T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/73
KARAR NO: 2025/864
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/06/2024
KARAR TARİHİ: 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından davalı/borçlu tarafa teslim edilen ürünlerin ücretinin tahsili için 18.09.2023 tarihinde ---- İcra Müdürlüğü -------sayılı dosyası ile bir icra takibi ikame edilmiş olduğunu, anılan takibin davalının 22.09.2023 tarihinde yapmış olduğu itiraz nedeniyle durmuş olduğunu, bu nedenle anılan itirazın iptali ve alacağın tahsili amacıyla Sayın Mahkemenize başvurma zorunluluğu doğmuş olduğunu. Davacı şirket ------- ile ticaret yaparken ilgili şirketin -------Şirketi olarak faaliyetlerine devam etmiş olduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde bu durumun sabit olduğu üzere şirketlerin avukatlarının aynı kişi olduğunu, Davalının hiçbir açıklamayı içerisinde barındırmayan, sadece icra takibi sürecini durdurmak amacıyla icra dosyasına sunmuş olduğu 22.09.2023 tarihli itiraz dilekçesinde, borcu olmadığını, takip dayanağı faturanın kendilerine hiçbir surette tebliğ edilmediği ve bu nedenle temerrüde düşmedikleri gibi faiz oranına da itiraz ettiği, muaccel ve likit bir alacağın olmadığı, fatura içeriğinde yer alan ürün tesliminin sağlanmadığını, takip talebinde yabancı para biriminin Türk Lira karşılığı gösterilmediği belirtmişse de bu iddiaların, tamamen asılsız olduğunu. Davacı şirketin ürettiği ürünler ile ------ sektördeki hegemonyasını kırmış kendi markasıyla ürünlerini iç piyasaya sunmuş bir şirket olduğunu. 03.08.2021 tarihli e-arşiv faturası takip dayanağı belge olarak eklenerek 18.09.2023 tarihinde ----- İcra Müdürlüğü -------. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu. Borçlu tarafın itiraz dilekçesinde takip dayanağı olarak belirtilen faturanın kendilerine hiçbir suretle tebliğ edilmediğini ve bu nedenle temerrüde düşmediklerini belirtmişse de söz konusu 23.09.2021 tarihinde kendilerine mail yoluyla tebliğ etttiğini, Ektede görüldüğü üzere ilgili fatura -------adresine ilctilmesiylc borçlu temerrüde düşürülmüş olduğunu, fatura içeriğinde yer alan ürünlerin tesliminin Davacı şirket tarafından sağlandığını, nitekim söz konusu teslime ilişkin 20.11.2019 tarihli sevk irsaliyesinden anlaşılacağını. İşbu icra dosyası kapsamında fatura içeriğinde yer alan; ULTRA AŞINMAYA DAYANIKLI PAKETLEME MAKİNASI YEDİRİCİ ANA GÖVDE (2adet), ULTRA AŞINMAYA DAYANIKLI PAKETLEME MAKİNASI YEDİRİCİ BAKIM KAPAĞI (2adet), ULTRA AŞINMAYA DAYANIKLI PAKETLEME MAKİNASI YEDİRİCİ REKORLU KAPAK (2adet), ULTRA AŞINMAYA DAYANIKLI PAKETLEME MAKİNASI YEDİRİCİ DÜZ KAPAK (2adet), ULTRA AŞINMAYA DAYANIKLI PAKETLEME MAKİNASI YEDİRİCİ KİLİTLEME KOLU (2adet), ----- (5adet) ------ (21 adet) Olup ürünlerinin bedelinin tahsilinin istendiğini, borçlu tarafın itiraz dilekçesinde fatura içeriğindeki ürünlerin kendilerine tesliminin sağlanmadığını belirtmişse de tarafların imzalarının bulunduğu 20.11.2019 tarihli sevk irsaliyesinden ve teslimat günü çekilen fotoğraflardan teslimin sağlandığının görülebileceğini, yine dosyaya sunacakları ------- mesajlaşması içeriğinden de görüleceği üzere davacı şirketin ürün kalitesinde sözünü tutmuş vc ürünü teslim etmiş olduğunu, alacak konusu olan bu ürünlerin özel kalıplarda üretilenler ürünler olup ağır ürünler olduğunu, ancak borçlu şirketin faturası kesilen ürünün ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi beğenerek kullanmış oldukları ürünlerin teslim edilmediğini haksız yere iddia ettiklerini. Sevk irsaliyesinde belirtilen ürünlerin davalı şirkete teslim edilmesinden