili amacıyla takip işlemlerine devam etmelerinde her hangi bir engel bulunmamakta iken takip işlemi yapmanın kötü niyetli olmadığını, bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, Eskişehir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2019/29 Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 03/01/2016 düzenleme tarihli 20/06/2016 ödeme tarihli 1.000.000,00 TL bedelli kambiyo senedinden dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, davaya konu senedin taraflar arasında düzenlenen 18/10/2010 tarihli sözleşme kapsamında davalı yana verildiğini, bu sözleşmenin, yetkilisi olduğu ...Şirketi ile davalı ...'nın yetkilisi olduğu ... İnşaat arasında düzenlendiğini ve bu sözleşmede aslında borç altına girenin yetkilisi olduğu ...Şirketi olduğunu, bu sözleşmede kendisinin borçlu sıfatı bulunmadığını, ancak bu sözleşme uyarınca edimin gerçekleştirilememesi sebebi ile senedin müvekkilinin temsilcisi olduğu şirkete iade edilmediğini, bu defa tarafların 01/04/2016 tarihinde bir araya gelerek bu senedi geri alabilmek amacıyla yeni bir sözleşme düzenlediklerini ve bu sözleşmede kendisinin davalı ...'ya, yetkilisi olduğu ... İnşaat Şirketi'ne 100.000 metre karelik projeyi bedelsiz olarak çizmeyi taahhüt ettiğini, edimini yerine getirdiğinde 18/10/2010 tarihli sözleşmede geçen icra dosyasına konu olan senedin davalı yanca kendisine iade edileceğinin kabul edildiğini, sözleşmede bu hususun açıkça belirtilmiş olduğunu, bu projeyi bedelsiz olarak çizme edimini yerine getirmesine rağmen davalı ...'nın bu senedi kendisine iade etmediği gibi üzerini anlaşmaya aykırı şekilde doldurarak icra takibine konu ettiğini belirterek takibe konu senetten dolayı senet lehtarı olan alacaklı ...'ya ve takip sırasında senetteki alacağın diğer davalı ...'ya temlik edilmiş olması sebebi ile bu davalıya takibe konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... davaya cevabında, taraflar arasındaki 18/10/2010 tarihli sözleşme ilişkisini kabul etmiş ancak bundan önce de taraflar arasında ilk olarak 02/01/2006 tarihinde sözleşme düzenlendiğini, bu sözleşmedeki edimin davacının yetkilisi olduğu şirket tarafından yerine getirilmeyince alacağının tahsil edilebilmesi amacıyla taraflar arasında ikinci sözleşme olan 18/10/2010 tarihli sözleşmeyi düzenlediklerini ve bu sözleşme kapsamında icra takibine ve davaya konu 1.000.000,00 TL bedelli senedin verildiğini, bu senedin tahsil edilememesi nedeniyle icra takibine konu edildiğini, davacı ile bir araya gelerek bu defa aralarında 01/04/2016 tarihli bir sözleşme düzenlediklerini, bu sözleşmenin düzenleniş amacının, davacının kendi nezdinde yerle bir olan itibarını tazelemek için düzenlendiğini ve davacının bu sözleşme ile davalıya proje çizimini bedelsiz olarak taahhüt ettiğini ve bu sözleşme kapsamında kendisine 1.000.000,00 TL bedelli bir senedi teminat olarak verdiğini, bu sözleşmedeki proje çizme ediminin davacı yanca yerine getirilmesi üzerine bu sözleşmede kendisine verilen 1.000.000,00 TL bedelli senedin davacıya iade edildiğini, davacı tarafça ileri sürelen ve takibe konu edilen senedin 01/04/2016 tarihli sözleşmede verilen senet olmadığını, çünkü 01/04/2016 tarihli sözleşme ile verilen senedin davacı yana iade edildiğini, takibe ve davaya konu senedin, 18/10/2010 tarihli sözleşme ile verilen senet olduğunu, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı ... ise, iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu ve senetteki alacağı iyi niyetle temlik aldığını, senedin kambiyo senedi vasfında olup sebepten yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının 01/04/2016 tarihli sözleşme uyarınca statik projeyi çizerek edimini yerine getirdiği ancak bu sözleşme kapsamında teminat olarak davalı ...'ya verilen senedin iade edilmediğini iddia ettiğini, davalı ...'nın ise, davacının, 01/04/2016 tarihli sözleşme kapsamında edimini yerine getirdiğini ve bu sözleşme kapsamında verilen senedin davacıya iade ettiğini, dava konusu yapılan senedin ise 18/10/2010 tarihli sözleşme kapsamında verilen senet olduğunu, bu sözleşme kapsamındaki edimin yerine getirilmediğini belirterek davanın reddini talep etmiş ise de davacının 01/04/2016 tarihli sözleşme kapsamında proje çizme edimini yerine getirdiği, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, bu kapsamda düzenlenen 03/01/2016 düzenleme ve 