T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/563
KARAR NO: 2025/420
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/08/2024
KARAR TARİHİ: 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalıya 3 ayrı sefer çiğ süt satımı yapıldığını, sevk irsaliyeleri ile tesliminin davalı şirkete yapıldığını ----- numaralı ve 21.06.2022 tarihli 197.964,65 TL tutarlı fatura (23.902 litre soğutulmuş çiğ inek sütünün ----- numaralı irsaliye ile yapılan teslimata ilişkin), ------ numaralı ve 28.06.2022 tarihli 149.986,20 TL tutarlı fatura (18.291 litre soğutulmuş çiğ inek sütünün ---- numaralı İrsaliye ile yapılan teslimata ilişkin), ------ numaralı ve 07.07.2022 tarihli 150.470,-TL tutarlı fatura (18.350 litre soğutulmuş çiğ inek sütünün ------ numaralı irsaliye ile yapılan teslimata ilişkin) düzenlenen faturaların davalıya e-fatura olarak iletildiğini, faturalara 6102 sayılı TTK'nun 21/2 hükmü gereğince 8 günlük süre içerisinde davalı şirket tarafından itiraz edilmediğini, davalının yapılan tüm ihtar ve taleplere rağmen teslim aldığı ürünlere binaen düzenlenen faturaları ödemediğinden ----- İcra Müdürlüğü'nün -----sayılı dosyası ile icra başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, davalı borcunun götürülecek borç niteliğinde olan para borcu olduğunu, Bu kapsamda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89/1 hükmünün açık olduğunu para borcuna ilişkin huzurdaki davaya konu icra takibinin müvekkilinin yerleşim yerinin yetkili icra dairesinde açıldığını, faturalarda ödeme koşulu olarak 60 vade belirlendiğini, belirli vade bulunduğundan vade itibariyle ayrıca bir ihtira gerek kalmaksızın davalı şirketin temerrüde düştüğünü ve söz konusu tarihten itibaren faiz işleyeceğini, Nitekim 6102 sayılı TTK'nun 10. Maddesi "Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar." Hükmünde olduğunu, faturaların likit olduğunu, davalının nakit sıkıntısı sebebiyle hiçbir ödemesini gerçekleştiremediği süt sektöründe aleni bir husus teşkil ettiğini 2 senedir ısrarlı bir şekilde söz konusu borcu ödemeyi/yapılandırmayı reddettiğini ve yargılamanın uzun zaman aldığı ve yargılama sonunda takibin devamına karar verilmesi halinde dahi müvekkilinin alacağına kavuşamama ihtimali değerlendirildiğinde tedbiren ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesinin gerektiğini belrterek İhtiyati Haciz talebinin kabulüne, haksız ve kötü niyetli itirazın iptaliine, --- İcra Müdürlüğü'nün -----sayılı icra dosyası kapsamında takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere Müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve masrafları ile ücreti vekâletin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Akdi ilişkinin varlığının yetkili mahkemece tespit edileceğinden ----- İcra Dairesi ve mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, taraflar tacirler arasında sözleşmenin geçerli şekilde feshi ihbarı çekilmeden ödeme konusunda ihbar yapılmadan ve temerrüde düşürülmeden yapılan işlemlerin hukuken geçerli olmadığından icra takibine yapılan itirazın yasal zorunluluk gereği olduğunu, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığından davacı tarafından akdi ilişkinin yazılı delillerle ispatının gerektiğini, tek taraflı olarak düzenlenen faturanın akdin varlığını ispat etmeye yeterli olmadığını, davacının ödenmiş faturaları da icra takibine konu ettiğini, temerrüde düşürme gerçekleşmediğinden likit alacaktan söz edilemeyeceği gibi icra inkar tazminatının da talep edilemeyeceğini, faturaya itiraz edilmemesinin borcun kabul edildiği anlamına gelmeyeceğinden alacağın likit olduğunun da iddia olunamayacağını, davacının iddia ettiği alacaktan ve icra takibine konu ettiği faturalardan müvekkilinin yapmış bulunduğu ödemelerinin düşülüp düşülmediği mahsup edilmişse hangi koşullarda mahsuplaşıldığının belli olmadığını, hesaplanması mümkün olmayan/likit olmayan alacak olduğundan itiraz edildiğini, arabuluculuk görüşmelerinden çıkan sonucun alacağın likit olmadığının sübutu ve reddinin gerektiğini, faturanın tebliğ edilmiş olmasının borçlunun temerrüde düşürülmesi açısından ihtar yerine geçmediğini, vade farkının talep edilebilmesi için ya taraflar arasında vade farkını içerir bir sözleşmenin bulunması ya da taraflar arasında alışılagelmiş bir uygulamanın bulunmasının gerektiğini, taraflar arasında her ikisinin de bulunmadığını faturaya vade konulmasının hukuken bir geçerliliğinin bulunmadığının yasal düzenlemeler ve yerleşik yargıtay uygulamaları gereği olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından sözleşme ile belirli bir vade öngörülmediğinden takip öncesi faiz talep edilmesinin mümkün olamayacağından icra takibi öncesi faiz tutarına ve dava ile talep olunmasına itiraz ettiklerini, davacının işini eksiksiz ve usulüne uygun yerine getirildiğini yazılı delillerle ispatlamasının gerektiğini, davacının faturada yer alan malların teslim edildiğini malların tesliminin hangi yolla yapıldığını belgelendirmesini, faturanın teslim alındığını ispat etmesinin gerektiğini yetki itirazının kabulü ile mahkemenizin yetkisizliğine Balıkesir mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verilmesine, davacı tarafından yapılan takip ve iş bu davanın ticari işlere yönelik yasal mevzuata aykırı olduğundan takibin iptali ile davanın reddine, aksi halde davacı tarafından borca yönelik faturaya dayandırılan mal ve hizmetlerin verildiğinin ve sözleşme kapsamında fatura düzenlendiğinin yazılı delillerle davacı tarafından kanıtlanmasının ardından bilirkişi incelemesi ile varsa borç bakiyesinin belirlenmesini, takip öncesi işletilen faiz tutarının iptali ile buna yönelik talebin reddine, davacının inkar tazminatı talebinin unsurları oluşmadığı ve alacak likit olmadığından reddine, davacı kötüniyetli olduğundan müvekkil lehine alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, hukuka ve maddi gerçeğe aykırı ihtiyati tedbir talebinin reddine, yargılama masrafları ile dava vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ----- ile davalı ------ incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahipleri lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davacı ------ incelenen kayıtlarına göre, 07.07.2022 tarihinden itibaren ve 14.06.2024 İcra takip tarihinde de davacı ----davalı ----numaralı ve 21.06.2022 tarihli 197.964,65 TL tutarlı, ----- numaralı ve 28.06.2022 tarihli 149.986,20 TL tutarlı, ------ numaralı ve 07.07.2022 tarihli 150.470,- TL tutarlı faturalardan kaynaklı 499.418,52 TL alacaklı olduğu; Tarafların incelenen kayıtlarında 0,01 TL kuruş farkı ile mutabık oldukları, davacı ----davalı -----davaya konu edilen faturalardan kaynaklı 499.418,52 TL alacaklı olduğu; Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan takip ve davaya konu edilen 3 adet e-faturanın davacı tarafından merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik ortamda usulune uygun olarak davalıya tebliğ edildiği ve davalının defter ve kayıtlarında yer aldığı ile söz konusu e-faturalarda ödeme koşulunun 60 gün olarak yer aldığı, davacının davalı tarafından yapılan ödemeleri ticari defterlerine işlediği ve davalının takip ve davaya konu edilen faturalara karşılık 2.006,89 TL ödeme gerçekleştirdiği, dacaı tarafından davalıya kesilen faturaların davacı tarafından Bs, davalı tarafından Ba formlarına konu edildiği ve tarafların 2022 yılı Ba ve Bs formlarında mutabık oldukları; Takip ve davaya konu edilen faturaların davalının defter ve kayıtlarında da yer aldığı ve faturalarda ödeme koşulunun 60 gün olarak görüldüğü, TTK.nun 23. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılacağı, söz konusu fatıralara davalı tarafından itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir belge de görülmediği, temerüdün faturaların ödeme vadelerinde oluştuğundan talimat mahkemesince aldırılan bilirkişi raporuna karşı ileri sürülen itirazların yerinde olmadığı;" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.Taraf şirketlerin bilirkişi marifetiyle incelenen kayıtlar neticesinde oluşturulan 10/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda;
" Tarafların incelenen kayıtlarında 0,01 TL kuruş farkı ile mutabık oldukları, davacı ---- davalı ------ davaya konu edilen faturalardan kaynaklı 499.418,52 TL alacaklı olduğu " şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunduğu görülmüştür.
Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı yanın ----. İcra Müdürlüğünün ----- icra dosyası üzerinden takip başlattığı, takibin itiraz neticesinde durduğu, davacı yanın itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı vekilinin davanın reddini talep ettiği, mali müşavir bilirkişiler eliyle taraf şirketlerin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarından dava ve takibe konu faturaların davalı ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, taraf firmalara ait BA ve BS formlarının örtüştüğü farklılık olmadığı, davacının icra dosyasına konu ettiği faturalara davalı tarafından 8 gün içinde itiraz edilmediği hususları hep bir arada değerlendirilerek davacının alacaklı olduğunun vicdani kanaatine ulaşılmış olup hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak davanın asıl alacak bedeli olan 499.418,52 TL üzerinden kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.Her ne kadar takipte faiz alacağı talep edilmiş ise de davalının temerrüde düşmesi için 6098 sayılı TBK'nun 117/1 maddesi gereğince davacı tarafça ihtar yapılması gerektiği, davacı tarafça bu yönde bir ihtarın varlığı iddia edilmediği gibi, bir belge de sunulmadığı, TTK'nın 1530. maddesinin, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olup, tacirler arası satım sözleşmelerinde uygulanmasının söz konusu olmadığı zira, Yargıtay ---- HD'nin 18.9.2018 tarih,------sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu işbu nedenle anılan kanun hükmünün somut uyuşmazlığa uygulanma imkanının da bulunmadığı kanaatine varılarak faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,----- Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay -----. Hukuk Dairesi’nin ------Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Somut olayımızda davacının talep ettiği alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE; davalı tarafından ----. İcra Müdürlüğünün -----. sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 499.418,52 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen 499.418,52 TL üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE,
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 34.115,27 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 8.399,49 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 25.715,78 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 8.399,49 TL peşin harç toplamı 8.827,09 TL ile 12.439,00 TL ( Bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, dosya ücreti) olmak üzere toplam 21.266,09 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,71 ve red 0,29 oranına göre hesaplanan 15.098,92 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 420,00 TL (tebligat ve müzekkere gideri) yargılama giderinden davanın red 0,29 ve kabul 0,71 oranına göre hesaplanan 121,80 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin kabul oranına göre 2.556,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin red oranına göre 1.044,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
9-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 78.912,78 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 31.367,58 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.