T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/1001
KARAR NO: 2025/871
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/12/2024
KARAR TARİHİ: 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı/borçlu şirket arasında var olan ticari alım-satım ilişkisine istinaden ekte ibraz edilen alındı imza/kaşesini havi fatura suretinden de görüldüğü üzere teslim ettiği mal karşılığında davalı borçlu adına fatura düzenlediğini, davalı/borçlu tarafından 21.08.2024 tarihli, 23.442, -TL bedelli iade faturası kesildiğini, müvekkili tarafından iade faturasına konu bu miktarın toplam borç miktarından mahsup edildiğini ve davalı/borçlunun müvekkiline asıl alacağa iade tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte toplamda kalan 31.219,28 TL bakiye borcun ödenmesi hususunda davalı ile defalarca görüşüldüğünü defalarca ödeme konusunda kolaylık sağlanmışsa da davalı tarafın kötü niyetli tutumu ile müvekkilini şirketi oyalamaya çalıştığını, borcun ödememesi üzerine -------İcra Müdürlüğü'nün ------Sayılı dosyası nezdinde, cari hesap alacağına istinaden başlatılan takibe borçlu tarafından itirazda bulunulduğunu takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlandığını belirterek davanın kabulüne, takibin devamına karar verilinceye kadar geçen sürede alacaklı müvekkilin daha fazla hak kaybına uğramaması için alacak miktarı kadar borçlu mallarının üzerine ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz konulmasına, Sayın Mahkemece uygun görülmezse dava sonuçlanana kadar borçlu mallarına ilişkin üçüncü kişilere devir ve temlik yasağı konulmasına,-----icra Müdürlüğü'nün -------sayılı dosyası nezdinde yapmış olduğu itirazının iptaline takibin devamına, asıl alacağa ve alacağımızın tüm fertlerine (işlemiş ve işleyecek faiz ve masraflar hariç) yıllık reeskont avans faizi uygulanmak/işletilmek suretiyle davalı-borçludan tahsili şeklinde sürdürülmesine, borçlu aleyhine olmak üzere %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra-inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili ile ticari ilişkisinin devam ettiği döneme ilişkin davacının hiçbir alacağının kalmadığından ve takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığından yetkiye, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, hukuken muaccel ve likit bir alacak da bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte taraflar arasındaki uyuşmazlığın dava dilekçesi ekinde sunulan fatura ve e-postalarla ispatlandığının ileri sürüldüğünü, davacının edimini ifa ettiğine ilişkin sübut delil sunamadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan kim tarafından ne zaman ve ne şekilde temin edildiği belli olmayan ve her türlü müdahaleye açık mail kayıtlarına da itiraz ettiklerini, davacının hizmetin verildiğini ispatlar mahiyette hiçbir belge ibraz edilmediğini yalnızca maillere dayanılarak alacaklı olduğunu iddia ettiğini, şimdiye kadar sunulmayan delillerin şimdiden sonra ibrazına da itiraz ettiklerini, davacının ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiğini davacının davaya konu uyuşmazlıkla ilgili haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediğini, tek taraflı düzenlenmiş ve içeriği tartışmalı belgelere dayanılarak müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararının talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın hiçbir hukuki menfaatini koruma altına almayan ihtiyati haciz talebinin reddinin gerektiğini belirterek davacının hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati haciz taleplerinin tümden reddine, bu itirazların reddi ile esasa girilmesi halinde davacının yasal dayanaktan yoksun haksız ve mesnetsiz davanın ve icra inkar tazminatı ve diğer tüm taleplerinin reddine, haksız ve kötü niyetli takip yapan davacı aleyhine takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile yükümlü kılınmasına, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ------ incelenen defterlerinin TTK. md. 85 ve HMK 222. madde uyarınca sahibi lehine delil olarak kullanılma niteliğinde bulunduğu; Davalı -------Talimat Mahkemesine bilirkişi incelemesi için defterlerini ibraz etmediği, Kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış ve karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında 28.07.2020 tarihli ----- Gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; Davacı ------incelenen 2024 kayıtlarına göre, davacı -------21.08.2024 tarihinden itibaren ve 30.09.2024 takip tarihinde de açık hesap ilişkisinden kaynaklı davalı------- 23.442,- TL alacaklı olduğu; Davacının davalıya kestiği e-faturaları merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik ortamda davalı şirkete usulüne uygun tebliğ ettiği, faturalarda "irsaliye yerine geçer" ibaresinin bulunduğu, davaya konu edilen e-faturanın davalı firmanın idari kabul departmanı tarafından kaşelenip imzalandığı, davalının talimat mahkemesine defter ve belgelerini ibraz etmediğinden davacının kestiği faturaları ticari defterlerine işleyip işlemediğinin tespit edilemediği, tarafların 2024 yılına ait Bs Ba Karşılaştırmalı Analizinde mutabık oldukları; Davalının incelenen kayıtlarında, davalının davacıya itiraz süresi dışında kestiği 21.08.2024 tarihli 23.442,- TL tutarlı iade faturasının yer aldığı;" şeklinde sonuç ve kanaatine
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Davacı şirketinin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı tarafından davalı şirketten 23.442,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce 19/06/2025 tarihli bir nolu celsede taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları üzerinden inceleme yapılması amacıyla ara karar kurulduğu, duruşmada hazır olmayan davalıya gerekli tebligatın yapıldığı, davalı vekili tarafından ticari defter ve kayıtları ibraz edilmediği gibi dava dosyasına ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişiyi bildirmediği, 6100 sayılı Hmk'nın 222/3. maddesinde, 28/07/2020 tarihli ------ gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunla ticari defterlerin sunulmamasına ilişkin 23. madde ile değişiklik yapılmış ve ticari defterlerin davalı tarafından sunulmaması halinde davacının ticari defter kayıtlarının lehine delil olacağı belirtildiği, davacı şirketin incelenen defter kayıtlarına göre, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 23.442,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı yazılı itirazda bulunulduğu, ileri sürülen itirazların yerinde olmadığı anlaşılmakla 4 nolu celsenin ara kararı ile itirazların reddedildiği, böylece bilirkişinin davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 23.442,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği hususu nazara alınarak davacının davasını asıl alacak üzerinden (kısmen) ispat ettiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Her ne kadar davacı yan icra takibinde faiz talebinde bulunmuş ise takip öncesi davalıyı temerrüte düşürdüğünü ispatlayamaması karşısında faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,------- Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.
Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay -----. Hukuk Dairesi’nin------ Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davada kabul ve red olunan miktarın 2025 yılı kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir. Zira ---- Bölge Adliye Mahkemesinin ----. Hukuk Dairesi'nin -----esas ve ----- karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin; " ... Dosyanın yapılan incelemesinde, yerel mahkeme tarafından kabul edilen miktar 20.678,00 TL olup kabul edilen ve davalı tarafça istinaf edilen miktarın 2024 yılı için belirlenen kesinlik sınırının (28.250,00-TL) altında kaldığı, verilen kararın kesin mahiyette olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE; davalı tarafından---- İcra Dairesinin ------- sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 23.442,00 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen asıl alacak olan 23.442,00 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE,
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 1.601,32 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.173,72 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç toplamı 855,20 TL ile 6.705,00 TL ( Bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, dosya ücreti) olmak üzere toplam 7.560,20 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,71 ve red 0,29 oranına göre hesaplanan 5.367,74 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan bir gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin kabul oranına göre 2.556,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin red oranına göre 1.044,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
9-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 23.442,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 9.415,01 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, dava değeri kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.