T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/577
KARAR NO: 2024/375
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ: 10/08/2022
KARAR TARİHİ: 03/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların şirketin doğrudan ve dolaylı 640 pay sahibi olduğu, davacılardan ----- 2019 yılına kadar davalı şirketin yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini üstlendiği, 24.05.2019 tarihli genel kurul toplantısında davacıların iradesi hilafında son verdiği, şirket hisselerinin çoğunluğunu uhdesinde bulunduran --- ve ailesi, ----- şirketleri üzerinde tek söz sahibi olma ihtiraslarına yenik düşerek çoğunluk gücünü araç olarak kullanıp azınlık pay sahipleri davacıları mağdur eden sayısız kanunsuz, iyi niyet kaidelerine aykırı fiil ve işlere imza attıklarını; davalı şirketin 2021 yılına ilişkin 2022 tarihli genel kurul toplantısının ilk aşamada 15.03.2022 yılında yapılacağı ilan edildiği ve davalı şirkete ait faaliyet raporu, finansal tablolar ve 17.02.2022 tarih ve -----sayılı kar dağıtım teklif kararı 28.02.2022 tarihinde davacılar tarafından elden teslim alındığı, akabinde ise davacıların toplantının yapılacağı ilan edilen tarih ve saatte hazır bulunduklarını ancak toplantı başkanlığı oluşturulmadan gönderilen ihtarnamedeki sorulara etkin cevap verebilme şeklinde gerekçe ile oy çokluğuyla toplantının ertelenmesine karar verildiği, davacılar tarafından kar dağıtımına ilişkin kanuna ve bilhassa dürüstlük kuralına aykırı olarak alınan karara olumsuz oy kullandığı ve muhalefet şerhleri usulüne uygun bir şekilde tutanağa işlendiğini; dağıtıma konu edilen tutarın dağıtılabilir kar payı tutarına oranının 2615'in altında olduğu, geçmiş yıl karlarının dağıtılmadığı gibi yatırıma dönüştürülmesi yönünden alınan bir kararın da bulunmadığı, buna rağmen dağıtılmayan karları şirketlerin aktifinde tutulmasının nedeni hakkında bir bilgi verilmediği, bu durumun tek gerekçesi olarak covid-19 önlemleri olarak açıklandığı, covid-19 önlemlerinde bile 9625'e kadar kar payı dağıtılmasına imkan tanınmışken 2022 yılında gerçekleşen genel kurullar kapsamında şirketlerin dağıtılabilir kar paylarının 965 ile 9615 arasında tutulması tamamen çoğunluk hisse yapısına sahip ---- ve ailesinin her ay ----- şirketlerinden maaş ve huzur hakkı alır iken azınlık hissedarların nakitlerinin şirketlerde bırakılarak ve bu nakitleri de herhangi bir yatırıma dönüştürmeyerek menfaatlerinin ihlaline neden olunduğu, çoğunluk iradesinin kar payları yönünden kötüye kullanıldığı, pandemi bahanesiyle kar payını ----- bandında dağıtma kararı alan davalı şirket yönetim kurulu 2021 yılı hesap dönemi içinde şirket amacı ve konusundan çok uzak bir şekilde muhtelif dernekle ve sair kuruluşlara doğrudan ve dolaylı yoldan yarım milyon para dağıttığını; genel kurul toplantısının 7 numaralı günden maddesinde yönetim kurulu üyelerinin her birine 8.500 TL huzur hakkı ödenmesine karar verildiği, davacı ----- yönetimden ihracı ile resmiyete dökülen ---- ve aile efradını aşırı kayırmaya neden olduğu, TTK'nın 357. Maddesinde düzenlenen eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil ettiği, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri ----- şirketlerinden 2022 hesap dönemi için kar payı hariç toplam yıllık 3.040.800,00 TL ücret ve huzur hakkı adı altında fazladan menfaat temin ettikleri, --- dışında her 3 yönetim kurulu üyesi ---- ve bağlı ortaklarında doğrudan ve dolaylı 961 hisseye sahip olduğunu, karar verilen kar payları dikkate alındığında almaları gereken kar payı tutarları ile bu kişilerin kararlaştırılan ücret ve huzur hakları arasında büyük farklara yol açtığını; huzur hakkı ve ücret tedarikinin örtülü kazanç aktarımı teşkil ettiği, şirketin uyuşmazlığa konu genel kurul tarihine kadar nerdeyse on beş yıldır faaliyet gösterdiği fakat bu süre içinde yalnızca iki yıldan kısa bir zaman diliminde huzur hakkının ödenmesinin kararlaştırıldığı, 2009-2015 yılları arasında ise huzur ödenmemesinin kararlaştırıldığına atıf yapılarak huzur hakkı ödenmesine ilişkin verilen kararın şirketin geçmiş uygulamaları ile paralel olmadığı tespit edildiği, davalı şirketin 8 numaralı gündem maddesi kapsamında yapılan müzakereler ve oylanılan teklifler sonucunda ----- davacıların kullandığı olumsuz oylara karşılık oy çokluğuyla yönetim kuruluna seçildikleri, alınan bu karar açıkça çoğunluğun tahakkümüne hizmet eden ve eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil eden bir karar olduğu, davacılar ile ----- yönetim kurulu üyeliğine aday olmalarına rağmen mevcut yönetim kurulu tahakkümüne engel olunmaması adına bu tekliflere hiçbir gerekçe göstermeksizin olumsuz oy kullandığı ve mevcut adaletsizliğin devamını sağladıklarını; davalı şirket 2019 tarihine kadar centilmenlik anlaşması kapsamında -----ve ------ailelerinin iki iradesinin de yönetimde bulunacağı şekilde yönetilmiş ise de çoğunluğun buna aykırı gelerek 9640 azınlığı yönetimden dışladığını ve kendi menfaatine hareket eder hale geldiği, davalı şirketin yönetim kurulu başkan ve üyeleri davalı şirketin tüm yanında tüm ---- şirketlerinde aynı pozisyonda yönetim kurulunda yer aldıkları, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davalı şirketin 12.05.2022 tarihli 2021 yılına ilişkin 2. Olağan genel kurul toplantısında alınan -----numaraları kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından sunulmuş dava dilekçesi, genel kurul kararlarının iptaline dayanak olabilecek hukuki gerekçelendirmelerden ziyade, ağırlıkla, müvekkili şirket pay sahipleri arasında meydana geldiği iddia olunan şahsi münasebetlere hasredilmiş ve dilekçe içerisinde dava konusuyla ilgisiz sayfalarca açıklamada bulunulduğu, dava dilekçesi içeriğinde yer alan ve işbu dava ile ilgisiz açıklamalar nedeniyle HMK m. 32 uyarınca davacılara süre verilmesi ve “dava dilekçesinin sadece işbu dava ile ilgisi olan konular özelinde yeniden düzenlettirilmesini” talep ettiklerini; dava dilekçesi içerisinde ısrarla ifade edildiği gibi “eşit işlem ilkesine” aykırılık yaratacak bir uygulamanın müvekkili şirket bünyesinde gerçekleştirilmemekte ise de davacının müvekkili şirket ile rekabet eder bir hal içerisine girdiğinin ortada olduğu, davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine açılan her bir davadaki esas amacın müvekkili şirketi işlemez hale getirerek, davacı vekili