T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/951
KARAR NO: 2025/907
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/10/2025
KARAR TARİHİ: 24/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; "Alacaklı tarafından yukarıda numarası belirtilen icra dosyasında, sahte olarak düzenlendiğini düşündüğümüz bir senet dayanak gösterilerek müvekkil hakkında icra takibi başlatılmıştır. MÜVEKKİLİM BU DURUMU 2 GÜN ÖNCE BANKADA HESABINA BLOKE KONULUNCA ÖĞRENMİŞTİR. Takip konusu senet üzerinde yer alan imza kesinlikle müvekkile ait değildir. Bu senet müvekkilim tarafından düzenlenmemiş ve imzalanmamıştır.Bu imza, şekil, el yazısı, eğim, harf bağlantısı ve yazı karakteri itibarıyla tamamen farklıdır. Senedin düzenlenmesi, alacaklı tarafından sahtecilik suretiyle gerçekleştirilmiştir. Taraflar arasında herhangi bir ticari veya şahsi borç ilişkisi de bulunmamaktadır. Dolayısıyla senedin dayandığı bir hukuki borç ilişkisi yoktur. Biz nedenle takip dayanağı senetteki imzayı kabul etmiyor, imzanın müvekkilime ait olmadığını beyan ediyoruz. SENET DOLANDIRICILIK YAPMAK GAYESİYLE DÜZENLENMİŞ VE BİR ŞEKİLDE İCRAYA KONMUŞTUR. MÜVEKKİLİMİN SENETTE ADI GEÇEN ; --- ---- ve ..."I HAYATI BOYUNCA GÖRMEMİŞTİR. BÖYLE BİR İŞ İLİŞKİSİ, SENET DÜZENLEME , BORÇ DURUMU KESİNLİKLE YOKTUR. MÜVEKKİL DOLANDIRILMAYA ÇALIŞILMAKTADIR. BANKADA BİR MİKTAR PARASI VE ADINA KAYITLI TAPULAR OLDUĞUNU BİLEN BİRİ TARAFINDAN ORGANİZE EDİLMİŞ OLABİLİR. SENEDE BAKTIĞIMIZDA YAZI VE ŞEKİL BU KADAR BÜYÜK BİR ALACAK MİKTARI İÇİN NE KADAR UYGUN VE DÜZENLİDİR. RASGELE DOLDURULMUŞTUR. MÜVEKKİLE AİT YAZI VE İMZA YOKTUR. TEBLİGAT DA USULSÜZDÜR: MÜVEKKİLİM HİÇ ----- BULUNMAMIŞTIR. HEP ------ İKAMET ETMİŞTİR. TEBLİGATI NASIL AYARLAMIŞLARDIR? USULSÜZ TEBLİGAT VE DOLANDIRICILIK AÇIKTIR. TEBLİGATTAKİ İMZA DA MÜVEKKİLİMİN DEĞİLDİR.Davalı, haksız ve hukuka aykırı biçimde bu senedi icraya koymuş; bu şekilde beni borçluymuş gibi göstererek menfaat temin etmeye çalışmaktadır. Bu durum Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve 207. maddelerinde düzenlenen “resmî/özel belge sahteciliği” ve 157–158. maddelerde düzenlenen “dolandırıcılık” suçlarını oluşturmaktadır. AYRICA CUMHUNİYET SAVCILIĞINA DA BU KONU İLE İLGİLİ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK. TEDBİR TALEBİMİZ: BU YAPILAN İŞLEM İLE MÜVEKKİLİM AŞIRI MAĞDUR OLACAKTIR. PARASI BANKADAN ÇEKİLDİĞİ VE ÖDENDİĞİ TAKTİRDE GERİ ALMA ŞANSI OLAMAZ. HATTA PARISI BLOKE EDİLDİĞİ İÇİN DAVA HARCINI DAHİ ÖDEYEMEMEKTEDİR. TAKİBİN TEDBİREN DURDUDURLASINI VE İCRA DOSYASINA YATACAK PARANIN ALACAKLIYA ÖDENMEMESİ YÖNÜNDE DE KARAR ALANIMASINI ÖNEMLE ARZ VE TALEP EDİYORUM. Müvekkilimin işbu İcra takibine haksız yere taraf edilmem nedeniyle, borçlu olmadığının mahkemece tespiti zorunludur. Aksi halde haksız yere malvarlığına haciz uygulanacak ve telafisi güç zararlar doğacaktır. İİK m.72 uyarınca açtığım bu menfi tespit davasında, mahkemenizden takibin ihtiyaten durdurulmasına (ihtiyati tedbir) karar verilmesini talep ediyorum. Gerçek dışı bir belgeyle icra takibi başlatıldığı için, bu konuda grafolojik inceleme (bilirkişi incelemesi) yapılmasını, imzanın bana ait olmadığının tespitini ve ÖNCELİKLE TAKİBİN TEDBİREN DURDURULMASINI ve akabinde icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ediyoruz.
