T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/360 Esas
KARAR NO: 2024/371
DAVA: Tazminat ve azil (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/05/2022
KARAR TARİHİ: 03/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat, yöneticinin azli (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı----kurduğunu, şirketin kuruluşunun ---- edildiğini, ---kararı ile tek yetkili olarak------ seçildiğini, davalının, şirket hesaplarında usulsüzlükler yaparak şirketi zarara uğrattığını, müvekkilin şirket hesaplarından tam olarak haberdar olmadığından ve düzenli bir şekilde defter tutulmadığından, kendi hissesine düşen payı bilmediğinden bahisle davalı şirket müdüründen defterleri incelemek için istediğini, şirket müdürünün istenen defter ve evrakları vermediğini, şirket gelirlerinin defterlere işlenmeden elden teslim alınarak başka hesaplara aktarıldığını, bu yolla şirketin kârı düşük gösterilerek şirketin içinin boşaltıldığını, davalının, şirket ödemelerini banka yerine ortaklar alacak hesabından yapılıyor olmasının şüpheli bir konu olduğunu, davalının, şirket hesabından usulsüz bir şekilde kendi şahsi banka hesaplarına para aktarımı yaptığını, şirket paralarını kendi zimmetine geçirdiğini, davalı şirket müdürünün rekabet yasağına aykırı şekilde --------altında bir şirket kurduğunu, müvekkili ile davalı arasında hesap mutabakatı yapılana kadar şirketten para çıkışı yapılmaması hususunda konuşulmasına rağmen 50.000,00 TL'yi müvekkilinin bilgisi dışında şahsi hesabına transfer ettiğini, şirketin ------ nezdindeki dolar hesabından davalının hesabına 87.600,00 USD aktarıldığını, şirketin atıl olmasına, sigortalı çalışanı bulunmamasına, şirketin ödediği bir kira giderini olmamasına rağmen kuruluşundan bu yana hiç kâr payı dağıtılmadığını, şirketin ----paranın akıbetinin dava tarihi itibariyle araştırılması gerektiğini, Müvekkil tarafından ---- dosyası ile--------- feshi için açılan davanın derdest olduğunu, 2018 yılında ------ İnşaat projesi için alınan faturaların projede kullanılan malzeme ve işçilik bedellerine ait olduğunu, ek bir bedel ödenmemiş olmasına rağmen davalı şirket müdürünce' naylon faturalar düzenlendiğini, 15.01.2019 tarihinde 47.700,00 TL tutarlı dava dışı ----- çekinin doğrudan şirket hesabına aktarılması gerekirken elden tahsil edildiğini, 2013 yılında dava dışı ------ tahsilatı yapılan 30.06.2014 tarihli 16.620,00 TL tutarlı çekin bankadan tahsil edilmediğini, çekin tahsilat kaydının belgelenmesi gerektiğini, davalının genel kurul kararı olmadan çektiği tüm paraların usulsüz, hukuka aykırı ve zimmet oluşturduğu hususunun açıklığa kavuşturulması, şirketin hem fiili zararının hem de mahrum kaldığı kârın tazmini, banka hesaplarının incelenmesi sonucunda tespit edilecek USD zararının devlet bankalarının USD'ye uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesine, davalının 6102 sayılı TTK'nın 235, 630/2 ve 630/3 maddeleri uyarınca tedbiren yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, şirkete temsil ve yönetim kayyımı atanmasına, davalının şirket müdürlüğünden azline, fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 31.000,00 TL (30.000 TL asıl, 1.000 TL işlemiş faiz)'nin davalı şirket müdüründen avans faiziyle birlikte tahsili ile şirkete ödenmesine, avans faizinin zararı karşılamaması nedeni ile tespit edilecek zarar ve zimmetin tespit tarihlerinden dava tarihine ------ uyarınca taşınıp gerçek zararın hesaplanarak davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilin, davacı ile birlikte 24.02.2012 tarihinde -------kurduklarını, şirketin, kuruluş tarihinden 14.01.2015 tarihine kadar davacının kızı ----- tarafından şirket müdürü sıfatıyla yönetildiğini, 14.01.2015 tarihinde genel kurul kararıyla müvekkil-----münferit imzasıyla şirketi her hususta temsil ve ilzama ve ahzu kabza yetkili kılınarak şirket müdürü