tarafından kurulmuş ve davacı ---- adı ile faaliyet gösteren rakip şirketi müvekkili şirketin önüne geçirmek olduğu, davacının korporatif yapılarda eşitlik ilkesi kadar dikkate alınması gereken çoğunluk ilkesini ısrarla görmezden geldiği için hatalı bir yaklaşım içerisine girdiği, davacıların, müvekkili şirket ile rekabet eder bir hale girerek “-----.” isimli bir şirketi kurduğu ve müvekkili şirket ile grup şirketlerini bu yarışta geri plana itebilmek ve müvekkili şirketi işlemez hale getirebilmek adına hukuki dayanaktan yoksun işbu dava ve diğer davaları ikame ettiği, davacılar tarafından iddia edildiği üzere müvekkili şirket yönetiminin 2019 yılına değin münhasıran ---- ve ----- tarafından sürdürülmediği, sayın---- ile Sayın ------ 2019 yılı öncesinde de davacıların görgüsü ve bilgisi dahilinde yönetim kurulu içerisinde yer aldığını gösterir 2008 ve 2012 yıllarından gelen---- kayıtlarını işbu dilekçeleri ekinde mahkemeniz bilgisine sunduklarını; anonim ortaklıkların yalnızca ve sadece pay sahiplerinin şahsi menfaatlerine hizmet etmek, onların kişisel ihtiraslarına araç kılınmak ve duygusal ilişkiler üzerinden şirket ve şirket ekosisteminin sömürülmesi maksadına hizmet etmek adına teşekkül etmiş kurumlar olmadığı, “şirket menfaati” kavramının hem TTK'nın genel gerekçesinde hem de yargıtay içtihadı ile ortaya konulmuş somut bir kavram olduğu, genel kurul kararlarının iptali için açılan tüm yargılamalarda şirket menfaati kavramının göz önünde bulundurulmasının esas olduğu, müvekkili şirketin “sürekliliğinin sağlanması” adına gerekli tüm koşullar analiz edilerek 12.05.2022 tarihli toplantının 6 numaralı gündem maddesi ile alınmış kar dağıtımına ilişkin karar, müvekkili şirketin kısa-orta ve uzun vadeli menfaatlerine uygun, basiretli, objektif ve yerinde bir olduğu, esas davacıların “dönem karının 9650'sinin dağıtılmasına” ilişkin teklifleri, özellikle günümüz ekonomik koşulları çerçevesinde, abes, şirket sürekliliğine aykırı ve basiretsiz olduğu, müvekkili şirket tarafından dağıtılan kar miktarını irdelerken, davacıların yalnız ve sadece şahsi menfaatlerine odaklanmakta, müvekkili şirket menfaatlerini göz ardı ettikleri, ulusal ve uluslararası ölçekteki ekonomik belirsizlik ciddi yoğunlukta olduğu, böyle bir ortamda müvekkili şirketin kar dağıtımı hususunda ihtiyatlı davranması makul ve bilimsel olduğu, davacılar tarafından sunulan dava dilekçesi içeriğinde yer alan “covıd-19 tedbirlerinin sona ermiş olması nedeniyle kar dağıtımında herhangi bir kısıtlama gözetilmemesi gerektiğine dair beyanların hiçbir basiretli yönetici tarafından kabul edilebilir olmadığı, kar dağıtımına ilişkin kararların her bir yönetim kurulunun şirket mali durumu ile mali geleceğini gözeterek “takdir marjları” içerisinde alacakları kararlar olduğundan bu kararlara ilişkin genel geçer düzenlemelere atıf yapılarak müvekkili şirketin 2021 yılına ilişkin aldığı kar dağıtımına dair kararın iptalinin sağlanmasının mümkün olmadığı, müvekkili şirket yönetim kurulu üyelerine ödenmesine karar verilen aylık brüt 8.500 TL tutarındaki huzur hakkı makul ve piyasa emsallerine göre uygun olduğunu; anılan nedenle 12.05.2022 