T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/302
KARAR NO: 2025/586
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/04/2025
KARAR TARİHİ: 26/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı ..., ---- İcra Dairesinin ------Sayılı dosyası ile müvekkil ... aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yoluyla takip başlatmıştır. ------ İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyasına ilişkin müvekkilin borçlu olmadığının tespitinin yapılabilmesi açısından Sayın Mahkemenizde iş bu davayı açma gereği doğmuştur.
DAVAYA KONU İCRA TAKİBİNE İLİŞKİN OLARAK MÜVEKKİLİN HİÇBİR BORCU BULUNMAMAKTADIR. Müvekkil ...'na , çalıştığı şirket ... tarafından, şirketin kaybolan ürünlerinin sorumluluğunun çalışanda olduğu ve bu ürünlerin ödemesini müvekkilin yapması gerektiği söylenilerek ödeme yapması gerektiği ve yapılacak bu ödemelerin SEHVEN ÖDEME TUTARI İADESİ açıklaması ile gönderilmesi konusunda baskı yapılmıştır. Yapılan bu baskılar sonucunda tutar zorla davalı şirket hesabına gönderilmiştir. Akabinde müvekkile yönelik baskılar devam etmiştir ve 8 saat boyunca bir odada tutularak paranın müvekkil tarafından ödeneceği yönünde ikna edilmeye çalışılmıştır. Müvekkile 24.06.2024 tarihinde baskı altında zorla senet imzalatılmıştır. Bunun yanında müvekkile kendi hesabından şirket hesabına SEHVEN ÖDEME TUTARI İADESİ açıklaması ile 1.600.443,21 TL ödeme gönderilmesi yönünden baskı yapılmış ve bu tutar zorla davalı şirket hesabına gönderilmiştir. Bu baskılar sonucunda müvekkile zorla senet imzalatılmış ve aynı zamanda davalı şirket yetkilileri tarafından kurgulanarak müvekkil borçlandırılmıştır. Müvekkil borçlu durumda olmamasına rağmen 12.06.2024 ve 24.06.2024 tarihlerinde ödeme yapılmaya zorlanmış ve müvekkil tarafından davalı şirketin IBAN hesabına; ----- 24/06/2024 tarihli 1.600.443,21 TL tutarlı,---- 12/06/2024 tarihli 100.000,00 TL tutarlı, ------ 12/06/2024 tarihli 100.000,00 TL tutarlı, ---- 12/06/2024 tarihli 100.000,00 TL , ------ 12/06/2024 tarihli 100.000,00 TL tutarlı ödemeler yapılmıştır.
İlgili ödemelerin yapılmasına müteakip ödenen senet müvekkile iade edilmemiştir. Akabinde de zorla ve baskı ile imzalatılan senet davalı şirket tarafından haksız olarak takibe konulmuş ve müvekkile karşı haksız olarak takip başlatılmıştır. Tüm bu nedenler ile---- İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyası uyarınca davalı şirkete hiçbir borcu bulunmayan müvekkilimin borçlu olmadığının tespitini, ---- İcra Dairesinin------Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin öncelikle teminatsız olarak Mahkemenizin tarafından bu talebimizin kabul görmemesi halinde Mahkemenizin belirleyeceği uygun bir teminat karşılığında tedbiren durdurulmasını ve davalı şirketin, alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ederiz.
A)Müvekkile baskı altında imzalatılan senet dayanak gösterilerek başlatılan ----- İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyası uyarınca davalı şirkete hiçbir borcu bulunmayan müvekkilimin, borçlu olmadığının tespitini,
B)-----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibinin teminatsız olarak veya Mahkemenizin belirleyeceği uygun bir teminat karşılığında durdurulmasını,
C)Davalı şirketin, alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini,
D)Masraf, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ederiz." şeklinde talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "22/11/2024 tarihinde tarafımızca davacı borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılmış ve bu takibe dayanak olarak 12/06/2024 düzenleme tarihli, 30.09.2024 vade tarihli 3.000.000,00- TL bedelli kambiyo seneti gösterilmiştir. Söz konusu icra takibi kesinleştirilmiş olup icra dosyası mevcut durumda haciz aşamasındadır. Davacı borçlu söz konusu icra takibine konu senede ilişkin borçlu bulunmadığından bahisle 08/04/2025 tarihinde huzurdaki davayı ikamet etmiştir. Davacı borçlunun dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve taleplerinin herhangi bir dayanağı olmadığı göz önünde bulundurularak haksız ve dayanaksız işbu davanın mahkemeniz tarafından reddine karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki: Davacı borçlu müvekkil şirket tarafından davacı yana şirketin kaybolan ürünlerinin sorumluluğunun çalışanda olduğu ve bu ürünlerin ödemesini davacının yapması gerektiği, yapılacak bu ödemelerin sehven ödeme tutarı iadesi açıklaması ile gönderilmesi konusunda baskı yapıldığı, senet imzalatıldığı ve müvekkil şirket yetkilileri tarafından kurgulanarak davacının borçlandırıldığı iddia edilmektedir. Davacı borçlu durumunda olmadığı iddiasının yanı sıra müvekkil şirket hesabına 12.06.2024 ve 24.06.2024 tarihlerinde yapılan toplam 2.000.443,21-TL ödemeye rağmen senedin kendisine iade edilmediğini ileri sürmektedir. Davacı borçlu borçtan kurtulma çabası içinde olup tamamen kurgudan ibaret olan iddiaları ile haksız bir şekilde müvekkil şirketin alacağına kavuşmasını engellemek istemektedir. USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ GÖREVLİ MAHKEMEYE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ BULUNMAKTADIR. İşbu dava davacı borçlu tarafından Ticaret Mahkemelerinde ikame edilmiş olsa da dava konusu alacak taraflar arasında herhangi bir ticari işten kaynaklı fatura, cari hesap, sözleşme ilişkisinden kaynaklı alacak olmadığından bu sebeple huzurdaki davada Mahkemenizin görevsizliğine karar verilmesi gerekmektedir. Dava konusu alacak davacı borçlunun müvekkil şirkete yönelik haksız eylemi neticesinde müvekkil şirketi uğrattığı zarara ilişkindir. Takibe konu alacağın özel bir mahkemede görülmesinin mümkün olmadığı alacaklara ilişkin Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. ---- Bölge Adliye Mahkemesi ------. Dairesi 2020 tarihli bir kararında “Dava, takibe konu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır. Olayda, ilgili davada ticaret mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olup, taraflarca istinaf edilmeden kesinleşen bu görevsizlik kararı ile mahkeme bağlı olmayıp kamu düzenine ilişkin görev hususu resen her aşamada değerlendirilmelidir. Davalı tarafça sunulan delillere göre dava konusu bonoların davacının tarafı olduğu Satış Vaadi Sözleşmesi uyarınca düzenlenen sıralı bonolar olduğu tespit edilmiş olup, davacının tüketici sıfatını haiz ve söz konusu işlem tüketici işlemi olduğunun kabulü gerekir. Tüketici konumundaki davacı tarafından cirantaya karşı açılan işbu davada tüketici mahkemesi görevlidir. Buna göre mahkemece görev konusunda bir inceleme yapılmaksızın işin esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle, mahkemenin kararının kaldırılması gerekir.” şeklinde hüküm kurmuştur. ESASA İLİŞKİN BEYAN VE İTİRAZLARIMIZ DAVACI MÜVEKKİL ŞİRKETİN ESKİ ÇALIŞANI OLUP HAKSIZ VE HUKUKA AYKIRI EYLEMLERİ İLE MÜVEKKİL ŞİRKETİN 10.166.200,00-TL ZARARA UĞRAMASINA SEBEBİYET VERMİŞTİR. Davacı yan müvekkil şirkette 02.06.2014 yılından itibaren iş akdi fesih tarihine kadar distribütörler ile ------ şirketleri arasındaki iletişimi ve terminal yönetim sürecinde dağıtım kurgusu yönetimine dair görev yapmıştır. Davacı borçlu görevi gereği kurumsal müşterilere sağlanan cihazların tüm talep, fatura, teslimat süreçlerini takip etmiştir. 08.05.2024 tarihinde, 2. el telefon satıcısı bir kişinin, kendisine satılmaya çalışılan telefonun faturasının kontrolü için KVK’ya (telefon tedarikçisi) mail ilettiği, KVK’nın da kendisine gönderilen fatura üzerinde IMEI numarası olması ve taraflardan diğerinin de ----- olması nedeniyle durumu şüpheli bulup konuyu Müvekkil Şirket ile paylaşması üzerine iç denetim gerçekleştirilmiş, denetim sonucu davacı tarafın beyanına başvurulmuş, davacı taraf asılsız iddialarının aksine hiçbir baskıya maruz kalmaksızın olayı sözlü ve yazılı olarak itiraf etmiş, elde ettiği haksız menfaatlerin tespiti için rızası ile banka hesap hareketlerini müvekkil şirket ile paylaşmış ve söz konusu zararın taraflarca tespiti üzerine müvekkil şirketin uğramış olduğu zararı gidermek ve elde edilen haksız kazancı iade etmek üzere ödeme talebinde bulunmuştur. (Ek-1 : ------ Komitenin Dikkatine başlıklı 12.06.2024 tarihli belge). Davacı tarafın uzun yıllar çalışmış olması, yapmış olduğu usulsüzlüklere ilişkin pişman olduğunu söylemesi göz önünde bulundurularak ödeme talebi kabul edilmiş olup işbu cevap dilekçesi ekinde davacının el yazısı ve imzasını kapsayan Muvafakat ve Taahhütname ile dava konusu senet ve başkaca senetler tanzim edilmiştir. (Ek-2 : Muvafakatname ve Taahhütname başlıklı 12.06.2024 tarihli belge). Söz konusu Muvafakat ve Taahhütname' de davacı borçlu tarafından kurumsal müşteriler için sipariş vermiş olduğu cihaz (telefon, tablet vb.) temin süreçlerinde söz konusu cihazları kendisi teslim alarak ikinci el piyasasında satışlarını gerçekleştirdiğini kabul etmiş bu beyanları tutanağa kendi el yazısı ile yazarak imzalamıştır. Ayrıca tutanağa davacı borçlu tarafından bildirildiği üzere söz konusu satışların gerçekleştirildiği kişi isimleri ve satış tutarları da dahil olmak üzere yazılarak davacı tarafından da satış yapılan kişiler ve tutarlar kendi el yazısı ve imzası ile doğrulanmıştır. Davacı borçlu yazılı delil mahiyetinde olan muvafakat ve taahhütnamede müvekkil şirkette çalışmış olduğu süreçte yapmış olduğu hukuka aykırı eylemleri detaylarıyla açıklamış ve açıkça müvekkil şirkete vermiş olduğu zararı ödeyeceği taahhüdünde bulunmuştur. Davacı tarafın ileri sürdüğü iddialar dayanaksız ve kendi içerisinde de çelişkili olmasının yanı sıra aynı zamanda davacının el yazısını ve imzasını havi dilekçemiz eki belgeler ile de örtüşmemektedir. Davacı tarafın beyan ve iddialarının çelişkili ve tutarsız olduğunu ortaya koyan bazı hususlara dikkat çekmekte fayda görüyoruz. Davacı tarafın iddia ettiğinin aksine Müvekkil Şirkette kaybolan ürünlerden çalışanların sorumlu tutulması gibi bir uygulama söz konusu değildir. Yukarıda izah edildiği ve davacı tarafın el yazısı ve imzasını havi belgeler ile sabit olduğu üzere işbu dava konusu senet ve diğer senetler davacının haksız eylemleri neticesinde müvekkili uğrattığı zararların karşılanması maksadı ile keşide edilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde 24.06.2024 tarihinde senet imzalatıldığını iddia etmekte ise de işbu dava konusu senedin ve davacı tarafından teslim edilen senetlerin tanzim tarihi 12.06.2024 tarihidir. Bu durum senet metninden açıkça anlaşılmaktadır. Aksi yönde bu iddia dayanaksız ve yersizdir. Davacı tarafın iddia ettiğinin aksine 2.000.443,21 TL tutarındaki söz konusu ödemeler işbu dava konusu senede istinaden yapılan ödemeler değildir. Davacı taraf bir taraftan herhangi bir borcu bulunmadığını kendisine zorla ödeme yaptırıldığını ve senet imzalatıldığını iddia ederken bir taraftan ise senedin karşılığı ödenmesine rağmen iade edilmediğini ileri sürmüştür. İşbu dilekçemiz eki belgelerde açıkça görüleceği üzere tamamen davacı tarafın iradesi ile ilettiği bilgi ve belgeler ışığında davacının haksız eylemleri neticesinde müvekkil şirketin uğradığı zarar miktarı tespit edilmiş, bu zararın karşılanması maksadıyla taahhütname tarihinde banka aracılığıyla 400.000 TL ödeme yapılmış ve aralarında işbu dava konusu senedinde bulunduğu 5 adet senet tanzim edilmiştir. İşbu dava konusu senet davacı tarafından tanzim edilen sıralı senetlerden sadece bir tanesidir.
Davacı taraf her ne kadar 400.000 TL ve 1.600.443,21 TL olmak üzere toplam 2.000.443,21 TL ödeme yaptığını ancak işbu dava konusu 3.000.000 TL tutarlı senedin kendisine iade edilmediğini ileri sürse de ödenen tutar ile senet tutarı arasındaki fark dahi bu iddianın gerçekle örtüşmediğini göstermektedir. Yukarıda izah edildiği ve dilekçemiz eki muvafakatname ve taahhütname isimli belgede hüküm altına alındığı üzere 400.000 TL tutarlı ödeme taahhüt tarihinde nakden yapılan tutarı, 1.600.443,21 TL tutarlı ödeme ise 12.06.2024 tanzim 24.06.2024 ödeme tarihli 1.600.000 TL tutarlı senedi karşılamaktadır. Davacı taraf 1.600.000,00 TL tutarlı senedin ödenmesini müteakip senedin iade edilmesi için müvekkil şirkete davet edilmiş olsa da kendisi gelmediğinden bahsi geçen ödemeye konu senet davacıya iade edilememiştir. Ancak hali hazırda açık olduğu üzere söz konusu senedin ödenmesi akabinde bu senede ilişkin hiçbir hukuki yola başvurulmamıştır. Hatta davacıya teslimi için kendisi şirkete davet edilmiştir. Bu durum dilekçemiz eki yazışmalardan da bellidir. İşbu davacının ödemesinin karşılığı olan senedin davacıya iade için hazır bulunduğunu gerekirse mahkemeniz kasasına ibraz edilebileceğini bildiririz. Bu noktada davacı tarafın haksız eylemleri nedeniyle uğranılan zararın davacı tarafın rızası ile iletmiş olduğu ve tarafların birlikte kontrol ettiği davacıya ait banka hesap hareketlerinden tespit edildiğini, davacının imzaladığı muvafakat ve taahhütnamede bu tutarları aşan bir miktar olması halinde müvekkil şirketin talep hakkının saklı tutulduğunu; bu nedenlerle ileride tespit edilecek bir zararın olması ihtimal dahilinde olmakla davacının müvekkil şirket aleyhine haksız eylemlerine ilişkin her türlü hukuki başvuru ve şikayet hakkının saklı tutulduğunu bildiririz. (Davacı tarafın elde ettiği haksız kazançların tespit edildiği banka kayıtlarının davacıya ait hesabın ----- celbini talep ederiz.) DOSYAYA SUNULAN MUVAFAKAT VE TAAHHÜTNAME DAVA KONUSU SENET VE DAVACI BORÇLUNUN RIZASI İLE TANZİM EDİLEREK İMZALANMIŞTIR. Söz konusu taahhütname ve senetler davacı borçlunun rızası dahilinde tanzim edilmiştir. Davacı borçlu müvekkil şirkete ait kaybolan ürünlerin sorumluluğunun çalışanda olduğu ve ödemelerin çalışan tarafından yapılması gerektiğine dair kendisine baskı ve zorlama uygulandığı iddiası ile müvekkil şirket hesabına para gönderdiğini ve senetleri imzaladığını ileri sürse de görüleceği üzere davacı borçlu tarafından yapılan ödeme ve imzalanan senetler davacı borçlunun müvekkil şirkete karşı yapmış olduğu haksız eylemleri herhangi bir baskı olmaksızın itiraf etmesi ve borcu kabul etmesi neticesinde gerçekleştirilmiştir. Davacının bu süreçte hiçbir baskı ve zorlamaya maruz kalmadığı söz konusu sürecin yönetiminde aktif rol alan müvekkil şirket çalışanlarından dava dışı------ ile olan ------ yazışmalarından da bellidir.(Ek-5 : ------ yazışmaları) Davacı tarafından söz konusu muvafakat ve taahhütname ile -----Dikkatine" başlıklı belgeler ile senetlerin tesliminden sonra da söz konusu taahhütnamede belirtilen 12.06.2024 tanzim 24.06.2024 ödeme tarihli senede istinaden 1.600.443,21 TL tutarlı ödeme yapılmıştır. (Ek 3: 24.06.2024 tarihli ödeme dekontu) Davacının haksız ve aleyhe hiçbir iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla borçlu olunmadığını iddia eden söz konusu ödemeleri baskı altında yaptığını iddia eden bir kimsenin söz konusu senetlerin imza ve teslim tarihinden ve müvekkil şirket ile iş ilişkisi sona erdikten sonra ödeme yapmasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği izahtan varestedir. Bununla birlikte müvekkil şirket tarafından davacı borçluya uygulandığı iddia edilen zorlama ve baskı iddiaları soyut olup müvekkil şirket tarafından davacı borçluya yönelik baskı ve zorlama ibaresi içeren somut bir beyan, davranış veya hareket de mevcut değildir. Davacı borçlu kendisine uygulandığını iddia ettiği baskı ve zorlamaya ilişkin dava dosyasına somut hiçbir beyan veya delil sunmamıştır. Davacının müvekkil şirket hesabına toplamda 2.000.443,21--TL göndermesine ve toplamda 10.116.200,00-TL tutarında olacak şekilde senet tanzim edilerek imzalamasına sebep olan baskı ve zorlama iddialarının davacı tarafından somutlaştırılamaması da söz konusu iddiaların yalnızca borçtan kurtulmaya yönelik gerçeklikten uzak ve mesnetsiz beyanlardan ibaret olduğunu ortaya koymaktadır. Anlaşılacağı üzere hak sahibi olan müvekkil şirket davacı borçlu tarafından kötüniyetli bir şekilde haksızlığa uğramakta olup maddi ve manevi yönden telafisi güç zararlara uğratılmaktadır.
DAVACI BORÇLU TARAFINDAN DAVA KONUSU SENEDE İLİŞKİN ÖDEME YAPILDIĞI İDDİASI DOĞRU OLMAMAKLA BİRLİKTE DAVACI BORÇLU İDDİASINI YAZILI DELİL İLE İSPAT ETMELİDİR. Kambiyo senetlerinden kaynaklanan alacaklara ilişkin menfi tespit davaları bedelsizlik veya hükümsüzlük iddiası ile açılabilir. Bedelsizlik iddiası ile açılan menfi tespit davalarında temel borç ilişkisinin ya bulunmadığı ya da sona erdiği ileri sürülmektedir. Hükümsüzlük iddialarıyla açılan menfi tespit davaları, ehliyetsizlik, sahtecilik, senet metninden anlaşılan defiler, senette tahrifat yapılması gibi sebeplere dayanmaktadır. Davacı borçlu takip konusu senede ilişkin borcu olmadığı ve senede ilişkin ödeme yaptığı halde senedin kendisine iade edilmediğini ileri sürmektedir. Görüleceği üzere davacı borçlu işbu menfi tespit davasında kambiyo senedine ilişkin bedelsizlik iddiasında bulunmaktadır. Kambiyo senetleri sebepten mücerrettir. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla temel alacağın mevcut olmaması ve geçersiz olması kambiyo senedinin de hükümsüzlüğüne yol açmamaktadır. Kaldı ki davaya konu senetler davacı tarafın müvekkil şirkete yönelik haksız eylemlerinin neticesinde davacı tarafın iradesine dayanarak tanzim edilmiştir. Davacı dava konusu kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasında bulunmaktadır. "Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü, kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir... Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir." (Yargıtay ----- Hukuk Dairesi ------ Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 22/05/1987 tarih, ------sayılı ilamında “…İmzası borçlu tarafından ikrar edilmiş kambiyo senedi niteliğindeki bir belge alacağın varlığına kesin kanıt oluşturur. Böyle bir yazılı belgenin aksi yazılı delille kanıtlanabilir…” denmektedir. Dolayısıyla salt “borcum yoktur” ve " ödemesini yaptığım senet tarafıma iade edilmedi" iddiasında olan kötüniyetli davacı borçlunun, neden davaya konu senetleri imzaladığını ve sonrasında senet borcunun nasıl sona erdiği iddialarını ispat külfeti kendisindedir. Davacının dava dilekçesinde beyan ettiği ve dekontlarını sunduğu ödemelerin hepsinin açıklamasında "sehven ödenen tutarın iadesi" yazıldığı görülmektedir. Davacı tarafından yapılmış olan ödemelerin hiçbirinin açıklamasında dava konusu senede ilişkin bir ibare yer almamaktadır. Davacı tarafından yapılan ödemeler senetlerin düzenlediği Haziran ayına ait olup dava konusu takip dayanağı senedin vade tarihi 30/09/2025' tir.. Davacı borçlunun iddia ve taleplerini kabul etmemekle birlikte dava konusu senedin bedeli 3.000.000,00-TL iken davacı borçlu tarafından müvekkil şirket hesaplarına senedin vadesinden önce taahhütname tarihinde ve haziran ayı vadeli senede ilişkin yapılmış olan ödemelerin tutarının da 2.000.443,21-TL olmasından dosyaya sunulan ödeme dekontlarındaki ödemelerin dava konusu senede ilişkin olmadığı da açıkça anlaşılmaktadır. Davacının hem söz konusu senetlerin haksız bir şekilde düzenlendiği iddiasında bulunması hem de söz konusu senetlerin ödemesinin yapıldığı bu sebeple borcu olmadığı iddiasında bulunması da başlı başlına davacının beyanlarının çelişkili ve borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu ortaya koymaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere davacı yan soyut ve gerçeklikten uzak iddiaları ile işbu davayı ikame etmiş olup iddialarına ilişkin dosyaya somut hiçbir delil sunmamıştır. Bununla birlikte Müvekkil şirketin ------ şirketlerinden olduğu, işlem hacmi ve sektörel konumu gözetildiğinde isnat edilen zorlama ve baskı iddialarının gerçekleşmiş olması ihtimali hayatın olağan akışına aykırı olup söz konusu iddialar davacı borçlunun anlamsız ve gerçeklikle ilgisi olmayan kurgularından ibarettir. Bu nedenlerle davacı borçlunun haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davacı borçlunun haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun DAVASININ REDDİ İLE MÜVEKKİLİN ALACAKLI OLDUĞUNUN TESPİTİNE, İİK m.72/4 uyarınca, müvekkil şirketin alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacı borçlunun alacağın % 20’sinden aşağıda olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, Yargılama giderleri ve yasal vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine,
karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim." şeklinde talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkiline çalıştığı şirket ... tarafından zorla senet imzalattırıldığını----- İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı dosyasına konu senet ile ilgili olarak borçlu bulunmadığının tespitine, takip bedelinin %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile kaldırılmasına, masraf ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yapılan yargılama sırasında taraflara usulüne uygun tebligatlar yapılmış, taraf teşkili sağlanmış, davalı yana cevap dilekçesi sunması için süre tanınmış ve tüm deliller toplanmıştır.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle davacının müvekkili şirkette 00/06/2024 yılından itibaren iş akdi fesih tarihine kadar görev yaptığını, müvekkili şirketi zarara uğrattığını, zararın tazmini amacıyla kendi rızası ile senet imzalayarak müvekkili şirkete verdiğini savunmuştur.
Dava; davalı---- Şirketi tarafından davacı hakkında----- İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde 12/06/2024 tanzim tarihli, 30/09/2024 ödeme tarihli olan alacaklısı------ Şirketi, borçlusu davacı olan 3.000.000TL lik bonoyla ilgili olarak davacının borçlu olmadığının tespiti davasıdır.
Benzer konuya ilişkin Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin ----- esas ve ------- karar sayılı ilamında;
"Davacı işçi, davalı tarafından haksız olarak takibe konulan senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile yüzde yirmiden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının tahsilini talep etmiştir.
İşçi ve işverenin taraf oldukları iş ilişkisinde başlangıçta işe girerken işverenin teminat amacı ile bu tür senetler aldığı bilinmektedir. Mahkemece davalı ----- davacının işvereni olmadığı, davalı------ alacağının bonoya dayalı olduğu, bononun tüm unsurlarını ihtiva ettiği, davacı talebinin Türk Ticaret Kanununda düzenlenen kıymetli evrak hukukunu ilgilendirmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, işçi işveren arasındaki ilişkilerde ispat kuralları daha geniş kapsamlı olup, işçi senedin geçersizliği yönündeki iddiasını her türlü delille ispatlayabilir. İş Hukuku, işçi ve işveren ilişkisinde işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak sözleşme hukuku alanından ayrılmış ve farklı kurallar getirerek gelişmiştir. Bu nedenle İş Hukukunda, düzenlenen belgelere karşı işçi lehine tanık dinletilmesi yoluna gidilmektedir.Somut uyuşmuzlıkta davacı tanıkları davacıya boş kağıda imza attırıldığını, davalı ------ davalı şirket sahibinin halasının oğlu olduğunu açıklamışlardır. Mahkemece senedin lehtarı olan ve icra takibi yapan davalı ------ davalı şirket sahibi ile akrabalıkları olup olmadığı yönünde nüfus kayıt örnekleri de getirtilmek suretiyle ve davacı işçinin açtığı işçilik alacakları davası ile dava konusu icra takip dosyası da dosya arasına konularak işin esasına girilerek elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden görevsizlik kararı verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir." şeklindeki açıklamalara yer verildiği görülmüştür.
Benzer şekilde ---- Bölge Adliye Mahkemesinin -----. Hukuk Dairesinin ------ esas ve ------ karar sayılı ilamında; " Dosya kapsamı, ----- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------- Soruşturma sayılı dosyasında alınan davacı temsilcisinin ve diğer çalışanların beyanı bir arada değerlendirildiğinde taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu gibi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu yönündeki tespitine davacı tarafça itiraz edilmemiş olması da gözönüne alındığında görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu kabulünün yerinde olduğu," şeklindeki açılmalarının ışığı altında davacı vekilinin dava dilekçesindeki iddiaları ve davalı vekilinin savunmalarından anlaşılacağı üzere taraflar arasında işçi işveren ilişkinin sabit olduğu, işçi işveren arasındaki ilişkilerde ispat kuralları daha geniş kapsamlı olması, işçi senedin geçersizliği yönündeki iddiasını her türlü delille ispatlayabilmesi, iş hukuku, işçi ve işveren ilişkisinde işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak davanın çözümlenmesi gerektiği vicdani kanaatine varılarak mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, kararın kesinleşmesinden sonra taraflardan birinin 6100 sayılı kanunun 20.maddesi uyarınca iki hafta içerisinde karar veren mahkeme'ye başvurarak, talepte bulunması halinde dosyanın görevli ------ NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde bu Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
Harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece belirlenmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı.