T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/435
KARAR NO: 2025/680
DAVA: İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/05/2025
KARAR TARİHİ: 22/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı alacaklı müvekkili davalı ile tarihsel ve manevi değeri olan ---- tarafından 1927 tarihinde yapılmış 12x22x13 ölçülerinde orjinal ahşap kaideli ------ %15 komisyon karşılığında müzayedede açık artırmada satılması için anlaştıklarını, bahsi geçen büstün davalı borçlu şirkete teslim edildiğini, Davalı borçlu şirketin 24.11.2024 tarihli 4 nolu salon müzayedesinde 500 USD taban açılış fiatıyla bahsi geçen büstü müzayede ile satışa çıkarmış ve yapılan müzayede sonucunda büstün 6500 USD. ye satıldığını, Davalı borçlu şirketin 24.11.2024 tarihinde davacı müvekkiline elekronik posta göndererek müzayede sonucunda 6500 USD. ye büstün satışının gerçeleştiği 975 USD komisyonlarının bulunduğunu komisyon bedeli kesildikten sonra davacı müvekkilinin kazancının 5.525,00 USD. olduğunu bildirdiği, Davalı borçlu şirketin satıştan %15 komisyonunu kestikten sonra kalan satış bedelini müvekkiline ödemesi gerekirken bunu yapmadığını ve müvekkili ile irtibatını kopardığını, Davalı borçlu ile satış bedelinin ödenmesi için yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine davalı borçlu hakkında ----İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıdığı, borçlu davalının icra takibine itiraz etmesi üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, açıklanan nedenlerle davalarının kabulüne karar verilerek davalı borçlunun haksız borca itirazının İPTALİNE takibin devamına karar verilmesini, davalı borçlunun icra takip tarihinden itibaren reeskont avans faizi ödemesine karar verilmesini, davalı borçlunun takibe haksız itirazı sebebi ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini, davalı borçlunun yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücreti ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, komisyon sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptalı istemine ilişkindir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." belirtmiştir. ( Aynı gerekçeler için Bkz. YARGITAY ----- HD.-----. Sayılı ilamı )
Yukarıda ifade edildiği üzere yeni Türk ticaret kanunu kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.Buna göre kanun gereği ticari dava sayılan işler haricinde bir davanın her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması halinde nispi ticari dava sayılabileceği açıktır. Somut olayda davacının tacir olup olmadığı hususu araştırılmış ticaret sicil müdürlüğü yazı cevabından davacının tacir kaydı olmadığı, gerçek kişi ticari işletme kaydı olmadığı,vergi dairesi müzekkere cevabına göre davacının işletme defterine göre kaydı bulunduğu, yazı cevabı incelendiğinde vergi kayıtlarının esnaf sınırını aşmadığı ve davanın da mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere yeni Türk Ticaret kanunu kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.Buna göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.6100 sayılı HMK'nın 114/1-c madde ve fıkrası gereği mahkemenin görevli olması dava şartıdır. Aynı kanunun 115. Maddesi gereği dava şartları davanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş, davacının faaliyetinin esnaf boyutunda olduğundan tacir sıfatının bulunmadığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ---- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE,
4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA,Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair tarafların yokluğunda karar verildi.