T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/128
KARAR NO: 2023/1009
DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/02/2022
KARAR TARİHİ: 07/12/2023
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili 21/02/2022 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında muhtelif kereler maske alım ve satımı yapıldığını, talep edilen tüm maskeler davalı yana teslim edildiğini ve fatura bedellerinin tahsil edildiği, ancak, daha sonra davalı tarafından bir kısım mallarını satamadıkları gerekçesiyle ellerinde kalan maskelerin yeni model maskelerle değiştirilmesinin talep edildiğini, 206.650 adet maskenin iadesinin sağlanması ve davalı yan tarafından adeti 0,38 kuruş (otuzsekizkuruş) olan ve yeni nesil olarak adlandırılan maskelerden 1.000.000 (birmilyon) adet alım yapılacağı hususunda mutabakata varıldığını, iade alınması gereken tüm maskeler iade alındığını, bunun yanı sıra taahhüt gereği 1.000.000 (birmilyon) adet yeni nesil maskenin üretildiğini ve ifaya hazır hale getirildiğini, davalı tarafın yapılacak yeni alıma ilişkin sadece 525.000 (beşyüzyirmibeşbin) adet sipariş ettiğini bu kadarlık kısmın tesliminin sağlanabildiğini ve iade faturalarında belirtilen tutarların ise bu alacaklarından mahsup edildiğini, davalının cevabi ihtarmesindeki ikrarları ile bu hususların taraflar arasında kesinleştiğini, bu hususlara dair herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, müvekkili şirketin, üretmiş, teslim ve ifaya hazır olan 475.000 (dörtyüzyetmişbeşbin) adet yeni nesil maskenin siparişi verilmediğinden ürünlerin davalı yana teslim edilemediğini ve bedelinin tahsil edilemediğini, bunun üzerine ------ Noterliği'nin 08.07.2021 tarihli------yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilidiğini ve davalı yana söz konusu siparişi vermeleri, taahhüt gereği üretilen mallan teslim almaları ve bedelini vermeleri hususunda temerrüt ihtarı gönderildiğini, davalı yanın tüm ihtarnamedeki iddia tümüyle red etmesi aynen ifanın gerçekleşmeyeceğini açıkça belirtmesinden dolayı edimden vazgeçilerek Müsbet Zararın Tazmini edilmesinin talep edildiğini, bu uyuşmazlığa ilişkin olarak arabuluculuk yoluna gidildiğini taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, İşbu sebeplerden ötürü, davalının ağır kusuru ile taahhüdünü yerine getirmemesi, kendisine gönderilen temerrüt ihtarnamesine verdiği cevapta edimini ifa etmeyeceğini açıkça ifade etmesi üzerine TBK.125te belirtilen seçimlik haklarını kullanarak, edimden vazgeçerek müspet zararlarının şimdilik kısmi dava olarak 5.000-TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
CEVAP: Davacı tarafından mahkemeye sunulan 16.06.2022 tarihli dilekçesinde özetle dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verilmesini, müsbet zarar olan yoksun kalınan karın Fark Teorisine göre hesaplanmasını, talep etmektedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin gereğinin davalı tarafından yerine getirilmediği iddiasıyla açılan müspet zarar niteliğindeki kazanç kaybına ilişkin maddi tazminat davasıdır.Davacı vekili taraflar arasında yapılan maske alım satımına ilişkin anlaşma çerçevesinde davalı tarafından adeti 0,38 TLden olmak üzere 1.000.000 adet maske siparişi ifaya hazır hale getirmelerine rağmen bakiye 475.000 adet maskenin davalı tarafından teslim alınmaması sebebiyle temerrüde düştüğü bu nedenle de zarara uğradıklarından bahisle müspet zarar talebinde bulunmuştur.
