T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/259
KARAR NO:2019/739
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:21/12/2018
KARAR TARİHİ:22/10/2019
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelenmesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ;davalının aleyhine açılan İstanbul Anadolu 8.İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibindeki alacağa itiraz ettiğini, müvekkil şirket ------------ bünyesinde lisanslı değerleme uzmanları aracılığıyla ----- yılından beri taşınmaz değerleme faaliyetlerini yürüttüğünü, bu faaliyet kapsamında gelen talepler doğrultusunda müşterilerine ait taşınmazlar hakkında uluslararası standartlara uygun raporlar tanzim ettiğini, ----- tarihinde gelen talep üzerine davalıya ait ----- dahilinde yer alan,--- yüzölçümüne sahip, --- vasıflı ---- üzerinde yer alan ---- pazar değerinin tespiti için rapor hazırlandığını, yapılan işe ilişkin rapor ve tanzim edilen--- TL tutarındaki faturanın ----tarihinde davalı şirkete gönderildiğini, ancak davalı şirketin ne rapora ne de faturaya ilişkin herhangi bir itirazının olmadığını, bu nedenlerle davalı borçlunun menkul, gayrimenkul malları ile her türlü hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davalının haksız itirazının iptaline ve takibin devamına, dava konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili ---- tarihli cevap dilekçesinde özetle ; davacı yanın her ne kadar İstanbul Anadolu 8.İcra Müdürlüğünün ----Esas sayılı dosyası ile takibin başlatıldığını ve davacıya ----TL borçlu bulunduğunu iddia etmişse de söz konusu iddianın yersiz, kötü niyetli ve haksız olduğunu, müvekkil şirketin davacıya iddia edildiği üzere borcunun bulunmadığını , bu nedenlerle kötü niyetli ikame edilmiş iş bu davanın reddi ile takibin iptaline, alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
----- tarihli duruşmada , tarafların ---- yıllarına ait ticari defterlerinin incelenmesi için dosyanın celse arasında seçilen mali müşavire tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde karar kurulmuş, bilirkişi raporunda ise; davacı ve davalının tacir oldukları, tarafların e-beratlarına göre icra takibi tarihi itibariyle davalıdan ----- TL alacağının bulunduğu, icra takibindeki işlemiş faizin----- TL hesaplandığını, ancak davacının icra takibinde ----TL işlemiş bulunduğu, talimat mahkemesinden alınan bilirkişi raporunda ise davalının, davacıya ---- TL alacaklığı olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Dava faturaya dayalı takipte ödeme emrine yapılan itirazın iptali davasıdır.İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir
Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu çekişmesizdir.Uyuşmazlık davaya konu fatura bedellerin ödenip ödenmediği hususunda toplanmaktadır.Bilirkişi marifetiyle önce talimat mahkemesinden davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin rapor alınmış ,daha sonra mahkememizce ilk bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davacı tarafın ticari defterleri incelettirilerek bilirkişi raporu hazırlanmıştır. Davacı ve davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda takibe konu faturaların iki tarafın da defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiş ve davalının ödeme yaptığına ilişkin bilgi -belge bulunmadığı anlaşılmıştır.
Tacirler ticari işletmesi ile ilgili olarak yasalarda belirtilen zorunlu defterleri yasalarda öngörüldüğü şekilde tutmak zorundadır. Bu husus 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 64. maddesinde ise şu şekilde düzenlenmiştir''-----Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir.
Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.
------ Fiziki ortamda tutulan yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri ile dördüncü fıkrada sayılan defterlerin açılış onayları, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından yapılır. Bu defterlerin izleyen faaliyet dönemlerindeki açılış onayları, defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk ayından önceki ayın sonuna kadar notere yaptırılır. Pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. Yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin üçüncü ayının sonuna kadar notere yaptırılır. Ticaret şirketlerinin ticaret siciline tescili sırasında defterlerin açılışı ticaret sicili müdürlükleri tarafından da onaylanabilir. Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter, ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorundadır. Ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hâlinde bu defterlerin açılışlarında ve yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanışında noter onayı aranmaz. Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir.
Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari defterlerdir.
---------- Bu Kanuna tabi gerçek ve tüzel kişiler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile aynı Kanunun 175 inci ve mükerrer 257 nci maddelerinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorundadır. Bu Kanunun defter tutma, envanter, mali tabloların düzenlenmesi, aktifleştirme, karşılıklar, hesaplar, değerleme, saklama ve ibraz hükümleri 213 sayılı Kanun ile diğer vergi kanunlarının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin uygulanmasına, vergi kanunlarına uygun olarak vergi matrahının tespit edilmesine ve buna yönelik mali tabloların hazırlanmasına engel teşkil etmez.''