olarak atanmasına karar verildiğini, 2020 yılında müvekkili ile davacı arasında şirket hisselerinin devrine ilişkin müzakereler başladığını, davacı yanın müvekkilinin hakkını gasp etmeye yönelik fiil ve teklifleri nedeniyle işlerin kopma noktasına geldiğini ve anlaşma sağlanamadığını, davacının müvekkili hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, sonrasında şirketin feshi ile ilgili dava açıldığını, müvekkili hakkında ------ soruşturma dosyası takipsizlikle, şirketin feshi hakkında açılan ----dosyasının ise ret ile sonuçlandığını, müvekkilin, --------faaliyetlerinin dışında bir iş olan ----- ait tren istasyonlarında yer alan büfelerin işletilmesine yönelik ihalesine katılım sağlamak amacıyla 21.01.2020 tarihinde ------- müvekkil lehine gerçekleşmediğinden 27.03.2020 tarihli dilekçe ile 01.04.2020 tarihinde şirketin terkininin yapıldığını, söz konusu iki şirketin faaliyet konularının tamamen farklı olduğunu, ayrıca ------ banka ve vergi kayıtları incelendiğinde herhangi bir faaliyet göstermediğinin, bir kazanç elde etmediğinin,-------------bir zarara uğratmadığının, bu nedenle rekabet yasağını ihlal etmediğinin açıkça görüleceğini, davacı tarafın bilgi alma ve inceleme talebinin reddedilmediğini, tam aksine kabul edilerek şirketin ticari defter ve kayıtları 04.07.2020 tarihinde davacının kızı------- edildiğini, davacının, ticari defterleri, kayıtları ve faturaları teslim alarak incelediğini, hatta yeni belirlenen mali müşavire söz konusu defterleri davacının kızının teslim teslim ettiğini, bizzat ekli ihtarnamede mali müşavirin, defterleri davacının kızı -------- aldığını ikrar ettiğini, davacı tarafın şirkete bugüne kadar tek bir kuruş dahi yatırımı olmadığını, sermaye borcunu dahi ödememişken, müvekkilin bu süreçte şirket ödemelerini şahsi parasıyla yaptığını, işlerin aksamaması için gerektiğinde şirkete borç verdiğini ve evini ipotek ettirdiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 50.000 TL'nin 19.06.2020 tarihli ----------yazışmasındaki onay üzerine müvekkilin 20.06.2020 tarihinde söz konusu bedeli “borca karşılık” açıklaması ile hesabına havale ettiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 47.000,00 TL tutarlı çekin 2019 yılında müvekkil tarafından tahsil edildiğini, söz konusu çekin 32.000 TL'lik kısmı müvekkilin şahsi kredi kartından yapılan ödemelere karşılık olarak alındığını, müvekkilin şahsi kredi kartından yapılan 32.956,32 TL'nin şirket adına kayıtlı---- plakalı araçla yapılan seyahat giderleri ile ilgili olduğunu, geri kalan 15.000 TL'nin ise şirketin ------ hesabına havale edildiğini, dava dilekçesindeki naylon fatura iddialarının dosyada mukim BA/BS formları ile temelden çürüdüğünü, davacı tarafça sunulan delillerin davanın ispatına yönelik olmadığını, iş bu haksız davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davaya konu uyuşmazlığın, davalı şirketin yetkilisi olan davalının yetkili olduğu dönemde davalı şirket hesaplarından usulsüzlük yaparak şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, zimmetine para geçirip geçirmediği, Şirket gelirlerinin şirkete ait banka hesaplarına aktarılmak yerine deftere işlenmeden muhasebeden elden alınarak başka hesaplara aktarılıp aktarılmadığı,davalının şirekt hesabından kendi hesabına usulsüz şekilde para aktardığı iddiasının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, rekabet yasağına aykırı şekilde şirket kurup kurmadığı,davacının naylon fatura kesildiği iddiasının gerçeği yansıtp yansıtmadı ve dava dilekçesinde açıklanan diğer nedenlerden ötürü dava dışı şirketin uğradığı bir zarar olup olmadığı, zarar var ise davalının kusurlu bir eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı yani uygun illiyet bağı olup olmadığı ve davalının azli ve şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanmasının mümkün olup olmadığına ilişkindir.