tarihli genel kurul toplantısının 7 numaralı gündem maddesi ile alınan kararın iptalini gerektirecek bir hal bulunmadığı, 12.05.2022 tarihli genel kurul toplantısının 8 numaralı gündem maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve görev sürelerinin belirlenmesine ilişkin kararın yasaya ve usule uygun olup kararın iptalini gerektirir bir hal bulunmadığı, davacılar tarafından iddia olunan centilmenlik anlaşmasının Ticaret Hukuku'nun pozitif düzenlemeleri arasında olmayan kaldı ki varlığı da hiçbir şekilde kabul edilmeyen, varsayımsal, ispata muhtaç ve TTK düzenlemelerine aykırı bir yaklaşımın sonucu olduğunu; davacılar vekili ---- ve davacı ----- müvekkili şirket ile rakip işlerle iştigal eden bir firmanın kurucusu isim sahibi oldukları göz önünde bulundurulursa, yönetim kurulu üyeliğine adaylıklarını koymalarının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu; açıklanan nedenlerle mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalı şirketin 12.05.2022 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan ----numaralı kararların dava dilekçesinde dile getirilen sebeplerle kanun ve şirketin ana sözleşmesi ile iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı, buna bağlı olarak alınan bu kararların iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, davalı şirketin ticaret sicil kayıtları ile ana sözleşmesi celp edilmiş, alanında uzman bilirkişilerden rapor alınmıştır. Safahatta alınan 31.03.2023 tarihli bilirkişi kök raporu ve bu heyetten alınan 20.11.2023 tarihli ek rapor denetime uygun bulunmamıştır.
Mahkememizce mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi 07.05.2024 tarihli raporunda özetle; "...Sayın Mahkeme'nin görev tevdi eden ara kararı uyarınca yapılan inceleme sonunda;
1- Davalı şirketin 2021 yılı kârının tamamının dağıtılması varsayımında, ödenmiş sermayenin %20'sinin önceden tamamlanmış olması nedeniyle 1. --- ayrılmayacağı, ayrılacak -----miktarının 4.927.140,80 TL olduğu ve bu miktarın dağıtıma konu olmayacağı, şirketin Öz Kaynakları içinde kalacağı, Ortaklara ödenecek 1. Temettü ve Il. Temettü toplamının %15 STOPAJ dahil olmak üzere 44.271.757,18 TL olacağı,
2- Şirketin 2021 yılı bilanço sonuçlarına göre, şirketin kısa vadeli borçlarını ödeyebilme yeteneğini ölçen Cari Oranın 1,6194 olarak hesaplandığı, genel kural olarak tercih edilen 1,0'dan büyük olduğu, Ancak, çıkan bu sonucun TEK BAŞINA YETERLİ OLMADIĞI. Likidite Oranı (Asit Test Oranı) rasyosu ile desteklenmesi gerektiği,
3- Şirketin Dönen Varlıkları içerisinde yer alan, hızlı bir şekilde nakde dönüşememe ihtimali olan Stoklar, Gelecek Aylara Ait Giderler, Diğer Dönen Varlıklar dikkate alınmadan hesaplanan ve genel uygulamada 1'in üzerinde olması beklenen Likidite Oranı Rasyosunun 0,7281 olduğu, yukarıda inceleme başlığı altında (6/C) sayılı bentte belirtildiği üzere şirketin 2021 yılı bilançosuna göre fikit varlıkları toplamı 109.716.101,69 TL, kısa vadeli borçları toplamı 150.693.503,82 TL olmasına nazaran likit değerler ile karşılanamayan kısa vadeli borçlarının 40.977.402,13 TL (109.716.101,69 TL - 150,693.503,82 TL) olduğu,