20/02/2016 ödeme tarihli 1.000.000,00 TL bedelli senedin tarafına iadesine talebe hak kazandığı, davalı ...'nın, icra takibine konu edilen senedi 18/10/2010 tarihli sözleşmeye istinaden düzenlendiği ve davacının bu sözleşme kapsamında edimini yerine getirmediği iddiasının ispat yükünün davalı ...'da olduğu ve bu iddiasını davalının dosyaya ibraz ettiği delillerle ispatlayamadığı, cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı, yemin delili hatırlatılmasına rağmen ispat yükünün taraflarında bulunmadığı belirtilerek yemin deliline dayanmayacak olduğunu beyan ettiği ve davalının ispat külfetini yerine getiremediği, senetteki alacağı temlik alan diğer davalı ... yönünden de TBK'nın 188. Maddesi uyarınca, borçlunun, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebileceği gözetilerek davalı ...'ya karşı alacağı temlik ederken ileri sürülebilecek bu hususların senetteki alacağı temlik aldıktan sonra davalı ...'ya karşı da ileri sürülebileceğinden davanın kısmen kabulü ile davacının Eskişehir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2019/29 Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 03/01/2016 düzenleme tarihli 20/06/2016 ödeme tarihli 1.000.000,00 TL bedelli kambiyo senedinden dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine ancak davalıların senedi kötü niyetle icra takibine konu ettiklerinin davacı tarafça ispatlanamadığı kabul edilerek davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş bu karara karşı taraf vekillerince yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir. Nihayet, “malen” ibaresi bulunan bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Alacaklının teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle, malın teslim edilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir. Dosya kapsamındaki takibe konu bono incelendiğinde; TTK’nın 688. maddesi hükmünde öngörülen zorunlu unsurları içerdiği ve dolayısıyla kambiyo senedi niteliğinde olduğu, bono vasfındaki senette “nakden” düzenleme kaydı bulunduğu görülmektedir. Ancak her iki taraf da bu senedin taraflar arasında daha önce düzenlenen 18/10/2010 tarihli sözleşme kapsamında davalı ...'ya bu sözleşmedeki edimin teminatı amacıyla verildiğini kabul etmekte olduklarından bu senedin, teminat senedi niteliğinde olduğu taraflar arasında ihtilaf konusu değildir. Davacı bu sözleşmedeki edimin yerine getirilemediğinden, 18/10/2010 tarihli sözleşme kapsamında teminat olarak davalıya verilen senedin geri alınamadığını, bu defa bu senedin geri alınabilmesi için davalı ... ile bir araya gelerek aralarında "sözleşme" başlıklı 01/04/2016 tarihli bir sözleşme daha düzenlediklerini, bu sözleşme kapsamında ... İnşaat Şirketi'nin yapacağı inşaatların statik projelerini 100.000 metre kare bedelsiz çizmeyi taahhüt ettiğini ve bu edim yerine getirildiğinde, "daha önce alınan senet" olarak yazılan ve takibe konu edilen senedin kendisine iade edileceğinin davalı ... tarafından taahhüt edildiğini, edimini yerine getirdiğini ancak daha önce verilmiş olan ve üzeri davalı yanca doldurularak takibe konu edilen senedin kendisine iade edilmediğini belirterek bu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmektedir. Davalı ... ise, takibe konu edilen senedin daha önce yani 18/10/2010 tarihli sözleşme kapsamında verilen senet olduğunu kabul etmekle birlikte yeni bir iddiada bulunarak, davacının, 01/04/2016 tarihli sözleşme kapsamındaki edimi karşılığında teminat olarak kendisine yeni bir senet verdiğini ve bu senedi, 01/04/2016 tarihli sözleşmedeki bedelsiz proje çizimi edimi yerine getirildiğinden davacıya iade ettiğini, takibe konu edilen senedin ise önceki senet olduğunu belirtmektedir. Taraflar arasında düzenlenen ve dosyada bir örneği bulunan 01/04/2016 tarihli sözleşme incelendiğinde bu sözleşme metninde, "daha önce alınan senet" ibaresinin bulunduğu ve bu senedin edim yerine getirildiğinde davacı ...'a iade edileceği taraflarca kabul edilmiştir. Davalı ... ise sözleşmedeki, "daha önce alınan senet" ibaresine karşılık bu sözleşme kapsamında davacının kendisine yeni bir senet düzenleyerek verdiğini iddia ettiğinden, bu taraflar arasındaki 01/04/2016 tarihli yazılı sözleşmedeki, "daha önce alınan senet" ibaresine karşı yeni bir iddia olduğundan yani senede karşı yeni bir iddia ileri sürüldüğünden bu yeni iddianın ispat yükü davalı ... üzerindedir.