-------- Limited şirketin ortaklarına ait idare ve temsil yetkilerinin kaldırılması istemli olarak açılan davalarda husumetin, idare ve temsil yetkisinin kaldırılması istenen ortağa yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup ayrıca limited ortaklığa husumet düşmemektedir..." belirtmiştir.
Davacının benzer iddialarla ---------- dosyasında şirketin feshi istemli dava açtığı mahkemece yapılan inceleme, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda şirketin defter ve kayıtları ve banka hesapları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda "...Yapılan yargılama sonucu; davalı şirkete bilirkişi teknik heyeti tarafından 2020 yılına ilişkin 2019 yılındaki davalı şirketin ciro kayıtları incelenmiş ve satılan ticari malın maliyeti hesabında artış meydana geldiği ve yapılan harcamalarda herhangi bir usulsüzlük tespit edilemediği bildirilmiştir. 2019 yılı cari hesapların incelenmesi sonucu herhangi bir usulsüzlük olmadığı tespit edilmiştir. 2018 yılında alınan çeklerin defteri kebir dökümü ile 2017 yılı bilanço bakiyesi ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. 2019 yılı Genel Yönetim Giderleri hesabının defter kayıtları ile uyumlu olduğu, herhangi bir usulsüzlük olmadığı tespit edilmiştir. 2019 yılındaki olağan dışı yapılan belgesiz harcamalarında dava harç ve masrafı olduğu, herhangi bir usulsüzlük olmadığı tespit edilmiştir. 2020 yılındaki ticari hesapların incelenmesi sonucu dava dışı ---------kesinlen fatura ve ödemeler kontrol edilmiş olup kayıt altında olduğu ve usulsüzlük olmadığı tespit edilmiştir. 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin banka kayıtlarının incelenmesi sonucu herhangi bir usulsüzlüğün olmadığı tespit edilmiştir.." gerekçeleri ile davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Davacının davalı şirket müdürünün şirkete zarar verdiği bir çok usulsüzlük yaptığı gerekçesi ile -----dosyasında davalı hakkında kamu davası açmaya yarayacak makul şüphe oluşturacak bir delil elde edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, şirkete ait tüm banka hesap hareketleri celp edilmiş alanında uzman mali müşavir ve ticaret hukuku profesörü bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti kök raporunda özetle "...."1-Değerlendirme başlığı altında açıklanan nedenlerle, davalı müdürün, özen borcu ve hesap verme yükümlülüğü kapsamında, çekilen ve tahsil edilen bazı paraların ticari defterlere yansımama gerekçesini açıklama ve şirket yararına yapılan bir işte kullandığını ispat yükü altında olduğu; davalı tarafından sebeplerinin açıklanmasından sonra miktar yönünden nihai değerlendirme yapılmasının daha sağlıklı olacağı,
2-Mahkemenin takdirine göre, davalının 2015 yılından itibaren şirketin münferit imza yetkilisi müdürü olduğu ve davada dilekçeler teatisi ve delil sunma süreleri tamamlandığından, mali inceleme kısmında, davalı müdürün şirket hesaplarından çektiği veya şirket adına tahsil ettiği paralardan, şirket işleri için sarf edildiği belgelenemeyen kısımların davalının zimmetinde kaldığı ve sorumluluk davalarında ispat yükünün kural olarak davalı müdürde olduğu değerlendirilerek, ortaklar cari hesabından kaynaklı 92.533,10 TL ile davalı müdür tarafından 15/01/2019 tarihinde tahsil edilen 47.400 TL çek bedelinden şirketin hesabına aktarıldığı tespit edilen 15.000 TL düşülerek bakiye 32.000 TL olmak üzere (92.533,10+32.000) toplam 124.533,10 TL'nin şirketin zararı olarak kabul edilebileceği..." sonuç ve kanaatinde olduklarını belirtmişlerdir. Mahkememizce taraf itirazlarının karşılanması ve 2015 yılı şirket ticari defterleri ve Usd para harekeleri de incelenmek sureti ile ek rapor alınması hususunda ara karar oluşturulmuş bilirkişi heyeti 09/05/2024 