4- Yukarıda (2) ve (3) sayılı bentlerdeki açıklamalar doğrultusunda Likidite Oran Rasyosu sonuçlarına göre hareket edilmesi gerektiğinin değerlendirildiği;
5- Şirketin hızlı bir şekilde nakde dönüşebilen likit değerleri baz alınarak yapılan hesaplamada şirketin 40.977.402,13 TL likit kaynağa ihtiyacı bulunduğu,
6- Şirketin 2021 yılı bilanço sonuçlarına ve yukarıda yapılan açıklamalar bağlamında kâr payı dağıtımının yapılamayacağı, buna rağmen, genel kurulda 2021 yılı kârından pay sahiplerine 7.500.000,00 TL kâr payı ödenmesine karar verildiği,
7- Dönen Varlıklar içerisinde yer alan, hızlı bir şekilde nakde dönüşememe ihtimali olan Stoklar, Gelecek Aylara Ait Giderler, Diğer Dönen Varlıkların çıkarılması ile bulunan miktarın şirketin Kısa Vadeli Borçlarını karşılayamayacağı nazara alındığında davacıların müktesep haklarının ihlal edilmediği kanaatine varıldığı,
8- Şirketin, incelenen mali tablolarından ve 2021 yılı faaliyet raporunun incelenmesinden ve yerinde yapılan inceleme sonuçlarına göre şirketin devam eden bir yatırımının bulunmadığı, bu nedenle yatırıma bağlı kısa ve uzun vadeli borçlarının da otmadığının anlaşıldığı,
9- Kârın dağıtılması halinde şirketin Öz Kaynaklarının, ortaklara dağıtılan kâr miktarı kadar azalacağı.
10- Şirketin olası risklere karşı likit değerleri ile kısa vadeli borçlarını ödeyebilecek konumda bulunması gerektiği, likidite oranınının 0,7281 olduğu, genel kabul görmüş 1 oranının altında olduğu, likidite oranının asgari 1 düzeyinde tutulmasının kaçınılmaz olduğunun düşünüldüğü, bu bağlamda, dağıtılmayan kârların yedek akçeye ayrılmasının afaki iyi niyet kurallarına Uygun olduğu kanaatine varıldığı,
11- Genel Kurul tarihinden sonra meydana gelen deprem felaketi nedeni ile davalı şirketin faaliyet alanında alınan ihracat yasağının etkisinin ve EYT düzenlemesi konularının bilindiği üzere 2023 yılında meydana geldiği, davalı şirketin 2023 yılı verileri incelenmediğinden herhangi bir değerlendirme yapılamadığı,
12- Şirketin 2022 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesi bilanço dip notlarında ortalama personel sayısının 209 kişi olarak gözüktüğü, 2022 yılında personel ücretleri toplamının 44.040.194,10 TL olmasına nazaran kişi başına ortalama personel ücretlerinin yıllık brüt 210.718,63 TL (44.040.194,10 TL / 209 Kişi), aylık brüt 17.559,89 TL (210.718,63 TL / 12 Ay) olduğu,
Ayrıca, asgari ücretin 01.01.2022 — 30.06.2022 döneminde aylık brüt 5.004,00 TL, 01.07.2022 — 31.12.2022 döneminde aylık brüt 6.471,00 TL olduğu,
12.05.2022 tarihinde yapılan 2021 yılına ait genel kurulda yönetim kurulu üyelerine brüt 8.500,00 TL/Ay huzur hakkı ödenmesine oy çokluğu ile karar verildiği, 2022 yılında şirket personelinin kişi başı ortalama aylık brüt ücretlerinin 17.559,89 TL, 2022 yılında uygulanan asgari ücretin 01.01.2022 — 30,06.2022 döneminde brüt 5.004,00 TL/Ay, 01.07.2022 - 31.12.2022 döneminde brüt 6.471,00 TL/Ay olmasına ve yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı dışında başkaca bir ücret almamalarına nazaran yönetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkının fahiş olmadığı, pay sahiplerinin kâr payı alma haklarını ihlal etmediği kanaatine varıldığı..." belirtilmiştir.
