T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/315
KARAR NO: 2025/378
DAVA: İtirazın İptali (Alacak)
DAVA TARİHİ: 10/04/2025
KARAR TARİHİ: 28/04/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; "Müvekkili Müteahhit; ..., davalı Mal sahibi; ... ile 11.03.2024 tarihinde "Maliyet Üzerinden Belirli Bir Yüzdelik Oranı Kar İle Kaba ve İnce İşler Yapım Sözleşmesi" imzalamıştır. Sözleşme konusu,------Mahallesi, 672 ada, 8 parsel adresindeki konutun kaba ve ince işlerinin yapımıdır.". Bu sözleşmeye göre bahçe duvar ve diğer sert zemin işleri de sözleşme kapsamındadır. Sözleşmenin bir nüshası ekte sunulmaktadır (Ek-1). Sözleşme kapsamında müteahhit müvekkilim tarafından yapılacak tüm işlerde toplam maliyet (Malzeme+İşçilik) üzerinden %17 müteahhitlik payı alınacaktır. Müvekkilim yapılacak tüm işler ve maliyetleri haftalık olarak mal sahibi davalıya bildirecektir. Mal sahibi de gerekli ödemeleri müvekkile banka yoluyla veya nakit olarak yapacaktır. Müvekkilim zamanla oluşabilecek fiyat değişikliklerinin bir garantisi olmadığını da sözleşmeye yazarak belirtmiştir. Müvekkilim kendilerine yaklaşık bir maliyet çıkarmış, bu maliyet üzerinden %17 kar marjı üzerinden anlaşmıştır. Müvekkilim davalıya, hangi kalem için ne kadar ödeme olacağını söyleyecek, davalı da para gönderecektir. Müvekkilim tüm harcamaları yapacak, işlemler onun kontrolünde olacak, çalışan ekipleri de kendisi belirleyecektir. Her iş kalemi için önce malzeme paraları gönderilecek, sonra bu işlemler yapıldığında davalı işin tutarını ve %17 olan müvekkilimin hak kazandığı miktarı gönderecektir. Bu anlaşma ilk etapta bina kaba inşaatı ile ilgilidir. Süreç bir süre bu şekilde devam etmiştir ve müvekkilim kaba inşaatı yaparken davalı kendisine bahçe duvarlarını da yapalım demiştir. Müvekkilim kendisine bu bahçe duvarlarının yapılan hesaplamalar içinde olmadığını, ama aynı anlaşma şartları ile kendisine yapabileceğini söylemiştir. Bina kaba inşaatı bitmesine yakın müvekkilim binanın bulunduğu parsel ve hemen yanında bulunan yine kendisine ait parselin bahçe duvarı yapım işlerine başlamıştır. Tüm bu işler yapılırken taraflar sadece bina inşaatı için demir ve beton miktarını belirlemiş, ona göre ödemeler yapılmış, fakat 2 parselin de bahçe duvarı yine bina kadar beton ve demir ihtiyacı doğurmuştur. Müvekkilim bu yeni kısımda oluşan masrafların bir kısmını davalıdan tahsil etmiş, bir kısmını kendi ödemiş bir kısmı için de abisinden aldığı şirket çeki ile ödeme gerçekleştirmiştir. İşlerin sonuna doğru davalıdan gelen ödemeler aksamaya başlamıştır ancak müvekkilim bu inşaat için gerekli tüm ödemeleri peyder pey yapmıştır. Müvekkilim, davalı taraf kendi üzerine düşen edimini yerine getirmediğinden kaba inşaattan sonra hesapları kesinleştirmeden tek taraflı şekilde sözleşmeden cayma hakkını kullanarak işi devam ettirmeyeye karar vermiştir. Sonucunda da müvekkilim alacağını alamamış ve mağdur edilmiştir.Davalı, icra takibine süresi içinde itiraz etmiştir. Bunun üzerine, yasal zorunluluk gereği, arabuluculuk sürecine başvurulmuş, ancak arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamamıştırMüvekkil şirketin ticari defter, faturalar ve banka hesap kayıtları ve ilgili davaya konu yer üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davamızın haklılığı ortaya çıkacaktır. Davalı (borçlu) kötü niyetli olarak icra takibine itiraz etmiştir. Bu nedenle borca itirazın iptali ile takibin devamı ve takip talebinin %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi için işbu itirazın iptali davasını açmak zarureti hasıl olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı mal sahibi ...'in ---- İcra Dairesi'nin -----sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, icra takibinin aynen devamına, davalının haksız itirazı nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELLİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, icra takibine yapılan vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." belirtmiştir. ( Aynı gerekçeler için Bkz. YARGITAY ----. HD. -----Sayılı ilamı ) Yukarıda ifade edildiği üzere yeni Türk Ticaret Kanunu Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre kanun gereği ticari dava sayılan işler haricinde bir davanın her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması halinde nispi ticari dava sayılabileceği açıktır. Somut olayda tarafların tacir olup olmadığının araştırılarak görevli mahkemenin belirlenmesi gerektiği, davalının Ticaret Sicil Müdürlüğü'n gelen yazı cevabında gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığının ve Vergi Dairesi'nin yazı cevabından tacir olmadığının anlaşıldığı, davacı bakımından ise gelen yazı cevabından tacir olduğu anlaşılmakla, davacı tacir ise de davalının tacir olmadığı ve dava konusunun eser sözleşmesinden kaynaklandığından mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere yeni Türk Ticaret kanunu kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c madde ve fıkrası gereği mahkemenin görevli olması dava şartıdır. Aynı kanunun 115. Maddesi gereği dava şartları davanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş davalının tacir sıfatına haiz olmadığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ----- NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE,
4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA, Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.