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; "..."1-Tarafların ortak olduğu ---------- kayıtlarının şirket dışında mali müşavirlik ofisi tarafından tutulduğu, dönem sonlarında çeşitli virman kayıtları ile hesap bakiyelerini tutturulması sebebiyle banka, kasa ve ortaklar cari hesaplarının karşılaştırılması ve toplu virman kayıtları ile nihai sonuçlara ulaşıldığı, hal böyle olunca para hareketlerinin karşılıkları olmasına rağmen eksik muhasebe işlemleri nedeniyle açık gözüktüğü, neticede davalı müdürün şirket hesaplarından karşılıksız bir para çekme olayının olmadığı, bankada veya kasada olması gereken para miktarının ortaklar cari hesabı ile karşılaştırılmak suretiyle tutturulması cihetine gidilmiş olması nedeniyle açık gözüken miktarların zaten ortak cari hesabına borç/alacak olarak yansımış olduğu,
2-Yukarıda (II/7) sayılı bentte verilen tablodan da görüleceği üzere, kayıtlara yansımayan kayıt dışı kalan işlemlerin (faturasız alım satımlar, bireylerle ilgili şahsi harcamalar, eksik muhasebe kayıtları, vb) kayıtlara yansıtılmaması/yansıtılamaması nedeniyle davalı ortağın 31.12.2022 kaydi cari hesap borcunun 89.204,53 TL olması sonucunu doğurduğu, fiili durumda davalı ortağın böyle bir borcunun bulunmadığı davalı ortağın 31.12.2022 tarihi itibariyle şirkete cari hesap borcu bulunmadığı gibi ortak cari hesabının 40.441,58 TL alacaklı olduğu,
3-Kök raporun sonuç bölümünde belirtildiği üzere, davalı müdür tarafından 15.01.2019 tarihinde tahsil edilen 47.700 TL çek bedelinden şirketin hesabına aktarıldığı tespit edilen 15.000 TL düşülerek bakiye 32.700 TL’nin şirketin zararı olarak kabul edilebileceği, bu miktarın davalı ortağın yukarıda açıklanan 40.441,58 TL tutarındaki cari hesap alacağından mahsup edilmesi halinde davalının şirketten (40.441,58-32.700=) 7.741,58 TL alacaklı hale geleceği,
4-TTK.m.644 atfıyla limited şirkete de uygulanacak olan TTK.m.553/1 gereğince müdürün şirketin zararından sorumluluğu için 1. Kanundan veya şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüğün ihlali, 2. Kusur, 3. Zarar, 4. Kusurlu davranışla zarar arasında illiyet bağı koşullarının birlikte sağlanması gerektiği, mali inceleme sonuçlarına göre davalı müdürün kusurlu eylemi ve şirket zararı tespit edilmediği,
5-Mali inceleme sonuçlarına göre sorumluluk koşullarının oluşup oluşmadığı ile tarafların iddia ve taleplerinin nihai tavsif ve takdirinin Mahkemeye ait olduğu...." görüş ve kanaatinde olduklarını belirtmişlerdir. TIK.m. 644. atfıyla, limited şirket müdürlerinin hukuki sorumluluğu hakkında anonim şirket hükümleri uygulanır. Söz konusu yollama sebebiyle, limited şirketi temsil ve idare yetkisini haiz olan kimseler (müdürler) hakkında TTK.'hın 553. ve müteakip maddelerinin uygulanması gerekir. Buna göre, kanundan ve şirket sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini kusuruyla ihlal eden yöneticiler şirketi, ortaklara ve alacaklılara verdikleri zararlardan dolayı sorumludurlar.TTK.m.626/1 gereğince, limited şirket müdürleri ve yönetimle görevli kişilerin, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 6102 sayılı TTK'nın 644/1-a maddesinin atfı ile anonim şirket yöneticileri aleyhine açılacak sorumluluk davalarına ilişkin TTK'nın 553 vd. Hükümleri limited şirket müdürleri açısından da uygulama alanı bulmaktadır.