HMK 222. Maddesinde ise “Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.” Şeklinde düzenlenmiştir.
Bilirkişiler marifetiyle davacı ve davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davaya konu faturaların iki tarafın da defterlerinde bulunması sebebiyle davacı lehine delil teşkil edeceği kuşkusuzdur.
Tarafların ticari defterlerine uyuşmazlığa konu fatutaranın işlendiği anlaşılmıştır.Bu aşamadan sonra ödemeye ilişkin ispat yükü davalı taraftadır.Yapılan yargılama ve bilirkişi incelemeleri sonucunda uyuşmazlığa konu faturanın ödendiğini davalı taraf ispat edememiştir.Ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunulmamıştır.Bu nedenle tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde davalı tarafın davacıya faturaya konu bedeli ödemediği tespit edilmiştir.Uyuşmazlığa konu fatura, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalıya ----- tarihinde teslim edilmekle ,temerrüd tarihi 6102 sayılı TTK'nın 1530/4-a maddesi uyarınca -----olarak tespit edilmiştir.Her ne kadar bilirkişi raporunda işlemiş faiz tutarı ----- TL olarak belirtilmiş ise de faiz başlangıç tarihinin raporda ---- olarak belirtildiği ancak doğru tarihin ----- olduğu mahkememizce tespit edilmiş ve yapılan hesaplamada işlemiş faiz miktarının ----- TL olduğu anlaşılmıştır.Ancak taleple bağlılık ilkesinin düzenlendiği 6100 sayılı HMK'nın 26.maddesi gereği ,işlemiş faize ilişkin talebin ----- olduğu gözetilerek davacının takipte talep ettiği miktar olan ---- işlemiş faiz kabul edilmiştir.
İcra-İnkar tazminatı İİK 67/2 maddesinde “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.Buna göre icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için :1) Geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması gerekir,2) Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalıdır 3)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalıdır 4) İcra inkar tazminatı talep edilmiş olmalıdır 5)Borçlunun icra dairesine yapmış olduğu itirazında haksız olması gerekir 6)Alacak likit olmalıdır.
Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,---- E. ve ---- K. Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır.Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek,alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.
Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay ---- Hukuk Dairesi’nin --- E. ve ----- K. Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU ----E., --- K. Sayılı ----- tarihli kararında itirazın iptali hakkında kısmen kabul kısmen red kararı verilmesinin icra-inkar tazminatına hükmedilmesini engellemeyeceğini ,her uyuşmazlığın kendi şartları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş ve mahkememizce yapılan yargılamada uyuşmazlığa konu faturanın davalının ticari defterlerinde yer aldığı ve bu sebeple davalının ne miktarda borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olduğu anlaşıldığından ,takibe konu esas alacak üzerinden yuzde 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davanın reddedilen kısmı açısından ise ; İtirazın iptali davalarında müddeabih yalnızca takibe konulan miktardır yani takip tutarıdır.İcra dosyasında yapılan diğer masraflar veya icra dosyasına ilişkin vekalet ücreti itirazın iptali davasında hüküm altına alınacak alacak kalemleri olmayıp icra takibinin devamı ile icramüdürlüğü aracılığıyla tahsil edilecek alacak kalemleridir.Bu nedenle icra dosyasında takibe konu bedel olan ----- TL'yi aşan miktar hakkında red kararı verilmiştir(dava değeri:- ; takibe konu bedel -)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen KABULÜ ile
Davalı tarafın İstanbul Anadolu 8.icra Müdürlüğünün ---- E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin - TL üzerinden devamına, arta kalan miktarın reddine, --- TL asıl alacak üzerinden ticari faiz işletilmesine,
2-Asıl alacak miktarı olan 5.310,00 TL üzerinden hesaplanacak % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davanın reddedilen (999,27 TL lik) kısmı yönünden alınması gereken maktu 44,40-TL maktu harcın peşin alınan 85,30-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 40,90 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davanın kabul edilen (5.649,37 TL lik) kısmı yönünden alınması gereken 385,90-TL harcın davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 2.725 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 999,27 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan (icra dairesine ödenen )28,25 TL harç, 1.500 TL bilirkişi ücreti ve 86 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.614,25 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 1.371,63 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 22.10.2019