Genel kurulda alınan 6 numaralı karar kar payına ilişkin olup davacı yanca daha fazla oranda kar payı dağıtılması gerektiği ileri sürülmüştür. Mahkememizce alınan 07.05.2024 tarihli bilirkişi raporu ayrıntılı ve denetime uygun olup bu madde bakımından yapılan değerlendirmede şirketin önceki yıllarda dağıttığı kar oranı, şirketin güncel mali durumu, genel kurulun yapıldığı dönemdeki mali durumu bilançoları detaylı olarak incelenmiş Likidite oranı başlığı altında yapılan açıklamalar ve hesaplamalara göre dönen varlıklar içerisinde yer alan hızlı bir şekilde nakde dönüşmeme ihtimali olan stoklar, gelecek aylara ait giderler, , dönen varlıkların çıkarılması ile bulunan miktarın şirketin kısa vadeli borçlarını karşılamayacağı nazara alındığında şirketin 2021 yılı karının çoğunu dağıtmayıp bünyesinde tutmasının davacıların müktesep hakkını ihlal etmediği, 2021 yılı mali tablolarına göre 2021 yılı karının tamamının dağıtılması halinde şirketin öz kaynaklarının ortaklara dağıtılan kar oranında azalacağı, kalan karın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı, şirketin likidite oranının genel kabul görmüş 1 oranında tutmasının kaçınılmaz olduğu bu bağlamda dağıtılmayan karın yedek akçeye ayrılmasının iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı,7 numaralı madde yönünden ise; genel kurulda yönetim kurulu üyelerine brüt 8.500 TL huzur hakkı dağıtılmasına karar verildiği, 2022 yılında asgari ücretin dahi ilk dönemde 5.004,99 TL olduğu ikinci dönemde 6.471,00 TL olduğu, yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı dışında başkaca ücret almadıkları, yaptıkları iş, benzer yapıdaki şirketlerde alınan huzur hakları, şirketin geçmiş dönem uygulamaları nazara alındığında verilen bu ücretin fahiş olmadığı, pay sahiplerinin kar payı alma haklarını ihlal etmediği, bu madde bakımından da ortada bir iptal nedeni bulunmadığı görülmüştür. Davacılar son olarak genel kurulda alınan 8 numaralı kararın iptalini talep etmişler, bu madde bakımından aynı aileye mensup kişilerin yönetime seçilmesinin çoğunluğun tahakkümü anlamına geldiğini, -----uzun süredir şirkete gelmediğini, keza ----- psikolojik rahatsız olduğunu, ATK ya sevkini talep etmiş bu maddenin de bu nedenlerle iptalini talep etmiştir. Şirketler genel kurulda çoğunluk oyu( karar nisabı sağlanmak kaydı ile ) ile hukuka aykırı olmadığı müddetçe dilediği kararı alabilir.Davacının genel kurulun bu maddesine dair iddiaları hukuki temelden yoksundur. Şayet şirket yönetimine seçilen bir kişi işini yapmıyor ve şirket veya pay sahibi bundan bir zarara uğrar ise ispatlanması halinde ilgili yönetici aleyhine sorumluluk davası açılması mümkündür. Keza ergin bir kimse kısıtlanmadığı müddetçe fiil ehliyetine haizdir. Davacının bu kişi ile ilgili iddiaları da soyut mahiyettedir. Bu kişinin medeni hakları kullanma ehliyetinden mahrum bırakıldığına dair bir mahkeme kararı veya bu hususta bir delil ibraz edilmemiştir. Netice itibarı ile mahkememizce en son alınan 07.05.2024 tarihli bilirkişi raporu mahkememizin 17.01.2024 tarihli duruşma zaptı ara kararlarına uygun olarak düzenlenmiş, alınan rapor kapsamlı ve denetime uygun bulunmuştur. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın reddine karar verilmesi gerektiği vicdani kanaatine varılmış bu yönde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu harcın peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 346,90 TL harcın davacılardan müştereken ve mütesilsilen tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 2.500,00 TL bilirkişi ücreti yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
5-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine,
6-Davalı vekille temsil edildiğinden ve davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan ayrı ayrı tahsili ile davalıya ödenmesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.