Şirket yöneticilerinin sorumluluğu davalarında TTK.m.553/1 gereğince davalıların sorumlu tutulabilmesi için 1.Kanundan veya esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmiş olması,2.Kusur, 3.Zarar, 4. Kusur ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.YK üyelerinin sorumluluğu davalarında ispat yükünün hangi tarafta olduğu tartışmalıdır. Şirketin zararı yönünden ------üyeleri ile şirket arasındaki sözleşme ilişkisi sebebiyle TBK.m.112 gereğince ----- üyelerinin kusur karinesine tabi oldukları ve kusursuzluklarını ispat etmedikçe ispat edilen şirket zararlarından sorumlu tutulacağı Türk-İsviçre hukukunda genel olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte yönetim kurulu üyelerinin şirketin zararlarından sorumluluğu esasen sözleşme temeline dayansa da 6335 sayılı Kanun ile TTK.m.553/1'e eklenen “kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde” ibaresiyle artık kusurun ve zararın davacı tarafça ispatı gerektiği de savunulmaktadır. ------- Şirketin zararı yönünden, davalı yönetim kurulu üyeleriyle şirket arasında bir sözleşme (vekalet) ilişkisi olduğu ve sözleşme temeline dayalı sorumluluk yönünden TBK.m. 112 gereğince kusur karinesinin bulunduğu ve davalı YK üyelerinin kusursuzluklarını ispat etmeleri gerektiği kabul edilirse, iddia edilen ancak davalı şirketler tarafından gerekli bilgi belge sunulmadığı için aydınlatılamayan zararlar yönünden kusursuzluğun ispatı yükünün davalılarda olduğu kabul edilebilir. Zira, söz konusu iddiaları aydınlatacak bilgi ve belgeler tamamen şirkette bulunabileceğinden, şirkette yönetim yetkisi bulunmayan davacının, TTK'daki pay sahibinin sınırlı bilgi alma hakkı çerçevesinde aydınlatamayacağı hususlardır.Davada ispat yükü, dava konusu iddiaların tam olarak ispat edilememiş olması halinde hangi taraf aleyhine karar verileceği ile ilgilidir:“Her iki taraf da, ispat yükü nü gözetmeden delil göstermişler ise, bu halde hakimin (şimdilik) ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü, hakim ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. Buna karşılık, gösterilen delillerin hakime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. İşte, ispat yükü bu hali için önemlidir.------Bilirkişi kök raporunun ---------sayfasında dava dışı şirketin ----- bankasından celp edilen 2013-23.12.2022 tarihine kadar olan hesap hareketleri olduğu gibi aktarılmıştır. Buna göre hesaba giren para toplamının 96.745,38 USD olduğu hesabın mevcut bakiyesinin ise 13.851,20 USD olduğu görülmüştür. Bilirkişi heyeti kök raporunda 8. Sayfada şirketin USD para cinsinden hareketlerin Kasa, Banka, Ortak Cari Hesapları vb içerisinde karışık olarak bulunmakta olduğu ve ayrı bir yardımcı USD hesap dökümünün bulunmaması nedeniyle bankanın hesap ekstresinde yer alan USD para hareketlerinin şirket kayıtlarına giriş ve çıkışlarını gösteren USD bazında hazırlanacak hesap dökümünün ibrazı gerektiğini belirtmiştir. Davacı yanca her ne kadar dilekçenin 13. Sayfasında 16.620 TL tutarlı çek yönünden çekin tahsilat kaydının belgelendirilmesi gerektiği yolunda iddia ileri sürülmüş ise de çekin alındığı tarihin 2013 vadesinin 30.06.2024 olduğu, davalının müdürlüğe atanma tarihinin ise 14.01.2015 olduğu nazara alındığında davacı iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Davacı---------- temine dilen malzeme ve işçilik için ek bedel ödenmediği buna rağmen davalı şirket müdürünce naylon faturalar düzenlendiği yolunda iddia ileri sürülmüş ise de davacının gerçek olmadığını iddia ettiği faturaları tek tek beyan etmediği, kaldı ki davacının benzer iddiaları şirketin feshi davasında da ileri sürdüğü o dosyada da bu firmalar ile olan ticari ilişkinin incelendiği ve usulsüz bir durumun tespit edilemediği görülmüştür. Davacının bu iddiasına da itibar edilmemiştir. Bilirkişi heyeti ek raporunda ---- çekilen tüm paraların şirketin 2015 yılı ticari defterlerine yansıtıldığı tespit edilmiş olup ek raporun ------ çekilen paraların tarihi ve şirket yevmiye defterinin kayıt numaraları tek tek karşılaştırılmak sureti ile detaylı bir analiz yapılmıştır. Bilirkişi ek raporunun ---Sayfasında kök raporda ------- yatan paralarla ilgili şirket defterlerinde olmayan işlemler yönünden raporun--- Sayfasında