T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/133
KARAR NO: 2025/744
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/02/2025
KARAR TARİHİ: 11/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişkiye ait müvekkilinin cari hesapları Sayın Mahkemenize ekte sunulduğunu, cari hesap kayıtlarına göre müvekkilinin 1.500.000,-TL alacaklı durumda olduğunu, cari hesaplarda müvekkilinin alacaklı olduğu görülse de ------ Şubesi, 30.06.2024 keşide tarihli, ----- Seri Numaralı, 350.000,-TL bedelli keşide yeri ---- olan çekin müvekkili tarafından ----- adına düzenlendiğini, yetkili hamil tarafından 01.07.2024 tarihinde------ibraz edilen ------ Seri Numaralı çek üzerine " karşılıksızdır." şerhi düşüldüğünü, söz konusu çekin yetkili hamili tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ------ Banka Alacakları İcra Dairesi -----. sayılı dosyası kapsamında haksız ve kötü niyetli olarak----- İcra Ceza Mahkemesi'nin ---- numaralı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin lehtar olan ------ alacaklı konumdayken haksız icra takibi tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını ve mağdur duruma düştüğünü, müvekkilinin büyük zararlara uğrama tehlikesi bulunduğunu, müvekkilinin huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunu, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, ------Şubesi, 30.06.2024 keşide tarihli, ------- Seri Numaralı, 350.000,- TL bedelli keşide yeri ------- olan çekten kaynaklı olarak (çek ve buna bağlı ferileri yönünden) müvekkilinin 1İK m.72 uyarınca borçlu olmadığının tespitine, alacağın likit olması cari hesaplara göre müvekkilinin alacaklı olmasına rağmen alacağın icra takibine konu edilmesi nedeniyle davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, müvekkilinin telafisi güç zararlara uğramaması adına ----- Banka Alacakları İcra Dairesi'nin------- sayılı dosyasının tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Davalı------ 21.05.2025 günü saat 10:30'da Sayın Mahkemenizde yapılan bilirkişi incelemesinde hazır bulunmadığı, Sayın Mahkemenize delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığı, kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış ve karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında 28.07.2020 tarihli ----- Gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; Davacı ---- incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyit etmesi ve usulüne uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davacı ------incelenen 2024 kayıtlarına göre, davalı ------ 19.03.2024 tarihinde ------ yevmiye numaralı kayıt ile 30.05.2024 vadeli ------- numaralı 350.000,- TL, 15.06.2024 ----- numaralı 350.000,- TL, 30.06.2024 vadeli ---- numaralı 350.000,-TL ve 15.07.2024 tarihli -------- numaralı 450.000,- TL tutarlı çekler ile toplamda 1.500.000,- TL tutarındaki 4 adet çeki keşide ettiği, davacı------söz konusu bu çeklerden kaynaklı davalı ------18.07.2024 takip tarihinde de 1.500.000,- TL alacaklı olduğu; Davalı ---------21.05.2025 günü saat 10:30'da Sayın Mahkemenizde yapılan bilirkişi incelemesinde hazır bulunmadığı, Sayın Mahkemenize delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığından davalı ------ kanuni defterleri ve kayıtları incelenemediğinden taraf Kayıtları arasındaki farklar yönünden herhangi bir görüşün bildirilemeyeceği; Dosya kapsamında yapılan incelemeler sonucunda davacı şirketin davalı şirkete bir borcunun bulunmadığı, verdiği çeklerden dolayı alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bu tespit doğrultusunda davalının davacıdan bir alacağının olmadığı, bu sebeple davacıdan tahsil etmeye hakkının bulunmadığı ve sonuç olarak davacının menfi tespit davası açmakta haklı olduğu." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; İ.İ.K'nun 72. Maddesinden kaynaklı borçlu olunmadığının tespiti ve istirdat talebine ilişkindir.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir ------ Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer ------6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delilleri toplanmış; ----Banka Alacakları İcra Dairesinin ----- sayılı dosyası içerisinde bulunan -----Şubesi, 30.06.2024 keşide tarihli, ----- Seri Numaralı, 350.000,00 TL bedelli çek, bilirkişi raporu, ----- Bankasına yazılan müzekkere cevapları, davacı taraf iddiaları hep bir arada değerlendirildiğinde; ---- Şubesi ------- Seri Numaralı, 350.000,00 TL bedelli çekin davalı tarafından 01.07.2024 tarihinde ---- ibraz edilerek ------ Seri Numaralı çek üzerine " karşılıksızdır." şerhi düşüldüğü, söz konusu çekin yetkili hamili tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ----- Banka Alacakları İcra Dairesi ------ sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığı, davacı şirket kayıtlarında yapılan inceleme sonucunda davalı şirkete 30.05.2024 vadeli ------- numaralı 350.000,00 TL çek dahil toplamda 1.500.000,- TL tutarındaki 4 adet çeki keşide ettiği, dosya kapsamında yapılan incelemeler sonucunda bilirkişi tarafından ; "davacı şirketin davalı şirkete bir borcunun bulunmadığı, verdiği çeklerden dolayı alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bu tespit doğrultusunda davalının davacıdan bir alacağının olmadığı, bu sebeple davacıdan tahsil etmeye hakkının bulunmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığı, davalı ve takibe konu çekin lehtarı olan ------ ... Şirketinin defterlerini dosyaya ibraz etmediği, dava dosyasında ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığı, kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış sayılacakları karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında 28/07/2020 tarihli ------ Gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağının kabulü gerekmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Tüm bu genel hukuki açıklamalar ışığında dosyaya bakıldığında; davacı taraf ticari defterlerini sunmuş ancak davalı tebligata rağmen defterlerini sunmamıştır. Mahkememizce, davacının iddiası, HMK m. 220/3 hükmü de dikkate alınarak doğru kabul edilmiştir. Davalı ibraz yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Kabule göre, davacının iddiasını ispat ettiği kabul edilmiştir. Aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın KABULÜNE,
2-Davacının -----Şubesi, 30.06.2024 keşide tarihli, ------ Seri Numaralı, 350.000,00 TL bedelli çek nedeniyle ------ Banka Alacakları İcra Dairesinin ------ dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine,
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 23.908,50 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin olarak alınan 5.977,13 TL harçtan mahsubu ile bakiye 17.931,37 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 56.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 5.977,13 TL peşin harç toplamı 6.592,53 TL ile 16.122,50 TL (bilirkişi ücreti, kep reddiyatı, posta masrafı, elektronik posta masrafı) olmak üzere toplam 22.715,03 TL olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Arabuluculuk ücreti 4.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Davacı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluklarında verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.