sonra Dvacının ödeme noktasında uzunca bir süre oyalatılmış olduğunu, Davalı şirketin öncelikle ürünleri denemek için kendilerine zaman tanımasını istemiş olduğunu, 20.12.2019 tarihinde müvekkile bir miktar ödeme göndermişlerse de sonrasında bu ödemeyi gerçekleştiren kişinin sehven ödeme yapmış olduğunu, bu hatası yüzünden işten çıkarılacağı belirtilerek ödemenin iade edilmesi istenmiş olup Davacının bu kısmi ödemeyi kendilerine iade ettiğini, bu olaydan sonra teslimatı gerçekleşen ürünler için uzun bir süre daha müvekkilimi oyalayarak ödemeyi yapmamış olduklarını, bunun üzerine Davacının fatura keserek kendilerine tebliğ etmiş olduğunu, davalı borçlunun takipteki borcun TL karşılığının yazılmadığını belirtmişse de açıkça takip talebinde takip tarihindeki güncel kur ve karşılığının yazmakta olduğunu, TBK madde 99 bağlamında alacaklı yabancı para alacaklarının tahsilinde fiili ödeme günündeki rayiç bedel üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebileceğini, borçlu tarafın itiraz dilekçesinde takip talepnamesini ve icra ödeme emrini incelediğinde alacak miktarının yabancı para birimine göre belirlendiğini ve Türk Parası karşılığının gösterilmediğini belirtmiş olduğunu, takip dayanağı belgede yer alan faturada ödenecek miktarın 30.179,52 EUR olarak hesaplanmış olup, bu bağlamda taraflarınca 18.05.2023 tarihli icra takip talebinde FİİLİ ÖDEME GÜNÜNDEKİ EFEKTİF SATIŞ KURU ÜZERİNDEN tahsilinin talep edilmiş ve takip tarihindeki kur I EUR= 28,8047 TL harca esas değer 1.149.230,62 TL olarak hesaplanmış olduğunu, bu nedenle borçlu tarafın itirazının yersiz olup. Davacı ile davalı şirket arasında faturanın EUR cinsinden kesilmiş olup, davalı yanın EUR cinsinden ödeme yapması gerektiğini, davalı/borçlu tarafça faiz oranlarına yapilan itirazın da yersiz olduğunu. Davacı şirketin dava konusu alacağı ticari işletmesi ile ilgili olduğundan avans faizi İsteme hakkına sahip olduğunu. Tüm bunlara ek olarak Davacının davalıdan fatura alacağı olduğunun malum olup, alacaklarının likit olduğunu. Davalının ödeme yapmamak, alacağın tahsilini engellemek ve tahsil sürecinin uzatmak amacıyla, yani kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, bu açıdan, davalı aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini. Yukarıda açıklanan ve Hakimliğinizce resen gözetilecek nedenlerle, (Faiz ve harçlar hariç olmak ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla) Davalının mevcut itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesini. Alacağımızın temcrrüd tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline imkân verilmesini. Kötü niyetli olarak takibe itiraz eden davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini. Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılardan tahsilini bilvekale arz ve talep ettiklerini bildirmişlerdir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanca Davalı şirket aleyhine -----İcra Müdürlüğü'nün ------- Esas sayılı dosyası ile haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine girişilmiş olduğunu, söz konusu takip içeriğinde yer alan şekilde Davalının alacaklı yana bir borcu olmadığını, ayrıca takip dayanağı olarak belirtilen faturanın davalı şirkete hiçbir suret ile tebliğ edilmediği gibi fatura içeriğinde yer alan ürünlerin teslim edilmediğini. Davacı yanın dava dilekçesinde her ne kadar faturanın tanzim edildikten sonra taraflarına mail olarak gönderildiğini iddia etmişse de bu durumun gerçeğe aykırı olduğunu, taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında birden çok mal alımından kaynaklı fatura düzenlenmiş olup, bu