değerlendirmeler yapılmış olup kök raporun ----- sayfalarında şirketin ---- yıllarındaki banka hesap hareketlerinin defterlere yansıtıldığı-----yıllarındaki banka hareketlerinin bir kısmının defterlere yansımadığı , bu durumun şirket muhasebesinin dışarıdan tutulması ile ilgili olduğu, her ne kadar davacı yanca dolar hesabı kayıtları incelenmediği gerekçesi ile ek rapora itiraz etmiş ise de bilirkişi heyetinin nihayetinde şirketin tüm banka hesap hareketleri, kasa hesabı ve ortaklar cari hesabını karşılaştırmak sureti ile kayıtları birbiri ile örtüştürdüğü, nihayetinde banka ve kasa ile ortaklar cari hesabının karşılaştırılması ile bilirkişi heyetinin sonuca gittiği, yani banka hesap hareketlerinin karşılıklarının olmasına rağmen eksik muhasebe işlemleri nedeni ile açık gözüktüğü aslen karşılıksız bir para çekme olayının söz konusu olmadığı, dönem sonlarında söz konusu hesapların banka, kasa, ortaklar cari hesabı ile karşılaştırılmak suretiyle yapılan toplu virman kayıtları ile sonuca ulaşıldığının anlaşıldığı, bir başka ifadeyle bankada, kasada olması gereken para miktarının ortaklar cari hesabı ile karşılaştırılmak suretiyle tutturulması cihetine gidilmiş olması nedeniyle açık gözüken miktarların zaten ortak cari hesabına borç/alacak olarak yansımış olduğu,davalının şirket için yaptığı harcamalar yönünden yapılan değerlendirmede ise davacının kızı için uçak biletleri alındığı bu bedelin davalı kredi kartından ödendiği , davalıya geri ödendiğine dair delil olmadığı, şirket aleyhindeki ------ müdürlüğü takip dosyasına davalının para ödediği bu paranın kaydının bulunmadığı, başka bir deyişle bu paranın şirketçe davalıya geri ödenmediği, keza ek raporun--------- sayfasında belirtilen diğer kayıtlı olmayan işlemlerin de detaylı şekilde irdelendiği netice itibarı ile tüm dosya kapsamı, banka hesap hareketleri, şirket ticari defterleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde bazı yıllara ait banka hesap hareketleri şirket defterlerinde aynen yer almadıysa da toplu şekilde çeşitli virman kayıtları ile hesap bakiyelerinin tutturulduğu, bilirkişi heyetinin banka kayıtları, şirket kasa kayıtları, ve ortaklar cari hesabını karşılaştırmak sureti ile kapsamlı ve denetime uygun bir rapor düzenlediği, buna göre şirket defterlerine yansımayan ancak şirket için harcandığı belli olan kayıtlar da birlikte değerlendirildiğinde davalının esasen şirketten 40.441,58 TL alacaklı olduğu, bahsi geçen 47.000 TL tutarlı çekin şirket kayırlarına yansıyan 15.000 TL lik kısmı mahsubu sonrası bakiye kısmın davalı alacağından düşülmesi durumunda dahi davalının şirketten 7.741,58 TL alacaklı olduğu ve netice itibarı ile 4. TTK.m.644 atfıyla limited şirkete de uygulanacak olan TTK.m.553/1 gereğince müdürün şirketin zararından sorumluluğu için 1. Kanundan veya şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüğün ihlali, 2. Kusur, 3. Zarar, 4. Kusurlu davranışla zarar arasında illiyet bağı koşullarının birlikte sağlanması gerektiği, mali inceleme sonuçlarına göre davalı müdürün kusurlu eylemi ve şirket zararı tespit edilmediği sonucuna varılmış açılan iş sorumluluk davası ile yöneticilikten azil ve şirkete kayyım atanması talepli davanın ispat edilememesi nedeni ile davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu harcın peşin alınan 529,41 TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 101,81 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 4.000,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5- Davalı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine,
7- Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560 TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle-------- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/07/2024