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
Davacı vekilinin 18/07/2023 harç tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki taleplerini artırdığı görülmüştür.Borçlu tarafından borca uygun olarak ifası teklif edilen bir edim alacaklı tarafından haklı bir neden olmadan kabul edilmediği takdirde alacaklı temerrüde düşmüş olur.İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde alacaklının gereği gibi ifası teklif edilen edimi kabul etmemesi aynı zamanda borçlunun temerrüdüne yol açabilir.Borçlunun temerrüde düşmesi halinde alacaklı karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüdün genel sonucu olan gecikmiş ifa ve gecikme tazminatını talep etme dışında iki hakka daha sahiptir.TBK 125. Maddesinde seçimlik haklar kenar başlığı altında üç fıkra halinde hükme bağlanmıştır. Maddede karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklının borçluya verdiği süreye rağmen borcunu ifa etmemesi ya da süre verilmesini gerektirmeyen bir durumun varlığı halinde gecikmiş ifa ve gecikme tazminatı veya gecikmiş ifayı ret ederek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini ya da sözleşmeden dönerek sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle doğan zararın giderilmesini isteme hakkında sahip olduğu hükme bağlanmıştır.(------)Hukukumuzda müspet zararın hesabı ile ilgili, mübadele ve fark teorisi olmak üzere iki teori bulunmaktadır. (------). Türk Hukukunda zarar konusunda fark teorisi benimsenmiştir. Bu teoriye göre zarar, malvarlığının, zararı meydana getiren olaydan sonraki durumu ile olay meydana gelmese idi bulunacağı durum arasındaki farktan ibarettir. Zarar hesaplanırken yalnızca zararı meydana getiren olayın zarar görenin malvarlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin değil, olumlu etkilerin de göz önünde bulundurulması ve zararla yarar denkleştirilerek gerçek zararın hesaplanması gerekmektedir.TBK 236 Maddesi taşınır satışı sözleşmelerinde alıcı temerrüdü bakımından ‘Satıcı, satış bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan alıcıdan, bu bedel ile satlanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasında ki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir’ şeklinde düzenleme içermektedir.20/06/2022 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişi ile bir nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 06/10/2022 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi heyeti kök raporunda özetle;
"1.Davalının ve Davacının defter ve kayıtlarının HMK 222. Maddesine göre lehlerine delil kabul edilebileceği,
2.Davacının defter kayıtlarında Davalının 265,00 TL BORÇLU olduğu, Davalının Defter Kayıtlarına göre ise Cari hesap Bakiyesinin 0 "SIFIR" olduğu tespit edilmiştir.
3.Tüm dosya içeriğinin birlikte incelenmesi neticesinde ise, müspet zararın kabul veya reddi konusundaki takdir tamamen Sayın Mahkemenizce ait olmak üzere, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, davacının davalıya satacağı 475.000 adet maskenin (toplam 180.500-TL bedel ile), dürüstlük kuralına uygun olarak 15.08.2021 tarihinde başkasına ne kadar tutara satıldığının veya satılabileceğinin heyetimizce belirlenememesi nedeniyle müspet zarar hesabı yapılamadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Heyetimiz görüşlerini içerir işbu bilirkişi raporumuz, Yüce Mahkemenin takdirlerine saygıyla arz olunur. " şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.
Mahkememizce aynı bilirkişilerden alınan ek raporda özetle;
"Dosya içerisinde yer alan tüm dokümanların incelenip değerlendirilmesi neticesinde, müspet zararın kabul ve reddi konusundaki takdir tamamen Sayın Mahkemenize ait olmak üzere;Bilirkişi raporunun dosyaya ibrazından sonra davacı tarafından sunulan fatura içeriğinde, 220.000 adet maskenin 0.185185-TL'den dava dışı şirkete satılmış olduğunun (220.000 adet maske x 0.185185-TL/adet = 40.740,7-TL) tespit edildiği ve sunulan somut verinin hesaplamalarda somut veri olarak kullanıldığı;Gerekçesi rapor içeriğinde açıklandığı üzere, soyut olarak davacının elinde kalan maskeleri dürüstlük kuralı dikkate alınarak 0,15-TL'ye satmasının beklenebileceği ve bu durumun soyut veri olarak dikkate alındığı;Tespit edilen verilere göre davacının müspet zararının birden fazla yöntem ile belirlenebileceği;
a)Heyetimizce kabul edildiği şekilde, somut ve soyut yöntemlerin bir arada uygulanması neticesinde davacı zararının 101.509,30-TL olarak hesap edildiği;
b)Sayın Mahkeme tarafından, zararın somut veriden yola çıkarak hesaplanması gerektiği kabul edilecek olur ise, davacı zararının 92.537,12-TL olarak hesap edildiği;
c)Son bir seçenek olarak, davacının satamadığını belirttiği maskeleri hiçbir şekilde satamayacağı, bu nedenle satılmadığı belirtilen tüm maske bedelinin zarar kalemi olarak hesaplamada dikkate alınması gerektiği durumda, davacı zararının 139.759,30-TL olarak hesap edildiği; sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde tespitte bulundukları görülmüştür.
