T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2026/16 Esas
KARAR NO: 2026/6
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 07/01/2026
KARAR TARİHİ: 08/01/2026
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dilekçesinde özetle; " Müvekkil şirket nezdinde ----sigorta edilen ---- kayak yaparken geçirdiği kaza sonucu yaralanmıştır. Mezkur olay nedeniyle sigortalı ---- tarafından 1.159,00-EUR tedavi gideri ödenmiştir. Sigortalı ------ müvekkil şirkete başvuru yapması üzerine, müvekkil şirket tarafından ---- tazminat ödemesi yapılmıştır. Sigortalı ---, davalı ----nezdinde düzenlenen ---- vade tarihli ve 50.000,00-EUR limitli ----- bulunmaktadır. İlgili poliçenin ----- kazayı kapsamı altına alması nedeniyle davalı ------, müvekkil şirket tarafından ödenen tazminat tutarından teminat limitine oranla sorumluluğu bulunmaktadır. Hasar tazminatını ödeyen müvekkil şirket TTK md.1472 gereğince sigortalısının hukukuna halef olduğundan, bu kanuni halefiyete dayanılarak haksız itirazın iptali amacıyla mahkemenize başvurma zarueti hasıl olmuştur. TBK md.162 vd. hükümlerinde düzenlenen müteselsil borç ilişkisine göre, kendisine düşen paydan daha fazla ödeme yapan borçlunun, diğer borçlulara payları oranında rücu hakkı bulunmaktadır.5-Huzurdaki davadan önce, müvekkil şirket tarafından ödenen hasar tazminatının tahsili hususunda karşı tarafa başvurulmuşsa da bu başvurumuz sonuçsuz kalmıştır. Bu kapsamda alacağın tahsili amacıyla ----- Esas sayılı dosya ile ilamsız icra takibine geçilmiştir. Ancak karşı taraf haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet vermiştir.Devam ile ------- Arabuluculuk dosya numarasına kayıtlı başvuru ile ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş ve yapılan arabuluculuk görüşmeleri neticesi karşı taraf ile anlaşma sağlanamamış olup düzenlenen anlaşmama tutanağı ektedir.-----Esas sayılı dosyasına ileri sürdüğü borca itirazlarının iptaline ve duran icra takibinin devamına,
Davalının %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine,
Yargılama ve icra giderleri ile vekalet ücretlerinin davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, seyahat sigortasından kaynaklı yaptığı ödemeyi davalının tarafı olduğu sağlık sigortasından kaynaklı ödenmesi için rücuen tazminatın tahsili istemiyle başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 2. maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu belirtilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/I maddesinde de, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir.Ancak, 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2. maddesi; "Bu Kanun her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" şeklinde düzenlenmiş, 3. maddesinde tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, tüketici işlemi ise; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 73/1 bendinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 73/4 bendinde tüketici mahkemelerinde görülecek davalarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısmında yer alan basit yargılama usulüne göre yürütüleceği belirtilmiş, 83/2 maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceğine işaret edilmiştir.TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûen ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak ----gün ve ----- da belirtilmiştir.---------- da sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Türk Borçlar Kanununun 49 ve devamı maddelerine de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.Somut olayda; davacı ile dava dışı sigortalı -------poliçesi imzalandığı, sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya tazminat ödendiği, dava dışı sigortalı ile davalı arasında sağlık sigortası bulunduğu, davalıdan sağlık poliçesi kapsamıda hasarın rücuen tazmininin talep edildiği; davacı sigorta şirketinin, sigortalının haklarına halef olarak davayı açtığı, dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki poliçe sözleşmesinin davanın temel dayanağını oluşturduğu, bu hukuksal ilişkinde tüketici işlemi olduğu, bu nedenle davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmakla,-------- mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1.c ve 115 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. ------
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ----------NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE,
4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA,
Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/01/2026