Yukarıda arz edilen nedenlerle;
Takip konusu senetteki imzanın müvekkilime ait olmadığının tespitini,Taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisinin bulunmadığının,Bu suretle davacı borçlunun davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNİ,
İcra takibinin TEDBİREN durdurulmasını ve YATAN yada YATACAK PARANIN ALACAKLIYA ÖDENMEMESİ YÖNÜNDE TEDBİR KARARI ALINMASINI,
Dosyada sahtecilik şüphesi bulunduğundan senedin aslı üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını,Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini saygıyla arz ve talep ederim." şeklinde talep ve dava etmiştir.
BEYAN: Davacı vekilince sunulan 23/10/2025 tarihli dilekçesinde; Mahkememizin Tensip Zaptı 7. Fıkrası gereği taraflarından istenilen arabuluculuk tutanağını hususunda, işin aciliyeti ve net dolandırıcılık girişimi nedeniyle arabuluculuk başvurularının olmadığını, ayrıca davalarının haksız eylem nediyle açılmış menfi tespit davası olduğunu, bu dava kapsamımda arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olduğu kanaatinde olmadıklarını bildirdiklerini beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit davasıdır.
Bilindiği üzere, 18/12/2018 tarihli ------ Gazete'de yayınlanan 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesi ile; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." ve geçici 12. maddesi ile de "(1) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz." düzenlemesi getirilmiştir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na (HUAK) "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir.Bu yasal düzenlemeler gereğince 01/09/2023 tarihinden sonra menfi tespit talebi ile açılan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.Davacıya 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının aslının veya onaylı örneğinin mahkememize sunulması gerektiği hususunda davacıya tensip tutanağı (7) no' lu bendi uyarınca 1 haftalık kesin süre içinde arabuluculuk son tutanağını ibraz etmemesi halinde davanın usulden reddine karar verileceği hususu kendisine ihtar edilmiş, davacının verilen kesin süre içerisinde arabuluculuk son tutanağını mahkememize sunmadığı ve arabulucuğa başvurmadığını beyan ettiği görülmüştür.
05/04/2023 tarih ---- sayılı ------ Gazete'de yayınlanan Orman kanunu ve bazı Kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesinde "6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında" ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında" şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1.maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir.Netice itibariyle eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu yasal düzenleme ile ortaya konulduğu, bu haliyle menfi tespit talebi yönünden TTK 5/A maddesi kapsamında yer alan arabuluculuğa ilişkin dava şartının mahkemece resen göz önünde bulundurması gerektiği, eldeki dava da taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusunun menfi tespit davası olduğu, davacı yanın dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurması gerektiği, ancak başvurmadığı görülmüştür. Dava menfi tespit davası olup ticari dava olduğu ve 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu halde davanın arabulucuya başvuru yapılmadan doğrudan açılmış olmasına, zorunlu dava şartı olan "arabulucuya başvuru" koşulunun tamamlanabilir dava şartı olmamasına göre zorunlu dava şartı arabuluculuk koşulu yerine getirilmediğinden davacının işin aciliyeti şeklinde ki gerekçesinin bu manada dinlenebilir olmadığı gerekmesi halinde doğrudan değişik iş başvurusu yoluyla tebdir talebinde bulunulup sonrasında arabuluculuk süreci tamamlanması akabinde dava açılması önünde engel bulunmadığı hususları da dikkate alınarak davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış buna dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6102 Sayılı kanun 4. Ve 5/A maddeleri, 6325 Sayılı Kanun 18/A-2. Maddesi HMK 114/2. Ve 115/2. Maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 853,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye 238,48 TL harcın davacıya İADESİNE,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.