Mahkememizce aynı bilirkişilerden alınan 2. ek raporda özetle;
"Davacı ve davalı tarafından sunulan numuneler üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, 20.02.2023 tarihli ek raporda yer verilen sonuçlarımızı değiştirecek bir hususa rastlanmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde tespitte bulundukları görülmüştür.
Somut olayda davacının ifaya hazır hale getirdiği ürünlerin davalı tarafça teslim alınmaması üzerine -----Noterliği 08.07.2021 Tarih ----- yevmiye nolu ihtarname ile ürünlerin teslim alınması ihtar edildiği davalı tarafından ise davacıya gönderilen ----- Noterliği 03.08.2021 tarih -----yevmiye nolu ihtarname ile ürünlerin ayıplı olduğunu ve ürünleri almayacaklarını beyan ettikleri her ne kadar davalı tarafça ayıba yönelik iddia da bulunulmuş ise de inkar kapsamında yapılan savunma çerçevesinde ihtarnamede belirtilen soyut iddialar haricinde ayıbın varlığına dair ve süresinde ayıp ihbar yapıldığını gösterir bilgi belge sunulmadığı davacının ise ayıp ihbar definde bulunduğu bu haliyle davalının süre verilmesini gerektirmeyen bir durum bulunması sebebiyle davacı tarafından gönderilen ve 16.08.2021 tarihinde tebliğ edilen ----- Noterliği 11.08.2021 Tarih -----yevmiye nolu ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü mahkememizce taraflar arasında ki maillerde görüleceği üzere dava konusu ürünlerin yetişkin maskeleri olması sebebiyle davalı tarafça sunulan çocuk maskelerinin aksine davacı tarafça sunulan ve raporda dava konusu ürünler ile benzerlik kurulan yetişkin maskeleri üzerinde yapılan inceleme sonrası (raporda çocuk maskeleri bakımından hesaplama yapılsa dahi aynı sonuca ulaşılacağı belirtilmiştir.) bilirkişi raporunda birinci seçenek olarak belirtilen davacı tarafından satılan ürünler yönünden somut bedel satılamayan ürünlerin ise serbest piyasada pandemi devam etmese dahi ürünün niteliği ve kullanım alanı dikkate alındığında satılmasının mümkün olduğu ve makul görülen 0.15 TL den satılabileceği mahkememizce kabul edilmekle bu kısım yönünde de soyut belirleme ile yapılan hesaplamaya göre neticeten temerrüdün dava öncesi gönderilen ihtarname ile 27.08.2021 tarihinde gerçekleştiğinden bu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi(avans faiz denmesi gerekirken sehven yasal faiz denmiş olup düzeltme yapılmamıştır.) ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmek üzere davanın 101.509,30 TL üzerinden kısmen kabulüne dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 101.509,30 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 27/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine
2-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 101.509,30 TL lik kısım yönünden alınması gereken 6.934,10 TL harçtan peşin alınan 85,39 TL harç ile 2.306,00 TL ıslah harcının toplamı olan 2.391,39 TL'den mahsubu ile bakiye 4.542,71 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
3- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 85,39 TL peşin harç, 2.306,00 TL ıslah harcı ve 80,70 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan 2.800,00 TL bilirkişi ücreti ve 149,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.949,50 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 2.142,26 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
7-Davalı tarafından yapılan 900,00 TL bilirkişi ücreti giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 246,31 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davalı üzerinde bırakılmasına, varsa kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davalı tarafa iadesine,
8- Kabul red oranına göre belirlenen 958,73 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 361,26 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.