yazışmalar ve kayıtların Davalı şirket tarafından satın alınan diğer mallara ilişkin olduğunu, e-Faturamn, elektronik fatura mükelleflerine düzenlenen dijital bir fatura olup, Faturanın elektronik ortamda oluşturularak alıcıya elektronik ortamda gönderilmesi vc muhafaza edilmesi gerektiğini, Elektronik tebligat başlıklı madde 7/a fıkra 2 uyarınca, anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılmasının zorunlu olduğunu, bu kapsamda davacı yanca Davalı şirkete usul ve yasaya uygun olarak gönderilen bir fatura olmadığı gibi teslim edilen bir mal da bulunmadığını, bu hususun taraflara ait BA-BS formlarının celp edilerek incelenmesi ile de açıkça ortaya çıkacağını, Dava dilekçesi ekinde sunulan fotoğrafların yukarıda izah edildiği üzere; taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında alınan diğer mallara ilişkin olduğunu. Dava dilekçesi ekinde sunulan sevk irsaliyelerinin Davalı şirket ile bir ilgisi bulunmadığını, davacı yanca iş bu faturaya konu malların Davalıya teslim edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin de ibraz edilememiş olduğunu, buna ek olarak davacı yanca dosyaya sunulan sevk irsaliyeleri üzerinde oynama yapıldığı, 20.11.2019 tarihli sevk irsaliyesi üzerine 5 adet ----- ibarelerinin eklendiğinin tespit edilmiş olduğunu. Söz konusu yazım karakterinin sevk irsaliyesi üzerinde yer alan karakterler ile örtüşmediğini, belirtilen sevk irsaliyesi üzerinde ismi yer alan ----- Mahkemeniz nezdinde tanık olarak dinlenmesi ve belirtilen evrak asılları üzerinde Adli Tıp Kurumu tarafından inceleme yapılması ile bu durumun açık bir biçimde ortaya çıkacağını, Davacı yanın, hiçbir suret ile Davalıya teslim etmediği ürüne ilişkin olarak evrak üzerinde oynama gerçekleştirmiş ve bu haksız ve hukuka aykırı işlemi dayanak yapmak sureti ile de Davalı şirket aleyhine icra takibine giriştiğini, şu aşamada davacı yan aleyhine taraflarınca yasal yollara başvurulacak olup, her türlü şikayet haklarının saklı olduğunu. Davalı şirketin temerrüde düşürüldüğü iddia edilse de bu durumun gerçeğe aykırı olduğunu. Davalının hiçbir suret ile temerrüde düşürülmemiş olduğunu. Yukarıda izah edildiği üzere Davalı şirkete tebliğ edilmeyen ve hiçbir suret ile teslimi sağlanmayan fatura içeriğindeki ürünler ile ilgili olarak Davalı şirketin bir ödeme yükümlülüğünün de bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için dahi faturanın tebliğ edildiği düşünülse dahi; faturanın tebliğ edilmiş olmasının, borçlunun temerrüde düşürülmesi açısından ihtar yerine geçmeyeceğin, dosya kapsamında sunulan faturalar incelendiğinde, faturada borcun ödenmesine yönelik herhangi bir ihtar bulunmadığı ve Davalı şirkete hiçbir suret ile söz konusu faturaların ulaşmadığı ve bu hali ile Davalı şirketin bir temerrütünün de bulunmadığını, izah edilen hususlar ışığında; Mahkemeniz dosyasına konu icra takibinde Davalı şirket aleyhine temerrüt faizi talep edilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemeniz dosyasına icra takibine konu alacak yabancı para alacağı olduğundan alacağın Türk parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesinin zorunlu olduğunu, incelenen takip talepnamesinde ve ödeme emrinde alacak miktarının yabancı para birimine göre belirlenmiş olup, Türk parası karşılığının gösterilmemiş olduğunu, takip talepnamesine uygun olarak tanzim edilen ödeme emrinde de aynı eksikliğin mevcut olduğunu, bu neden ile takibin bu yönü ile de usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu açıklamalar ışığında; davacı yanca haksız ve hukuka aykırı olarak Davalı şirket aleyhine icra takibine girişildiğini, söz konusu icra takibinde de usul ve yasaya aykırı birden çok husus olduğunu, bu kapsamda taraflarınca Mahkemeniz dosyasına konu icra takibine yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olmadığından davacı yanın icra inkar tazminatı talep edebilmesinin mümkün olmadığım, Sayın Mahkcmcnizcc gerçekleştirilecek yargılama neticesinde takibin, haksız vc kötü niyetli olduğu açık bir biçimde tespit edileceğini, bu neden ile davanın reddi ile Davalı şirket lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesin! talep ettiklerini, yukarıda arz ve izah edilen hususlar ışığında; Sayın Mahkemenizce gerçekleştirilecek yargılama neticesinde iş bu davanın reddini, müvekkil şirket lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı yana tahmilini saygıyla arz ve talep ettiklerini bildirmişlerdir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"Sayın Mahkemenin verdiği yetki ve görev kapsamında. Davacı -------- şirketinin yasal ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup ibraz edilen 2019-2020-2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 vc 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu. Davalı -------- yasal ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup ibraz edilen 2010-2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu görülmüştür. Faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. ------ göre de "bir akdin icra safhasına taalluk eden fatura, mutlaka mevcut ve evvelce tamamlanmış bir anlaşmaya dayalı olması gerektiğinden, bir icap bile değildir. Kaldı ki icabı reddetmemek kabul niteliğinde de değildir. (BK.m3-5). Fatura sözleşmenin kurulması saftıasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu ------- Normal şartlarda alacaklı faturaya konu mal ve hizmeti davalı borçluya teslim ettiğine dair borçlunun imzasını kabul ettiği irsaliye veya teslime dair yazılı belge ile ispat edebilir. Davacının, davalı borçlu ile aralarında akdi bir ilişki olduğunu, bir başka anlatımla takibe konu faturadaki fatura konusu hizmet ifası ile ilgili ticari ilişkiyi ispat etmeden iddia ettiği alacağın tahsilini sağlaması mümkün değildir. Akdi ilişki ise, taraflar arasında düzenlenen imzası davalı tarafından kabul edilmiş bir sözleşme, faturaya konu malların borçluya teslim edildiğine dair bir irsaliye ve teslim fişi ile vb. somut yazılı belgelerle ispat edilebilir. Akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur. Huzurdaki davanın somut olayında, tacir olan tarafların defter ve dayanak belgeleri incelenmiş olup, taraflar arasında yapılmış bir yazılı bir sözleşme ya da sipariş formu vs. bulunmadığı, Dava konusu olaydan öncesinde aralarında bir cari hesap ilişkisinin kurulmuş olduğu. Davacı ------ şirketinin Davalı ------- 08.04.2019 tarihinde banka yolu ile 18.303,88 Tl avans ödemesi almış olduğu. bu ödemeye istinaden 06.11.2019 tarihinde aşağıda detayı bulunan, ------- nolu 22.830,64 TL tutarlı ticari mal satışı için irsaliyeli kağıt fatura düzenlemiş olduğu. 21.12.2019 tarihinde Davalının Davacıya banka yolu ile 55.000,00 TL bir ödeme yapmış olduğu, Davacının işbu 06.11.2019 tarihli düzenlemiş olduğu faturadan kalan bakiye 4.526,76 TL alacak bakiyesini mahsup ettikten sonra kalan 50.473,24 TL ödemeyi Davalıya iade etmiş olduğu, iş bu işlemlerin hepsinin tarafların defter kayıtlarında aynı şekilde yer aldığı, Davacının 20.11.2019 tarihinde aşağıda detayı bulunan -------nolu irsaliye tekrar Davalıya mal sevkiyatı yapmış olduğu ve Davacının işbu irsaliyede imzalı teslim alınmış mallar için kanuni süresinden çok sonra 03.08.2021 tarihinde ------- nolu, 30.179,52 EUR (299.030,76 TL karşılığı) E-Arşiv faturası düzenlemiş olduğu, işbu faturaları ve ödemeleri defterlerinde Davalının cari hesabına kaydetmiş olduğu ve dava konusu bu faturayı Davacıya 23.09.2021 tarihli bir mail ile ------ adresinden davalının ------- adresine mail olarak göndermiş oldukları. Davacının defter kayıtlarında alacak bakiyesi olarak yer alan işbu faturanın Davalı defter kayıtlarına alınmamış olduğu. Davacının defter kayıtlarında davalıdan 30.179,52 Eur (299.030,76 TL karşılığı) alacaklı olduğu, fakat Davalı kayıtlarında alacak ya da borç kaydı bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacının 20.11.2019 tarihli ------- nolu irsaliye ile Davalıya teslim etmiş olduğu ürünler için düzenlenmiş olan 03.08.2021 tarih ------- nolu, 30.179,52 EUR (299.030,76 TL karşılığı) tutarlı e-arşiv faturasının kanuni süresinden sonra düzenlenmiş olduğu tespit edilmiş olup. yine kanuni süresinden sonra tebliğ edilmiş olan mail adresinin de taraflar arasında tebliğ adresi olarak mutabık kalınmış olan mail adresi olup olmadığı tespit edilememiştir. Davalının haberi olmadığı için kayıtlarına almadığını iddia etmiş olduğu işbu e-arşiv faturasına kanuni süresi içinde itirazı ya da iade faturası da bulunamamıştır. İşbu dava konusu e- arşiv faturasının T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI'nın ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden gelen evraklarda ------ şirketinin 2021 yılı BS formunda, ------ 2021 yılı BA formunda yer aldığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak. Davacının 20.11.2019 tarihli ------ nolu irsaliye ile Davalıya teslim etmiş olduğu ürünlerin iade edilmiş ya da ödemesinin yapılmış olduğunu gösterir bir irsaliye ya da teslim tutanağı da tarafıma ibraz edilemediğinden, işbu irsaliyeliyedeki ürünlerin Davalıda olduğu kanaati oluşmuş olup. Davacı tarafından işbu irsaliye numarası ile teslim edilmiş ürünlerin faturası olarak kanuni süresinden sonrası düzenlenmiş olan ve usulüne uygun tebliğ edilmemiş e-arşiv faturasındaki alacak tutarı olan 30.179,52 EUR (299.030,76 TL karşılığı) varlığının kabulü Sayın Mahkemeye aittir." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Sayın Mahkemenin verdiği yetki ve görev kapsamında. Davacı -------- şirketinin yasal ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup ibraz edilen 2019-2020-2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK 'nın 64. maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu. Davalı -------- yasal ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup ibraz edilen 2010-2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK' nın 64. maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu, görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, faturadan kaynaklı başlatılan takipte ödeme emrine yapılan itirazın iptali davasıdır.
İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; "Sonuç olarak, Davacının 20.11.2019 tarihli -------- nolu irsaliye ile Davalıya teslim etmiş olduğu ürünlerin iade edilmiş ya da ödemesinin yapılmış olduğunu gösterir bir irsaliye ya da teslim tutanağı da tarafıma ibraz edilemediğinden, işbu irsaliyeliyedeki ürünlerin Davalıda olduğu kanaati oluşmuş olup davacı tarafından işbu irsaliye numarası ile teslim edilmiş ürünlerin faturası olarak kanuni süresinden sonrası düzenlenmiş olan ve usulüne uygun tebliğ edilmemiş e-arşiv faturasındaki alacak tutarı olan 30.179,52 euro (299.030,76 TL karşılığı) varlığının kabulü Sayın Mahkemeye aittir." şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür.