Yerel mahkemece ispat yükünün davalı ... üzerinde olduğu kabul edilmiş ise de, davalı ...'in hangi hususu ispat etmesi gerektiği konusundaki ispat yükünün tayininde hataya düşülmüştür. Davalı ...'te davaya ve icra takibine konu senedin 18/10/2010 tarihli sözleşme kapsamında davacı yanca verildiğini kabul etmekte olup bu davalının yeni iddiası, davacının iade edileceğini söylediği senedin 01/04/2016 tarihli sözleşme kapsamında davacının yeniden düzenleyerek kendisine verdiğini ve daha sonra edim yerine getirildiği için davacı yana iade ettiği söylenen senede ilişkindir. 01/04/2016 tarihli sözleşmede, davacının yeni bir senet düzenleyerek davalı ...'e verdiğine dair bir ibare bulunmayıp bilakis bu sözleşmede, "daha önce alınan senet" ibaresine yer verildiği anlaşılmaktadır. Davacı ... bu hususu kabul etmediğinden ve 01/04/2016 tarihli sözleşmedeki "daha önce alınan senet" ibaresinden kastedilenin taraflar arasında düzenlenen tek senet olan 18/10/2010 tarihli sözleşme kapsamında düzenlenen senet olduğunu söylediğinden, 01/04/2016 tarihli sözleşme kapsamında davacı ...'ın bu sözleşmedeki ediminin teminatı olarak davalı ...'e yeni bir senet düzenleyerek verdiği ve davalı ...'in bu yeni düzenlenen senedi davacıya iade ettiği, yani taraflar arasında ikinci bir senedin daha bulunduğu hususunu ispat yükü davalı ...'tedir. Davalı ..., bu husustaki ispat yükünü yerine getiremediğinden, davacının, 01/04/2016 tarihli sözleşme kapsamında bedelsiz proje çizme edimini yerine getirdiği, bu sebeple bu sözleşmede bahsedilen ve taraflar arasında 18/10/2010 tarihli sözleşme kapsamında düzenlenerek davalı ...'e verildiği ihtilafsız olan ve daha önce düzenlenen tek senet olan, icra takibine de konu edilen bu senetten dolayı davacının, davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple davalı vekillerinin diğer istinaf başvuru gerekçelerinde isabet görülmemiş ise de ilk derece mahkemesinin kararında, davalı yana düşen ispat yükünün hangi hususta olduğu konusunda gerekçedeki yanılgı nedeniyle davalı yanın istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.
Yine mahkemenin gerekçeli kararında belirttiği gibi, senetteki alacağı diğer davalıya temlik eden davalı ...'ya karşı temlik sırasında davacı tarafından ileri sürülebilecek bu bedelsizlik iddiasının ve TBK'nın 188. Maddesi uyarınca senetteki alacağı temlik alan diğer davalı ...'ya karşı da ileri sürülebileceğinden davacının bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit isteminin her iki davalı yönünden de kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.
Davacının, kötü niyet tazminatı istemi yönünden yapılan istinaf değerlendirmesi sonucunda ise, davalıların takibe konu senedi kötü niyetle icra takibine konu ettiklerine dair davacı yanca dosyaya yeterli delil sunulamadığından yerel mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacının kötü niyet tazminatı isteminin yasal koşulları oluşmadığından, davacının kötü niyet isteminin de reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasa hükümlerine aykırı bir durum görülmemiş, bu sebeple davacı vekilinin, karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden mahkeme kararının, HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, mahkeme kararının gerekçesinin yukarıda belirtilen şekilde değiştirilerek dairemizce davanın kabulüne, davacının kötü niyet tazminatı isteminin ise reddine dair aşağıdaki şekilde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince AYRI AYRI KABULÜNE,
3-Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2021 tarih ve 2020/852 Esas 2021/1094 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
4-Davacının, MENFİ TESPİT İSTEMİNİN KABULÜ ile; Eskişehir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2019/29 Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 03/01/2016 düzenleme tarihli 20/06/2016 ödeme tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli kambiyo senedinden dolayı DAVALILARA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
5-Davacının koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin REDDİNE,
6-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 68.310,00 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan toplam 17.077,50 TL harcın mahsubu ile kalan 51.095,44 TL harç bedelinin davalılardan birlikte alınarak Hazine'ye irat kaydına,
7-Davacı tarafından yapılan peşin harç bedeli olarak yatırılan toplam 17.131,90 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-İlk derece mahkemesinin 15/12/2021 tarih ve 2020/852 Esas 2021/1094 Karar sayılı kararında belirtilen ve davalılardan alınmasına karar verilen 51.095,44 TL harç bedelinin davalılardan tahsil edilmiş ise davalılara iadesi, tahsil edilmemiş ise son yazılacak olan harç tahsil müzekkeresinden mahsup edilmesi konusundaki prosedürün ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
9-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 140.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında harç ve tebligat gideri olarak yapılan toplam 204,00 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
11-Arabuluculuk faaliyetinin sona erdiği tarihte geçerli olan arabuluculuk asgari ücret tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden sarf kararı ile ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
12-HMK'nun 333/1 maddesi gereğince gider ve delil avansından bakiye kısmın yatıran taraflara iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
13-Davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan alınması gerekli 427,60 TL peşin harç bedelinden peşin olarak yetirilen 80,70 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 346,90 TL harç bedelinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
14- Davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
15-Davalıların istinaf başvurularının kabulüne karar verilmiş olduğundan, istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına,
16-Davalılar tarafından ayrı ayrı yatırılan 17.077,50 TL harç bedelinin karar kesinleştiğinde talep halinde bu davalılara iadesine,
17- Bu davalılar tarafından ayrı ayrı yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 78,60 TL dosya gönderme masrafının davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,
18- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
19-Kararın dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 05/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır