T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/188
KARAR NO: 2025/715
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 04/03/2025
KARAR TARİHİ: 10/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkil, davalı şirketin %50 iki ortağından biri olduğunu, Şirket 2021 yılında tescil edildiğini ve her iki ortak da şirketi münferiden temsil yetkisine sahip olduğunu, Diğer ortak ... 06/01/2025 tarihinde vefat ettiğini, Müvekkilin ise şirkete yönelik "imza yetkisi"nin süresi dolduğunu, Bu durumda şirketin ortaklarından birinin vefat etmesi diğerinin de imza yetkisinin süresinin dolmuş olması şirketin faaliyet yürütmesini ve genel kurul toplanmasını imkansızlaştırdığını,) Şirketin genel kurulu uzun süredir toplanamadığını, Davalı şirket uzun zaman önce faaliyetlerine son verdiğini, Şüphesiz, genel kurulun Kanunda belirtilen dönem içinde toplanamaması veya toplanmaması şirket açısından zorunlu bir unsur olan organlardan birinin yokluğu sonucunu doğuracağını, Dolayısıyla genel kurulun toplanamaması durumunun uzun süreden beri devam etmesi ve meselenin kronik bir hâl alması sonrasında organ eksikliği gündeme geleceğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 530. Maddesinde yer alan organ eksikliği hükmünde; önemli olan, genel kurul organının bir kurul olarak toplanamaması ve bunun devamlı olması ile ilişkili olduğunu, Şirketin 2022 senesinden beri gayri faal durumda olduğunu, Şirket maliye kayıtlarında da gayri faal durumda olduğunu, Son 2.5 yıldır yapılan ticari bilançosunda şirket; kira ödemekten başka bir eylemde bulunmadığını, Şirket 2.5 senedir herhangi bir satış gerçekleştirmediğini ve ticari faaliyet yürütmediğini belirterek şirketin feshini talep ve dava etmiştir.Davalı şirket adına cevap dilekçesi ibraz edilmiş ise de bu vekilin vekalet aldığı şirket ortak ve yöneticisinin vefat etmiş olması kaldı ki 3 yıllık görev süresinin de dolmuş olması mahkememizce şirketi temsil etmek üzere bu nedenle kayyım atanmış olması nazara alındığında şirket adına verilen bu cevap dilekçesine itibar edilmemiştir.
Davalı şirket temsil kayyımı cevabında özetle şirket kayıt ve defterlerinin incelenmesini talep ettiğini, fesih ve tasfiye şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Mahkememizce davalı şirketin vergi ve SGK ve ticaret sicil kayıtları celp edilmiş, davalı şirketin vefat etmiş ortağı olan ... mirasçılarına dava ihbar edilmiş, bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmiştir. Ölen ortak mirasçıları davaya cevap vermemişlerdir.
Davacının şirketteki hissesinin %50 oranında olduğu diğer hissedarın ölen ortak olduğu, UYAP sisteminden yapılan sorgulamada şirket adına kayıtlı araç veya gayrimenkul bulunmadığının görüldüğü, SGK ya yazılan müzekkereye verilen yanıttan şirketin kuruluş tarihinden beri çalışan bildiriminde bulunmadığı, kuruma bir borcu da olmadığı, vergi dairesi yazı cevabına göre muaccel hale gelmiş vergi borcu olmadığı görülmüştür. Ticaret sicil kayıtlarına bakıldığında şirketin 2021 yılında kurulduğu,defter kayıtlarına bakıldığında şirketin ortaklarına borçlu göründüğü, ana faaliyet konusu satış gelirni en son 2022 de elde ettiği, 2023 yılında 394.304,33 TL ve 2024 yılında 1.652.760,58 TL zarar ettiği görülmüştür.
Bilirkişi raporunda özetle "... davalı şirketin 2021 yılında faaliyetine başladığı, 2023 ve 2024 yıllarında düzenli olarak zarar ettiği, hiçbir yılda kar dağıtımı gerçekleştirilmediği,
Şirket kuruluşundan sonra hiçbir yılda genel kurul toplantısı yapılmadığı,
Şirketin özsermayesini koruduğu ve borca batık durumda olmadığı, mevcut borçlarının
tamamına yakınının ortaklara ait olduğu,Şirketin 2023 ve 2024 yıllarında ana faaliyet konusu satış işlemi gerçekleştirmediği,Sosyal Güvenlik Kurumu ve Vergi Dairesinden gönderilen müzekkere cevaplarına göre şirketin adı geçen kurumlara vergi borcunun bulunmadığı,
Şirketin ana faaliyet konusu işleri gerçekleştirmekten ve gelir elde etmekten uzak bir
görünümde olduğu,Şirketin ticari faaliyetlerini yürütememesi ve ortaklar arasındaki ilişkinin vefat nedeniyle sona erdiği dikkate alındığında, TTK m.531 uyarınca haklı sebebin oluştuğu kanaatine varıldığı, davacı ortağın %50 paya sahip olduğu dikkate alındığında şirketin feshi yönünde karar verilebileceği sonucuna gidilmişse de hususla ilgili nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu beyan edilmiştir..." belirtmiştir.
Haklı sebep, ortaklık işlerinden doğmuş olabileceği gibi, ortaklık ilişkisi dışında kişisel ilişkiden de doğmuş olabilir. Önemli olan husus; böyle bir olayın ortaya çıkması durumunda ortaklık ilişkisinin devamının objektif olarak çekilmez bir hal almasıdır. Şirketten çıkacak ortağın haklı sebebin meydana gelmesinde kusurlu olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Davacı pay sahiplerinden şirketin devamı objektif olarak beklenemez bir hal aldığı bir durumda haklı sebeplerin mevcut olduğu kabul edilebilir. Ayrıca haklı sebebin gerçekleştiği hususunun kabulünde davacı pay sahipleri dışında kalan diğer menfaat sahiplerinin (şirket, diğer pay sahipleri, çalışanlar) haklarının da dikkate alınması gerekmektedir. Dolayısıyla haklı sebep ve bunun devamında fesih, ancak bu kimselerin menfaatlerinin haleldar edilmemesi kaydı ile ve son çare (ultima ratio) olarak kabul edilebilir. Doktrinde anonim ortaklığın feshine ilişkin haklı sebep olarak nitelendirilen bazı örneklere bakacak olursak:
- Şirketin, çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi sebebiyle, mali sıkıntı içinde bulunması,
- Şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltılması,
- Mali açıdan hiçbir geçerli sebep bulunmamasına rağmen, en az 3-4 yıl boyunca kâr payı dağıtılmaması,
- Azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik bir şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması. Bunlar dışında, genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesi, şirket amacı ile bağdaşmayan faaliyetler, şirket organlarının çalışamayacak şekilde bloke edilmesi (toplanmasının ve/veya karar almasının engellenmesi) de diğer örnekler olarak sayılmaktadır.Yargıtay şirketin “uzun yıllar ciddi bir faaliyetinin olmamasının” haklı sebep olduğu görüşündedir.Konuya ilişkin karar örnekleri şu şekildedir:
"...Şirketin uzun yıllar ciddi bir faaliyeti olmamışsa, fesih için yasal haklı nedenler oluşmuştur...” Yargıtay ----- HD. -----“...şirketin faaliyete geçemeyip atıl durumda kaldığı, şirket giderlerini ortaklardan aldığı borçlarla kapatmaya çalıştığı, bu borçlara ilişkin icra takiplerine uğradığı ...o halde...feshi için kanuni haklı nedenlerin oluştuğu kabul edilmelidir...” Yargıtay ----- HD.------Somut olay bazında değerlendirme yapıldığında davalı şirket %50 orağı olan ------- vefat ettiği, bu ortağın mirasçılarına dava ihbar edilmiş ise de yanıt vermedikleri, ortaklar arasındaki bağın koptuğu, şirketin hissedarlık yapısı nazara alındığında bu durumun meydana gelmesi nedeni ile karar almanın güçleştiği, şirketin kurulduğu andan beri hiçbir zaman kar dağıtımı yapmadığı, genel kurul icra etmediği, 2023 yılından beri hiçbir ticari faaliyeti olmadığı, son iki yıl zarar ettiği, adına kayıtlı menkul gayrimenkul olmadığının resmi kayıtlardan görüldüğü, hiçbir çalışanı olmadığı, ortada yaşayan bir şirket olmadığı, şirketin ana faaliyet konusu işleri gerçekleştirmekten ve gelir elde etmekten uzak bir görünümde olduğu, ticari faaliyetlerini yürütemediği ve vefat nedeni ile ortaklar arasındaki bağın da tamamen kopmuş olması nazara alındığında şirketin feshine karar verilmesinin en uygun çözüm olduğu, davacının davasında haklı olduğu kanaatine varılmış şirketin fesih ve tasfiyesine ve davacının tasfiye memuru olarak atanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KABULÜNE;
1-6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca davanın kabulü ile ----- Ticaret sicil müdürlüğünün (------- ) sicil numarasında kayıtlı -------- ŞİRKETİ 'nin FESİH ve TASFİYESİNE,
2-Davalı şirketin tasfiye işlemlerini yapmak üzere davacı şirket ortağı ...'ın ( ... TC nolu ) tasfiye memuru olarak atanmasına,
3-Kararın kesinleşmesinden sonra, 6102 sayılı TTK'nın 283. maddesi uyarınca Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına,
4-Tasfiye memuru ücretinin ve tasfiye masraflarının, tasfiye memuru tarafından tasfiye giderlerine eklenmesine,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 30. 000 TL temsil kayyımı ücreti, 10.000 TL bilirkişi ücreti ve sair iş ve işlemler için harcanan 1.219,50 TL olmak üzere toplam 41.219,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
9-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine,Dair kısa karar, gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzeredavacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.