Bilirkişi marifeti ile tarafların incelenen defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan 30.179,52 euro alacaklı olduğu böylece bilirkişinin tarafların ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde taraf şirketlerin defterlerinin usulüne açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, lehine delil teşkil edecek nitelikte olduğu, e-Arşiv faturaların davacınınn incelenen kayıtlarında yer aldığı ve davalı tarafından Gelir İdaresi Başkanlığı’na Ba formu ile beyan edildiği, e-Arşiv kapsamında elektronik ortamda davalıya tebliğ edildiği, takip ve davaya konusu edilen alacak tutarına dayanak faturanın davalı tarafından iade edildiğine ve ödendiğine dair herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, bu haliyle davacının davasını asıl alacak üzerinden ispat ettiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç olarak, hükme esas alınabilecek yeterli teknik nitelikte bilirkişi heyet kök ve ek raporu hükme esas alınarak, davacının davalı adına düzenlenen faturadan kaynaklı takip başlattığı, bilirkişi incelemesi neticesinde davacının alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı ileri sürdüğü itirazların yerinde olmadığı, zira davalı tarafından Gelir İdaresi Başkanlığı’na Ba formu ile beyan edildiği, davalının itirazlarının da karşılanması için ek rapor tanzimi yoluna gidildiği, ek rapor için kök raporu hazırlayan bilirkişi yanında sektörde temayül göstermiş bir makine mühendisi bilirkişi eklendiği, davalı yanın itirazlarının ek raporda karşılandığı, taraflar arasındaki takibe konu miktar olan alacağın davacı tarafça ispatlandığı, davacının davalıyı takipten önce temerrüte düşürmediği anlaşılmakla takip öncesi temerrüt faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış alacağın faturaya bağlı olması nedeniyle belirli likid olduğu kanaatine varılmış kabul edilen asıl alacak miktarı olan 30.179,52 Euro'nun takip tarihi olan 18/03/2023 tarihindeki ------- Bankası Euro efektif satış oranı olan (28.8705) ile çarpılması sonucu oluşan 871.297,83 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının (174.259,56 TL) davalıdan alınarak davacıya verilmiştir (Yargıtay ----Hukuk Dairesi -------Tarihli kararı). Tarafların tacir olduğu ve alacağın yabancı para alacağı olduğu görülmekle -----. İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 30.179,52 Euro üzerinden iptali ile kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesine göre faiz işletilerek takibin devamına karar verilmiştir. Vekalet ücreti ile harç hesaplaması Yargıtay ------.Hukuk Dairesinin ------- Sayılı kararı doğrultusunda dava tarihindeki (14/06/2024) ------ Bankası EURO/TR efektif satış oranı olan (34.8466) esas alınarak yapılmıştır.
TASHİH
Her ne kadar kısa kararın başında (1) no' lu maddesinde; ------ İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile14.630,00 Euro alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesine göre faiz işletilerek takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde yazılmış ise de davacı vekilinin 16/10/2025 tarihinde sunmuş olduğu dilekçesi nazara alınarak yapılan incelemede ------ İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile14.630,00 Euro alacağa" kısmının kopyala yapıştır sırasında sehven yapıldığı fark edilmiştir.
6100 sayılı kanunun 304. Maddesi " Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir." hükmünü getirmiştir. Henüz karar tebliğe çıkartılmadan söz konusu hata fark edildiğinden resen tashih yapılmıştır. Bu nedenle hükmün (1) no' lu maddesinde yer alan "------- İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile 14.630,00 Euro alacağa" ibaresinin düzeltilerek------. İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile 30.179,52 Euro alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesine göre faiz işletilerek takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde talep doğrultusunda tashihine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1------İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile 30.179,52 Euro alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesine göre faiz işletilerek takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-30.179,52 Euro'nun takip tarihi olan18/03/2023 tarihindeki ------- Bankası Euro efektif satış oranı olan (28.8705) ile çarpılması sonucu oluşan 871.297,83 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının (174.259,56 TL) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 71.838,46 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 17.996,47 TL harcın mahsubu ile bakiye 53.841,99 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 17.996,47 TL peşin harç toplamı 18.424,07 TL ile 17.213,50 TL ( Bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, dosya ücreti) olmak üzere toplam 35.637,57 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,75 ve red 0,25 oranına göre hesaplanan 26.728,17 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 232,00 TL (tebligat ve müzekkere gideri) yargılama giderinden davanın red 0,25 ve kabul 0,75 oranına göre hesaplanan 58,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin kabul oranına göre 2.700,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin red oranına göre 900,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
9-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 159.231,51 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 54.181,22 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ------- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.